İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1401 E. 2018/643 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1401
- Karar No
- 2018/643
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/ KARAR NO : 2018/ HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 08/11/2016 KARAR TARİHİ : 10/05/2018 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/05/2018 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında trafo yapımına ilişkin gerekli malzemelerin satışı için anlaşma yapıldığını, sözleşme gereği müvekkilinin malzemeleri davalıya teslim ettiğini, satılan malzemelere ilişkin düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine, davalı aleyhine Bursa 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, takibe yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin dava dilekçesinde farklı bildirildiğini, e devlet yoluyla davadan haberdar olduklarını, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği, satış konu malların müvekkile teslim edilmediğini, sonrasında faturanın kargo yoluya gönderildiğini, müvekkil tarafından faturanın teslim alınmadığını, malı teslim ettiğinin ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. KANITLAR: İcra dosyası, fatura, hesap dökümü, banka kayıtları, soruşturma dosyası, ticari defter ve bağlı kayıtlar, bilirkişi raporu, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Davacı vekili tarafından davalı aleyhine alacağın tahsili talebi ile Bursa 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 5.604,00-TL toplam alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerin takip durmuştur. Takibe itirazın iptali ile devamını sağlamak amacıyla eldeki dava açılmıştır. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş davacı tarafça ibraz edilen ticari defterler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Alınan 30/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda; tarafların tacir oldukları, aralarında 12/08/2016 tarihli yazılı bir sözleşmenin bulunduğu, davacıya ait 2016 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, ticari defterlere yapılan kayıtların, "Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği" ile "Muhasebe İlke ve Kurallarına" uygun olarak yapıldığı, sahibi adına delil olma özelliğine sahep olmakla beraber takdirin mahkemeye ait olduğu, davalının inceleme günü ehrhangi bir defter ve belge sunmadığından gerekli inceleme yapılamadığı, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 5.604,00-TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İtirazın iptali davası da yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda fatura tanımlanmamıştır. Ancak anılan Yasanın 21.maddesinde “Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedelini ödemiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (2) Bir faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Başka bir deyişle fatura, akdin şartlarını belirleyen değil, belirlenmiş olan şartların bir kısmını gösteren belgedir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir. Bu nedenle faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olması gerekir ve öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının gözönünde tutulması zorunludur. Davacı, davaya konu faturalarda yazılı malın davalıya teslim edildiğini ileri sürmüş, davalı ise satış konusu malların teslim edilmediğini ileri sürmüştür. Bu durumda, malların teslimi ispat yükü davacı tarafta olup, İcra takibine konu ............ nolu 21.004,00-TL bedelli faturada malların davalı tarafından teslim alındığına dair bir imza mevcut değildir. Ayrıca bir teslim belgesi de ibraz edilmemiştir. Öte yandan ticari defterlerle ispat ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun özellikle 64 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurması, anılan yasanın 83. maddesi uyarınca, ancak ispat yükü kendisine düşen tarafın karşı tarafın defterlerine münhasır delil olarak dayanmasına bağlıdır. Defterin ibraz zorunluluğu 6100 sayılı HMK 222. maddesinin birinci fıkrasında “Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” şeklinde 6102 sayılı TTK 83. maddenin birinci fıkrası tekrarlanmıştır. 6102 sayılı HMK'nun 222/5 fıkrasında ise "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" hükmü yer almaktadır. Bu fıkra hükmüne göre, ispat yükü kendisinde olan taraf diğer delillerden vazgeçerek açıkca karşı taraf defterlerine münhasıran dayanmak suretiyle, delilini karşı taraf defteri olarak kabul etmekte ve defterdeki kayıtları kabul edeceğini bildirmektedir. Davacı, davalının ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanmış değildir; defterler dışında da deliller bildirmiştir.. Davacı davalının defterlerine münhasıran dayanmadığından, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi HMK 222/5 kapsamında aleyhine sonuç doğurmayacaktır. Davacının davalıya fatura karşılığı malları satıp teslim ettiğini alacağın varlığını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bununla birlikte diğer taraftan, davalı da, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılan tazminat türü, sadece ve ancak, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliği olduğu, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İ.İ.K.nun 67. maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığından, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı gerekçeye göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 3-Harçlar yasası gereği alınması gereken 35,90-TL harçtan peşin alınan 95,71-TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 59,81-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı yararına ölçümlenen 2.180,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bursa BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.10/05/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır