Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/396 E. 2026/941 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/396
- Karar No
- 2026/941
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/396 - 2026/941 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/396 KARAR NO : 2026/941
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.04.2025 NUMARASI : 2025/183 Esas 2025/280 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21.05.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 21.05.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.04.2024 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile şerit değiştirme kurallarını ihlal etmemesi neticesinde meydana gelen kazada zarar gören davacının aracının aynı zamanda değer kaybına uğradığını, zararının tazmini için gerekli bilgi ve belgelerle başvuru dilekçesi ile davalıya başvuruda bulunulmuş olmasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 100,00-TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı araç ile davacı sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açılmış olup 30.07.2024 tarihinde davacının kasko sigorta şirketi ... Sigorta’ya 179.065,17-TL, 07.03.2025 tarihinde de davacıya 20.934,83-TL ödeme yapıldığını, ödeme ile birlikte sigorta şirketinin bu dosya kapsamında başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, davacı tarafça talep edilen bedelin tamamının ödendiğini, davacı yanın taleplerini belirsiz alacak davası olarak ileri sürmesinde hukuki yararı bulunmadığını, şirketin trafik sigortasından kaynaklı sorumluluğu sigortalının kusuru oranında ve zmms poliçe limitleriyle sınırlı olup gelinen noktada poliçe limiti tükendiğinden şirketin başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, ... plaka sayılı aracın poliçe limiti kaza tarihi itibariyle maddi araç başına 200.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının talep ettiği tazminat bedelinin ödendiğini, şirketin temerrüt tarihinin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olacak olup uygulanacak faiz türünün yasal faiz olduğunu, karışan araçlar ticari araç niteliğinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından 20.04.2024 tarihinde davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kusuruyla meydana gelen trafik kazasında ... plakalı aracının hasara uğradığı iddia edilerek söz konusu hasar nedeniyle oluşan değer kaybının tazmininin talep edildiği, davalı tarafından davadan sonra 07.03.2025 tarihinde bakiye poliçe teminat limitine göre 20.934,83-TL değer kaybı ödemesi yapıldığı, davacı vekili tarafından sunulan 17.03.2025 ve 16.04.2025 tarihli beyan dilekçeleri ile davalı tarafından yapılan 07.03.2025 tarih ve 20.934,83-TL miktarlı değer kaybı ödemesi ile davaya konu alacağın ödendiği, ancak vekalet ücreti ile ferilerin ödenmediği, davanın ikamesine kendilerinin sebebiyet vermediklerini savunarak davanın kabulüne karar verilmesi talep ettiği, davacı tarafın değer kaybının yapılan ödemeden fazla olduğunun veya yapılan ödemenin davalı tarafından tazmini gereken değer kaybını karşılamadığının iddia edilmemiş olması karşısında yargılamaya yenilik katmayacağı görüldüğünden davacıya ait araçtaki değer kaybının ve bu kapsamda davalının sorumlu olduğu miktarın hesaplanması bakımından bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, dosya kapsamı itibariyle davalı tarafından davadan sonra yapılan ödeme ile birlikte davacı tarafından davaya konu edilen değer kaybı maddi zararına ilişkin davanın konusuz kaldığı, davalının davadan sonra ödeme yapması karşısında tutum ve davranışı ile dava açılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla HMK md. 331 gereğince yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması gerektiği, dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olup davalının sorumluluğundaki değer kaybının 20.934,83-TL kadar olduğunda niza bulunmamakla beraber davacının henüz bedel artırım talebinde bulunmadığı bu aşamada davaya konu alacağın ödenmiş olması karşısında yargılama giderleri ile vekalet ücretinin talep üzerinden hesap edilmesi gerektiği belirtilerek, konusu kalmayan davanın esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki dava dosyası kapsamında davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında hüküm kurulmaya yer olmadığına dair hüküm kurulmuşsa da davanın konusuz kaldığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, konusuz kalma kararı verilebilmesi için alacağın tüm ferileriyle (dosyada davaya konu araç ticari dolmuş olduğu için sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işlemiş ticari avans faizi, vekalet ücreti ve yargılama giderleri) birlikte ödenmiş olması gerektiğini, hiçbir feri alacağın ödenmediğini, bu haliyle dosyada yapılan ödemenin kısmi ödeme olarak kabul edilmesi ve alacağın tamamıyla ödenmesi söz konusu olmadığından davanın konusuz kaldığına karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebileceğini, davalı tarafından her ne kadar ZMMS teminat limitinden kalan tutar dava derdest iken yargılama esnasında ödenmişse de mahkemece davacının uğramış olduğu zararın tespiti için bilirkişiden rapor alınıp alınamayacağı hususunun bilinmesinin hukuken mümkün olmadığını, mahkemece karşı tarafın yaptığı ödeme doğrultusunda asıl alacağın belirli olduğu kanaatine varılarak bilirkişiden rapor alınmayacaksa da bedel artırımında bulunmak üzere süre verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve usul işlemleri ile karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının aracında oluşan değer kaybı tazminatının zorunlu mali mesuliyet sigorta ( ZMMS ) poliçesi kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağından kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan davalı sigorta şirketi, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'in 24. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiği tarihte sigortaya konu motorlu aracın cinsine göre Hazine Müsteşarlığınca asgari tutarı belirlenen tarifedeki limitler uyarınca sınırlı sorumludur. Somut olayda, davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin kaza tarihi itibariyle maddi araç başına 200.000,00-TL ile sınırlı olduğu, davalı tarafından sigortalı aracın neden olduğu maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının aracının hasar gördüğü, başvuru üzerine davalı tarafından hasar dosyası açıldığı 30.07.2024 tarihinde ... Sigorta’ya 179.065,17-TL, 07.03.2025 tarihinde ...’a 20.934,83-TL ödeme yapıldığı sabittir. Davaya konu talebin kaza nedeniyle davacının aracında oluşan değer kaybına ilişkin olduğu ve davalı tarafından 07.03.2025 tarihinde yapılan 20.934,83-TL ödemenin değer kaybına ilişkin olduğu hususunda taraflar arasında her hangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olması ve bakiye poliçe limiti nispetinde ödeme yapılması dikkate alındığında usul ekonomisi ilkesi gereğince değer kaybı bedeli yönünden ayrıca bilirkişi incelemesi yapılmasının yargılamaya bir yenilik katmayacağının kabulü yerindedir. Esasen, uyuşmazlık davalı tarafından yapılan bu ödeme nedeniyle davanın konusuz kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının dava dilekçesine konu talebi değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Ancak, davalı sigorta şirketi yönünden 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği düzenlemesi mevcuttur. Bu durumda davacının dava konusu değer kaybı alacağı yönünden davası konusuz kalmış ise de davacının faiz istemi yönünden talepleri değerlendirilerek olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n