Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2020/3008 E. 2022/1821 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2020/3008
Karar No
2022/1821

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3008 Karar No : 2022/1821 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … DİĞER DAVALILAR: 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı … VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı / … VEKİLİ : Av. … 3- … Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü … VEKİLLERİ : Av. … Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … 2- … … mirasçıları 3- … 4- … 5- … 6- … VEKİLLERİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılardan ...'nün 05/01/2001 tarihinde ... Cad. SSK İstanbul Eğitim Hastanesi karşısındaki kaldırım kenarında oturduğu sırada tren hattında işleyen trenlerin çalışmasını sağlayan elektrik kablolarından birinin kopmuş olması ve davacılardan …'nün oturduğu kaldırıma bu kabloda bulunan elektrik akımının yağmurun da etkisiyle geçmesi sonucu elektrik yanığıyla ağır surette yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak ...için 80.000,00 TL (1.878.657,00 TL miktar artırımıyla) maddi ve 30.000,00 TL manevi, anne … için 10.000,00 TL manevi ve 40.000,00 TL maddi, baba … için ise 10.000,00 TL manevi ve 40.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu olaya ilişkin Mahkemelerinin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair kararının Danıştay Onuncu Dairesince bozulması üzerine Mahkemelerince davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay Onuncu Dairesince onanması ve karar düzeltme isteminin de reddedilmesi üzerine davacı tarafından 25/04/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğu, Anayasa Mahkemesinin … tarih ve … başvuru numaralı kararı ile Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkının ihlal edildiğine karar verilerek yaşama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemelerine gönderilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, Mahkemelerinin E:… sayılı, E:… sayılı dava dosyaları, bilirkişi raporu ve Anayasa Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararı ile dava dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, meydana gelen olayda … Elektrik Dağıtım A.Ş Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Fatih Belediye Başkanlığı'na atfı kabil kusur izafe edilmeyeceği, T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü yönünden ise, elektrik hattındaki gerilimin çok yüksek olduğunun, kablolara dokunulmasa bile belli bir mesafedeki kişiye ağır şekilde zarar verebilecek nitelikte olduğunun bilirkişi raporu ile sabit bulunduğu, nitekim söz konusu akımın davacının vücut bütünlüğü üzerinde yarattığı etkinin de bu durumu açıkça ortaya koyduğu, olay tarihinde sadece dokuz yaşında olan davacının bir yaya üst geçitinden geçerken yerde bulduğu çubukla yüksek gerilim hattına kolaylıkla ulaşabildiği kabul edildiğine göre bu belirsizliğe rağmen olayda gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmış olduğunun söylenebilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu olayda, idarenin öngörebileceği yaşama yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğu ve idarenin bu tehlikeyi önleyebilmek için makul ölçüler çerçevesinde kendisinden beklenebilecek herhangi bir tedbiri almadığı sonucuna varıldığından T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünün davacının yaralanması ve engelli olması durumuna neden olan olayda hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların maddi tazminat istemlerine ilişkin olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 09/05/2019 tarihli raporda özetle; "davacının olay tarihindeki yaşı, kazancı, davaya konu olay sonucunda maruz kaldığı meslekte kazanma gücü kaybı oranı (%71) dikkate alındığında, davaya konu olay nedeniyle davacının uğradığı zararın 1.878,657,70 TL olduğu" yönünde görüş bildirildiği, 23/12/2019 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat miktarının 1.878,657,00 TL olarak artırıldığı, davacılardan …'nün 40.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, yine baba … mirasçıları …, …, … ve …'nün 40.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı taleplerine ilişkin zararı açıkça ortaya koyamadıkları, davacıların manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak, davacıların olay nedeniyle duydukları elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmek amacıyla anne … için 10.000,00 TL, baba … için ise 10.000.00 TL (Baba …'nün vefat ettiği dikkate alınarak olayın meydana geldiği tarihten vefatına kadar olan dönem, ayrıca dört ayrı mirasçısı bulunduğu göz önüne alınmıştır.) ve davacı … için ise 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile davacıların maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, davanın açılması sırasında talep edilen 80.000,00 TL maddi tazminata 25/03/2002 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile talep edilen 1.798.657.00 TL'lik kısma yönelik olarak ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelerden T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü'ne tebliğ edildiği 30/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olmak üzere 1.878,657,00 TL maddi tazminatın davalı idarelerden T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü tarafından davacılardan …'ye ödenmesine, 80.000,00 TL maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulü ile davacılardan … için 10.000,00 TL, … mirasçılarına 10.000.00 TL (…, …, … ve …) ve davacı ...için 30.000,00 TL'nin 25/03/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan T.C. Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü 'nce ödenmesine, davalı idareler … Elektrik Dağıtım A.Ş Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Fatih Belediye Başkanlığı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalılardan TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, zararı meydana getiren olayın davacılardan …'nün kendi kusurundan kaynaklandığı, idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, Mahkemece yalnızca Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen tespitlere dayanılarak karar verildiği, kusura ilişkin gerekli incelemenin yapılmadığı, olayda ailenin bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihlal ettiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen hesaplamanın hatalı olduğu iddialarıyla Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılardan … ve …'nün oğlu …, 05/01/2001 tarihinde İstanbul Yenikapı tren istasyonu yakınlarında iken elektrik çarpması sonucu yaralanmıştır. Meydana gelen olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan davada verilen ret kararının kesinleşmesi üzerine davacılardan ...tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinin … tarihli, Başvuru No: … sayılı kararıyla, başvurucu …'nün Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkının ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine Mahkemece yeniden yargılama yapılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesi kararının hizmet kusuruna ilişkin kısmının incelenmesi: Uyuşmazlık konusu olayda, demir yolu etrafında gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı anlaşılan davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır. Bununla birlikte, söz konusu olayın, olay tarihinde henüz 9 yaşında olan davacılardan …'nün tek başına evinden uzak olduğu bir sırada meydana gelmiş olması karşısında, bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan anne ve babasının da % 50 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Mahkemece, davacı küçüğün uğramış olduğu maddi zararın tazminine karar verilirken; olayın meydana gelmesinde, davalı idarenin hizmet kusurunun yanı sıra ebeveynlerin de %50 oranında (müterafik kusur) kusurlu bulunduğu gözetilerek hükmedilecek tazminat miktarından indirime gidilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek davacılardan …'nün maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. İdare Mahkemesi kararının davacılardan …'nün maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi: İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumunun … tarih ve … sayılı raporunda, davacılardan …'nün meslekte kazanma gücü kaybı oranının %71 olduğu yönünde tespite yer verildiği görülmektedir. Davacının %71 oranındaki güç kaybına bağlı olarak uğradığı maddi zararının hesaplanmasına ilişkin 09/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 19/02/2009 tarihinde 16 yaş 11,5 aylık iken çalışma hayatına başladığı, bu tarihten 31/08/2013 tarihine kadar 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi, 19/10/2014 tarihinden raporun tanzim edildiği tarihe kadar aynı Kanun'un 4/c maddesi kapsamında çalıştığı, çalışma hayatına 18 yaşından önce başlaması nedeniyle bu dönem zararında asgari ücretin baz alındığı; 4/c kapsamındaki çalışma süresi boyunca uğradığı zararın ise çalıştığı kurum olan TRT Genel Müdürlüğünden alınan bordrolara, bir başka ifadeyle elde ettiği gerçek gelire göre hesaplandığı ve sonuç olarak davacının maddi zararının 1.878,657,70 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Davacı …'nün idarenin kusuru nedeniyle uğramış olduğu güç kaybından kaynaklanan zararının davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, davacının güç kaybından doğan zararının, efor kaybına uğradığı tarihten itibaren TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenecek muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar hesaplanması; bu süredeki gelirinin ise kişinin mevcut geliri üzerinden değil, asgari ücret baz alınarak hesaplanması gerekmektedir. Bu bağlamda, davacının olay tarihinden 16 yaş 11,5 ay yaşına kadar geçen süredeki zararı asgari geçim indirimi hariç net asgari ücret üzerinden, anılan yaşını doldurduğu tarihten bilirkişi raporunun yeniden düzenleneceği tarihe kadar olan dönemdeki zararı (işlemiş aktif dönem); asgari geçim indirimi dahil, o tarihlerde yürürlükte olan asgari ücretlere doğrudan kalıcı iş gücü kaybı oranı (%71) uygulanarak tespit edilmelidir. Bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten, davacının emeklilik yaşının SGK'ya sorularak alınacak cevaba göre belirlenecek aktif dönemdeki (işleyecek aktif dönem) zararının ise; asgari geçim indirimi dahil bilinen son asgari ücret miktarı 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 arttırılmak ve % 10 iskontoya tabi tutulmak ve kalıcı iş gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, davacının yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarihten muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerekmekte olup; pasif dönem zararının hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığı olduğundan, ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem zararının hesaplanmasında dikkate alınmaması gerektiği açıktır. Pasif dönemde davacının maddi zararı, asgari geçim indirimi hariç, bilinen son asgari ücret miktarı 1/Kn katsayısına göre her yıl % 10 artırılmak ve % 10 iskontaya tabi tutulmak ve kalıcı iş gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanmalıdır. Öte yandan, denetime elverişli olabilmesi amacıyla bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın tablo halinde raporda bulunması gerekmektedir. Bu durumda; İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar ve müterafik kusur oranı dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacının güç kaybından doğan maddi zararının yeniden hesaplatılması ve buna göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğuyla BOZULMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının oy birliğiyle ONANMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (on beş) 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/04/2022 tarihinde karar verildi. (X)-KARŞI OY: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi kararı ve dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı …'nün anne ve babası ve aynı zamanda diğer davacılar olan … (müteveffa) ve …'nün olayın meydana gelişinde kusurlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının meydana gelen olayda davalı idarenin tam kusurlu olduğu dikkate alınmak suretiyle verilen kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından Dairemiz kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının bu nedenle bozulması yönündeki gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2020/3008, K. 2022/1821, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2020-3008-e-2022-1821-k-c3c7938ca4fd