Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1634 E. 2026/1538 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1634
- Karar No
- 2026/1538
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1634
KARAR NO: 2026/1538
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10.07.2026
NUMARASI: 2026/1348(DERDEST)
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
Taraflar arasındaki Ticari Şirket ( Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması esnasında ilamda yazılı nedenlerle 10.07.2026 tarihli ara karara dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, ... Limited Şirketi ' nin tüm hisselerinin sahibiyken davalı ile şirketin % 75' i oranındaki payının devrine ilişkin ekte yer alan sözleşmeler yapılmış olduğunu, işbu sözleşmelere göre şirketin %60 ının müvekkilinin akrabalık bağı olmayan ...' a ve % 15 ' inin ise ...' ye devredilecek olduğunu, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği için ...' a da pay devrinin iptali talepli Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2026/312 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup, dosyanın derdest olduğunu, müvekkilinin son durumda şirketin % 25 oranında ortağı olduğunu, ... Limited Şirketi'nin inşaat ve taahhüt işleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ..., şirket'in tüm hisselerinin maliki ve tek yetkilisi iken, 19.02.2025 tarihinde .... Noterliğinde şirket adına, ...'da 46 dükkandan oluşan bir sanayi sitesi inşaatına ilişkin Arsa payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalamış olduğunu, müvekkili ... oldukça karlı olan ...' daki bu projenin yapımı için finans ortağı arayışına girdiğini, bu süreçte ... aracılığı ile ... ile tanıştığını, ...'nün, müvekkili ...' a, ... un ...isimli şirketin sahibi olduğunu, oldukça varlıklı birisi olduğunu, projeyi nakit olarak finanse edebileceğini, nakit paranın gücüyle projenin hızlı ve en uygun maliyetle yapılabileceğini, nakit sorunu yaşamayacağını söyleyerek müvekkilini görüşmeye ikna etmiş olduğunu, müvekkilinin, ... vasıtasıyla, ... ile tanışmış ve yapılan görüşmeler sonunda, ...'un, finans sorunu olmadığını, ...' daki projeyi nakit olarak finanse edebileceğini, hatta farklı projeler varsa onları da konuşabileceklerini söylediğini, sonuçta şirketin ...' daki projesinin yaklaşık maliyeti, finansman şartları ve proje üzerinden hesaplanan tahmini karın da nasıl paylaşılacağına ilişkin görüşmelerin başladığını, ...'un, müvekkiline oldukça yakın davrandığını, zamanla ortak olarak daha büyük işler yapacaklarını söyleyerek İrfan' ın güvenini kazandığını, görüşmeler sırasında, şirketin geçmişten gelen alacakları - borçları ve davalarının konuşulduğunu, geçmiş dönem hesapları ve davaların İrfan' ın sorumluluğunda olduğunu, sözleşmenin ekinde yer alan borçlar dışındaki her türlü hak- alacak-borç ve yetkinin de ... ait olduğu konusunda anlaşma sağlandığını, yani konuşulan hisse devrinin hukuken tam bir hisse devri olmadığını, hukuka uygun hisse devri olması için şirketin tüm aktif ve pasifini kapsayan bir devir olması gerektiğini, ayrıca yazılı sözleşmeye geçmeyen ancak şifahen müvekkiline söz verilen en önemli hususun, projelerin tamamlanmasından ve kar paylaşımı yapılarak projenin tasfiyesinden sonra yeni bir proje yapılmaması halinde, proje ortaklığı sebebiyle devredilecek hisselerin tekrar müvekkiline iade edileceği hususu olduğunu, ...'un, şirkete çok yatırım yapacaklarını, gelecekte işlerin ve şirketin çok büyüyeceğini bu nedenle şirkette resmi olarak ortak ve yetkili olması gerektiğini söylediğini ve ilaveten başkaca pek çok vaad ve taahhütte bulunduğunu, ...'un, resmiyette, kendisinin değil, kendi yerine kendi adamı olan ... ' ın şirkete ortak olmasını, resmi işlemlerin ... adına yapılmasını istediğini, ...' nün de ikna çabaları ile müvekkilinin resmi işlemleri ... ile yapmayı kabul ettiğini, gerçekte tüm görüşmelerin ... ile yapıldığını ve tüm kararların ... tarafından verildiğini, ...'nün, bu süreçte müvekkiline ...'a güvenmesi konusunda telkinlerde bulunduğunu, müvekkilinin, davalının, ...' un ve ...' nün birlikte hareket ederek kendisini dolandırdığını düşünmeye başladığını, ...'ın zaman içerisinde kötü niyetini göstermeye başladığını, bazı basit ve önemsiz şeyleri bahane ederek, taahhütlerini yerine getirmemeye başladığını, hatta bazı ifalarını geri isteyerek imzalanmış olan sözleşmeden fiilen döndüğünü, ödenmesi gereken icra borçlarının ödenmediğini, ileride kar payından düşülmek üzere müvekkiline teslim edilen aracın geri alındığüını, aylık olarak yapılan ödemelerin kesildiğini, müvekkilinin şirketteki müdür yetkisinin alındığını, müvekkiline haksız suçlamalar yöneltilerek ortaklıktan çıkarılacağı tehdidinde bulunulduğunu, ...'nün ise sözleşme ile kararlaştırılan hisse devir bedeli olan 1.000.000 TL' yi ödemediğini, müvekkilinin de işbu sözleşmeden döndüğünü, hisse devrinin tam bir devir olmadığını, Çorludaki projenin yapılmasıyla ilgili ve projenin tamamlanıp proje hesaplarının tasfiye edilmesinden sonra hisselerin ...' a iade edilmesiyle son bulacak bir devir olduğunu, şirketin ilerleyen zamanda borçlardan dolayı olumsuz etkilenmemesi, resmi işlemlerde sorun yaşanmaması için icra borçlarının ödenmesi ve proje tamamlandıktan sonra müvekkilinin payına düşecek kardan mahsuplaşılmasının da anlaşma gereği olduğunu, şirketin, pay devri işleminden önce imzaladığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden imal edip bitirdiği inşaat projesinden kaynaklı hakedişlerini açılan haksız davalar nedeniyle alamadığını, bu nedenle nakit anlamında sıkıntıya girdiğini, o dönemde şirketin tüm payını elinde bulunduran ...'ın, şahsi olarak da borçlandığını ve borçları nedeniyle Tekirdağ-...' daki taşınmazlar için imzaladığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki edimlerini yerine getiremeyeceği düşüncesi ile şirkete sermaye katkısında bulunacak bir 'ortak alma' kararını vermiş olduğunu, sonrasında şirkete ortak olup müvekkilinin şahsi ve şirket borçlarını ödeme teklifinde bulunan ...' nün tanıştırdığı ... İle görüşüp anlaştığını, ancak sözleşmenin akdedileceği gün ...'un, ... isimli bir kişi ile gelerek şirket paylarının ... ismindeki kişi üzerine devredileceğini ...' a ifade ettiğini, ...'ın ise borç ve haciz baskısı altında olduğu için ...' nün de telkinleri ile bu teklifi kabul etmek zorunda kaldığını, ... şu anda her ne kadar şirketin %60 oranındaki payını elinde bulundursa da gerçekte şirketi ...'un yönettiğini ve bu payın ...' ın üzerinde emaneten durduğunu, müvekkiline göre ... ve ... birlikte hareket ederek şirketini elinden almak için her türlü girişimde bulunduklarını, ...' ye yapılan söz konusu pay devri işleminin devir bedelinin hiç ödenmemesi ayrıca şirket pay devrine ait genel kurul onayının bulunmaması gibi sebeplerle hukuka aykırı olduğunu ve geçersiz olduğunu, hisse devrinin usule uygun olmadığını,
Türk Ticaret Kanunu uyarınca limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için yazılı şekil, noter onayı ve genel kurul onayı şart olduğunu, somut olayda bu şartların sağlanmadığını, sözleşmeden kaynaklı edimlerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, buna rağmen pay devrinin ticaret siciline tescil edildiğini, davalı tarafın yönetim yetkisini aldıktan sonra betonarme olarak yapılması gereken inşaatları daha az maliyetli prefabrik yapı olarak yapmaya çalıştığını, bu durumun arsa sahipleri ile yapılan sözleşmelere de aykırı olduğunu, işi yaptıracağı firmaya üçüncü şahıs bir firma üzerinden çok uzun vadeli çekler vermeye çalıştığını, davalıların kötü niyetli davranışlarının müvekkiline ciddi bir zarar da verebileceğini, davalı tarafın gerek sözleşmeye aykırı davranışları, gerekse nakit gücünün olmamasına rağmen müvekkilini aldatarak hileli davranışlarla, şirket yönetimini ... ve ... ile birlikte ele geçirdikten sonra şirketi de zarara uğratacak faaliyetler içerisine girmesinin müvekkili yönünden sözleşmeyi çekilmez bir hale getirdiğini, davalı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve devrin hukuka aykırı olması nedeniyle söz konusu pay devrinin iptali gerektiğini, bu nedenle, hukuka aykırı pay devrinin iptali ile ticaret sicilinde yer alan kaydın düzeltilerek payın yeniden davacı adına tesciline karar verilmesini, öncelikle telafisi imkansız zararlar doğmaması adına şirket paylarının 3. kişilere devrini önlemek için davalı adına kayıtlı ... Limited Şirketi’nin % 15 oranındaki payının sicil kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, ihtiyati tedbir talebi uygun görülmez ise davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " davacı vekilinin davalı tarafın taahhütlerini ifa etmemesi, sözleşmelere aykırı hareket etmesi ve davacının sözleşmeden dönmesi, usul işlemlerinin tamamlanmaması nedeniyle davacı tarafından davalıya devredilen şirkete ait %15 oranındaki pay devrine ilişkin sözleşmenin iptali, ticaret sicilinde yapılan tescilin terkini, söz konusu payın yeniden davacı adına tescili talepli açmış olduğu davasında ihtiyati tedbir talep ettiği anlaşılmaktadır.
İncelenen tüm dosya kapsamına ve talebin içeriğine göre; davacı vekilinin iddialarının esası bakımından, mevcut delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık düzeyde ispat koşulunun sağlanmamış olduğu; gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın gerekçesinin denetime elverişli olmadığını, Mahkemenin, yalnızca “yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği” şeklinde soyut bir değerlendirme yapmakla yetindiğini; dosyaya sunulan delillerin hangilerinin neden yetersiz görüldüğünü açıklamadığını, dosyada yaklaşık ispatı sağlayan güçlü yazılı deliller bulunduğunu, ihtiyati tedbir aşamasında kesin ispat değil, yalnızca yaklaşık ispat arandığını, dosya kapsamındaki belgelerin bu şartı fazlasıyla karşıladığını, telafisi güç zarar şartının gerçekleştiğini, talep edilen tedbirin ölçülü olduğunu, Mahkemenin alternatif tedbir talebi hakkında hiçbir değerlendirme yapmadığını, davaya konu ortaklık payının dava devam ederken üçüncü kişilere devredilmesi halinde ileride verilecek kabul kararının fiilen uygulanmasının büyük ölçüde güçleşeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, pay devrinin iptali ile ticaret sicilinde yer alan kaydın düzeltilerek payın yeniden davacı adına tescili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama esnasında davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Talep, şirket paylarının 3. kişilere devrini önlemek için davalı adına kayıtlı ...Limited Şirketi’nin % 15 oranındaki payının sicil kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulması, ihtiyati tedbir talebi uygun görülmez ise davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır.
Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; aksinin mümkün olabileceğini gözardı etmez.
Somut olayda, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin değerlendirdiği aşamada henüz cevap dilekçesi sunulmamış ve deliller toplanmamıştır. Mahkemece tedbir talebinin değerlendirildiği aşamada, ihtiyati tedbir kararı için yaklaşık ispatın sağlanamadığına ilişkin gerekçesi usul ve yasaya uygundur. Delillerin toplanmasından sonra talep hâlinde ihtiyati tedbir talebinin yeniden her zaman mahkemece değerlendirilebileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 17/09/2026