Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/744 E. 2025/1027 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/744
- Karar No
- 2025/1027
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/744 KARAR NO : 2025/1027 KARAR TARİHİ : 15/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/267 Esas DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 15/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketi, karşılıksız bir çek düzenlemesi ve düzenlenen çekin vadesinin geçmesi cirantaların haksız olarak icra kanalıyla tahsiline gidebileceğinden ötürü söz konusu çekin dava kesinleşinceye kadar ödenmemesi için çek üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bahse konu çekin iptal edilmesini ve borçlu olunmadığının tespitini talep etme zaruretinin hâsıl olduğunu, bu sebeple davalı şirketlerce bahsedilen çekin icraya konulup takibe başlanması söz konusu olabileceğinden teminatlı veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır. İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararına itiraz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72/3.maddesinde ise; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde, davacı şirket çalışanı ...'ın davacı şirkete ait çek koçanından 5 adet çek çalarak, bunlardan biri olan ...bank Anonim Şirketi Fevzipaşa Şubesine ait, 0344430 seri numaralı, 10/03/2021 ödeme tarihli, 225.500,00-TL bedelli çeki düzenlediği, davacı şirket ile davalı ... Restaurant arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığı, çekin karşılığı herhangi bir mal ve hizmet olmadığı, çekin ödenmesi durumunda telafisi imkansız zararlar meydana gelebileceği gerekçeleriyle dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu çeklerin üçüncü kişilere ödenmemesi ve icraya konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hakka ilişkin olarak verilebileceğinin, dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusunun hukuki mahiyeti açık olup, tarafların iddia ve savunmalar çerçevesinde oluşacak hususların yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporları çerçevesinde belirlenebilecek olması sebebiyle yargılamayı gerektirdiği, çekin bir ödeme aracı vasıtası olarak ticari ilişkilerde kullanıldığı, illetten mücerretlik ilkesine tabi olduğu, davanın taraflar arasında mevcut olduğu ve üçüncü kişileri ilgilendirir bir yönü bulunmadığı ve çekin mahiyeti gözetildiğinde gerçek veya tüzel tüm kişileri kapsar mahiyette bir tedbir kararı verilmesinin telafisi imkansız zararlara yol açabileceği, açıklanan gerekçeler dahilinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne yönelik şartların oluştuğuna dair mahkememiz nezdinde kanaat hasıl olmaması çerçevesinde, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davacı vekilinin, ...bank Anonim Şirketi Fevzipaşa Şubesine ait, 0344430 seri numaralı, 10/03/2021 ödeme tarihli, 225.500,00-TL bedelli çek ile ilgili olarak üçüncü kişileri de kapsar şekilde ödeme yasağı mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır turizm sektörünün içinde olan ve ticari ilişkileri sağlam , güvenilir bir şirket olduğunu, 2020 yılında o zamanlar ... İsimli şirket çalışanı olan ...'ın müvekkiline ait çek koçanından 5 adet çeki çalarak, bunlardan biri olan ...bank A.Ş. Fevzipaşa Şubesi 10/03/2021 ödeme tarihli 225.500,00 TL bedelli 0344430 Seri numaralı çeki düzenlediğini, müvekkili ile davalı şirketlerden ... arasında ticari defterler, kesilen makbuzlar ve faturalar incelendiğinde görüleceği üzere hiç bir zaman ticari bir anlaşma, ticari bir alışveriş ve faturalaşma olmadığını, çekin karşılığı olan herhangi bir mal veya hizmetin bulunmadığını, mallara ilişkin sevk irsaliyesinin bulunmadığını, müvekkilinin çekin vadesi geçmiş olduğu için zor durumda kaldığını, müvekkilinin mağdur olduğunu ve zarara uğradığını, çek bedellerinin davalıya ödenmesi durumunda TBK m.77'ye göre karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağını, zira karşı tarafın üstlenmiş olduğu edimi yerine getirmeden çek bedelini elde etmiş olacağını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair kararın kaldırılmasına ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. HMK'nın 389. maddesine göre "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle ticari hayatın güvenliği ve sağlıklı işleyişini olumsuz etkileyecek 3.kişileri kapsayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyecek olmasına, ara kararlarda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/03/2025 tarih, 2025/267 Esas sayılı davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 15/05/2025