Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1788 E. 2026/1544 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1788
Karar No
2026/1544
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2026/1788

KARAR NO : 2026/1544

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 04/05/2026

NUMARASI : 2026/57 Esas - 2026/381 Karar

DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ: 24/06/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/10/2013 tarihli trafik kazasında davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ... istikametinden ... istikametine doğru giderken ... plakalı aracın aniden şerif değiştirmesiyle motosiklete sol tarafından çarptığını, çarpma sonucunda davacının ağır yaralandığını, kazaya karışan aracın sigortalı olmadığını, bu nedenle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptıklarını, başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin aracında oluşan maddi zararları kendi karşıladığını belirterek, fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak 500,00 TL ve geçici iş görmezlik tazminatı olarak da 500,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı açmadan önce sigorta şirketlerinden 6704 sayılı kanun gereği tazminat talebine yönelik başvuru şartının yerine getirilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte daya konu kazanın oluşumundaki kusur ve maluliyet oranlarının tespiti adli tıp vasıtasıyla yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik kaybından doğan zararın tazmininden müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacının faize ilişkin talebinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi 26/7/2023 tarihinde 2023/43 Esas sayılı dosyada, Anayasa’ya 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 Sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin 19 numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdiğini, somut olayda, kesin hüküm şartları oluşmadığını ve Mahkemenin red gerekçelerinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi iptal kararı olmasaydı dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte mezkur beyan ödeme belgesi olarak nitelendirilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın 6 yıl önce ikame edildiğini ve davanın sürüncemede kaldığını, üst Mahkemenin kararın kaldırılması kararı öncesi İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/397 Esas sayılı kararıyla davanın esasına girerek davanın kabulüne karar verdiğini, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır ( HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir (6100 sayılı HMK m.115/2).

HMK'nın 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.

Konuya ilişkin Yargıtay HGK'nun 2019/(7)9-759 Esas ve 2021/1663 Karar sayılı kararında " Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir def’i değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararı).

Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukukî istikrar ve güvenliği tesis etmektir." açıklamasına yer verilmiştir.

Dosya kapsamından, davacının davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ... istikametinden ... istikametine doğru giderken sigortası bulunmayan ... plakalı aracın aniden şerif değiştirmesiyle motosiklete sol tarafından çarptığını, çarpma sonucunda davacının ağır yaralandığını, geçici ve kalıcı maluliyet tazminatının tahsili için Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Heyeti'ne başvuru yapıldığı, başvuru sonucunda Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Heyeti'nin 2019.E.82816 K-2020/11294 sayılı kararı ile sürekli iş göremezlik tazminat talebinin kabulüne, geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verildiği, bu karara itiraz edilmesi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Heyeti'nin 08/05/2020 tarih 2020/İHK-10022 sayılı kararı ile uzlaşmanın sağlandığı nedenle itirazın kabulü ile davanın reddine kesin olmak karar verildiği, kararın davacı vekiline 28/05/2020 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvuru yapılmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece kararın davalı ... yönünden kesin hüküm oluşturduğu anlaşıldığından davanın HMK 114/1-i maddesi gereğince daha önce kesin hükümle sonuçlanması nedeniyle HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine dair karar verilmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 19. fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü, 18/10/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta eldeki dava ile Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasında aynı vakıalara dayanılmış ve aynı tazminat taleplerinde bulunulmuş (geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ) olmasına, davanın taraflarının ve konusunun aynı olmasına, her ne kadar 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinde ki "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş ise de bu hususun Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Heyeti kararının temyizi halinde Yargıtay tarafından incelenebileceği, bu nedenle davacının tazminat talepleri bakımından şekli anlamda kesinleşen hükmün HMK'nın 303/1. maddesi gereğince de maddi anlamda kesin hüküm oluşturduğunun anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1788, K. 2026/1544, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1788-e-2026-1544-k-ced01fd4174a