İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/700 E. 2025/370 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/700
- Karar No
- 2025/370
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/ KARAR NO : 2025/ HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/07/2024 KARAR TARİHİ : 14/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: keşideci ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... ... Bankası A.Ş. ... Şubesi, Keşide Yeri: ..., 31.01.2024 vade tarihli, Çek Seri no: ... olan 350.000,00-TL bedelli çek keşide ederek ...'a verdiğini , işbu çek usulüne uygun olarak müvekkili ... emrine keşide edildiğini, söz konusu çekin meşru hamili müvekkil olduğunu, söz konusu çek müvekkilinin uhdesinde iken kaybolduğunu, bu sebeple söz konusu çekin iptali için ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/... E. Sayılı dosyasında çek iptali davası açıldığını, çek iptali davası devam ederken bankadan çekin akıbeti sorulmuş olup bankanın cevabında söz konusu çekin 31/01/2024 tarihinde ... vergi numaralı BUSAN KİMYA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ tarafından ibraz edildiği, ödeme yasağı nedeniyle işlem görmediği bildirildiği, dava konusu çek daha sonra ...NİN eline geçmiş ve bu şirket tarafından keşideci aleyhine ... İcra Dairesi 2024/... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, dava konusu çek incelendiğinde çekin müvekkilinin imzası taklit edilerek ciro edildiği ve ...ne verildiği görüldüğünü, ancak açıkladığı üzere dava konusu çek müvekkilinin uhdesinde iken kaybolduğunu, çek üzerinde müvekkili adına atılan imza müvekkile ait olmadığını, (çeki elinde bulunduranlar öğrenildiğinde müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturma devam ettiğini,) çek bedelinin icra dosyasına ödenmesi durumunda müvekkili mağdur olacağını, açıklanan sebeple çekin müvekkiine iadesi için mahkemeye başvuru zorunluluğu hasıl olduğunu, ava konusu çekin takibe konulduğu ... İcra Dairesi 2024/... E. Sayılı dosyasına yatmış ve yatırılacak olan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini, davaya konu ... ... Bankası ... Şubesi, 31.01.2024 vade tarihli ... seri nolu 350.000,00-TL bedelli çekin davalıdan istirdadı ile müvekkiine teslimine, müvekkilinin dava konusu çek sebebiyle davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle:davacının açmış olduğu işbu davanın usulden reddi gerektiğini, zira, menfi tespit veya istirdat davalarının icra takibinin borçlusu tarafından icra takibinin alacaklısına karşı açılabileceği, bu durumda davacının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi geretiğini, davacının açmış olduğu işbu davanın esastan da reddi gerektiğini, öncelikle, davalı ..., takibe konu çeki müvekkili şirkete olan borçları sebebiyle vermiş olup, müvekkili şirket bu sayede ciranta sıfatıyla çeki elinde bulundurduğundan taraflarınca dava dışı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine takip başlatıldığını, (Müvekkili şirket ile davalı ... arasındaki ticari ilişkiyi gösterir bir kısım ticari kayıt ve belgeler aşamalarda sunulacğını)davacının, çekin kendi uhdesinde iken kaybolduğu iddiasının aksine çek, davalı ...'ın rızası dışında elinden çıkmamış olup, bilakis kendi rızasıyla ve kendisi tarafından borcuna karşılık müvekkil şirkete elden teslim edildiğini, ilgili çek, takip dayanağı belge yapılmak suretiyle ... İcra Dairesi'nin 2024/ E. sayılı kambiyo icra takibi başlatılmış olup, çek aslı ilgili icra dairesinin kasasında bulunduğunu, özetle, çekin çalınması, kaybolması, çek lehtarının rızası dışında elinden çıkmış olması iddialarının tamamı asılsız olduğunu, davacının dava dilekçesinde ortaya attığı, çekin davacının imzası taklit edilerek ciro edildiği iddiasının asılsız ve mesnetsiz olması olduğunu, TTK m.677 hükmü gereğince; cirolar arasındaki bağlılığın kontrolü sadece şeklen yapıldığını, arada bir imzanın sahte olması veya yetkisiz bir kimse tarafından atılmış bulunması ciro zincirini bozmayacağını, şeklen hak sahibi görünen kimseden çeki iktisap eden kişi kötüniyetli veya ağır kusurla davranmamış olduğu takdirde bu kazanımını korunacağını, dava konusu olayda müvekkili iyiniyetli olup, davacı tarafından da bu durumun aksini ispata elverişli usulüne uygun herhangi bir somut delil sunulamadığını, davalı müvekkilinin kötüniyetli olduğunun ispat yükü davacı taraf üzerinde olduğunu, aksi halin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldıracağını, kaldı ki, müvekkilin çeki bizzat davacının kendisinden teslim almasına rağmen, davacının sonradan imza inkarında bulunmasının kötüniyet içerdiği açık olduğunu, takibe konu çek açısından söylemekte fayda vardır ki, takibe konu çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiği ve bu haliyle de kambiyo vasfında hiçbir eksiklik olmadığı açı olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 6102 sayılı TTK m. 792 hükmüne istinaden açılan çek istirdadı talebine ilişkindir.6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi;“Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddî hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). İstirdat davası olarak nitelenen bu dava, özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medenî hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hâmile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Bkz. ... 06/04/2021, E. 2017/-, K. 2021/ tarih ve sayılı kararı). 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın 15/10/2024 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşılmakla birlikte öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Dosya kapsamından, davanın 17/07/2024 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, dava dilekçesine arabuluculuk tutanağının eklenmediği tespit edildiğinden, davacının zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşılmakla birlikte davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.(Emsal mahiyette ... 11. HD'nin 2024/ Esas 2024/ Karar sayılı ilamı dikkate alınarak) H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE; 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 5.977,13 TL'den mahsubu ile artan 5.361,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize iletilmek üzere herhangi bir nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... başvurma hakkı açık olmak üzere karar verildi.14/04/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı