Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/841 E. 2025/1133 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/841
Karar No
2025/1133
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/841 KARAR NO : 2025/1133 KARAR TARİHİ : 02/06/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.03.2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/106 Esas DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 02/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/06/2025

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Ödeme yapılmaması üzerine söz konusu faturanın da ekli olduğu bakiye cari hesap alacağına ilişkin Manisa İcra Dairesi'nin 2024/52012 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılmıştır. Müvekkilimizin davalı borçludan muayyen olmuş bir alacağı bulunmaktadır. Yukarıda arz ve izah edildiği üzere taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde müvekkil tarafından bizzat davacının talebi üzerine özel ürün olarak birtakım ürünler üretilmiş ve usulüne uygun bir şekilde ihraç kayıtlı fatura keşide edilmiştir. Söz konusu ürünler davalı yana teslim edilmiştir. Teslime ilişkin irsaliye dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. Aynı zamanda söz konusu ürünler davalı yan tarafından ihracatta kullanılmıştır. Bu doğrultuda fatura konusu ürünlerin davalı yana teslim edildiği ihtilafsızdır. Ayrıca gönderilen ihtarnameye de herhangi bir itiraz edilmediğinden borç ikrar edilmiş olmaktadır. Bu sebeple de müvekkilimizin davalıdan muaccel olmuş bir alacağı bulunduğu izahtan varestedir. Bu ürünler davalı tarafından teslim alındığı gibi faturaya da süresinde itiraz edilmemiştir. Bu bakımdan ortada yargılamayı gerektirmeyen bir alacak bulunmaktadır. Ayrıca borçlu şirketin mallarını gizleme, kaçırma hazırlığı içerisinde olduğu duyumunu almış bulunmaktayız. Davalı borçlunun uyap sisteminden adına kayıtlı malvarlığı sorgulaması yapılarak takdiren teminatsız olarak, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında, davalı borçlunun menkul ve gayrimenkullerinin, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İİK m.257 kapsamında ihtiyaten haczini "talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1.maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması gerekmektedir. Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati hacze yönelik yaklaşık ispat ve muacceliyete ilişkin koşulların gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmış ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir," gerekçesi ile; "Davacının ihtiyati haciz talebinin REDDİNE; şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbirin mahiyeti gereği alacağın yargılamayı gerektirmesi ihtiyati haczin reddi sebebinin olamayacağını, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, dava konusu olayda rehinle temin edilmemiş vadesi gelmiş bir para borcunun söz konusu olduğunu, zira müvekkilinin keşide etmiş olduğu faturaya yasal süresinde itiraz etmediğinin görüleceğini, ayrıca borca ilişkin gönderilen ihtarnameye de herhangi bir itiraz edilmediğinden borcun ikrar edilmiş olduğunu, bu itibarla ortada yargılamayı gerektirmeyen vadesi gelmiş bir alacağın mevcut olduğunun açık olduğunu, işbu ihtarnamenin borçluya tebliği ile borçlunun temerrüde düştüğünü ve alacaklarının vadesinin geldiğini, ara kararda reddin gerekçesinin taraflarınca açıklanmamış olup, dava dilekçesinde değindikleri hususların incelenmediğini, mahkemenin tarafların taleplerine bağlı şekilde incelemede bulunmak zorunda olduğunu, mahkemece ara kararda gerekçe belirtmemiş olup, taleplerinin hiçbirini incelemeyerek keyfi şekilde karar verdiğini, ihtiyati haciz şartlarının sağlandığını, müvekkilinin ihtiyati haciz talebinde hukuki yararının bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasında tanzim edilen fason üretim sözleşmesi, müvekkili tarafından sözleşme kapsamında davalı şirkete kesilen fatura ve bu ürünlerin teslim alınarak ihracatının yapılmış olduğunu gösterir gümrük belgeleri, ödemenin yapılması için keşide edilen ihtarname, tebliğ şerhinin dosyaya sunulmuş olup gereğince incelenmediğini, İİK m.257 vd. hükümlerine göre alacağın doğumu ve varlığı için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile ihtiyati haciz kararı verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Talep, itirazın iptali davası sırasında verilen ihtiyati haciz isteminin reddine yönelik ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince, alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesi, yaklaşık ispat ve muacceliyet koşulları gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İİK'nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir. Somut olayda; davacı tarafından davalı şirket hakkında 06/02/2025 tarihli dava dilekçesi ile ticari satımdan kaynaklı bakiye alacak için icra takibine yapılan itirazın iptali davası açıldığı, mahkemenin 07/02/2025 tarihli tensip ara kararıyla ihtiyati haciz isteminin cevap dilekçesi sunulduğunda, müzekkere cevabı geldiğinde ve ihtiyati haciz harcının yatırılması halinde ara kararla değerlendirilmesine karar verilip, 18/03/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, cevap dilekçesinde teslim edilen ürünün ayıplı olduğunun ortaya çıktığı savunularak ürüne ilişkin rapor örneği sunulduğu görülmüştür. Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmemesine, alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2025 tarih, 2025/106 Esas sayılı davacının ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02.06.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/841, K. 2025/1133, T. 02.06.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-841-e-2025-1133-k-4b804954a35c