Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2024/554 E. 2024/1388 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2024/554
Karar No
2024/1388

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/554 Karar No:2024/1388 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nce Sivas ili hudutlarında bulunan ER:... sayılı maden sahasına ilişkin olarak ...tarihinde gerçekleştirilen ihale üzerinde kalan davacı tarafından, ihale teminatı için fazladan yatırılan miktarın iadesi istemiyle yapılan başvurunun, Maden Sahaları İhale Yönetmeliği'nin 21. maddesi gereğince ihale bedelinin süresi içerisinde yatırılmadığından ihale teminatının irat kaydedildiği gerekçesiyle reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; ... ili hudutları dahilinde bulunan maden sahasına ilişkin olarak gerçekleştirilen ihalede, davacının kapalı olarak 180.000,00-TL teklif verdiği, 250.000,00-TL ihale teminat bedeli yatırdığı, davacının 1.252.800,00-TL bedelle ihaleyi kazanması üzerine ihale teminatı için ihale taban bedeli olan 113.132,00-TL yeterli iken ihaleye katılma süresinin kısa olması nedeniyle fazla yatırıldığı iddia edilen kısmın iadesi istemiyle yapılan başvurunun davalı idarece reddedildiği, süresi içerisinde ihale bedelini yatırmaması nedeniyle teminatının irat kaydedildiğinin görüldüğü; Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, teminat bedeli miktarının kapalı teklifin %20'sinden az olmamak şartıyla müracaatçı tarafından özgür olarak belirlenebileceği, ihaleyi kazananın süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde ihale teminatının irat kaydedileceği, dava konusu olayda davacının ihale teminat bedelini 250.000,00-TL olarak yatırdığı, süresi içinde ihale bedelini ödemediği hususunda tereddüt bulunmadığı, fazladan yatırılan ihale teminat bedeli miktarının iadesini gerekli kılan bir düzenlemenin bulunmadığı, dolayısıyla idarenin ihale teminatının fazla kısmının iadesine zorlanamayacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; maden sahalarına yönelik gerçekleştirilen ihalelerde isteklilerin en az kapalı tekliflerinin %20'si ve açıklanan ihale taban bedeli kadar teminat tutarı göstermek zorunda olduğu, isteklilerin asgari sınırın üzerinde teminat göstermelerini engelleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, fazla tutarda teminat gösterilmesinin istekliye sağladığı bir menfaatin bulunmadığı, bu anlamda rekabeti ihlâl edici olmadığı ve diğer teklifler karşısında istekliye üstünlük sağlayıcı yönünün de bulunmadığı, bu itibarla, teklifin %20'si ve ihale taban bedeli oranında vereceği teminat yeterli iken, bir yönüyle teklif gizliliğinin de sağlanması amacıyla asgari sınırın üzerinde verilen teminat tutarının istekli aleyhine hüküm ve sonuç doğurmasının hukuka uygun olmadığı; Tüm bu hususlar birlikte göz önüne alındığında, davacının kapalı teklifine esas tutarın %20'lik kısmı ihale taban bedelinin altında kaldığından, ihale taban bedeli kadar olan kısmın irat kaydedilmesi gerekirken, bu tutarı aşacak şekilde, teminat gösterilen tutarın tümünün irat kaydedilmesi hukuka aykırı olduğundan, ihale taban bedelini aşan kısmın davacıya iadesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi uyarınca, dava konusu işlemin maden mevzuatından kaynaklandığı ve temyizi kabil kararlardan olduğu, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USÛL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dâhi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; sekizinci fıkrasında ise, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. Aktarılan düzenlemelere göre ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır. Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. İhale işlemlerine ilişkin idarî usûlü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 4. maddesinde, ihalenin, "Bu Kanunda yazılı usûl ve şartlarla, işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri"; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde ise, "Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri" ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanuni tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir. Dosyanın incelenmesinden, ... ili hudutlarında bulunan ER:... sayılı maden sahası için ... tarihinde gerçekleştirilen ihale üzerinde kalan davacı tarafından, ihale teminatı için fazladan yatırılan miktarın iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, ihale sürecindeki işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklara ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, dava konusu işlemin "ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlık" niteliği taşıdığı, bu nedenle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü uygulanarak çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulü kuralları gereğince doğrudan temyize tâbi olduğu, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda anılan Kanun'un 45. maddesinin 8. fıkrası uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından esasa girilmeksizin dava dosyasının Danıştay'a gönderilmesi gerekirken, esasın incelenmesi suretiyle verilen kararda usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2024/554, K. 2024/1388, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2024-554-e-2024-1388-k-65534c423d69