Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/768 E. 2026/1267 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/768
Karar No
2026/1267
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/768 KARAR NO : 2026/1267

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :03/12/2025 NUMARASI :2024/691 Esas - 2025/757 Karar

DAVACI :... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALILAR :1-... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... :2-... (T.C.No:...) - ... :3-... (T.C.No:...) - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVA :Ticari Şirket (Fesih veya Ortaklıktan Ayrılma İstemli) DAVA TARİHİ :30/07/2015

KARAR TARİHİ :26/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ :16/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin diğer davalılarla birlikte ortağı olduğunu, belli bir süre sonra şirket kar payının davacıya verilmediğini, şirket kaynaklarının amaç dışında davalılarca kullanıldığını, davacının şirket ortağı olmasına ve masraflara katılmasına rağmen ortaklık haklarının kullandırılmadığını, ortaklıktan uzak tutulan davacının ortaklık devamlılığında hukuki fayda kalmadığını, fesih için haklı nedenlerin oluştuğunu beyan ederek şirketin feshi ile tasfiyesine, aksi halde de davacının payının şirkete yapılan kazandırmalarına, paylaştırılmamış olan kar bedellerinin karar tarihindeki değerlerinin ödenerek davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin davalı şirkete yönelik olduğunu, taleplerin davalılar ile herhangi bir ilgisi olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın hukuki ve haksız mesnetten yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının franchise bedeli konusundaki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, devralınan okula fuzuli yada aşırı masraflı harcamaların yapılmadığını, yapılan harcamaların okul işletmesinin daha nitelikli ve ticari gayelere uygun olarak gelir getirecek düzeye getirme konusunda çalışmalar olduğunu, davacının ödediğini iddia ettiği bedellerin şirket hesapları ve mali kayıtları ile ortaya çıkartılabileceğini, işletme zararına herhangi bir faaliyetin olmadığını, şirketin feshini gerektirecek herhangi bir haklı neden olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davalı şirket aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan HMK'nın 114/1-d ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-Davalı şirketin feshine ilişkin talebin REDDİNE, 3-Davacının Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünün 710 sicil numarasında kayıtlı, ... ortaklığından çıkarılmasına, 4-Ayrılma akçesi talebinin REDDİNE, 5-Karar kesinleştiğinden keyfiyetin Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5011 E. 2023/4953 K sayılı kararı doğrultusunda ayrılma akçesini denetime elverişli biçimde tespit ettirmeden reddetmekle hukuka aykırı karar verdiğini, yerel mahkemenin, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen eksiklikleri yerine getirmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari faaliyetlerinin fiilen devam ettiğinin ve eğitim sektöründe gelir üretmeye devam ettiği gerçeğini dikkate alınmadığını, bu haliyle raporun denetime elverişli olmadığını ve hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece dava konusu okulda yerinde keşif yapılması gerekmekte olup, keşif yapılması talep edilmişse de yerel mahkemece keşif yapılmadan hüküm kurulduğunu, dosyada bulunan bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, davalıların hileli hareketleri, davacının delillerinin dikkate alınmaması ve bilirkişinin eksik incelemesi neticesinde bilançonun hatalı hesaplandığını ve şirketin borca batık gibi gösterilerek davalılar tarafından haksız menfaat elde edildiğini, şirketin kar elde ettiği ve değerinin artmış olduğu sabit olup davacıya ayrılma akçesinin ödenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların kötüniyetli olup yerel mahkemece bu durumun tespitini yapmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın husumetten reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılar ... ile ...'in şirket ortakları olup davacıya karşı şahsi olarak da sorumlulukları bulunduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şahsın işbu davadaki taleplerinin diğer davalı şirkete yönelik olup taleplerin davalılar ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, yerel mahkemenin davalılar açısından davanın husumet yönünden reddine dair vermiş olduğu kararının hukuka uygun olduğunu belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/12/2025 tarih, 2024/691 Esas - 2025/757 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; şirketin feshi, aksi halde şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirketin diğer davalılarla birlikte ortağı olduğunu, belli bir süre sonra şirket kar payının müvekkiline verilmediğini, şirket kaynaklarının amaç dışında davalılarca kullanıldığını, müvekkilinin şirket ortağı olmasına ve masraflara katılmasına rağmen ortaklık haklarının kullandırılmadığını, ortaklıktan uzak tutulan müvekkilinin ortaklık devamlılığında hukuki fayda kalmadığını, fesih için haklı nedenlerin oluştuğunu beyan ederek şirketin feshi ile tasfiyesine, aksi halde de müvekkilinin payının şirkete yapılan kazandırmaların, paylaştırılmamış olan kar bedellerinin karar tarihindeki değerlerinin ödenerek davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; davacının taleplerinin davalı şirkete yönelik olduğunu, taleplerin müvekkilleri ile herhangi bir ilgisi olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın hukuki ve haksız mesnetten yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep ettiği, davalı şirket vekili cevap dilekçesi ile; davacının franchise bedeli konusundaki iddialarının gerçeği yansıtmadığı, devralınan okula fuzuli yada aşırı masraflı harcamaların yapılmadığı, yapılan harcamaların okul işletmesinin daha nitelikli ve ticari gayelere uygun olarak gelir getirecek düzeye getirme konusunda çalışmalar olduğu, davacının ödediğini iddia ettiği bedellerin şirket hesapları ve mali kayıtları ile ortaya çıkartılabileceği, işletme zararına herhangi bir faaliyetin olmadığı, şirketin feshini gerektirecek herhangi bir haklı neden olmadığı savunmaları ile davanın reddini talep ettiği, İlk derece mahkemesince; "... Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; -Davacının şirket ortaklığından çıkartılmasına, -Ayrılma akçesi talebinin reddine, -Davalı ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ..." şeklinde karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından ve katılma yolu ile davalı şirket tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Dairemiin 21/11/2024 tarih, 2023/1256 esas, 2024/1691 karar sayılı kararı ile: ''....Somut olayda; ayrılma akçesi hesaplaması yapılırken şirketin karar tarihine en yakın rayiç bilançonun belirlenmesi gerektiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında rapora yansıyan bilançoların yeterli açıklığı içermediği, davalı şirketin duran varlık değerinin neleri kapsadığının belirli olmadığı, bu durumda raporların ayrılma akçesi yönünden hükme esas alınmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; şirketin rayiç değerinin ve davacının varsa ayrılma akçesinin belirlenebilmesi için şirketin tüm taşınır taşınmaz mallarının belirlenmesi, şirket merkezinde ve işletmelerinde şirket değerlemesinden anlayan bir SMMM bilirkişi ile şirketin mallarına göre gerekirsen inşaat mühendisi bilirkişi, makine mühendisi bilirkişi ve sektör bilirkişilerden oluşan heyetle keşif yapılması, şirket mallarının değerinin belirlenmesi ve şirketin karar tarihine en yakın rayiç değeri hesaplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar atlanarak karar verilmesi doğru görülmediği" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemece yeniden yapılan yargılamada; davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan HMK'nın 114/1-d ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine, davalı şirketin feshine ilişkin talebin reddine, davacının Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünün 710 sicil numarasında kayıtlı, ... ortaklığından çıkarılmasına, ayrılma akçesi talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; davacının çıkma payının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, davalılar ... ile ...'in sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarındadır.

TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat Taşdelen, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.). Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin "kullanabilir öz sermayesi" varsa uygulanır. Çünkü ayrılan ortağa ödenecek ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin en azından bilanço değerinin bulunması gerekir. Mahkemece davalı şirketin borca batıklıktan kurtulup kurtulmadığı ve fesih şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında rapor hazırlanmak üzere dosyanın bir SMMM bilirkişi ile bir Makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmesine, bilirkişilere davalı şirketin merkezinde yerinde inceleme yapmaları hususunda yetki verilmesine, yapılacak incelemede fesih şartlarının bulunmadığının anlaşılması durumunda davalı vekili tarafından sunulan envanter kayıtları ile yerinde incelemede yapılacak araştırma sonucunda ortaya çıkan şirket varlıklarının karar tarihine en yakın verilere göre rayiçlerinin belirlenerek kaldırma kararında belirtildiği şekilde ayrılma akçesinin hesaplanmasına karar verilmiştir. 17/10/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davacı ...’un şireketin %20 hisesine sahip ortağı olduğu, davalı şirketin dosyaya ibraz edilen 30.06.2025 tarihli Mizan ve Bilançosuna göre şirketin 2.246.319,94-TL borca batık olduğu, 30.06.2025 tarihli en son kayıtlı bilanço değerinin üzerinden hesaplanan, maddi duran varlıklarda güncel (rayiç) değerleri farkının -45.420,89-TL olduğu, 30.06.2025 tarihli Mizan ve Bilançosuna esas alınarak hazırlanan 17.10.2025 rapor tarihli rayiç değerli bilançoya göre şirketin -2.291.740,83-TL borca batık olduğu, şirketin öz kaynaklar toplamının -2.291.740,83-TL olduğu, davacının sermaye hissesine düşen öz kaynak payının (ayrılma akçesi) -458.348,17-TL olduğu hususları mütala edilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra dosya kendisine iade edilen ilk derece mahkemesince eksiklikler giderilerek her ne kadar keşif yapılmasa da görevlendirilen bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek alınan bilirkişi raporu ile kaldırma nedeninin karşılanmış olmasına göre ve şirket borca batık olduğundan ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı tarafça her ne kadar dava konusu okulun '..." okullarından olup bir isim değeri olduğundan bahisle de istinaf itirazında bulunmuş ise de ... markası davalı şirkete ait olmayıp franchise sözleşmesi kapsamında kullanılığından ancak markanın sahibi olan dava dışı şirketin değerinde dikkate alınabilir. Bu nedenlde davacı vekilinin marka değerine yönelik istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Yine Mahkemece davacının talebine göre davalı şirket yetkililerinin taraf ehliyeti bulunmadığından bu davalılar yönünden davanın pasif husumet taraf ehliyeti dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2026

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/768, K. 2026/1267, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-768-e-2026-1267-k-65e682129897