İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1593 E. 2026/363 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1593
Karar No
2026/363
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2026/

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/12/2025 KARAR TARİHİ : 30/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın, dava dışı ... ( ...)’a ait ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ..., 120 ada 23 ve 6 parsel numaralı taşınmazlarda bulunan 40 (kırk) dönümlük incir bahçesini, 08.05.2024 tarihli kira sözleşmesi ile 800.000 TL bedelle kiraladığını, bahçenin kira bedeli ve tüm masrafların bizzat müvekkili tarafından karşılandığını. anılan sözleşmenin ... Mahalle Muhtarı ... ve azası ... adlı tanıklar huzurunda imzalanarak Köy Karar Defterine işlendiğini, 2024 yılı incir sezonunda müvekkili ile davalı şirket arasında, müvekkilinin topladığı incir mahsullerinin davalı şirket tarafından teslim alınması ve bedelinin müvekkiline ödenmesine ilişkin sözlü bir ticari sözleşme kurulduğunu, bu bahçelerden 2024 hasat döneminde elde edilen incir mahsullerinden 2.796 adet kasa ve darasız toplamda 20.433 kg mahsulun, müvekkili ... adına davalı ... Tarım Turizm Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye teslim edildiğini, davalı şirketin müvekkili adına teslim aldığı bu ürünlerin bedelini müvekkiline ödemediğini, aksine müvekkilinin hiçbir şekilde yetkilendirmediği ... adlı üçüncü kişiye ödeme yapmak suretiyle borcunu usulsüz ve geçersiz şekilde ifa etmeye kalkıştığını, müvekkilinin, davalı şirkete veya üçüncü kişilere, ...’nin kendisi adına ödeme almasına yönelik hiçbir temsil yetkisi, vekalet, talimat veya rıza vermediğini, davalının, müvekkilinin malvarlığından çıkan bir değeri (incir) teslim aldığını; bedelini alacaklıya ödemeyerek hem kendisi hem üçüncü kişi lehine haksız menfaat yarattığını, dosayya sunulan 04.07.2025 tarihli tutanakta, müvekkilinin kiraladığı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ..., 120 ada 23 ve 6 parsellerdeki incir bahçelerinden elde edilen mahsullerden 2.796 adet kasa ve darasız toplamda 20.433 kg ürünün, müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında yetkisiz olarak ... tarafından davalı şirketin kantarcısı konumundaki ...’a teslim edildiğinin açıkça ifade edildiğini, aynı tutanakta bu mahsullerin ... tarafından ... Tarım Turizm Gıda’ya sevk edildiği ve toplam satış bedeli olan 1.337.946,00 TL’nin davalı şirket tarafından müvekkilinin hiçbir surette yetkilendirmediği ... isimli şahsa ödendiğinin kayıt altına alındığını, arabuluculuk yoluna başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek harca esas şimdilik 1.000 TL’nin, temerrüd tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, faizle karşılanamayan zararlar yönünden aşkın zarar (munzam zarar) tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Görev ve yetki itirazları bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın, çiftçi olan davacının mahsullerinin bedelinin ödenmemesi nedenine dayalı alacak ve tazminat istemine dayanmakta olduğunu, davacının çiftçi, davalı müvekkili şirketin ise tacir olduğunu, davalı müvekkili şirketin ... İli'nde faaliyet gösteren bir ticaret şirketi olduğunu, davacının dilekçesinde izah etmiş olduğu ... isimli şahsın da doğrudan davalı müvekkili şirket personeli olmadığından yapmış olduğu işlemlerin müvekkili şirketi bağlamayacağını, dosya hakkında görevsizlik kararı ile birlikte yetkisizlik kararı da verilerek dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, Davacı tarafından dosyaya sunulan 04/07/2025 tarihli tutanağın davalı müvekkili şirket açısından hiçbir şekil ve ad altında bir borçlanma iradesi ya da mal teslim alınmasına dair taahhüt içermediğini, davacı tarafından sunulan belge incelendiğinde belgenin ... ve davacı tarafından şahit sıfatıyla imzalandığının görüleceğini, bu belgenin davalı müvekkili şirket yetkilisi tarafından hazırlanmamış ve imza edilmediğini, davacının iddialarının aksine ... isimli şahıs da davalı müvekkili şirketin yetkilisi ya da temsilcisi olmadığını, belgenin alelade çiftçi ve kantarcı tarafından hazırlanmadığını, belge içeriğinde direkt olarak ve amatörce davalı müvekkili şirketin borçlandırılmasına delil üretme amacı güdüldüğünün de görüleceğini, 04/07/2025 tarihli tutanak altında yer alan arazi kira sözleşmesi incelendiğinde ise kira sözleşmesine şahit olan kişilerden birinin davacının tamamen yetkisiz olarak addettiği dava dışı ...'nin olduğunun, buradan hareketle asla dava konusu talepleri kabul anlamına gelmemek üzere aslında davacı ile dava dışı ...'nin de birbirleri ile tamamen alakasız iki şahıs olmadıklarının gün yüzüne çıktığını, müvekkili şirketin gerek davacıdan gerekse dava dışı ...'den 2024 yılı içinde bir kısım incir satın alımı gerçekleştirdiğini ve fakat satın alınan miktar kadar mahsul ücretinin yine davacıya aynı yıl içinde ödendiğini, davacı tarafın dava ve taleplerinde haksız olduğunu gösteren en önemli hususlardan birinin ise 2024 yılı içinde yapılan incir alışverişi sırasında davacının davalı müvekkilinin şirket hesaplarına 04/11/2024 tarihinde "incir borcu fazla para iade" açıklaması ile göndermiş olduğu 50.000,00 TL iade parası olduğunu, davacı tarafın kendisine gönderilen ... cinsi incir ödemelerinin 50.000,00 TL'nı 04/11/2024 tarihinde davalı müvekkili şirket hesabına iade ettiğini, hal böyle iken davacı tarafın 2024 yılı incir mahsulü satışından kaynaklı ödenmemiş para alacağı olduğu yönündeki iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın 2.796 adet kasa ve darasız toplamda 20.433 kg üründen oluştuğu bildirilen alacak iddiasının davalı müvekkilince asla kabul edilmediğini, taraflar arasında 2024 yılı içinde incir mahsulü alışverişi yapıldığını ancak ücretlerinin ödendiğini belirterek davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce öncelikle görev hususu değerlendirilmesi gerekmiş olup; HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, uyuşmazlığın taraflar arasındaki incir alım satım anlaşması kapsamında ücretin ödenmediğini iddiasına dayalı dayalı alacak talebine ilişkin olup, celp edilen vergi kayıtlarına göre davacının tacir olmadığından her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı bu hususla ilgili yargılama yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : (Yukarıda açıklanan nedenlerle), 1-Davada mahkememizin görevsiz olması ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunması nedeniyle; davanın HMK'nun 114/1-c maddesi delaleti ile 115/2.maddesi gereğince usulden (görev yönünden) REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve HMK'nun 20. Maddesinde öngörülen iki haftalık kesin süre içerisinde müracaat edilmesi halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yasal süresi içerisinde gönderme talebinde bulunulmadığında dosya üzerinden davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin hatırlatılmasına 4-Yargılama harç ve giderlerinin esas hakkında karar verecek mahkemece hüküm ve nazara alınmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/03/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1593, K. 2026/363, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/bursa-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-1593-e-2026-363-k-bfd3497e8142