Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1087 E. 2026/1577 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1087
Karar No
2026/1577
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO : 2026/1087

KARAR NO : 2026/1577

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 06/02/2026

NUMARASI : 2025/187 Esas - 2026/76 Karar

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 01/07/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/07/2022 tarihinde davalı ... nezdinde kasko sigortası ile sigortalı müvekkili şirkete ait ... plakalı araç ile dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeni ile müvekkiline ait araçta ağır hasar oluştuğunu ve davalı ... tarafından poliçe kapsamında araca ... işlemi uygulanacağının bildirildiğini, davalı ... tarafından yapılan değerlendirme neticesinde aracın pert bedelinin 110.500 TL, sovtaj bedelinin ise 139.500 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan mutabakatnamenin açık ihtirazi kayıt konularak imzalandığını, davalı ve onun yönlendirdiği şirket tarafından müvekkilin hesabına toplam 250.000 TL ödeme yapıldığını, aracın mevcut durumu karşısında, yapılan bu ödemenin rayiç değerin çok altında kaldığını, müvekkilinin zararını karşılamamakta olduğunu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/544 E. Sayılı dosyası ile taraflarınca, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkil şirkete ait araçta meydana gelen bakiye pert bedeli tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsili talepli dava ikame edildiğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/544 E. Sayılı dosyası uyarınca gerçekleştirilen yargılama neticesinde 2024/499 Karar sayılı, 09/07/2024 tarihli karar ile davacının 107.000,00 TL alacağının bulunduğu ancak taleple bağlı kalınarak 1.000 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, geriye kalan 106.000,00 TL’lik kısmın tahsili amacıyla işbu ek dava açma zorunluluğu doğduğunu belirterek 106.000,00-TL bakiye pert bedeli tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada zamanaşımı süresinin dolduğu, bu bakımdan davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak talebi olarak açılmasında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından tüm sorumluluk yerine getirildiğini, başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını,14/11/2022 tarihinde davacı hesabına 110,500.00-tl pert bedelinin ödendiğini, davacı ile mutabık kalınarak araç rayiç ve sovtaj değeri tespit edilmiş olup davacının bu aşamada ödenen tutara itiraz etmesi haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın zamanaşımı sebebiyle reddine " karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;kasko sigortası tazminat taleplerinde kanun hükmü uyarınca uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasının zorunlu olduğunu, Yerel Mahkemece tesis edilen kararın telafisi imkansız zararlara sebebiyet verecek mahiyette olduğunu, kasko sözleşmesinin haksız fiil temelli sorumluluktan ayrıştırılaması mümkün olmayıp tesis dilen kararın hatalı olduğunu, hukuk sistemimizde kabul edildiği üzere ve özellikle son yirmi yılda şekillenen ve istikrar kazanan içtihatların, trafik kazasından neşet eden her türlü maddi tazminat talebinde, fiilin suç teşkil etmesi durumunda uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini emrettiğini, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yerel mahkeme gerekçesinde yer alan sadece üçüncü kişiler için geçerlilik yorumunun tümüyle hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemenin, kazadaki yaralanma durumunu aydınlatacak delilleri toplamadan hüküm kurmasının, HMK 353/1-a-6 maddesi kapsamında kaldırma sebebi teşkil eden açık bir eksik inceleme olduğunu, gerekli deliller toplanmaksızın eksik inceleme ile ret kararı verilmesinin, tarafların iddia ve delillerinin gereği gibi değerlendirilmemesi sonucunu doğurmuş olup hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, davanın esası değerlendirilmeden ret kararı verilmiş olması karşısında, adil yargılanma hakkı gereği, gerekli araştırma ve inceleme yapılarak davanın esasına girilmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dava kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak davacı sigortalı tarafından davalı kasko sigortası şirketine karşı araç hasarı nedeniyle ek dava olarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.Somut olayda davacı ait araçta 31/07/2022 tarihinde trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasar bedelinin tazmini için davalıya ihbarda bulunmuş, davalının hasarı tam olarak karşılamaması nedeniyle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/544 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000 TL'nin tahsili istemiyle 18/08/2023 tarihinde davalı ... aleyhine dava açılmıştır. Bu dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı aracının zararının 107.000 TL olduğu tesbit edilmiştir. Mahkemece 2024/499 sayılı 09/07/2024 tarihli kararla 1.000 TL tazminatın 14/11/2022 işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili 04/09/2025 tarihinde eldeki davayı açarak bakiye 106.000 TL'nin kaza tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.

Poliçe tanzim tarihi ve riziko tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420/1. maddesinde "sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" düzenlemesine yer verilmiş olup; aynı yöndeki düzenleme, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın C.10. maddesinde de yapılmıştır.

Davacının talebi, mal sigortalarının bir türü olan kasko sigorta poliçesine dayanmakta olup, yukarıda anılan mevzuat hükümleri gereği 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 6100 sayılı HMK döneminde kısmi dava olarak açılan davada, davaya konu edilmeyen alacak bölümü için zamanaşımı işlemeye devam etmektedir.

Bu düzenleme Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.9.maddesinde de açıkça ve aynen yer almaktadır. 6102 sayılı TTK.md 1446 ve 1427.hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin başlangıcı alacağın muaccel olduğu gün yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 45 günlük ihbar tarihinin son günüdür.

Somut uyuşmazlıkta, tazminata konu trafik kazası polis memurları tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına göre maddi hasarlı trafik kazası olması ve kasko poliçe sözleşmesine dayanılması nedeniyle uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27/01/2022 tarih ve 2021/2284 Esas 2022/6062 sayılı ilamında "...Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.5.2018 gün 2015/17453 Esas- 2018/5292 Karar sayılı ilamında; “Poliçe tanzim tarihi ve riziko tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1268. maddesinde "Sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı şekilde, Yangın Sigortası Genel Şartları'nın C.10. maddesinde de "sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zamanaşımına uğrar" düzenlemesi benimsenmiştir. Dava açılması, BK.'nun 133/2 maddesi uyarınca zamanaşımını kesen sebepler arasındadır. Ancak dava, açılan miktar için zamanaşımını kesmektedir. Zarar gören kişinin dava dışı tuttuğu tazminat miktarı için zamanaşımı kesilmez, bu miktarla ilgili olarak işlemeye devam eder. Mevzuatımızda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, saklı tutulan alacak kısmı için zamanaşımını kesen bir sebep olarak öngörülmemektedir. Zarar gören kişi tazminat alacağının tamamını değil, bir kısmını dava etmiş olabilir. İlke olarak ilk davada (zararın) sigorta bedelinin bir kısmı istenmiş olup fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa dahi saklı tutulan ve daha sonra ıslaha ya da ek davaya konu edilen istem, asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, açılan ilk dava ile istenmeyen sigorta bedeline (zarara) ilişkin işlemeye başlayan zamanaşımı süresi kesintiye uğramayıp devam etmektedir. Davacının talebinin, zarar sigortalarının bir türü olan işyeri sigorta poliçesine dayanan daha önce açılan kısmi davaya ek dava olduğu; yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu izahtan uzaktır. Mahkemenin zamanaşımı yönünden değerlendirme yaparken esas aldığı, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasına ilişkin düzenleme ise, haksız fiilden kaynaklanan ve zarar görenlerin zarar verenlere karşı açtığı tazminat istemleri yönünden uygulanması gerekir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre sınırlı bir alan için ayrıksı düzenleme getiren, ceza zamanaşımı süresinin eldeki dava bakımından uygulanamayacağı; davacı isteminin işyeri sigorta poliçesine dayandığı ve istem için TTK'nun 1268. maddesi ve genel şart düzenlemeleri gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu; davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı; davalı vekilinin, yasal süresi içinde usulünce zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilerek, davacı isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına" şeklinde karar verilmiştir.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar doğrultusunda somut uyuşmazlıkta; Davaya konu rizikonun tarihi 31/07/2022 ile Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.4.1-son cümlesi gereği hasar ihbarından sonraki 45. gün sonunda davacı alacağının muaccel olacağı hükmü ve muacceliyetten sonraki 2 yıl içinde davaya konu edilmeyen alacak bölümünün zamanaşımına uğrayacağı hükmü ile sözleşmeye dayanılarak açılan davalarda ve maddi hasarlı davalarda ceza zamanaşımı uygulanmayacağı hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/544 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000 TL'nin tahsili istemiyle 18/08/2023 tarihinde açtığı davanın talep edilen 1.000 TL yönünden zamanaşımını kestiği, bakiye 106.000 TL zarar için zamanaşımının kesilmediği, bu kısım yönünden kaza tarihinden itibaren 45.gün olan muaceliyet tarihi 14/09/2022 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye dava ettiği, işbu ek davanın açıldığı 04/09/2025 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, davalı vekilinin zamanaşımı definin yerinde olduğunun kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1087, K. 2026/1577, T. 06.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1087-e-2026-1577-k-2ec135048381