Bölge Adliye Mahkemesi · Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2023/599 E. 2023/1221 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/599
Karar No
2023/1221
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 7. HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ..... KARAR NO : ..... KARAR TARİHİ : 15/12/2022 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 17/03/2023 (DAVALI ) DAVACI : ... -T.C. Kimlik No:... VEKİLİ : Av. ... -..... DAVALI : ... - T.C. Kimlik No: ...- ... VEKİLİ : Av. ... - ..... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit B.A.M. KARAR TARİHİ : 21/09/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2023 Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili hakkında davalı tarafından ..... 13. İcra Müdürlüğü’nün ...../..... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, tebligat usulsüz olduğundan takibe itiraz edilemediğini, icra takibine dayanak yapılan senedin bir mal alım satımına dayanmadığı gibi zamanaşımına uğradığını, senedin teminat amaçlı verildiğini, senette vade tarihi yazılmadığını, düzenleme tarihinden 6 yıl sonrasına tediye tarihi belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve davalı tarafından sonradan yazıldığını belirterek müvekkilinin takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin usul ve yasaya aykırı şekilde tebliğ edildiğine dair davanın reddedildiğini, teminat senedi olduğu iddialarının ve zamanaşımı yerinde olmadığını, davacının bu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. Mahkemece, takibe konu senedin 3 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği, bu nedenle yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, icra takip tarihi itibariyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının ..... 13. İcra Müdürlüğü’nün ...../..... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, dava konusu senedin vade tarihi olan 04.03.2009 tarihi ile 04.03.2012 olan 3 yıllık zamanaşımı tarihi arasında kambiyo senedi vasfı olduğunu, bu vasfı 04.03.2012 de yitirdiğini, bu tarihte yazılı delil başlangıcı ihtiva edecek basit alacağa dönüştüğünü ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin de bu tarihte başladığını, TTK 749. maddesindeki 3 yıllık zamanaşımı BK 146. maddesinde düzenlenen "aksine bir hüküm yoksa" kavramının bizzat aksine hüküm olduğunu, alacağın 10 yıllık yasal zamanaşımı süresinde istendiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dosya kapsamında, davacının tacir olduğuna ilişkin bir iddia ve savunma olmadığı gibi dosyada da buna dair bir delil de bulunmamaktadır. Ticaret mahkemelerinin görevi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. bendinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu düzenlenmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun 6102 sayılı TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Gerçek kişi tacirin tanımı 6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde, esnafın tanımı ise 15. maddede düzenlenmiştir. Aynı kanunun 11. maddesinde de ticari işletme yer almıştır. Bu maddenin 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192. maddesiyle değiştirilmesinden önce dava tarihindeki şekline göre ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Bakanlar Kurulu Kararı ile belirleneceği açıklanmıştır. Bakanlar Kurulu’nun 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Bakanlar Kurulu kararının 1.maddesinin (a) bendinde, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmi Gazetede yayınlanacak esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı sanayici veya tacir niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar sayılmaları ile esnaf ve sanatkarlar siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odasına kaydedilecekleri, (b) bendinde ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve kararın (a) bendinde belirtilenler dışında kalanların tacir ve sanayici sayılıp ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri gerektiği belirtilmiştir. 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değiştirilen 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine göre de, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, takip konusu senet zamanaşımına uğrayarak kıymetli evrak niteliğini kaybettiğinden dava mutlak ticari davalardan değildir. Bu durumda davacının tacir olup olmadığı araştırılmaksızın 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Mahkemece öncelikle davacının tacir olup olmadığının araştırılması, davacının tacir olmadığının anlaşılması halinde asliye hukuk mahkemesinin görevli olacağı gözetilerek buna göre karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenip karar verilmesi doğru olmamış, kamu düzeni nedeniyle kararın görev yönünden kaldırılması gerekmiştir. Kaldırma kararı gerekçesine göre esasa ilişkin bir inceleme ve değerlendirmenin bu aşamada yapılmamıştır. HMK nun 355. maddesi gereğince kamu düzeni açısından yapılan inceleme sonucu mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ..... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarih ..... sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında yatırılan harçlar ilgisine iadesine, 3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 hükmü uyarınca kesin olmak üzere 21/09/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...

Atıf: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/599, K. 2023/1221, T. 21.09.2023, www.arakarar.com/karar/bursa-bolge-adliye-mahkemesi-7-hukuk-dairesi-2023-599-e-2023-1221-k-2d75ea78236a