İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/576 E. 2019/1035 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/576
- Karar No
- 2019/1035
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2019/576 KARAR NO : 2019/1035 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... - Üçevler Mah. Aysel Sk. No:4 Arkat İş Merkezi K:2 D:12 Nilüfer/ BURSA TEMLİK ALAN : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - Uluyol Sezen Sk. N:9 Kat: 1-2-3-4 BURSA DAVALI : ... - Org.San.Böl.Pembe Cad. 2. Sk. No. 2 Nilüfer/ BURSA VEKİLİ : Av. ... - Gülbahçe Mah. Dr. Sadık Ahmet Cad. Evke Trade Tower No:17-19 Kat:3 D:26 Osmangazi/ BURSA DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 15/09/2014 KARAR TARİHİ : 24/06/2019 YAZIM TARİHİ : 27/06/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İSTEM: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile; davacı şirketin Aklasmanda sigorta acentesi olup bağımsız teklif verme yetkisine sahip olduğu ve ayrıca ... Sigorta A.Ş.'nin yetkili acentesi ile müşteriler adına görüşüp teklif verme ve sigorta poliçesi düzenleme hak ve yetkisine sahip olduğunu, geçmiş yıllarda 14 yıl boyunca davalı şirketin mal varlıklarının sigorta işlemlerinin davacı şirket tarafından yerine getirildiğini, en son 10/08/2011 tarihi öncesinde davalı tesislerinde meydana gelen hasar nedeni davacı şirketten ödeme talep etmesi nedeni ile ekspertiz incelemesi sonucunda 742,480 USD hasar bedeli tespit edildiğini, davalı kurumun hasar bedelini yeterli bulmaması ve 800.000 USD zarar ödenmesini talep etmesi üzerine davalı ile sözleşme yaılarak talep edilen 57.526 USD'nin davacı şirket tarafından ödeneceği ancak buna karşılıkta rekabet şartları dahilinde 15/08/2011-15/08/2012-15/08/2013 yılları arasında sigorta poliçe yenileme işlemlerinin davacı şirket ile yapılacağının belirlendiği yapılmadığı takdirde 89.500 USD tazminat ödenceğinin kararlaştırıldığı, 2012 dönemi poliçe yenileme zamanı geldiğinde davalının sigorta yaptırma işlemlerini ... Brokerlik firmasına verdiğini ve bu firma tarafından alınacak tebligatlar doğrultusunda en iyi teklifi veren sigorta şirketi yada acentesi ile anlaşma yapılacağının iletildiğini, bunun üzerine 09/10/2012 tarihli 07/12-201 referans numaralı teklif mektubunun davalı şirkete elden teslim edildiğini, sonrasında davalının 12/10/2012 tarihinde ve mesai bitiminden sonra saat 18:19'da mail atarak teslim edilen teklif mektubunun sigorta şirketi antetli ve ıslak imzalı olarakyeniden gönderilmesinin istendiğini, bunun üzerine 13/10/2012 tarihli mail ile teklifin ıslak imzalı ve şirketin antetli kağıda yazılmış olarak elden teslim edildiğinin bildirildiğini, davalının mesai saati sonrasında bildirimde bulunmasının davacının cevap verme süresini kaçırmaya yönelik olduğunu, buna rağmen 898.760 USD bedelli teklifi 880.822 USDye revize ederek teslim ettiğini, davalı şirkete Bursa 10. Noterliğinden düzenlenen 16/11/2012 tarih, 040856 yevmiye nolu ihtarname gönderdiklerini, davalı tarafınan 27/11/2012 tarihinde olumsuz cevap verilerek sigorta seçme hakkının sınırlandırılamayacağını, bu sebeple sözleşmenin geçersiz olduğu belirtildiğini, 5684 sayılı Kanunun 32/5 maddesindeki hükmün ivazlı sözleşmeler için olduğunu, mevcut sözleşmenin ivazlı yapıldığını, buna rağmen davalının ... Sigorta ile sözleşme yaptığını, bu sözleşmenin ne miktarda yapıldığının bilinmediğini, sözleşme geçersiz ise davalı tarafından alınan 57.526 USDnin açıktan alınmaması gerektiğini, bu sebeple sözleşmede belirlenen 89.500 USDnin ihtarname tarihi olan 27/11/2012 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kabul olmadığı takdirde 57.526 USDnin 27/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde; davacının 14 yıl boyunca davalı şirketin sigorta işlemlerini yaptığını, ancak bundan sonra yapacağı garantisininde bulunmadığını, davalı şirket tesislerinde 10/08/2011 tarihinde meydana gelen hasar nedeni ile ekspertiz raporunda 742.480 USD zarara karşılık gerçekte 800.000 USD zararın oluştuğunu, davacı şirketin müşteri memnuniyeti çerçevesinde aradaki farkı ödemeyi kabul ettiğini, buna karşılık rekabet şartları dahilinde davacı ile 15/08/2012 tarihine kadar sözleşme yapılacağı şeklinde protokol yapıldığını ancak 2013 yılı için bir broker firması ile yapılmasının öngörüldüğünü, 2012 yılı itibari ile yatırımların tamamlanması nedeni ile kurulum gücünün üst seviyeye çıktığını, bu sebeple broker firma ile çalışma kararı alındığını, bundan dolayı davacı şirkete bir önceki dönemde ödenen 1.226.014 USDnin 2013 yılında aşağıya çekildiğini, davacının 11/10/2012 tarihinde mesai saati dışında faks ile "refize teklifimiz" başlığı ile kar kaybının teminat kapsamından çıkarılması halinde 973.822 USD ve geniş kapsamlı makina kırılması sigorta teklifinin, operasyon kar kaybı kaldırılması halinde 898.760 USDye olarak değer biçildiğini, davacının bidirdiği teklifin referans numarasının ... Sigorta A.Ş. Tarafından ... Brokerliğie bildirilen referans numarası ile aynı olduğunu, bu durumu ... Sigorta A.Ş.'ye sorulduğunda ... Brokerlik firması dışında başka hiçbir aracı kuruluşa teklif vermediklerini, teklif vermeleri halinde referans numaralarının farklı olacağının bildirildiğini, bu açıklama nedeni ile davacıdan antetli kağıda ve ıslak imzalı teklifi vermesi istenmiş ancak davacının bu talebi yerine getirmediğini, 5684 sayılı Kanunun 32/5 maddesi gereğince sigorta seçme hakkının kısıtlanamayacağını, bu hususta sözleşmeye konulmuş maddelerin hükümsüz olduğunu, bu madde nedeni ile davalı şirketin taahhütte bulunmasının mümkün olmadığını, ... Brokerlik şirketinin tespit ettiği ve önerdiği şartlarda davalı şirket lehine hem fiyat hemde hizmet kapsamı olarak daha uygun şartlarda sözleşme yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Mahkememizce iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; sigorta hasar tazminatlarının sigorta şirketleri tarafından ödendiği, acentaların böyle bir görevi ve yükümlülüğünün bulunmadığı, buna rağmen davacının sigorta şirketinin ödemediği bir kısım zararı davalıya ödediği ve bunun karşılığında da davalı ile protokol yapılarak üç yıllık poliçe yenileme işlemlerinin davacı ile yapılacağının kararlaştırıldığını, protokolün davacının portföy getirisi için yapıldığı ve ilk yılının taraflarca karşılıklı olarak yerine getirildiği, rekabet şartları da gözetilerek davacının getirdiği tekliflere öncelik verileceği, acentenin sigorta şirketi nam ve hesabına hareket ettiği, sigorta şirketi ile rekabet edemeyeceği, Sigortacılık Kanununun 12. maddesi gereğince teklifleri serbestçe belirlemeye sigorta şirketinin yetkili olduğu, davalı şirketin, sigorta şirketi ile davacının verdiği teklifin referans numarasının aynı olması nedeni ile teklifin geçerliliğini araştırması için sigorta şirketinin antetli kağıdına yazılmış ve ıslak imzalı teklifi istemesinin yerinde olduğu ve davacının bu teklif talebini yerine getirmediğini, davacının sigorta hukukuna ve teamüllerine uygun teklif vermemesi nedeni ile davalının dava dışı sigorta şirketi ile sözleşme yapmasının yerinde olduğu bu sebeple davacının cezai şart talep edemeyeceği, protokolün Sigortacılık Kanununun 32/5. maddesine göre geçersiz olmadığı ancak davacının bağlı olduğu sigorta şirketinden daha iyi bir teklif vermesinin de mümkün olmadığı, portföy kaygısı ile yapılan sözleşmenin başka sigorta şirketine karşı uygulanması mümkünse de davacının acenteliğini yaptığı sigorta şirketine karşı uygulanamayacağından sözleşmenin geçersiz olduğu bu sebeple yapılan ödemelerin iade edilmesi gerektiği, davalının da sözleşmenin Sigortacılık Kanununun 32/5 maddesi gereğince geçersiz olduğunu ileri sürdüğü ve bu iddiasının kendini bağladığını, sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edildiğinden sözleşme ile alınan ödemenin iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 57.526,00 USD nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce; davacının acenteliğini yaptığı ve davalının sigorta sözleşmesini düzenlediği ... Sigorta A.Ş nin 29/12/2015 havale tarihli MUH-ÖS/12-201 teklif numarasının davalı şirket için ... Sigorta Broker A.Ş ye verildiği, üretilen teklif numaralarının tek olduğu ve aynı teklif numarasının birden fazla acente veya brokere verilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin tarafların kabulündeki 10/08/2011 tarihli protokol içeriğine göre rekabet şartları dahilinde davalıya en iyi teklifi yaptığını kanıtlayamaması sebebiyle davacının cezai şart talep edemeyeği ancak protokolün taraflar yönünden geçersiz olduğu ve bu nedenle sözleşme gereği alınan ödemenin iade edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı, bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 27/03/2019 tarih ve 2017/5204 - 2019/2382 E/K sayılı kararı ile ; "1-6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Somut olayda, davacı vekili taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep etmiş olup, davacı vekili terditli talepte bulunarak, cezai şart talebinin kabul edilmemesi halinde davalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesince sözleşme ilişkisinin sonraki dönemde devam ettirilmemesi nedeniyle ileri sürülen cezai şart talebinin reddine, davacının ödemiş olduğu fazladan ödenen hasar bedelinin iadesine yönelik talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de sözleşme ilişkisinin devam ettirilmemesi nedeniyle ileri sürülen cezai şart talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi görüşü isabetli bulunmuş, ancak davalı tarafa fazla ödendiği ileri sürülen hasar bedeli yönünden ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmamıştır. Bununla birlikte Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafın, fazla ödenen hasar bedelinin iadesi talebinin niçin kabul edilmediği veya ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararının hangi nedenle isabetli olmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemiş olması nedeniyle .." Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş , dosya mahkememize gönderilmiştir. Yani özetle, istinaf mahkemesi,mahkememiz kararını kaldırarak yeni bir hüküm kurmuş, temyiz mahkemesi ise istinaf mahkemesi kararını gerekçesiz olması nedeniyle bozmuştur.Bu durumda HMK 373/2 maddesi uyarınca dosyanın istinaf mahkemesine gönderilmesi gerekirdi. Bozma kararının içeriğine göre; dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesine gönderilmesi gerekirken sehven mahkememize gönderildiği anlaşıldığından dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yargıtay bozma kararının içeriğine göre; dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 Hukuk Dairesi tarafından bakılması gerektiğinden dosyanın bu mahkemeye gönderilmesine, 2-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına Dair, taraf vekillerinin yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 27/06/2019 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır.