Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2020/3709 E. 2024/4614 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2020/3709
Karar No
2024/4614
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/3709 Karar No:2024/4614

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 29/12/2015-17/02/2016 döneminde ... Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (... ) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (f) bentlerine aykırılık oluşturduğundan bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. ve 104. maddesi uyarınca elde edilen realize net menfaat tutarı 14.382,81-TL'nin iki katı olan 28.765,62-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; davalı idare tarafından ... pay piyasasında inceleme döneminde gerçekleştirilen işlemlere ilişkin hazırlanan ... tarih ve ... sayılı denetleme raporunda, gerçekleştirilen toplam işlemlerin %18,72'sinin, alımların %18,72'sinin ve satımların %18,72'sinin davacı tarafından gerçekleştirildiği, gün bazında yatırımcının alım işlemlerinin piyasadaki tüm alım işlemlerine oranının (15/01/2016 tarihinde) %57,81'e, satım işlemlerinin tüm satım işlemlerine oranının (12/02/2016 tarihinde) ise %41,43'e, toplam işlemlerin piyasadaki tüm işlemlere oranının ise (15/01/2016 tarihinde) %35,48'e kadar yükseldiği, davacı tarafından inceleme döneminin tamamında 713 adet sözleşme tüm fiyat yükseltici alım sözleşmelerinin %49,07'si, 409.089 adet fiyat yükseltici alım işlemi ile tüm fiyat yükseltici alım işlemlerinin %25,14'ünün gerçekleştirdiği, gün bazında gerçekleştirilen fiyat yükseltici sözleşmelerin (20/01/2016 tarihinde) %98'ini ve fiyat yükseltici alım işlemlerinin ise (03/02/2016 tarihinde) %97,58'ini gerçekleştirdiği, 36 işlem gününü kapsayan inceleme dönemi içinde 23 farklı tarihte aktif alım emirleriyle gerçekleştirdiği fiyat artırıcı sözleşmelerin pay fiyatında gerçekleşen aynı nitelikteki sözleşmeler içindeki payının %30'dan fazla olduğu, davacının aktif alım emirleriyle gerçekleştirdiği fiyat artırıcı sözleşmelerin %45'inde ilettiği alım emrinin beş adet ve daha düşük miktarlı, %30'unda ise ilettiği alım emirlerinin 58 adetlik olduğu, 19/01-17/02/2016 döneminde 108 adet sözleşme ile 462.471 adet fiyat düşürücü satım işlemi (tüm fiyat düşürücü satım işlemlerinin %20,93'ünü) gerçekleştirdiği, gün bazında gerçekleştirilen fiyat düşürücü sözleşmelerin (12/02/2016 tarihinde) %26,92'ini, fiyat düşürücü satım işlemlerinin ise (08/02/2016 tarihinde) %52,71'ini gerçekleştirdiği, davacının sahip olduğu Desa pay stoğunu satmaya çalıştığı dönemde pay AOF'sinin düştüğü, pay fiyatının düşmesine engel olmak için düşük adetlerde fiyat yükseltici işlemler gerçekleştirildiği, pay fiyatının arttığı dönemde her bir fiyat yükseltici sözleşme ile ortalama 2.468 adet fiyat yükseltici işlemler gerçekleştirirken, fiyatın düştüğü dönemlerde ise her bir fiyat yükseltici sözleşme ile ortalama 253 adet fiyat yükseltici işlem gerçekleştirildiği, hatta bazı günlerde bir fiyat yükseltici sözleşme ile ortalama dört ya da beş adetlik fiyat yükseltici işlem gerçekleştirildiği ve bu işlemler sonucunda 14.382,81-TL net realize menfaat elde edildiği tespitlerine yer verildiği, her ne kadar davacı tarafından, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, olayın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmemesi karşısında bilirkişi incelemesine gerek bulunmadığı, bu durumda, davacının pay piyasasında inceleme döneminde gerçekleştirdiği işlemlerin Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinde yer alan piyasa bozucu eylemler kapsamında olduğu anlaşıldığından dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacı tarafından ''piyasa bozucu eylemlerde bulunduğu belirtilen işlemlerdeki toplam sermayesinin, Şirketin halka açık hisselerinin piyasa değerinin 0,0077'si kadar olduğu, küçük sermaye ile anılan şirkette piyasa bozucu eylemde bulunulmasının imkansız olduğu'' iddia edilmekte ise de, piyasa bozucu eylemler açısından yapılacak değerlendirmenin sadece sermaye miktarı açısından yapılan tespit ile sınırlandırılmadığının görülmesi karşısında anılan iddiaya itibar edilmediği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu olayın uzmanlık ve teknik bir konu olması nedeniyle bilirkişi raporu alınmasının gerektiği, davalı idarenin düzenlediği raporun bağımsız bir bilirkişi tarafından değerlendirilmeden karar verilmesi halinde etkin bir başvuru yolundan bahsedilemeyeceği, pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu nitelikte olmadığı, dosyaya haricen sunulan uzman raporunda davalı idarenin tespitlerinin gerçek dışı olduğu belirtilmesine rağmen Mahkemece anılan rapora atıf dahi yapmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlem ile temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2020/3709, K. 2024/4614, T. 08.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2020-3709-e-2024-4614-k-3a2147f370f2