İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/419 E. 2023/361 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/419
- Karar No
- 2023/361
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/419 Esas KARAR NO : 2023/361 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/05/2022 KARAR TARİHİ : 27/04/2023 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı yanın İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile aleyhinde başlatılan icra takibinde; ödeme emrine, borca, faize ve ferilerine 11.02.2022 tarihinde itiraz ettiğinden takibin durduğunu, davalı/borçlunun 11.02.2022 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkili şirkete hiçbir borcu bulunmadığını iddia ettiğini, davalı tarafın gerçek durum ile çelişen bu iddiasına itibar edilmemesi gerektiğini, davalı tarafın müvekkili şirketten çeşitli tarihlerde... ürünleri siparişi ettiğini, bunun neticesinde açılan cari hesap kapsamında ödemeler yapıldığını, ... ürünlerinin satışının yabancı para üzerinden yapıldığını, yabancı para üzerinden davalı adına kesilen faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi kur farkı faturasına da itiraz edilmediğini, takip konusu borca ilişkin, müvekkili şirketin alacaklı olduğuna kanıt borca ilişkin cari hesap kayıtları mevcut olduğunu, borç temelinde yatan ticari ilişkiye yönelik de e-defter (ticari defterler) kayıtları müvekkili şirket bünyesinde mevcut olduğunu, mal/hizmetlerin satışının karşılığı olan bedellerin müvekkili şirket ile davalı/borçlu yan arasındaki mevcut ticari ilişki kapsamında, cari hesap alacağı olarak kaydedildiğini, davanın kabulü ile davalının icra takibine yaptığı İtirazının İptaline, icra takibinin devamına, davalının takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın likit olması dolayısıyla %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki taleplerinin haksız olup aşağıda açıklanacak nedenlerle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın, satılan ürünlerin satışlarının yabancı para üzerinden yapıldığını, yabancı para üzerinden kesilen faturalara ve kur farkı faturasına müvekkilin itiraz etmediğinden borcu kabul etmiş sayılacağını iddia ettiğini, öncelikle, artık faturalar sistem üzerinden e-fatura olarak kesildiğini, sistem üzerinden kesilen bu faturalara teknik anlamda itiraz edilemediğini, ancak faturaların kabul edilmediği davacı tarafa bildirildiğini, ayrıca faturaya itiraz edilmemiş olmasının davacının fatura alacaklarına hak kazandığı sonucunu doğurmadığını, kaldı ki, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini, kur farkının kabul edilmediğini, faturaya itiraz edilmemiş olmasının sonucunun bu olmadığını, davacının fatura içeriğindeki alacaklara hak kazandığını ispatlamak zorunda olduğunu, satış faturalarının yabancı para üzerinden kesilmiş olması ve buna itiraz edilmemiş olmasının da önemli olmadığını, müvekkili faturaya konu borcunu davacıya çek ile ödediğini, davacının da bu çeki kabul etmekle fatura konusu alacaklarını tahsil etmiş durumda olduğunu, çekin ödeme aracı olduğunu, somut olay özelinde, ayrıca taraflar arasında cari hesap bulunduğu iddiasının da doğru olmadığını, müvekkili ile davacı arasında 6102 sayılı TTK m.89 uyarınca bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, müvekkili davacıdan mal satın almış ödemesini yapmış ve taraflar arasındaki ilişkin sona erdiğini, davacının, dava dilekçesinde kur farkı talep edilebilmesi için şartların oluştuğu ve alacaklı olduğunu iddia etse de, somut olayda ödeme çek ile yapıldığını, davacının da bu sebeple kur farkı talep edemeyeceğini, davacının çek ile tahsil etmiş olduğu fatura alacaklarına rağmen hakkı olmadığını bildiğini tutarları icra takibine konu ederek kötü niyetli davrandığını, haksız ve hukuka aykırı olan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyası, İrsaliyeli Fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinde alınan 10/03/2023 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...1-Davacı ile davalı arasında karşılıklı olarak ticari işlemlerin yapıldığı ve bu ticari işlemler için fatura düzenlenip mal gönderilmekte karşılığında tahsilat yapılmakta olduğu belirlenmiştir.. 2-Davacını kestiği faturalar yabancı para cinsi olan Euro olarak kesilmekte ve tahsili yapılmakta olduğu tespit edilmiştir. 3-Davacı ile davalı arasında her emtia alışında teklif düzenlenmekte ve bu teklif davalı tarafından kabul edildiğinde emtia satışı yapılmaktadır. Yapılan bu satış karşılığı Euro üzerinden fatura kesilerek davalıya gönderilmekte ve gecikme olduğu takdirde kur farkı olacağı yapılan teklifte belirtildiği için davalı tarafından bilindiği tekliflerden görülmüştür. 4-Davalının cari hesap borcunun toplamı 22.549.18 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı 08.01.2020 tarihinde üç adet 30-04-31.05.30.06 sıra vadeli çek vermiş çeklerin alındığı tarihte 1 Euro 6.6848 TL iken tahsil tarihinde 7.0614 TL. olmasından kaynaklı kur farkı hesaplandığı görülmüştür. Diğer çeklerde de durum aynıdır. Bu husus yukarıda belirtilen sözleşmenin 9. Maddesindeki anlaşmadan kaynaklanmakta olup davalı kur farkı faturası düzenleyerek bedelini talep edebilir kanaatine varılmıştır. 5-Yukarıda açıklanan ve fiat teklifi sözleşmesinin incelemelerinden kur farkı hesaplanacağı davalı tarafından bilinmektedir. Bu nedenle davacıya kur farkından kaynaklanan borcunun 22.549.18 TL olacağı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak Tüm takdir ve hukuksal değerlendirilmesi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere Sayın Mahkemeye sunulmak üzere hazırladığım işbu raporu onbir sayfa ve üç nüsha olarak tanzim edilmiş olup Sayın Mahkemenin bilgi ve takdirlerine arz ederim..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava İİK 67.Maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davasıdır. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişkide davacı tarafça düzenlenen kur farkı faturasından kaynaklanan davacı alacağı bulunup bulunmadığı, davacının bakiye alacak hususunda başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. 3-Davalı şirket tarafından cevap dilekçesinde düzenlenen faturaya itiraz edilmemesinin davacının alacağını ispatladığı anlamına gelmeyeceğini, davalının alacağını çek ile ödemiş olduğunu, çekin davacıya verildiği tarihteki kur üzerinden ödeme yapılmış sayılacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. 4-Dava konusu alacak faturaya dayanmakta olup, dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre davacı ile davalı arasında satış sözleşmesine dayalı olarak bir kısım faturalar düzenlendiği, ayrıca satış sözleşmesi haricinde 22/07/2020 tarihli 22.640,51-TL tutarlı kur farkı faturası düzenlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin bu fatura içeriği kur farkı alacağı talebinden kaynaklandığı görülmüştür. 5-Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Mahkememizin 18/10/2022 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile her iki tarafa ticari defter ve belgelerin ibrazı hususunda süre verilmiş, davacı tarafça yerinde inceleme talebinde bulunulduğu, ancak davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür. Davacı şirkete ait ticari defterler bilirkişi incelemesine sunulmuş ve üzerinde takip konusu faturalara ilişkin inceleme yapılmıştır. 6-Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının SMMM Bilirkişi aracılığı ile yapılan incelemesi neticesinde düzenlenen 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 22.549,00-TL alacaklı göründüğü yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. 7-Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır. "1-Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2-Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3-İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 8-Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle 22.549,00-TL alacak bakiyesi bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafça 22/07/2020 tarihli Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları sunulmadığı, bilirkişi raporunda davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan uyuşmazlık konusu 22/07/2020 tarihli 22.640,51-TL tutarlı faturanın davalı tarafça kabul edilmemekle birlikte davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça bu faturanın BA beyan formu ile vergi dairesine alış formu olarak bildirildiği görülmüştür. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre, gerçekten de davalı vekilinin savunmasında değindiği üzere bir çekin verildiği tarihte geçerli döviz kuru üzerinden alacaklıya ödeme yapıldığı kabul edilmektedir. Ancak bu hususun taraflarca her zaman aksi kararlaştırılabileceği gibi somut uyuşmazlığın özellikleri ve delil durumuna göre aksinin de ispatı mümkündür. Somut olayda davalı tarafça ticari defterler incelemeye sunulmadığı gibi, dosyada yer alan Ege Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 30/05/2022 tarihli cevabi yazısı ekinde yer alan davalı şirkete ait Ba(mal veya hizmet alımı yapılan kişiler) listesinin 2.sayfasında davacı şirketten 5 belge karşılığı 167.756,00-TL(KDV hariç) alış beyanında bulunulduğu görülmüştür. Davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı ve ticari defterlerinde kayıtlı olan 5 faturanın KDV dahil toplamı 197.954,86-TL olup, davalı tarafça vergi dairesine beyan edilen miktara %18 KDV eklendiğinde 197.952,08-TL miktara ulaşılmaktadır. Bu durumda davacı ile davalı arasında davacının dayandığı 5 fatura dışında bir mal satış faturası mevcut olduğuna yönelik davalı savunması da bulunmadığı dikkate alındığında, davalının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan kur farkı faturası da dahil tüm faturaları alış beyan formu ile vergi dairesine bildirdiği değerlendirilmiştir. Bs ve Ba formları vergi zayinin önlenmesi amacıyla mal veya hizmet alımı gerçekleştiren veya mal veya hizmet satışı gerçekleştiren şirketlerin bunlarla ilgili düzenledikleri veya adlarına düzenlenen faturaları sistem üzerinden vergi dairesine bildirmelerine, mal alımı yapan şirketin bildirdiği kayıtlar ile mal satışı gerçekleştiren şirket kayıtları karşılaştırılmak suretiyle vergi zaiyatının önlenmesi amaçlı bir uygulama olup, Ba-Bs formlarının bildirilmesi ilgili vergi mükellefinin kendisi tarafından veya yetkilendirdiği muhasebe yetkilisi tarafından gerçekleştirilebilecek bir işlem olduğundan bu yönde bir alış faturası bildirimi yapılması fatura içeriğinin ilgili kimseye teslim edildiği yönünde yorumlanmaktadır. (Bkz: Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı ilamında " Mahkemece yapılacak iş davalının kabulünde olan 19.01.2011 tarihli ve 5.022,00 TL fatura bedeli ile birlikte davalı tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirdiği anlaşılan 14.10.2011 tarihli 2.138,40 TL bedelli ve 21.10.2011 tarihli 5.136,48 TL bedelli faturaların, 3 fatura bedeli olan toplam 12.296,88 TL’lik malın davalıya teslim edildiği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.) Davalının vergi dairesine bildirmiş olduğu Ba formunda 5 fatura karşılığı KDV hariç 167.756,00-TL miktarda alış faturası beyan edilmiş olup bu miktar davacının dayandığı fatura sayısı ve bedeli toplamı ile uyuşmaktadır. Bu durumda davacının gerek ticari defterlerinde kayıtlı olup davalı tarafın incelemeye sunmaması nedeniyle kendi lehine delil kabul edilen ticari defterleriyle gerekse davalıya ait Form Ba kayıtlarıyla kur farkı faturasından kaynaklanan alacağını ispat ettiği değerlendirilmiştir. Davalı tarafça çek ile yapılan ödemeden dolayı kur farkı alacağı oluşmadığı savunulmuş ise de davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemiş olması nedeniyle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalardan dolayı alacak hakkı talep edebileceği, ayrıca davalının vergi dairesine bildirdiği alış beyan formları arasında kur farkı faturasının da bulunduğu dikkate alınarak davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiği değerlendirilmiş ve davalının bu yöndeki savunmaları kabul görmemiştir. Davacı tarafça takipte işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de taraflar arasında belirli vadeli bir sözleşme bulunmadığı gibi takip öncesi temerrüt oluşturan bir ihtarname de bulunmadığı gözetilerek işlemiş faize yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir. 9-Davacının alacağı bir faturaya dayanmakla birlikte taraflar arasındaki uyuşmazlığın kur farkı alacağının doğup doğmadığına yönelik olduğu, bu husustaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu değerlendirilmiş olup şartları oluşmadığından inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutarın yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, İzmir...İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan davalı itirazının kısmen iptaline, takibin 22.549,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine, 2-Alacağın yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu değerlendirildiğinden inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.540,00-TL harçtan peşin olarak alınan 337,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.202,45-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı yararına takdir edilen 5.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 337,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça sarf edilen 80,70-TL başvuru harcı ile 174,00-TL posta ve tebligat ücreti, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 1.754,70-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 1.415,67-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranında hesaplanan 1.258,59-TL'sinin davalıdan, 301,41-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/04/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır