Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2024/2120 E. 2025/1395 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2120
- Karar No
- 2025/1395
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/2120
KARAR NO : 2025/1395
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 3. kişinin borcu nedeniyle adresinde davalı tarafından yapılan haciz esnasında haciz baskısı altında ve ihtirazi kayıt ile davalı tarafa 175.970,86-TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin, söz konusu icra dosyasının borçlusu olmadığını ve borçluyla herhangi bir ilgisi bulunmadığını haciz esnasında icra memurlarına beyan ettiğini, davalı vekili tarafından haciz ve muhafaza talep edildiğini, bunun üzerine müvekkil şirketin menkul mallarının haciz tatbik edildiğini, haciz işleminin üzerinden daha bir ay dahi geçmeden alacaklı tarafın talebi üzerine Bodrum 2. İcra Müdürlüğü'nün... talimat sayılı dosyasından 08/07/2019 tarihinde yeniden müvekkili şirketin aynı adresine hacze gelindiğini, bu kez alacaklı vekili tarafından daha önce haczedilen malların muhafaza altına alınmasının talep edildiğini beyanla, müvekkili şirketin haciz ve muhafaza baskısı altında ödediği 175.970,86-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ; davacının takip borçlusu olmayıp, hacizde istihkak iddia eden 3. şahıs olduğunu ve haciz tehdidi altında kalarak ödeme yaptığını beyan ettiğini, davanın İİK 72 madde de yer alan istirdat davası olarak görülmesi gerektiğini, istirdat davasının borcun tamamının ödendiği tarihten itibaren ya da son ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde açılması gerektiğini, davacı tarafından 08/07/2019 tarihinde ödeme yapıldığını, fakat davayı açmak için ise 05/08/2021 tarihinde arabulucuya başvurduğunu, sebepsiz zenginleşme davasının kabulü için borçlunun kendisini borçlu zannederek ödeme yapması gerektiğini, her ne kadar somut olayın özelliğine göre huzurdaki davanın istirdat davası olarak görülmesi gerekse de iş bu davanın TBK 77. maddesindeki hükümlerden başlayan sebepsiz zenginleşme davası olarak görülecek ise borçlunun kendisini borçlu zannederek ve hataen ödeme yapması gerektiğini, davacı borçlu olmadığını bilerek haciz baskısı ve tehdidi altında kalarak ödeme yaptığını beyanla , davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; " her ne kadar davalı tarafça davanın istirdat davası olduğu savunulmuş ise de İİK'nın 72. maddesine dayalı olan istirdat davası; icra dosyası borçlusunun, ödeme emrine itiraz etmemesi veya ödeme emrine itiraz ettiği takdirde itirazın icra hukuk mahkemesi tarafından kaldırılması üzerine cebri icra tehdidi altında dosyaya ödeme yapması durumunda ödediği parayı geri almak için başvurabileceği bir hukuki çaredir. Dolayısıyla istirdat davasının öznesi, cebri icra tehdidi altında icra dosyasına ödeme yapan takip borçlusudur. Oysa somut olayda davacı tarafın takip borçlusu sıfatının bulunmadığı ve 3. kişi sıfatı ile ödeme yaptığı sabittir. Bu hali ile davanın istirdat davası olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Bununla birlikte dava sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak ikame edilmiş ve haciz baskısı altında ödendiği iddiasıyla takip dosyasına yapılan ödemenin davalı/takip alacaklısından tahsili talep edilmiş ise de davacı, takip dosyasının tarafı olmayıp üçüncü kişi konumunda olup İcra İflas Kanunu'nun 9 ve devamı maddeleri uyarınca icra dosyasına yapılan ödemeler borca mahsuben yapılmış sayılmaktadır. Buna göre takip dosyasının tarafı olmayan davacı üçüncü kişilerin, ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme kurallarına göre takip dosyası borçlusundan geri isteme hakkı bulunmakla birlikte, somut dava yönünden davalı takip alacaklısının sebepsiz zenginleşen konumunda olmadığı görülmektedir. Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde, davacının icra takip dosyasına ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında dava dışı takip borçlusundan talep edebilmesi mümkün olmakla birlikte davalı takip alacaklısından geri isteme hakkının bulunmadığı " gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, zira, somut olayda müvekkili şirket ile hiçbir bağlantısı bulunmayan icra dosya borçlusu firmanın borçları yüzünden müvekkili şirket adresine hacze gelinmiş ve menkul mallarının haczedilmiş olduğunu,müvekkili şirketin de haklı istihkak iddiasını ispatlamış olduğu, haczedilen malların mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğu olduğunun sübuta erdiğini, ancak esasa ilişkin tüm delillere rağmen Yerel Mahkemece hatalı şekilde davanın hiç esasına ilişkin araştırma dahi yapılmadan davanın reddine karar verildiği,Konuya ilişkin Yargıtay HGK., 10.2.2022 tarihli 2022/80 E. 2022/107 K. Sayılı ilamında da sebepsiz zenginleşenin takip alacaklısı olduğunun açıklandığını,bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir
HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava konusu uyuşmazlık, davacının borçlu olmadığı bedeli, haciz tehdidi altında davalı alacaklıya ödediği iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir. Davanın dayanağı olan İstanbul 35. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında , takip alacaklısının davalı banka ve takip borçlusunun dava dışı 3. kişi olduğu görülmüştür. Somut olayda, davalının, dava dışı üçüncü kişiden olan alacağı için davacıya yönelttiği haciz tehdidi altında, davacının dosya borcunu yatırması nedeniyle zenginleşenin alacaklı olan davalı mı yoksa dava dışı borçlu mu olduğu konuları önem taşımaktadır.Konuya ilişkin Yargıtay HGK., 10.2.2022 tarihli 2022/80 E. 2022/107 K. Sayılı ilamı:"...Bu durumda uyuşmazlığın çözümü açısından sebepsiz zenginleşenin kim olduğunun tespiti önem kazanmaktadır. Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da, yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacı ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ve bu hususu da haciz tutanağında açıkça belirterek yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir..." şeklindeki kararında da sebepsiz zenginleşenin takip alacaklısı olduğu açıklanmıştır.
Bu durumda, mahkemece davalı-takip alacaklısının sebepsiz zenginleştiğinin kabulü ile ,davanın kabulüne karar vermesi gerekirken,kararda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmuştur.
Bu sebeple, davacı istinafının kabulü ile ,karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak,yeniden esas hakkında, aşağıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf talebinin kabulü ile, karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında;
1- Davanın kabulü ile ,175.970,86 TL'nin ödeme tarihi olan 06/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2- Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 12.020,56 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.005,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.015,41 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacıdan peşin alınan 3.005,15 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 43,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,00 vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. Bendine göre; arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşamamaları hallerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinde ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hazineden ödenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların karar kesin olduğundan yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;
Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 260,00 TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/05/2025