Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2021/170 E. 2024/1413 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2021/170
Karar No
2024/1413

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/170 Karar No:2024/1413 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Enerji Üretim A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 16/05/2015 tarih ve 29357 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ... Gaz Dağıtım A.Ş.'nin (...) 2012-2016 yılları arası perakende satış tarifelerinin belirlenmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının davacı şirkete ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin E:... ve ... tarihli kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiğinden bahisle, Mayıs 2015-Ağustos 2016 dönemi içerisinde ödemesini yaptığı 10.758.326,08-TL sistem kullanım bedelinin en yüksek reeskont faiziyle birlikte anılan şirkete ödettirilmesi için gereğinin yapılması istemiyle yapılan başvuru üzerine ''karar alınmasına gerek olmadığına'' ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacı vekili tarafından verilen ve 21/11/2019 tarihinde Mahkemelerinin kayıtlarına giren dilekçe ile... tarih ve ... sıra nolu fatura ile davacı tarafından talep edilen taşıma hizmet bedelinin ödendiği ve mutabakat sağlandığının belirtildiği ve dilekçe ekinde söz konusu faturalara yer verildiği görüldüğünden davanın bu haliyle konusuz kalmış olduğu anlaşılmış; öte yandan, davanın açılmasına davalı idare sebebiyet verdiğinden, davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, ayrıca bakılan davada davacı avukatla temsil edildiğinden lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yasa ile kendilerine yüklenen sorumluluklar çerçevesinde işlem tesis edildiği, hukuka uygun bu işlem nedeniyle davanın açıldığına sebebiyet verdiklerinin düşünülemeyeceği, idare aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : ...'nın 2012-2016 yılları arası perakende satış tarifelerinin belirlenmesine ilişkin Kurul kararının davacı şirkete ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiğinden bahisle, Mayıs 2015-Ağustos 2016 dönemi içerisinde ödemesini yaptığı 10.758.326,08-TL sistem kullanım bedelinin en yüksek reeskont faiziyle birlikte ilgili şirkete ödettirilmesi için gereğinin yapılması istemiyle yapılan başvuru üzerine ''karar alınmasına gerek olmadığına'' ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Kurul Kararı alınmıştır. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde, "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 331. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Bu itibarla, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kavramlarına değinmek gerekmektedir. Yargılama giderleri genel olarak, yargılama faaliyetinin başlaması, devamı ve sonuçlanması için ödenmesi lazım gelen harç, masraf ve ücretlerin tamamını ifade etmektedir. Kural olarak yargılama giderlerinin, yargılama sonunda aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına karar verilir. Yargılama giderlerine tarafların talepte bulunmalarına gerek olmaksızın mahkemece re'sen hükmedilir. Vekâlet ücreti, vekille takip edilecek davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti ve avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan vekâlet ücreti olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İdarî Yargılama Usûlü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin kuralları incelendiğinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama gideri olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yargılama giderleri arasında sayılan vekâlet ücretinin hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir. Takdir olunacak vekâlet ücreti tutarı ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenmektedir. Görüldüğü üzere yargılama giderleri; harçlar, yargılama sırasında yapılan masraflar ve vekâlet ücretinden oluşmaktadır. Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihaî kararın "hüküm" olduğu, 297. maddesinde ise yargılama giderlerinin hükmün kapsamı içerisinde yer aldığı ifade edilmiştir. Bu sebeple, yargılama sonunda verilen nihaî kararda (hüküm) yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin belirtilmesi gerekmektedir. Davanın konusuz kalması, işin esası incelenerek yargılama sonunda verilecek hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri dışında yargılamayı sona erdiren durumlardan biridir. Davanın açılmasından sonra, davanın konusunun veya davacının dava açmaktaki hukukî yararının ortadan kalkması durumunda dava konusuz kalır. Dava konusuz kaldığında esas hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm kurulmasına gerek kalmaz. Öte yandan, davanın konusuz kalması hâlinde nasıl bir karar verileceğine ilişkin usul kanunlarımızda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, davanın konusuz kalması durumunda davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda esas hakkında yargılamaya devam edilerek karar verilmesine gerek kalmamakta ise de, yargılama giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında, "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." kuralı yer almaktadır. Davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun nihai olarak ortaya konulabilmesi ise, yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu itibarla, davanın konusuz kalması durumunda mahkemece yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ve bu tespite göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmektedir. Uygulamada mahkemelerce davanın konusuz kalması durumuna ilişkin olarak davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu değerlendirmesi yapılırken, davalı idarenin "davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği" noktasında bir değerlendirme yapılmaktadır. Oysa, söz konusu kavramın ne mevzuatımızda ne de öğretide yeri bulunmaktadır. Esasen, davalı idareler tesis ettiği işlemler veya yaptığı düzenlemelerle idarî yargıda görülen davaların tamamının açılmasına sebebiyet vermektedirler. Bu düşünceden hareketle konusu kalmayan davaların tamamında, davanın açılmasına sebep olunduğundan bahisle davalı idareler aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi hukuka aykırı sonuçların doğmasına yol açar. Bu itibarla, konusu kalmayan davalarda, davanın esası bakımından yargılama sona ermekte ise de, yargılama giderleri açısından yargılamaya devam edilerek tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, hüküm aşamasında ortaya çıkan "haklılık durumu" ile davanın açıldığı tarihteki "haklılık durumu" kavramları arasındaki farka değinmek gerekmektedir. Bir davada, hüküm verilebilir aşamaya gelininceye kadar çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunularak tarafların haklılık durumu araştırılmakta, yargılama sonunda verilen hükümle birlikte tarafların haklılık durumu nihaî olarak ortaya çıkmaktadır. Esasen, bakılmakta olan bir davada tarafların haklılık durumunun nihaî olarak tespit edilebilmesi için öncelikle dosyanın tekemmül etmesi, gerektiğinde de keşif, bilirkişi, ara karar veya duruşma gibi çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunulması gerekmektedir. Davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri bakımından davaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi gerekmekte ise de; bu aşamada yapılacak haklılık durumu tespitinin, davanın esası hakkında hüküm verecek düzeyde bir araştırma yapmayı zorunlu kılmayan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre yapılan bir haklılık değerlendirmesini ifade ettiğinin kabulü gerekir. Aksi hâlde, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davalarda, sadece yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletilmesi gerektiğine karar verilebilmesi amacıyla, adeta davanın esası hakkında bir karar veriyormuşçasına yargılama faaliyetinde bulunulması zorunluluğu doğar ki, bu durum ne usûl ekonomisi ne de yargılama faaliyetinin amacıyla bağdaşmaz. Öte yandan, tarafların haklılık durumunun nihaî olarak tespiti esasen yargılama sonunda verilen hüküm ile birlikte mümkün olduğundan, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespiti çoğu zaman pek mümkün olamamaktadır. Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda ideal olan yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ise de, haklılık durumu tespitinin nihaî olarak ortaya konulabilmesi için uzun bir yargılama faaliyetine ihtiyaç duyulduğundan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilememesi hâlinde, herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi seçeneği usûl ekonomisi ve yargılama faaliyetinin amacına daha uygun düşmektedir. Zira, dosya tekemmül etmeden veya yeterli araştırma yapılmadan bir haklılık değerlendirmesi yapılması ve buna bağlı olarak hükmedilecek yargılama giderleri, taraflar açısından hukuka aykırı sonuçların doğmasına sebep olabilecektir. Uygulamada bazı mahkemeler tarafından, konusu kalmayan davalarda haklılık durumu değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmekle birlikte, toplam yargılama gideri taraflara eşit olarak paylaştırılmaktadır. Oysa, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasında aslolan, tarafların kendi yaptıkları masraf ve giderlere katlanmasıdır. Uyuşmazlığa konu olay incelendiğinde, ...'nın 2012-2016 yılları arası perakende satış tarifelerinin belirlenmesine ilişkin Kurul kararının davacı şirkete ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiğinden bahisle, Mayıs 2015-Ağustos 2016 dönemi içerisinde ödemesini yaptığı 10.758.326,08-TL sistem kullanım bedelinin en yüksek reeskont faiziyle birlikte ilgili şirkete ödettirilmesi için gereğinin yapılması istemiyle yapılan başvuru üzerine ''karar alınmasına gerek olmadığına'' ilişkin dava konusu Kurul kararının alındığı; davacı vekili tarafından verilen ve 21/11/2019 tarihinde Mahkemelerinin kayıtlarına giren dilekçe ile ... tarih ve ... sıra nolu fatura ile davacı tarafından talep edilen taşıma hizmet bedelinin ödendiği ve mutabakat sağlandığının belirtildiği ve dilekçe ekinde söz konusu faturalara yer verildiğinin görülmesi üzerine Mahkeme'ce konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davalı idare aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davada, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu tespiti yapılamadığından yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davalı idare aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, ... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:...7 sayılı kararın hüküm fıkrasında yer alan "aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama gideri ile ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkarılarak, davacı tarafından yapılan yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılacak şekilde düzeltilmesi gerektiğinden, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinin, "istinaf başvurusunun reddine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine' ibaresinin çıkarılması, aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2021/170, K. 2024/1413, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2021-170-e-2024-1413-k-c1bd86604aa2