İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1754 E. 2020/532 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1754
- Karar No
- 2020/532
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2020 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. .. DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/03/2018 KARAR TARİHİ : 08/10/2020 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil şirket ile davalı şirketin, müvekkil şirkete ait olan Hıdırağa mah. Yulaflı Cad. No:7/A Çorlu/Tekirdağ adresindeki fabrika binasının dış cephe giydirilmesi ve piramit cam çatının kaplanması hususunda anlaştıklarını, davalı şirketin ise imalatı tamamlamadan bıraktığını, buna istinaden davalı şirket ile davacı şirket arasında imalatın tamamlanması için 18/12/2014 yılında bir protokol düzenlendiğini, ncak söz konusu protokole rağmen de davalı şirketin üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, teslimden belli bir süre geçmesi üzerine yapılan işlerde gizli ayıplar ortaya çıktığını, ön cephede kırılmalar ve dökülmeler meydana geldiğini, davalı şirkete ihtarname gönderdikleri halde davalı şirketten herhangi bir dönüş olmadığını, yapılan bu eksikliklerin giderilmesi için üçüncü şahıs olan ... Konstrüksiyon İnşaat Taahhüt şirketi ile anlaşmak zorunda kaldıklarını ve eksikliklerin tamamalanarak 56.942,00-TL bu şirkete ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, müvekkil şirketin bu ayıplarının giderilmesi adına 3. kişiye ödediği toplam 56.942,00-TL'nin avans faizi ile birlikte davalı şirketten tazmini ile müvekkil şirkete ödenmesine, yarılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: HMK'nın 6.maddesi genel kuralı gereği davalının yerleşim yeri adresi yetkili mahkeme olduğundan, Çorlu mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığı, davacı tarafın delillerinin birbiri ile çeliştiğini, davacı tarafça 3. şahsa yaptırıldığı iddia edilen iş ile ilgili sunulu faturalara bakıldığında faturaların gelişi güzel hazırlandığı, fatura karşılıklarının malzeme ve işçilik gibi kabaca yazılan, hiçbir detay içermeyen ve gerçek bedeller olmadığının apaçık ortada olduğunu, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, 18/12/2014 tarihli protokol, Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu, Beyoğlu 24. Noterliği 13/05/2015 tarih ve 34638 yevmiye nolu ihtarnamesi, Beyoğlu 24. Noterliği 21/11/2017 tarih ve 33566 yevmiye nolu ihtarnamesi, ticari defterler, faturalar, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş sahibinin ayıp nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davalı tarafından zamanaşımı def-i ileri sürülmüş olup ön inceleme duruşmasında değerlendirildiği üzere TBK 478. Maddesi uyarınca taraflar arasında düzenlenen 18/12/2014 tarihli sözleşmenin düzenlenmesinden itibaren davanın açıldığı 12/03/2018 tarihine kadar taşınmaz yapıda imalat yapıldığından 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı savunmasına itibar edilmemiştir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş davalı tarafça ibraz edilen ticari defteler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirkişinin 16/07/2019 tarihli raporunda özetle: Davalının ticari defterlerinin tasdiklerinin süresinde yaptırıldığını, sahibi lehine delil teşkil ettiği, davalıya ait 2012-2013-2014 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, işin eksiksiz olarak teslim edildiği tarih olan 07/08/2014 tarihi esas alındığında davacının davalıdan alacaklı olmadığı gibi bunun aksine davalının davacıdan 147.216,59 TL alacaklı olduğu, işin eksiklerinin kabulü ve bilirkişi ...'un raporunda belirtilen 7.500,00 Tllik bir harcamayla giderileceğinin kabulü halinde ise davalının davacıdan 139.716,59 TL alacaklı olduğu mütaala edilmiştir. Davacı tarafın ticari defterlerini mahkememiz yargı çevresi dışında olduğu anlaşıldığından davacı tarafın ticari defterlerinin bulunduğu yerin yargı çevresi içindeki ÇORLU Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış olup, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin açıklığa kavuşturulması yönünden, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından sonuna kadar olan dönemi kapsayan ticari defter ve bağlı kayıtlar üzerinde 1 SMMM bilirkişi görevlendirilmiş olup, dava konusu işin yapıldığı mahalde 2 inşaat, 1 mimar ve uyuşmazlığın eser sözleşmesi olup, taraflar arasındaki mutabakatla ve TBK gereğince alacak hesaplaması yapılması gerektiğinden, bir hukukçu bilirkişi de refakate alınarak keşif yapılmak üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyetinin talimat mahkemesine sunmuş olduğu 09/03/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Dava konusu taşınmazın 10/11/2014 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporuna ve 29/04/2015 tarihli bilirkişi raporu sonuç ve kanaatinin de gösterdiği gibi davalı firma dava konusu taşınmaz üzerine yapmış olduğu iş kalemlerinde eksik hatalı imalat yaptığını, davacı firma ile davalı firma 18/12/2014 tarihinde karşılıklı olarak mutabakat protokolü yaparak 5 maddelik eksik işlerin Şubat ayı içerisinde tamamlanarak kalan borcun ödeneceğini imza altına alarak yapılan işlerde eksik ve kusurlu imalat olduğunu kabul ettiklerini, 10/11/2014 tarihli inşaat mühendisi bilirkişisi tarafından sunulan bilirkişi raporunda yapılan araştırma sonucunda 7.500,00 TLlik bir harcama yapılması gerektiği ve bu işlemler için 15 günlük bir süreye ihtiyaç olacağı kanaatine varıldığı, söz konusu imalatın 56.942,00 TL bedel ile yaptırılması davalı firmanın aleyhine olup, eksik ve kusurların daha düşük bedel ile yaptırılabileceği mütalaa edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup davacı tarafından ayıptan kaynaklanan zararın talep edildiği anlaşılmakla öncelikle eser sözleşmesine dair yasal hükümlerin irdelenmesi gerekmektedir. Eser sözleşmelerinde yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak imâl edip iş sahibine teslim etmekle,davalı iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftir. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfıyla gerçekleştirdiği bir sonuçtur. Eser sözleşmelerinde; yüklenici sadakat ve özen borcu gereği eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek zorundadır. Yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğü bu zorunluluktan kaynaklanır. Başka bir deyişle akdin gereği gibi ve zamanında ifasını tehlikeye sokan her hali yüklenici, iş sahibine derhal haber vermeye mecburdur (TBK 472). Yüklenici genel özen ve sadakat yükümünün gereği olarak kendisine teslim edilen malzemeyi muayene etmeli, eserin meydana gelmesine elverişli bulunmadığını öğrenir öğrenmez iş sahibine bildirmeli ve onun talimatına uygun şekilde hareket etmelidir. Sözleşmeyi imzalayan davalı yüklenici işinin ehli olup, kendisinden basiretli bir tacir gibi davranması beklenir. Gerekli ihbarı yapmayan veya ihbarı yaptığı halde iş sahibinin talimatını beklemeyen ve işe devam ederek ayıplı eser meydana getiren yüklenici iş sahibinin zararını TBK 112. madde uyarınca tazminle sorumludur. Anılan hükümler gereği yüklenicinin, iş sahiplerinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden eseri meydana getirmesi kuralı, yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Kural olarak, yüklenicinin basiretli bir tacir gibi eseri fen ve sanat kurallarına uygun meydana getirmeyi üstlendiği kabul edilir. Çünkü yüklenici işinin ehli, iş sahibine göre konusunda uzmandır. Özen borcu, sözleşmenin her safhasında olan ve teslime kadar devam eden bir borçtur ( Y.15.HD. 2.7.2013 T, 2012/6860 – 2013/4281 sy.k). İmal sırasında yüklenicinin özen borcunun yerine getirilmemesi halin de iş sahibinin başvuracağı yollar TBK'nun 473. maddesinde gösterilmiş olup, eserin meydana getirilmesi sırasında eserin yüklenicinin kusuru yönünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirildiğinin açıkça görülmesi gerekir. Belirtilmelidir ki, eser sözleşmesi karşılıklı edimleri içeren bir iş görme sözleşmesidir. Buradaki yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmek, iş sahibinin karşı edimi ise, kendisine teslim edilen eser sebebiyle bedel (ücret) ödemektir. Eser yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfı ile gerçekleştirdiği sonuçtur. Kuşkusuz iş sahibi ısmarladığı eserde belli niteliklerin bulunmasını arzu eder. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bundan dolayı, teslim edilen eserin fen ve sanat kurallarına uygun iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması gerekir. Aksi halde, eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu ortaya çıkar. Eser sözleşmesi ilişkilerinde ayıp sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin ondan beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı niteliklerin bulunmaması veya olmaması gereken bozuklukların bulunması olarak ifade edilmektedir. Eserin ayıplı yapılmış olması sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Ayıp açık ve gizli olabileceği maddi ve hukuki ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin tesliminden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Maddi ayıplar, açık veya gizli olsun; ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen ancak yapılmamış olması nedeni ile karşı tarafça fark edilen ayıplarda bulunmaktadır. Maddi ve hukuki ayıplar da açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbarı gereken ayıplardır. Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Eserin ayıplı olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir. Sözü edilen Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde; yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olursa iş sahibinin o şeyi kabulden kaçınabileceği ve bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, yine aynı maddenin devamında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin kıymetinin noksanı nispetinde bedelden indirim veya eğer o işin onarımı büyük bir masrafı gerektirmez ise yükleniciyi onarmaya mecbur edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bunlar eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin haiz olduğu haklardır. Eser ayıplı olmakla birlikte, dürüstlük kuralı gereğince, iş sahibinin kabul etmesini engelleyecek nitelikte değil ise, iş sahibi eseri kabul etmek zorundadır ve bu durumda sözleşmeden dönme hakkının kullanılması iş sahibinin sözleşmeden dönme anlamına gelen bedel iadesi isteminin kabulü iyiniyet kurallarına aykırıdır. Ancak, yüklenici de bu ayıpları gidermek yükümlülüğü altındadır. Sonuç olarak, eserin, iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması ya da dürüstlük kuralına göre kendisinden kabulün beklenememesi durumunda iş sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde eser sahibine tanınan haklardan hangisini kullanabileceği, mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla eser üzerinde yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek suretiyle takdir olunur (Y.15. HD'nin 16.4.2019 T, 2018/4472-2019/1813 sy k; Y.15. HD. Nin 25.5.2017 T, 2016/2206-2017/2255 sy.k; 1/11/2017 T, 2016/5082-2017/3762 sy.k.). O halde toplanan deliller ve yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, taraflar arasında 18.12.2014 tarihli davacıya ait fabrika binasının dış cephe giydirilmesi ile piramit cam çatı kaplanmasına dair eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, davacının iş sahibi davalının ise yüklenici olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalı tarafından işin ayıplı yapıldığını ayıp sebebiyle üçüncü kişiye ayıbın giderilmesi için ödenen bedelin iadesi talep edilmiştir. Tarafların sundukları deliller, dava tarihinden önce yapılan delil tespiti, mahkememizce talimat yoluyla yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, düzenlenen teknik bilirkişi heyetinin 09/03/2020 havale tarihli raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğundan itibar edilerek davacı iş sahibinin TBK 475. Maddesi uyarınca ayıp sebebiyle hatalı imalatların giderilmesi gereken bedelin 7.500 TL olup bu miktar yönünden davacının alacağa hak kazandığı ancak davacının TBK 475. Maddesi uyarınca genel hükümlere göre tazminat talebinin ayıbın niteliği, giderilmesi gereken miktar dikkate alındığında hakkaniyete uygun olmadığı gibi üçüncü kişiye yaptırılan işlerin miktarın fazla olduğundan bu talebin reddi ile ayıp sebebiyle 7.500 TL giderilmesi gereken zarar yönünden davanın kısmen kabulune, davalının tacir olup dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekmiş davalının duruşma sırasında kötü niyet tazminat talebinin davanın alacak davası olup kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yasal olanak bulunmadığından reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 7.500,00 TL alacağın dava tarihi olan 12/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 512,33 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 972,43 TL'nin mahsubu ile bakiye 460,10 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 600,00 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 139,26 TL, talimat bilirkişi gideri 3.342,00 TL, talimat keşif gideri 384,90 TL, talimat keşif araç ücreti 105,00 TL, talimat posta gideri 186,30 TL olmak üzere toplam 4.754,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 626,16 TL yargılama gideri ve 972,43 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.598,59 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT' 13 göre belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'' 13/3. maddesine göre belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.