Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/399 E. 2026/977 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/399
Karar No
2026/977
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/399 Esas

KARAR NO: 2026/977

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 03/07/2025

NUMARASI : 2024/44 E. - 2025/176 K.

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/648 ESAS -2017/275 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 06/10/2017

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/649 ESAS -2017/240 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 06/10/2017

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/650 ESAS -2017/241 KARAR SAYILI DOSYASI

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/651 ESAS -2017/242 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 06/10/2017

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/652 ESAS -2017/243 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 06/10/2017

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/653 ESAS -2017/244 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 06/10/2017

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/654 ESAS -2017/245 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 09/10/2017

BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2017/661 ESAS -2017/246 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin firmanın ... yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullandığı iki adet markaya sahip olduğunu, bunlardan ... sayılı "... şekil + ..." markasının 1996 yılında, ... sayılı "şekil + ... ...-..." ibareli markasının ise 2002 yılında tescil ettirildiğini, müvekkilinin markalarının piyasa nezdinde kullanımı nedeniyle tüketiciler nezdinde bilinirlik seviyesine ulaştığını, aralıksız ve kaliteli yoğun kullanımı nedeniyle piyasada tanınmış hale geldiğini, 1996 yılında markasını tescil ettirdiğini ve tescilden bu yana "..." ibareli markaları ile bir kalite ve güvence sembolü haline gelen markalarının gerek ulusal gerek uluslararası çapta birden fazla firma ile iş yapması sayesinde maruf olma kategorisine girdiğini, müvekkilinin markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu hususun bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, davalının markasının esas unsurunun da "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin markasının esas unsurları ile tamamen ve birebir aynı olduğunu, markanın tescilli olduğu 35. Ve 39. sınıf, müvekkilinin markasının tescilli olduğu 35. ve 39. sınıf ile birebir aynı olduğunu, Müvekkilinin ... numaralı "... şekil + ..." markasının 39. sınıfta "Nakliye ve depolama, paketleme, seyahat hizmetleri" için tescilli olduğunu, müvekkiline ait ... numaralı "şekil+... ...-...'" markasının ise 35., 36., 39., ve 42. sınıflar için tescilli olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış marka olduğunu, buna ilişkin birden fazla Mahkeme kararı olduğunu, müvekkilinin markaları ile davalı ... A.ş'nin markaları arasında benzerlik olduğunu, bir çok davada Mahkeme kararı ve bilirkişi raporu ile bu durumun tespit edildiğini, müvekkilinin markalarını korumak için pahalı faaliyetlerde bulunmak zorunda kaldığını, davalıya ... esas unsurlu herhangi bir marka kullanımı dolayısı ile hukuki hakların kullanılacağı ihtarının yapıldığını ancak davalının buna ihtara rağmen kötü niyetli olarak tescil başvurularına devam ettiğini, davalıya ait ... sayılı "... ... Taşıt Tanıma Sistemi" ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının kullanımlarının iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığından bahisle ... sayılı "... ... Taşıt Tanıma Sistemi" ibareli marka üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, ... sayılı "... ... Taşıt Tanıma Sistemi" ibareli markanın 35. ve 39. Sınıfta hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın markasının Türkiye'de ciddi bir biçimde kullanılmadığını, davacının bu hususta birçok dava açtığını, davacı tarafın müvekkilinin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak amacıyla bu davaları açtığını, hükümsüzlük davası açtığı sınıflarda markasını hiç kullanılmadığını bildiği halde söz konusu davalı açtığını, bu davalar ile haksız olarak müvekkili şirketin faaliyetlerini sekteye uğrattığını, müvekkilinin markaları ile davacı markaları arasında ayniyet, benzerlik, iltibas veya iltibas tehlikesi bulunmadığını, markaların esas unsurlarının farklı olduğunu, görsel ve bütünsel olarak da farklı olduklarını, taraf markalarının müşteri çevresinin tamamen faklı olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacı tarafından tescilli olan ...(...) nolu ve ... nolu markalar tescilli oldukları sınıflarda, tescil edildikleri tarihlerden itibaren kullanılmadığını, davacının ...(...) nolu markasının tescilli olduğu 39. Sınıfın alt sınıflarından "seyahat hizmetlerinde" faaliyetinin bulunmadığını, söz konusu markanın tescili için 24.07.1996 tarihinde başvurulduğunu, 28.08.1997 yılında tescil edildiğini, kendilerince açılan dava tarihine kadar markanın neredeyse 20 senedir seyahat hizmetlerinde hiç kullanılmadığını, seyahat hizmetlerinin, nakliyecilik ve yük taşıma işlerinden tamamen farklı olduğunu, seyahat hizmetlerinin "yolcu" taşıma hizmeti olduğunu, usul ve şartlarının özel kanunlarla düzenlendiğini, özel izinlere tabi olduğunu, davacı tarafın bu alanda Türkiye içinde ciddi bir kullanımının bulunmadığını, davacının ... nolu markasının tescili için 21.08.2002 tarihinde başvurulduğunu, markanın 15.07.2004 tarihinde 35, 36, 39 ve 42. Sınıflar yönünden tescil edildiğini, davacı tarafça markasının 35. Sınıfın tamamı, 39. Sınıf yönünden de bir kısım hizmetler açısından kullanılmadığını, davacı yanın markalarının tanınmış marka olmadığının birçok mahkeme kararı ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğinden bahisle, davacı taraf markalarının tescil edildikleri tarihten itibaren müvekkilinin markasının hükümsüzlüğünü talep ettikleri sınıflar açısından kullanılmadığı, SMK 25. Maddesinin müvekkil tarafa söz konusu durumu defi olarak ileri sürme hakkı verdiği, hükümsüzlük davasının esasına girilebilmesi için müvekkil itirazının dikkate alınması gerektiği gözetilerek SMK 25'in yollaması ile 19/2 gereğince davacının ciddi kullanımını ispatlaması gerektiğine, taraf markaları arasında görsel işitsel, bütünsel benzerliğin bulunmaması, taraf markalarının aynı müşteri kitlesine hitap etmemesi, taraf markaları arasında iltibas bulunmaması nedeniyle davacının, müvekkili şirket markasının 35.ve 39. Sınıflarda hükümsüz kılınması yönündeki talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/648 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla, 2012 84076 sayılı "... ..." ibareli markanın 35.ve 39. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/649 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, bu nedenle 2012 84124 sayılı "... ..." ibareli markanın 35.ve 39. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/650 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla , 2012 84228 sayılı "... and ..." ibareli markanın 35 ve 39 sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/651 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla, 2012 84240 sayılı "... and ..." ibareli markanın 39 sınıfta hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/652 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla, 2012 83523 sayılı "... ..." ibareli markanın 35.ve 39. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/653 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla, 2012 84200 sayılı "... ..." ibareli markanın 35. ve 39. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/654 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla, 2012 84183 sayılı "... ..." ibareli markanın 35 ve 39 sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen Mahkemenin 2017/661 esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; asıl dosyadaki beyanlarını tekrarla, 2012 83880 sayılı "... ..." ibareli markanın 35.ve 39. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince verilen ilk karar: Mahkemenin 05/02/2020 karar tarihli 2017/647 Esas- 2020/74 Karar sayılı kararı ile " Dava ve birleşen davaların reddine" karar verilmiştir.

Dairemizin bozma ilamı: İstanbul BAM 44. Hukuk Daire'sinin 2020/2476 Esas- 2024/110 Karar sayılı ilamı ile "Yetersiz bilirkişi raporuna dayalı karar verildiği, raporda davacının tanınmış marka iddiasının yeterince incelenmediği, her bir marka ve her bir dava yönünden markaların tescil sınıfları da dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirme içeren bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi gerektiği" gerekçesi ile İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Esas ve birleşen dosyada davaların ayrı ayrı REDDİNE," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece esas ve birleşen dosyalarda verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirketin ... yılından bu yana ticaret sicilinde tescilli "..." esas unsurlu ticaret unvanı ve markaları bulunduğunu, itiraza konu markanın "..." değil "..." ibaresi ile iltibas yarattığını, müvekkil markalarının lojistik sektöründe tanınmış marka statüsünde olduğunu, 35, 36, 39, 42, 44 ve 45. sınıflarda tescilli markaların "..." çatı markası altında yoğun bir şekilde kullanıldığını, sektördeki tanınmışlığın birçok mahkeme kararı ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olarak müvekkilin tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya çalıştığını, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak iltibas tehlikesi bulunduğunu, tüketicilerin bu markalar arasında ekonomik ve idari bir bağlantı olduğunu varsayacağını, 6769 sayılı SMK ve 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca markanın tescilinin önlenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin "...-..." markası ile uluslararası düzeyde faaliyet gösterdiğini, dosyaya sunulan delillerin ve yargı kararlarının dikkate alınmadığını belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava ve birleşen davalar marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkili şirketin ... yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve nakliyat alanında faaliyet gösterdiğini, ... sayılı “... şekil + ...” markasının 1996 yılında, ... sayılı “Şekil + ... ...-...” markasının ise 2002 yılında tescil edildiğini, “...” ibaresinin davacı markalarının esas ve ayırt edici unsuru olduğunu, uzun yıllardır yoğun kullanım sonucu markaların tanınmış hale geldiğini, davalı tarafından 2012 yılından itibaren TPMK nezdinde “...” ibaresini içeren çok sayıda marka başvurusu yapıldığını, bunların kötü niyetli olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının örtüştüğünü, davalı markalarının iltibas yarattığını, ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına tecavüz ile haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek , asıl davada ... tescil numaralı “... ... Taşıt Tanıma Sistemi” ibareli marka, birleşen davalarda ise ; ... sayılı “... ... sayılı “... ...”,... sayılı “... and ...”,2012/84240 sayılı “... and ...”,... sayılı “... ...”,... sayılı “... ...”,... sayılı “... ...”,...sayılı “... ...”,... sayılı “... ...” ibareli markaların 35 ve 39. sınıflar yönünden hükümsüzlüğü talep edilmiştir.

Davalı vekili; davacı markalarının ciddi biçimde kullanılmadığını, davacının çok sayıda benzer dava açarak müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini engellemeye çalıştığını, davacı markalarının tanınmış marka olmadığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, müşteri çevrelerinin tamamen farklı olduğunu, “...” ibaresinin jenerik ve yaygın kullanılan bir ibare olduğunu davacıya ait ... ve ... sayılı markaların tescilli oldukları sınıflarda uzun yıllardır kullanılmadığını, seyahat hizmetleri ile yük taşımacılığının farklı faaliyet alanları olduğunu, SMK m.25 ve m.19/2 uyarınca davacının ciddi kullanımını ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davaların reddini talep etmiştir.

Mahkemece 05.02.2020 tarihli 2017/647 Esas, 2020/74 Karar sayılı ilam ile dava ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın istinafı üzerine Dairemizin 2020/2476 Esas, 2024/110 Karar sayılı ilamıyla; alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, davacının tanınmış marka iddiasının yeterince incelenmediği, her marka ve her dava yönünden ayrı değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmış, mahkemece kaldırma kararı sonrasında devam olunan yargılama sonunda ; davacı markalarının tanınmış marka olduğunun , marka başvurularının kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle dava ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, davacı vekili istinafa başvurmuştur.

12.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı markaları ile davalı markaları arasında iltibas oluşturacak düzeyde markasal benzerlik bulunmadığı, hizmet sınıfları yönünden benzerlik olsa da markasal benzerlik bulunmadığı için hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının tanınmış marka iddiasını yeterli delille ispatlayamadığı, yalnızca ticaret unvanında “...” ibaresinin bulunmasının iltibas yaratmaya yeterli olmadığı belirtilmiştir.

14.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda; taraf markaları arasında iltibas düzeyinde benzerlik bulunmadığı, “...” ibaresinin ilgili sektör bakımından genel bir kullanım niteliğinde olduğu, ek ibarelerin markalarda farklı izlenim yarattığı, kötü niyetli kullanım tespit edilemediği ve SMK’ya aykırı bir durum bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

12.12.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda da aynı yönde değerlendirme yapılmış; markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve davalının kötü niyetli kullanımının tespit edilemediği belirtilmiştir.

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/475 Esas sayılı dosyasında ise, davalı tarafından açılan kullanmama nedeniyle iptal davası sonucunda davacıya ait ... sayılı markanın 35, 36, 42, 44 ve 45. sınıflar ile 39. sınıftaki "araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, dalgıç hücresi kiralanması hizmetleri, dalgıç elbisesi kiralanması hizmetleri, çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri yönünden SMK 9. Maddesi gereğince kullanmama nedeniyle iptaline," karar verildiği ve kararın istinaf ve temyiz denetiminden geçerek Yargıtay 11. H.D.nin 2023/4861- 2024/6450 sayılı onama kararı ile 17.09.2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.

Dosya kapsamına göre; davacı adına TPMK nezdinde ...tescil numaralı “... şekil + ...” ibareli markanın 39. sınıfta, ... tescil numaralı “şekil + ... ...-...” ibareli markanın ise 35, 36, 39, 42, 44 ve 45. sınıflarda tescilli olduğu; davalı adına ise asıl ve birleşen dosyalara konu edilen “... ... Taşıt Tanıma Sistemi”, “... ...”, “... ...”, “... and ...”, “... and ...”, “... ...”, “... ...”, “... ...” ve “... ...” ibareli markaların 35 ve/veya 39. sınıflarda tescilli bulunduğu anlaşılmaktadır.

14.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ve 12.12.2024 tarihli ek raporda, davacı ve davalı markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin tek başına güçlü ayırt edici niteliğe sahip olmadığı, ilgili sektörlerde yaygın kullanılan bir ibare olduğu, taraf markalarının ek kelime ve şekil unsurlarıyla birlikte bütünsel olarak farklı izlenim yarattığı, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak iltibas düzeyinde benzerlik bulunmadığı, kötü niyetli kullanımın da tespit edilemediği bildirilmiştir.

Aşağıdaki yargıtay ilamı aynı taraflar arasında benzer uyuşmazlığa ilişkin olup emsal niteliktedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7778- 2022/910"Mahkemece, dava konusu ... sayılı davalının başvuru markası "... in" ibaresi ile davacının itiraza mesnet markaları olan ... sayılı "...+şekil ... ... .... A.Ş", ... sayılı "...+şekil ...-..." ibareli markaların asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, 35. ve 39. Sınıftaki tüm hizmetler yönünden taraf markaları arasında 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. ve 39. sınıftaki tüm hizmetler yönünden YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. ONANMASINA, 09/02/2022"

Yine Dairemizin 2022/191 Esas - 2024/1596 Karar sayılı , 10.10.2024 tarihli kararında, davacıya ait “...” esas unsurlu markalar ile davalıya ait “... ...” markası arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2016 tarih, 2015/8798 E., 2016/3202 K. sayılı kararı ile onanan Ankara 1. FSHHM’nin 09.12.2014 tarih, 2010/181 E., 2014/303 K. sayılı kararı ile yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2016 tarih, 2015/8960 E., 2016/3613 K. sayılı kararıyla onanan Ankara 2. FSHHM’nin 2014/496 E., 2015/290 K. ve 2014/497 E., 2015/142 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere “...” ibaresinin davacı markalarının ayırt edici ve baskın unsuru olduğu hususunun tespit edilmiş olduğu, davalı markasındaki “...” ibaresinin markaya yeterli ayırt edicilik katmadığı, kelime markalarında ilk hecenin tüketici algısında baskın etki yarattığı, taraf markalarının ortak şekilde 35 ve 39. sınıflarda tescilli olduğu ve ortalama tüketici nezdinde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik nedeniyle ilişkilendirme ihtimali doğduğu benimsenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin daha yeni 19.02.2024 tarihli 2022/4963- 2024/1204 sayılı kararında, “...+” ibareli markada ayırt edici esas unsurun “...” kelimesi olduğu, “+” işaretinin markaya ayırt edicilik katmadığı ve taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğu kabul edilmiştir.

Karıştırılma ihtimali yönünden ; davacının hükümsüzlük talebine mesnet markaları olan 1996/ ... sayılı "...+şekil ... ... .... A.Ş", ... sayılı "...+şekil ...-..." ibareli markaların koruma kapsamlarında 35, 36, 39, 42.sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı ve asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, markaların benzerliği konusunda hükme esas alınan bilirkişi raporunda aksi değerlendirme yapılmış ise de , davalıya ait markalarda da "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı ve ibarenin davalı markalarında aynen kullanıldığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince ve bilirkişi raporlarında “...” ibaresinin İngilizcede “gitmek, hareket etmek” anlamına gelen yaygın bir kelime olduğu, bu nedenle ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu kabul edilmiş ise de, marka hukukunda bir ibarenin ayırt edicilik vasfı kelimenin günlük dilde bilinen ve yaygın kullanılan bir kelime olup olmamasına göre değil tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından değerlendirilmelidir. Dava konusu markaların tescilli bulunduğu 35 ve 39. sınıf hizmetler yönünden “...” ibaresinin doğrudan hizmetin cinsini, vasfını, niteliğini tanımlayan bir ibare niteliğinde olmadığı, “...” kelimesi her ne kadar gitme anlamına gelse de , taşımacılık, lojistik, ve dağıtım hizmetlerini doğrudan tarif eden jenerik bir ibare niteliğinde de değildir. Bu nedenle “...” ibaresinin ilgili hizmetler bakımından zayıf ibare olarak kabulü halinde bile markanın korunmayacağı anlamına gelmemektedir.

Diğer yandan “...” ibaresinin davacı tarafından uzun yıllardır kullanımı nedeniyle taşımacılık sektöründe bilinirlik ve ayırt edicilik kazanmış olduğu , bu hususun davacının taraf olduğu yargılamalarda verilen ve kesinleşen çok sayıda mahkeme kararı ile sabit olduğu, davalı markalarınnın “... " ibareli olup yanına farklı ekler getirildiği anlaşılmıştır. Davalı markalarında “...” ibaresinin markanın başlangıç kısmında yer aldığı, davalı markalarındaki “... Taşıt Tanıma Sistemi”, “...”, “...”, “... and ...”, “... and ...”, “...”, “...”, “...”, “...” gibi ek unsurların, markaların tescil sınıfları da göz önüne alınarak ortak unsur olan “...” ibaresinin yarattığı benzerliği ve iltibası ortadan kaldıracak markalara ayırt edicilik katacak nitelikte olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde ,ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunup bulunmadığı, markaların tescilli oldukları hizmetlerin de aynılığı ya da benzerliğinin bulunup bulunmadığının, taraf markaları arasında SMK 6/1 ve 6/6 maddeleri gereğince hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir.

Davacının ticaret unvanına dayalı üstün hak iddiası bakımından da ; davacı şirketin ... LİMİTED ŞİRKET olarak 8.12.... tarihinde sicile tescil edildiği daha sonra tür değişikliği ile A.Ş olarak devam ettiği davacı adına ... sayılı markanın 24.07.1996 tarihinde, ... sayılı markanın ise 21.08.2002 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacının faaliyet alanının karayolu nakliyat ve komisyonculuğu yanında petrol ve ürünleri ile ilgili ticaret konularının da bulunduğu , davalının faaliyet alanının da akaryakıt ticareti olduğu, dolayısıyla faaliyet alanlarının örtüştüğü, davalı markalarının davacı ticaret unvanında bulunan ayırt edici ... ibaresini aynen içerdiği, Kanun hükmüne göre markanın ticaret unvanını içermesinin yeterli olduğu, ticaret unvanının markasal kullanımının ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen şirket faaliyet konusunda fiili faaliyette bulunmanın ayrıca aranmadığı göz önüne alındığında, davacının faaliyet konuları ile davalı markalarının tescil sınıfları göz önüne alındığında, SMK 6/6 m kapsamında ticaret unvanına dayalı hükümsüzlük koşullarının mevcut olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Tüm bu açıklamalara göre, mahkemece eksik incelemeye dayalı yetersiz bilirkişi raporuna dayalı asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş ise de, dairemizin önceki kararında belirtilen şekilde bir inceleme ve değerlendirme içeren rapor alınmadığı kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmemiş olduğu görülmekle bu kapsamda; tanınmışlık iddiası yönünden taraflar arasında görülen yargı kararlarının değerlendirilmesi, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/475 Esas sayılı dosyasında verilip kesinleşen iptal kararının dikkate alınması ile, davalının kullanmama definde bulunduğu gözetilerek, dava konusu her bir marka yönünden tescil kapsamlarındaki tüm hizmetler bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması bakımından yeni bir heyetten denetime elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği, kararın bu yönlerden eksik incelemeye dayalı olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- İstanbul ...... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../07/2025 tarih, 2024/... E. 2025/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/399, K. 2026/977, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-399-e-2026-977-k-905dfb40a4aa