Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1551 E. 2026/1603 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1551
Karar No
2026/1603
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1551 Esas

KARAR NO:2026/1603 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2024/901 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ:15/01/2026 (Ara Karar Tarihi)

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:10/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili 28/05/2025 tarihli sözlü beyanında özetle; 'Dava dilekçemizi tekrar ederiz, dava konusu bonoyla ilgili Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama halen devam etmektedir ancak icra hukuk mahkemesindeki açmış olduğumuz dava lehimize sonuçlanmıştır, ancak karar istinaf edildiği için henüz kesinleşmiş değildir' demek suretiyle gelinen aşama itibariyle icra takibinin durdurulmasına ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 28/05/2025 tarih ve 2024/901 Esassayılı ön inceleme tutanağında;

"3-İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması ve hacizlerin kaldırılması yönünde tedbir kararı verilemeyeceğinden bu yöndeki davacı tarafın talebinin reddine; ancak icra dosya kapak borcunun tamamının nakdi veya kesin teminat mektubu karşılığında icra dosyasına ilave olarak %15 teminatın mahkememiz dosyasına yatırılması halinde takibin durdurulmasına ve hacizlerin kaldırılmasına, ayrıca %15 teminat karşılığında icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir uygulanmasına," karar verilmiş ve ara karara karşı 25/12/2025 tarihinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesi 15/01/2026 tarih ve 2024/901 Esas sayılı ara kararında;''1-Menfi tespit davasına konu Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü ... takip sayılı dosyasında alacaklı tarafın ... olduğu; ...'in her iki suç yönünden beraatine karar verildiği anlaşıldığından, borçlu şirket aleyhine konulan hacizlerin kaldırılması yönündeki talebin reddine," karar verilmiştir.'' İlk Derece Mahkemesi 12/02/2026 tarih ve 2024/901 Esas sayılı ara kararı ile;''.... Davacı tarafından, davalılar aleyhine icra takibinden sonra menfi tespit davası açtığı, mahkememizce 28/05/2025 tarihli oturumda verilen 3 nolu ara karar kapsamında %15 teminat karşılığında icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği, davacı tarafın şirketin banka hesapları ve mal varlığı üzerine konulan hacizlerin kaldırılması yönündeki talebinin İİK.72/3.maddesi kapsamında mümkün olmadığı, bu nedenlerle durdurulmasına karar verilemeyecek olan icra takibi yönünden hacizlerin kaldırılması yönündeki istemin reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki karar tesis edilmiştir.'' gerekçesi ile,''1-Menfi tespit davasına konu Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü ... takip sayılı dosyasında alacaklı tarafın ... olduğu; ...'in her iki suç yönünden beraatine karar verildiği anlaşıldığından, borçlu şirket aleyhine konulan hacizlerin kaldırılması yönündeki talebin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk Derece Mahkemesi 05/03/2026 tarih ve 2024/901 Esas sayılı istinaf değerlendirme ara kararı ile; '' Davacı vekili Av. ...'ya 12/02/2026 tarihli istinaf harç ve masrafların yatırılması için çıkartılan muhtıraya rağmen istinaf harcı ve masraflarını bir haftalık kesin süre içerisinde yatırmadığından istanaf talebinin bu nedenle reddine,'' karar verilmiş, verilen karar davacı vekiline 10/03/2026 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından istinaf edilmediğinden kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/06/2026 tarih ve 2024/901 Esas sayılı duruşmada;'' Davacı vekilinin müvekkili şirket mal varlığına konulan hacizlerin kaldırılmasına yönelik isteminin 15/01/2026 tarihli ara karar ile reddedildiği, ve bu tarihten itibaren kararı değiştirecek herhangi bir delilin sunulmamış olmaması nedeniyle aynı talep konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra dosyası borçlusu gözüken ...'nun bütün malvarlığı üzerindeki hacizlerin icra dosyası alacaklısı gözüken diğer davalı ... tarafından dosyanın takip edilmeyerek düşürüldüğü , bu şekilde taraflar arasındaki gerçek bir alacak borç ilişkisinin olmadığı ve muvazaalı bir durumun olduğunun taraflarınca yeni öğrenilmiş olduğu hususunun yerel mahkemece dikkate alınmadığını,Somut olayda ispat külfetinin ...'in 'ticari bilgi, belge ve faturaları ibraz edeceğim' şeklindeki beyanı ile kendisine geçtiğini, ancak alacağın varlığına ilişkin hiçbir belgeyi ibraz edemediğini, dosyada toplanan bilgi ve belgeler ile yaklaşık ispat koşulundan fazlasının gerçekleştiğini, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilerek müvekkil şirketin mağduriyetinin engellenmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından hacizlerin kaldırılmamasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca müvekkil şirketin banka hesapları üzerinde haciz varken teminat karşılığında hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi karşılığında teminat yatırılması durumunun fiilen imkansız olduğunu, yerel mahkemenin bu durumu dikkate almadığını,Mahkemeye sunulan mütalaa ile müvekkil şirket adına verilen avalin tamamen geçersiz olduğunun ortaya konduğunu, icra takibinin diğer borçluları icra takibine itiraz etmedikleri halde onlara karşı icra takibine devam edilmediği gibi, icra dosyası incelendiğinde ...'nun mallarına konulan hacizlerin 1 yıllık süre içinde hiçbir işlem yapılmaması nedeniyle kaldırıldığı ve hacizlerin düşürüldüğünün görüleceğini, şirketin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ana sözleşmesine göre şirket ortaklarının şirket amaçları dışında şirket adına kefalet vermesinin mümkün olmadığının icra mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiğini,... ile müvekkil şirket arasında yapılan pay devir sözleşmesinde ...'nun borçlu olarak imzaladığı ve şirketin kefil olduğu bir senetten bahsetmediğini, ...'nun şirkette sigortalı bir eleman olarak işe başladığını, daha sonra müdür olarak atandığını, akabinde ... tarafından şirket hissedarı yapıldığını, yaptığı usulsüzlüklerin, suistimallerin ve haksız kazançların ortaya çıkması nedeniyle pay devir sözleşmesi ile şirket ortaklığından çıktığını ve kendisine devredilen %25 ortaklığın bedelinin ödendiğini, ...'nun aynı sözleşme ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini ve şirkette hiçbir yetkisinin kalmadığını, pay devir sözleşmesinde karşılıklı alacak ve borçlar belirtilirken ...'nun bu senedin varlığından hiç bahsetmediğini ve sözleşmeye bunu geçirmediğini, sicil gazetesinde ilan edilen bir hususun hukuken 3. kişileri de bağlayacağını ve bu konuyla ilgili olarak 3. kişilerin iyiniyetli olduklarını iddia edemeyeceğini,Şirket kayıtları üzerinde yeminli bir mali müşavir tarafından yapılan özel amaçlı tespit raporu ve Savcılıkça alınan bilirkişi raporu şikayet kayıtlarında böyle bir borç ve senet olmadığının teyit edildiğini, davalı ...'in senedi imzalayan ... ile birlikte fikir ve eylem birliği içinde olduklarının yalan ifadeler ve BTK kayıtları ile ortaya çıktığını, ...'nun banka dökümlerinin talepleri üzerine celp edildiğini, ancak diğer davalı ...'in banka hesap hareketleri taleplerine rağmen celbedilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, icra takibinden sonra İİK. 72 maddesi uyarınca sahtecilik ve bedelsizlik iddiasıyla açılan menfi tespit davasında icranın durdurulması ve hacizlerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece 24/06/2026 tarih ve 2024/901 Esas sayılı duruşmada; Davacı vekilinin müvekkili şirket mal varlığına konulan hacizlerin kaldırılmasına yönelik isteminin 15/01/2026 tarihli ara karar ile reddedildiği, ve bu tarihten itibaren kararı değiştirecek herhangi bir delilin sunulmamış olmaması nedeniyle aynı talep konusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya konu ve icra takibine dayanak bono incelendiğinde; 16/01/2023 düzenleme, 24/03/2023 vade tarihli, 2.900.000 USD tutarlı bononun, lehdar ... tarafından davalı ...'e ciro edildiği, davaya konu Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile; Alacaklı ... tarafından borçlular ..., ... ve davacı ... A.Ş. Hakkında 16/01/2023 düzenleme ve 24/03/2023 vade tarihli, 2.900.000 USD miktarlı bonodan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle 15/05/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından eldeki davanın ise 13/11/2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda; eldeki davanın İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olduğu, İİK'nın 72/3 maddesinin birinci cümlesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilemeyeceği gibi davacının, takip alacaklısına karşı talebe konu bonodan sorumlu olup olmadığının iddia ve savunma doğrultusunda tüm delillerin incelenmesi ile belirlenebileceği, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/120 Esas sayılı dosyasıyla Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık " suçlarından iddianame hazırlanarak davalı sanıklar hakkında yapılan yargılama sonucu verilen kararın istinafa konu ara karar tarihi itibariyle kesinleşmediği, değişen delil durumuna göre mahkemeden her zaman geçici hukuki koruma talep edilebileceği de nazara alındığında, mahkemece verilen ara kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1551, K. 2026/1603, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1551-e-2026-1603-k-959c35696a5e