Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1200 E. 2026/1373 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1200
Karar No
2026/1373
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1200 KARAR NO : 2026/1373

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/02/2024 (Dava) - 10/07/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2014/113 Esas (Derdest Dosya) DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) TALEP : İhtiyati tedbirin kaldırılması BAM KARAR TARİHİ : 26/08/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/08/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2026 ara karar tarih, 2024/113 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP: Davalı vekili 08/07/2026 tarihli dilekçesinde özetle; dosya kapsamında 15/02/2024 tarihli ara karar ile "...müvekkil şirkete ait taşınmaz, araç ve iş makineleri üzerine ihtiyati tedbir konulması isteminin kabulü ile; şirket adına kayıtlı araçlar, iş makineleri ve gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasına..." karar verildiğini, taraflarınca müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takip dosyaları dosyaya bildirilmiş olduğunu, mahkememizce söz konusu takip dosyaları ilgili icra müdürlüklerine yazılan müzekkere ile dosyaya celp edildiğini, celbedilen takip dosyaları ve borç miktarları incelendiğinde halihazırda müvekkili şirketin ağır bir ödeme yükümlülüğü altında olduğu görüleceğini, bu borçların ödenmesi maksadıyla mahkememizce müvekkili şirket adına kayıtlı araçlar ve iş makineleri üzerine konulan tedbirin kaldırılmasını talep etme zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirket adına kayıtlı araç ve şirket makineleri üzerindeki tedbirin kaldırılması neticesinde iş bu taşınırların şirket borçlarının ödenmesinde kullanılacağını, dolayısıyla yargılamanın geldiği aşama ve yargılama süresi dikkate alındığında şirket adına kayıtlı araç ve iş makineleri üzerindeki tedbirin kaldırılması gerektiğini, taleplerinin kabulü ile şirket adına kayıtlı araç ve makineler üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince 10/07/2026 tarihli ara karar ile "...Davalı vekili 08/07/2026 tarihli dilekçesiyle müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takip dosyaları olduğunu, bu borçların ödenmesi için şirket adına kayıtlı araçlar ve iş makineleri üzerine konulan tedbirin kaldırılmasını talep ettiği, mahkememizin 15/02/2024 tarihli ara kararı ile verilen tedbir kararının cebri icra satışlarına engel olmadığı, davacının çıkma payı alacağının azaltılmaması için şirket yönetimi tarafından devir edilmesine engel olduğu, bu haliyle mahkememiz tedbir kararının, şirketin borçları sebebiyle icra takibi sonucu cebri icra satışına engel olmadığından tedbirin kaldırılması talebinin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sunmuş oldukları 08/07/2026 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik taleplerinin mahkeme tarafından reddedilmiş olup işbu karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takip dosyaları mahkemeye bildirilmiş olup halihazırda müvekkili şirketin borçlusu olduğu icra dosyaları; Söke İcra Dairesi 2023/1997, Söke İcra Dairesi 2023/1998, Söke İcra Dairesi 2025/1599, Söke İcra Dairesi 2025/1602, Söke İcra Dairesi 2025/1604, Söke İcra Dairesi 2025/1605, Söke İcra Dairesi 2025/2136, Söke İcra Dairesi 2025/2139, Söke İcra Dairesi 2025/2140 şeklinde olduğunu, işbu icra dosyalarından yalnızca Söke İcra Dairesi 2025/1602 Sayılı dosyasında dahi borç miktarı 6.080.204,86 TL olup mahkeme tarafından bildirilmesi akabinde dosyaya celbedilen takip dosyaları ve toplam borç miktarları incelendiğinde halihazırda müvekkili şirketin ağır bir ödeme yükümlülüğü altında olduğunun görüleceğini, tedbirin kaldırılması taleplerinin reddi kararına; ‘tedbir kararının, şirketin borçları sebebiyle icra takibi sonucu cebri icra satışına engel olmadığı’ hususunun gerekçe olarak gösterildiğini, her ne kadar mahkemece verilen tedbir kararı cebri icra satışına engel olmasa da müvekkili şirkete ait araç ve makinelerinin cebri icra yoluyla satışı yoluna gidilmesi, bahse konu araç ve makinelerin gerçek değerinin çok altında bir bedelde satılarak fahiş miktardaki borçların ancak belli bir kısmının karşılanmasına neden olacağını, bu nedenle söz konusu araç ve makinelerin cebri icra ile satışı halinde gerçek değerde satışın olmaması ve bu durumun şirketin ticari faaliyetlerinde ve malvarlığında zarara uğrama tehlikesine yol açması aşikar olup müvekkili şirketin içerisinde bulunduğu ağır koşullar dikkate alınarak tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket adına kayıtlı araç ve şirket makineleri üzerindeki tedbirin kaldırılması neticesinde işbu malların şirket borçlarının ödenmesinde kullanılacağını, aksi düşüncede olunsa dahi davacının haklarına halel gelmemesi için konulan tedbirin yine kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirkete ait borçların sadece tek bir taşınmaz dahi satılarak ödenebilecek nitelikte olduğunu, dosya kapsamındaki raporlar ve icra dosyalarına ait borç miktarlarına bakıldığında bu durumun sabit olduğunu, söz konusu tedbirin kaldırılmasını talebi davacının da haklarını koruyacak nitelikte olduğunu, zira şirkete ait borçların ödenmesinin söz konusu olduğunu, dolayısıyla yargılamanın geldiği aşama ve yargılama süresi dikkate alındığında şirket adına kayıtlı araç ve iş makineleri üzerindeki tedbirin kaldırılması gerekmekte olup bu nedenle iş bu istinaf başvurusunda bulunma zorunluluklarının hasıl olduğunu beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece; talebin reddine karar verilmiş olup ara karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen 396. maddesi; " (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." şeklinde olup kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir. HMK'nın 396. maddesinin gerekçesi; " İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir." şeklinde olup gerekçede belirtildiği gibi; hal ve şartların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan ve her değişiklikten sonra verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması halinde, kanun yolundan beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracağından, bu kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması öngörülmüştür. Kanun koyucunun ihtiyati tedbire dair kanun yollarına ilişkin düzenlemeleri bilinçli, özenli, ayrıntılı ve açık bir şekilde yapması, ihtiyati tedbir talebinin reddi ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararlarına itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânını getirmesi, HMK'nun 395. ve 396. maddelerinde ise bilinçli şekilde aynı kanunun 394/5. fıkrasına atıf yapmaması karşısında; durum ve koşulların değiştiği iddiası ile ilgili tarafların tedbirin kaldırılması talebi üzerine mahkemenin vermiş olduğu kararlara karşı istinaf yolu kapalıdır. (Yargıtay 11. HD. 2013/15990 E-2013/20189 K. sayılı 11.11.2013 tarihli, yine aynı dairenin 2018/2004 E-2018/35484 K. sayılı, 14.05.2018 tarihli, yine 19. HD. 2013/10277 E - 2013/15587 K. sayılı 21.10.2013 tarihli, yine 5. HD.'nin 2012/25081 E - 2013/2865 K sayılı 21.02.2013 tarihli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18 Hukuk Dairesinin 2020/816 Esas 2020/661 Karar sayılı kararları) Açıklanan nedenlerle; mahkemenin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine yönelik kararına karşı kanun yolu kapalı olduğundan başvurunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2026 ara karar tarih, 2024/113 Esas sayılı ara kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin 6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf edenin yatırmış olduğu istinaf başvuru harcı ve istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin mahkemesince yerine getirilmesine), 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerilerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafın istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK.'nun 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf eden taraflara iadesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK.'nun 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-Dosyanın mahkemesine iadesine, İlişkin, 6100 sayılı HMK.'nun 362-(1)-f) maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 26/08/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1200, K. 2026/1373, T. 26.08.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1200-e-2026-1373-k-75a0ae2e5d6e