İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/884 E. 2026/373 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/884
Karar No
2026/373
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2026/

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 22/07/2025 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ile davalı şirket arasındaki "Gayrımenkul Gösterme Tutanağı ve Komisyon Sözleşmesi" uyarınca müvekkil, davalı yana "... ili, ... ilçesi, ... 2781 ada, 1 parsel, 5.966,72 m2 ve 2782 ada, 1 parsel 4.053,43 m2 toplam değeri: 150.000.000,00TL değerinde taşınmazı göstermiş ve neticesinde alıcı ile satıcı arasındaki satış işleminin gerçekleşmesini sağladığı, müvekkilin sözleşmeden de anlaşılacağı üzere hakkı olan 750.000,00TL alacağının yalnızca 50.000,00TL'lik kısmı ödenmiş olup, 710.000,00TL'nin bugüne kadar ödeme yapılmaması üzerine ... 5. Genel İcra Müd. 2025/... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, ... 5. Genel İcra Müd. 2025/... E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiği, davalı taraf, borçlu olmadığını iddia etmiş ancak ödemeye dair herhangi bir belge ibraz etmediği, davalının sözleşme gereği müvekkile borçlu olduğu açık olduğu, buna rağmen takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz etmiş ve kötüniyetli olarak takibi durdurduğunu, davalının tek amacı süreci uzatmak olduğunu, Mahkemenizce gerekli incelemeler yapıldığında ödeme yapılmadığı ortaya çıkacağını, davalı taraf, fer'ilere ve faize itiraz etmemiş olup, itiraz ettiği hususlarda kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki alacak likit olup, davalının kötüniyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, taraflar arasında arabuluculuk süreci işletilmiş ancak anlaşma sağlanamadığından dava açma zorunluluğu hasıl olduğunu, açıklamış olduğumuz sebeplerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... 5. Genel İcra Müd. 2025/... E. Sayılı dosyasına haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafından likit alacağa, kötüniyetli olarak takibe itiraz edildiğinden %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP, Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;... 5. Genel İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyası ile davalı müvekkil aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış ve ... ödeme emri gönderildiğini, müvekkil tarafından itiraz dilekçesi ile söz konusu icra takibine, ödeme emrine, borcun tamamına ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, itiraz dilekçemiz ile söz konusu icra takibi durdurulmuş; akabinde davacı taraf, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu iddiası ile işbu itirazın iptali yoluna gittiğini, ancak davacının iddiaları tamamen somut gerçeklerden uzak iddialar olup kabulü mümkün olmadığını, davacı taraf, müvekkil şirket ile arasında düzenlendiğini ileri sürdüğü “Gayrimenkul Gösterme Tutanağı ve Komisyon Sözleşmesi” uyarınca ... ili ... ilçesinde yer alan taşınmazların gösterildiğini, bu taşınmazların alıcıya satıldığını, bu sebeple 750.000,00 TL komisyon alacağına hak kazandığını ve bu güne kadar alacağının yalnızca 50.000,00 TL'lik kısmının ödenmiş olduğunu iddia ettiğini ancak bu iddialar hem hukuki hem de fiili yönden dayanaksız olup davanın reddi gerektiğini, öncelikle söz konusu sözleşme, müvekkil şirket adına yetkisiz bir kişi tarafından imzalandığını, sözleşme üzerinde müvekkil şirket unvanı bulunsa da, imza atan kişinin müvekkili temsil yetkisi bulunmadığını, söz konusu kişi, ticaret sicilinde şirketi temsil yetkisine sahip kişi olarak kayıtlı olmadığını, bu durumda, Türk Borçlar Kanunu’nun 46. ve devamı maddeleri uyarınca, temsil yetkisi olmayan bir kişinin yaptığı işlemler müvekkili bağlamayacağını, Türk Ticaret Kanunu kapsamında da şirket adına yapılan işlemlerde yetkililik arandığı ve aksi halde şirketin sorumluluğu doğmayacağı açık olduğunu, bu nedenle sözleşme, müvekkil şirket açısından geçerli ve bağlayıcı olmadığını, davacı tarafça sunulan sözleşme incelendiğinde, taraflar arasında belirsiz, genel ifadelerle hazırlanmış ve açık bir karşılıklı yükümlülük tanımlamayan bir belge olduğu görüldüğünü, satışın kimin aracılığıyla gerçekleştiği, davacının fiili katkısı, satış sürecine dahil olup olmadığı hususları tamamıyla belirsiz olduğunu, bu haliyle bahse konu sözleşme alacağın doğduğunu ispatlayabilecek nitelikte bir belge olmadığını, davacı taraf, bu iddiasına rağmen vergi mevzuatı gereği düzenlemesi gereken hiçbir fatura ya da belge sunmadığını, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca, ticari bir hizmetten (komisyon, aracılık gibi) doğan her türlü bedelin faturalandırılması zorunlu olduğunu, davacı taraf, sözde 750.000,00 TL tutarında bir komisyon hizmeti sunduğunu iddia etmesine rağmen bu hizmete ilişkin herhangi bir fatura düzenlememiş, beyanname sunmamış ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu durum, davacı tarafın gerçekte bir hizmet sunmadığını, yalnızca soyut bir sözleşmeye dayanarak haksız kazanç sağlama ve vergisel yükümlülükten kaçınma amacıyla bu davayı açtığını gösterdiğini, ayrıca bu husus, davacının iddiasının kötü niyetli olduğunu ve vergisel sorumluluklardan kaçınma gayesiyle hareket ettiğini de açıkça ortaya koyduğunu, davacı taraf, yalnızca "gösterme" iddiasıyla yüksek miktarda bir komisyon bedeli talep etmekte, buna dair hizmetin kapsamı, süresi, katkısı gibi unsurları somutlaştırmadığını, bilindiği üzere iddia eden, iddiası ispat ile mükellef olduğunu, ancak davacı tarafça söz konusu iddialar ispat edilemediğini, davacı, alacağın likit olduğunu iddia etmekte ise de alacağın varlığı ve miktarı ihtilaflı olduğunu, taraflar arasında açıkça kararlaştırılmış, tartışmasız ve belirli bir borç bulunmadığını, bu nedenle davacının talep ettiği icra inkar tazminatı koşulları da oluşmadığını, davacının davaya dayanak yapılan icra takibine konu sözleşmede gösterildiği şekilde hiçbir ad altında hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkili nezdinde hiçbir hak ve alacağı bulunmayan davacının, faturası dahi düzenlenmeyen asılsız iddialara istinaden müvekkil şirket aleyhine başlatmış olduğu takibin ve dolayısıyla huzurdaki dava ile tüm taleplerin tamamen haksız ve kötü niyetli olduğu ortada olduğunu, dolayısıyla, huzurdaki hukuki dayanaktan yoksun davanın ve haksız taleplerin reddini talep etme zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından işbu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali davasının reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE; Dava; ... 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce öncelikli olarak görev hususu değerlendirilmiştir. HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, davacı tarafça 20.01.2025 tarihli "Gayrimenkul Gösterme Tutanağı ve Komisyon Sözleşmesi" uyarınca emlak danışmanlığından kaynaklı alacağa yönelik takibe itirazın iptali talep edilmiş olup, celp edilen ticaret sicil ve vergi kayıtlarına göre, davacı adına gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, davacının 01/02/2016 -31/07/2023 tarihleri arasında mükellefiyet kaydı bulunduğu, 2025 yılına ait herhangi bir gelir vergisi beyanı bulunmadığı belirtilmekle, sonuç olarak davacı tacir olmayıp, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı, dava konusu ihtilafa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;. 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/04/2026

Katip E-imzalıdır

Hakim E-imzalıdır

Atıf: Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/884, K. 2026/373, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/bursa-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-884-e-2026-373-k-b8020d3bdf2d