İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1015 E. 2019/350 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1015
- Karar No
- 2019/350
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 29/07/2016 KARAR TARİHİ : 28/02/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/03/2019 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın davalı firmadan alacaklı olduğundan bahisle, faturalara ve cari hesap ekstresine dayalı olarak Bursa 10.İcra Müd.'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, ancak davalını hem yetkiye hem de icra takibinin tamamına itiraz ederek icra takibinin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı firmanın yetki itirazının yerinde olmadığını, takibin faturadan kaynaklanan bir alacak nedeni ileyapıldığını, BK'nun 89/1 maddesi gereği para borcu olduğundan dolayı alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenmesi gereken birborç olduğunu, müvekkili firmanın faaliyet adresinin Bursa (Kestil) olduğunu, icra takibinin Bursa İcra Müdürlüğünce açıllmış olmasının yasalara uygun olduğunu, taraflar arasında İstanubl İcra Dairesi ve mahkemelerinin yetkili olacağına dair özle bir yetki sözleşmesinin de bulunmadığını, borçlunun faaliyet adresinin de Orhangazi olduğunu, bu nedenlerden dolayı da davalı firmanın yetkiye yapmış olduğu itirazlarının da haksız ve yersiz olduğunu, reddi gerektiğini, müvekkilinin geri dönüşüm ve hurda plastik satışı ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin davalı ile 2015 yılında ticaret yaptığını, davalının müvekkilinden çeşitli türlerde (hurda plastik ve hurda metal) ürünsatın aldığını, bu satın almış olduğu ürünlerin bedelini müvekkiline ödemediğini, alcak bakiyesinin 8.828,12 TL'sı olduğunu, müvekkilinin avalı ile bu bedelin ödenmesi hususunda görüştüğünü, ancak herhangi bir sonuç alamaması nedeni ile davalı aleyhinde Bursa 10.İcra Müd.'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu, davalının itirazında haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin dava konusu ürünleri davalıya kardeşi ... vasıtası ile imzalı sevk irsaliyeleri ile teslim ettiğini, fakat borcun ödenmediğini, bu hususun her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağını beyanla, davalı borçlunun Bursa 10.İcra Müd.'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin devamına, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, kötüniyetli borçludan %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalının 29/09/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; açılan dava dosyasındaki dava dilekçesinin müvekkilinin adresi olan İstanbul Sancaktepe'ye tebliğ edilmediğinden taraf teşkili usul açısından tamamlanmadığını, vekil olarak taraflarına gönderilen dava dilekçesinin öncelkile ve evvelemirde davalıya tebliği zournul olmaına rağmen vekili olarak sadece kendilerine gönderilmiş olmasının yasal hak kayıplarına sebebiye vememek açısından süresinde beyanlarına ve sair itirazlarını arz edeceklerini, öncelikle davalıya dava dilekçesinin tebliğ şeklinde gönderilmesi ve davalıya yasal süre verilmesin hususunun eksiksiz ikmalini talep ettiklerini, Bursa 10.İcra Müd.'nün ... esas sayılı icra takibi ve içeriği gereği davalıya ödeme emrinin İstanbul Sancaktepe'de yapıldığının anlaşılacağını, bu adresin davalının mernis adresi olduğundan icra takibinin yetkisizlik nedeni ile durduğunu, dolayısı ileyetkili yere dosya gönderilmeden itirazın iptali davasının suul ve kanun açısından açılamayacağını, davanındavalının yasal ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceğini, davacının mahkemeye okunmayan suretlerini sundğu belgelerin ne olduğunun anlaşılamadığından, belgelere karşı ayrıca beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, dava dilekçesinde borçlunun faaliyet adresinin Bursa Orhangazi olduğu söylenmiş ise de yapılan bir tebligatın olmadığnı, icra dairesinin yetkisizlik kararı vererek takibi durdurduğundan takibin yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesi gerektiğini, yetkili icra dairelerinin İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğundan bu icra dairelerindeki icra takiplerine yapılan veya yapılacak itirazların da Kamu Düzeni Gereği bu yer mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, öncelikle asile dava dilekçesinin yasal usuller ile gönderilerek eksikliklerin giderilmesini, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini ve davacıya müvekkilinin borcu olmadığını beyan ettiklerini, yetki itirazının kabul edilmemesi halinde davanın reddine karar verilmesini ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ikinci dilekçeler, yazılı beyanlar, SGK kayıtları, kolluk araştırması, nüfus kayıtları, Bursa 10.İcra Müd.'nün ... sayılı dosyası, davacı şirket 2015 yılına ait BA ve BS form dökümlerinin onaylı örnekleri, ticari defterler, satış faturaları ve irsaliyeleri, bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı davalı aleyhine ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 16/06/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 17/06/2016 tarihinde yetkiye ve borca itiraz etmiştir. Bilindiği üzere yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine göre, mahkemece, borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelenmelidir. (HGK 20.03.2002 tarih, 13/241-208 sayılı kararı) Zira; itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde geçerli bir takibin yapılmış olması şartına bağlıdır. İİK.nın 50. Maddesinde Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir. HMK'nun 6.maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının ikametgahı mahkemesi olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 10. maddesinde de; "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." denilmiştir. Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 Sayılı TBK.nın89 maddesine göre belirlenecektir. 6098 Sayılı TBK.nın 89.maddesinde; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3.Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir .'' şeklinde düzenlemeyi içermektedir. Bu durumda,TBK m.89 ve 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının, kendi yerleşim adresinde dava açmasında veya İİK’nun 50.maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirket merkezinin icra takibinin yapıldığı Bursa ili mülki sınırlarında olduğu ve davalının da İstanbul ilinde bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, yetkili icra dairesinin belirlenmesi yönünden TBK.nın 89. Maddesi gereğince taraflar arasında ticari ve akdi bir ilişkinini mevcut olup olmadığı ihtilaflıdır. Davalı, davacıya herhangi bir borcu olmadığını, İstanbul Anadolu İcra dairelerinin yetkili olduğunu savunmuş, davacı ise davacı tarafından düzenlenen faturalara göre borcun götürülecek borçlardan olması nedeniyle davacı şirketin ikametgahı icra dairesi ve mahkemelerinin de yetkili olduğunu belirtmiştir. Davacı tarafından icra takibine konu alacağa ilişkin 21/07/2015 tarihli 3603,20 TL fatura ve irsaliye fatura ve 21/07/2015 tarihli 5224,92 TL bedelli fatura ve irsaliye fatura ibraz edilmiş irsaliyeli faturalarda malların ...' ya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davacı ile akti ilişkiyi kabul etmediği gibi malların teslim edilmediğini ve imzaya itiraz edilmiş olup teslim edilen ...' nun davalının SGK kayıtları ve yapılan kolluk araştırmasında davalının çalışanı olmadığı tespit edilmiştir. Davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış iki adet faturadan kaynaklı alacaklı olduğu belirlenmiş davalı ise ticari defterlerini ibraz etmediğinden inceleme yapılamamıştır. Faturalara ilişkin davalı tarafından Vergi Dairesinde BA formu ile bildirimde bulunmadığı anlaşılmaktadır. TBK.nın 89. Maddesi gereğince para borçların davacının yerleşim yerinin yetkili olması için davalı ile arasında akti ilişkinin ispat edilmesi zorunludur.(Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi 2018/43 Esas ve 2018/42 Karara da vurgulandığı üzere Borcun ifa yeri, TBK. 89. maddesi uyarınca, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.) Diğer yandan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2018/126 Esas ve 2018/224 Karar sayılı Kararında "Mahkemece; taraflar arasındaki ticari ilişki inkar edilmiş olduğundan, davalının yerleşim yeri icra dairesinin yetkili olduğunu, yetkisiz icra dairesinde takip yapıldığından dava ön şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı yan istinaf dilekçesinde; yetkiye ilişkin deliller toplanmadan karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı tarafça; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun kanıtı olarak ticari defterlere dayanılmış ve dilekçeye cari hesap ekstreis eklenmiştir. Ticari defterler incelendikten sonra ancak taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmayacağı tespit edilecektir. Buna rağmen mahkemece yetki itirazı hakkında herhangi bir delil toplanmadan dava ön şartı yokluğu nedeniyle karar verilmesinin doğru olmadığı, öncelikle yetki itirazına ilişkin delillerin toplanması gerekir." ticari ilişkinin varlığı için delillerin toplanması gerektiği ve sonrasında yetki itirazına karar verilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Davacı tarafından ibraz edilen davalı tarafından sunulmayan ticari defterler yönünden ise, Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Davacı tarafından sunulan faturaların tek başına davacının ticari defterlerine kayıtlı olması yeterli değil fatura konusu malların davalıya teslim edildiğinin davacı tarafından ispatı gerekir. Bu konuda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2018/145 Esas ve 2018/244 Karar sayılı Kararında" Davalı yan usulüne uygun tebliğe rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının aksi ancak aynı nitelikte yapılan delil ile kanıtlanabilir. Davalı yan, davacı ticari defter kayıtlarının aksini ispata yarar nitelikte herhangi bir delil sunmamıştır .Davalı teslimi ve tüm borcu inkar etmektedir. İlk derece mahkemesi tarafından; davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması nedeni ile lehine delil olduğu belirtilerek kabul kararı verilmiştir. Ticari defterlerin lehe delil olması için kayıtların tüm dayanakları ile birlikte desteklenmesi gerekir. Faturaların ticari defterlerde kayıtlı olması tek başına yeterli değildir. Ticari kayıtların dayanağı belgelerin de (sevk irsaliyesi v.s.) ibrazı gerekir. Davacı tarafça ambar teslim fişleri ibraz edilmiş ise de, bu fişlerden takip ve dava konusu faturaların davalıya teslim edildiğinin tespiti mümkün değildir." sayılı kararında vurgulandığı üzere akti ilişkinin ispatı için malların davalıya teslim edildiğinin ispat edilmesi zorunludur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının icra takibine konu faturadaki malların davalıya teslim edildiğine dair irsaliyeli faturalarda teslim alan ...' nun davalı çalışanı olduğunun ve malların davalıya teslim edildiğinin ispat edilmediği gibi ticari satıma ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı yapılan ticari defter incelenmesi ve Vergi Kayıtlarında da davalı ile akti ilişkinin varlığının ispat edilmediğinden TBK' nın 89. Maddesinin uygulanamayacağı ve HMK' nın 6. Maddesi uyarınca genel yetki kuralı olan davalının yerleşim yeri icra daireleri Anadolu İstanbul' un yetkili olup yetkili icra müdürlüğünde icra takibinin yapılması dava şartı olduğu ve davalının usulune uygun yetki itirazında bulunduğundan, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davalının, icra müdürlüğünün yetkisine yönelik olarak yapılan itirazın KABULÜ ile, yetkili icra müdürlüğünde takibin yapılmasının dava şartı olduğundan, dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK'nun 115.maddesi uyarınca davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,90 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 163,05 TL'den mahsubu ile artan 118,15TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Kararın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılmakla A.A.Ü.T' nin 7/2. Maddesi ve 13/1. Maddesine göre 1145,65 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-HMK'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/02/2019 Katip ... E-İmzalıdır. Hakim ... E-İmzalıdır.