İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/280 E. 2018/97 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2015/280
Karar No
2018/97
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : DAVACI (KARŞI DAVALI) : VEKİLİ : Av. . DAVALI(KARŞI DAVACI) : DAVA-KARŞI DAVA : İtirazın İptali ve Alacak DAVA TARİHİ : 26/02/2015 KARAR TARİHİ : 25/01/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili firma ile davalı firma arasında otomotiv sanayi ile ilgili bir imalat süreci için anlaşıldığını, müvekkilinin üretim ve tasarımı gerçekleştirdiğini, yapılan üretime ilişkin 20/11/2013 tarihinde 8312 nolu açık faturanın tanzim edildiğini, bakiye kalan alacağın ödenmesi ile ilgili iyi niyetli harici görüşmeler sürdürüldüğünü ve ancak davalı firmanın bu üretim ile ilglii yaptıkları ödemeleri yeterli bulduklarını, kalan bakiye borcu kabul etmediklerini ve ödemeyeceklerini bildirmeleri üzerine, itiraz edilmiş olan icra takibini yaptıklarını, davalını itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu, faturadan kaynadan bakiye borcunu, büyük bir kısmını ödemiş olmasına rağmen, kalan bakiye borcu temerrüt ve ödeme ihtarına rağmen ödememiş olması açık bir kötü niyetli tavır olduğunu, takip borçlusu davalının icra takip dosyasına haksız ve mesnetsiz olarak yapılmış itirazının iptaline karar verilmesini, %20 si oranında inkar tazminatının hüküm altına alınmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini ve alacağa fatura 06/01/2014 ilk temerrüt ihtarı tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: Proje konusu fikstürün davacı-davalı tarafça tam anlamı ile tamamlanıp müvekkil firmaya teslimi sağlanmadığı için söz konusu kabul belgesinin mevcut olmadığını, davacı-karşı davalı firmanın, proje kapsamında üzerine düşen yükümlülüğü tam anlamı ile ifa ettiğini, yerine getirdiğini hukuki platformda kabul edilebilir kanıt veya kanıtlarla ispat etmek zorunda olduğunu, davacı-karşı davalının yadsınamaz kusura dayalı vaki sorumluluğunun oluşturduğunu, yüklenicinin üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğunu, tespiti yapılacak maddi gerçekler neticesinde varlık kazanacak nesnel olgular, davacı-karşı davalının iddiasının aksine müvekkilin mezkur proje bazındaki taleplerini nhaklı olduğunu kesin ve net bir biçimde ortaya koyacağını, eksiklikleri ortadan kaldırmak, hataları gidermek adına projeyi diğer taşeronlara tevdii etmek zorunda kaldıkların, faturanın keşide edilmiş olması, söz konusu fatura muhteviyatı yükümlülüğünün eksiksiz biçimde yerine getirildiği anlamını taşımadığını, davacının haksız ve hukuka aykırı yasal mesnetten yoksun davasının reddini, fazlaya ilişkin her türlü dava hakkının saklı kalmak ve ileride arttırılmak kaydı ile mevcut ve olası zararın tespitinin sağlanarak karşı dava taleplerinin kabulünü, yapılacak tüm mahkeme masraflarının ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, cevaba cevaba karşı cevap dilekçesi, yazlı beyanlar, tarafların beyanı, Bursa 16. İcra Müdürlüğünün Esas sayılı icra takip dosyası, yevmiye ihtarı, bilirkişi raporu, defter ve kayıtlar, tanık davetiyeleri, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, asıl dava yönünden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali ve takibin devamı, karşı dava yönünden maddi tazminata yönelik alacak istemine ilişkindir. Davacı tarafından fatura alacağına dayalı olarak 16/01/2015 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 22/01/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 27/01/2015 tarihinde borca ve yetkiye itiraz etmiştir. Davalı tarafından icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itiraz yönünden, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanan bir miktar para alacağına dayandığından İİK 50. Maddesi, HMK 10 ve TBK 89. Maddeleri gereğince davacı alacaklının yerleşim yeri icra müdürlüğü yetkili olduğundan yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş taraflarca ibraz edilen ticari defterler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirkişinin 28/06/2016 tarihli bilirkişi raporunda: "... Davacı-karşı davalının tutmakta olduğu defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davalı-karşı davacının mevcut ve olası zararlarının olup olmadığına ve varsa miktarının ne olacağına dair bir karar verilip verilmemesi durumuna göre değişmek üzere davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacıdan 12.393 Euro alacaklı olduğu, takip tarihine kadar 729,32 Euro temerrüt faizi talep edebileceği..." belirtilmiştir. Mahkememizce 19/01/2017 tarihli celsede, davalı karşı davacıya talep sonuç kısmının açıklanması için 1 haftalık süre verilmiş ve davetiye 08/02/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ancak süresi içinde karşı dava dilekçesindeki noksanlık giderilmemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK 119 maddesinin 1- ğ bendine göre Açık bir şekilde talep sonucu, karşı dava dilekçesinde zorunlu unsurlar arasında sayıldığı ve HMK'nın 119/2. Maddesi gereğince bu unsurlarda eksiklik olduğunda 1 haftalık kesin süre içinde davacı tarafın tamamlaması, bu eksiklik tamamlanmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiş olup somut olayda davalı karşı davacı vekilinin dosyaya sunduğu dilekçe de talep sonuç kısmında, mevcut ve olası zararların tespitinin sağlanarak karşı davanın kabulü talep edilmiş ancak asgari bir miktar belirtilmediği gibi mevcut ve olası zararların belirsiz olduğundan talep sonucunun açıklanması verilen 1 haftalık sürede bildirilmediğinden davalının karşı davasının açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın belirlenen süre içinde defter sunmaması sebebiyle davacının defterlerine itibar edilip edilmeyeceği yönünden yapılan düzenlemeler değerlendirildiğinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 64. (6762 sayılı TTK'nın 69. vd.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince Tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) O halde toplanan delillerden somut olayda, taraflar arasında 100 ROM001 8515 Fikstür üretimi ile ilgili sözlü olarak anlaşma yapıldığı, yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu davacının yüklenici davalının ise iş sahibi olduğu, davacı tarafından bu anlaşma karşılığından 167.867,98 EURO KDV dahil bedel belirlendiği bu alacaktan 12.393 EURO kısmının ödenmediği ileri sürülmüş yine davacı tarafından ödenmesi için Bursa 10. Noterliğinin 35586 yevmiye numarası ile davalıya usulune uygun tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesinde, sözleşmeye konu tasarımın istenildiği şekilde teslim edilmediğini, eksik iş yapıldığını ayıplı olduğu savunulduğundan, uyuşmazlığın eser sözleşmesinin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı bu kapsamda davalının bildirdiği tanıklara davetiye çıkartılması için belirlenen delil avansının davalı tarafından yatırılmadığından bu tanıklardan vazgeçildiği ve faturaya konu yapılan işin ayıplı olduğunun davalı tarafından sunduğu delillere göre ispat edilemediği ve davacının ticari defterlerinin usulune uygun tutulduğundan, ticari defterin kesin delil olduğu, davalı tarafın süresi içinde ticari defterlerini sunmadığında , davacının defterlerinin HMK' nın 220. Maddesi gereğince kabul edilebileceği anlaşılmakla dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden hüküm kurmaya elverişli kabul edilen 28/06/2016 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davalının takip tarihi itibariyle 12.393 EURO asıl alacak, fatura alacağının takipten önce davalıya noter tebliğ belgeleri ile tebliğ edildiği ve davalının temerrüde düşürüldüğünden 729,32 EURO işlemiş faiz yönünden taleplerin kabulune , faiz oranı yönünden kamu bankalarınca EURO üzerinden açılan 1 yıllık vadeli döviz oranının %6 oranında olduğundan bu oran üzerinden faiz işletilerek davanın kısmen kabulune karar verilmiş ve davacının icra inkar tazminat isteminin, davacının alacağının faturaya dayalı alacak olduğu, likit alacak olduğundan haksız olarak borca itiraz sebebiyle icra ve inkar tazminatının koşulları oluştuğu anlaşılmakla icra ve inkar tazminatı talebinin itirazın kabul edilen kısım yönünden kabulune karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Asıl dava yönünden: A)Davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalının Bursa 16. İcra Müdürlüğünün............ Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 12.393 Euro asıl alacak, 729.32 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.122,32 Euro alacağın asıl alacak olan 12.393 Euronun takip tarihinden itibaren işleyecek %6 faiz ile Euronun fiili ödeme günündeki döviz kuruna göre TL olarak tahsili ile devamına, (1 Euro takip tarihi itibariyle 2,8306) fazlaya ilişkin talebin reddine, B)İİK 67. Maddesi gereğince icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan alacağın %20 si olan 7.438,8 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2537, 30 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 597,67 TL' nin mahsubu ile bakiye 1939,63 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak maliye hazinesine gider olarak kaydına, D-Davacı tarafından yapılan 400 TL bilirkişi gideri, 339,80 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 739,80 TL yargılama giderinin davanın kabul- red oranına göre 701,67 TL yargılama gideri ile 597,67 TL harç olmak üzere toplam 1299,34 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine E-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 4.435,84TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, F-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, 2-Karşı dava yönünden, davanın açılmamış sayılmasına, A-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 85,38 TL' nin mahsubu ile bakiye 49,48 TL fazla harcın hükmün kesinleşmesine müteakip karşı davacıya verilmesine, B-Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği karşı davacı üzerinde bırakılmasına, C-Karşı davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180 TL vekalet ücretinin karşı davacıdan alınarak karşı davalıya verilmesine, D-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğuna gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/01/2018 Katip ... ¸E-imzalıdır. Hakim ... ¸E-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/280, K. 2018/97, T. 25.01.2018, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2015-280-e-2018-97-k-37eccda04bed