Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/861 E. 2025/941 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/861
- Karar No
- 2025/941
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... KARAR TARİHİ : 22/05/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2024 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLLERİ : Av...... DAVALI : 1 -........ VEKİLİ : Av...... DAVALI : 2 -........ VEKİLİ : Av...... İHBAR OLUNAN: ........ VEKİLLERİ : Av...... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 22/05/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 01/07/2021 tarihinde müvekkilinin eşi ........’nın sevk ve idaresindeki ........ plakalı araç ile Ankara’dan Konya’ya dönerken ........ plakalı traktörün Karayel Köyünden kontrolsüz olarak anayola çıkması sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, kazada araç sürücüsü ve yakınlarının yaralandığını, kazaya ilişkin Konya.... Asliye Ceza Mahkemesinin ........ Esas sayılı dosyasından davaya konu kazaya ilişkin ceza davası açıldığı ve karara bağlanan dosyadan kusurunun tespit edildiği, kazaya sebebiyet veren ........ plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluğu sigortasının bulunmadığı bu yüzden ........ başvurulduğu ve sorumluluğunun bulunduğunu, izah olunan nedenlerle belirsiz alacak davasının fazlaya ilişkin her türlü haklarının saklı kalması kaydıyla müvekkilinde oluşan şimdilik 100 TL maddi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari faiziyle tahsilini, 50.000 manevi zararın ise davalı Muammer Sarıkaya’dan ticari faiziyle birlikte tahsilini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de karşı tarafa yükletilesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacı tarafça açılan davanın yersiz haksız olduğunu, davacı tarafından sunulan belgelerde bir birçok eksikliğin bulunduğunu, öte yandan kazaya karışan ........ plakalı aracın maliki olan ........ Tic. Ltd. Şti.’nin sorumluluğunun bulunduğunu, ........ plakalı aracın sigortasının bunulup bulunmadığının tespiti için poliçeyi düzenleyen ........ A.Ş.’ye ve Sigorta Bilgi Merkezine müzekkere yazılmasını, davacının müvekkiline usulüne uygun olarak başvurmadığını, diğer yandan davacı ........’nın kazanın meydana gelmesinde ve zararın oluşmasında kendisine düşen sorumluluklarını yerine getirip getirmediğine ilişkin gerekli araştırılmaların yapılmasının gerektiğini, davacı tarafın gelir durumunun tespit edilmesi gerektiğini, davacının kazadan sonra iyileşmesi için gerekli özeni gösterip göstermediğinin araştırılmasını, davacı tarafın dava konusu ettiği bütün sözde alacak ve tazminat taleplerinin zaman aşımı defi sebebi ile reddine karar verilmesini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları, talepleri, haksız, kötü niyetli, hukuka, usul ve yasaya aykırı olup, itiraz ettiklerini, davaya karşı itiraz ve savunmalarını içeren cevap dilekçelerinin kabulü ile davanın ........ plakalı aracın maliki / işleten ........ Ve Ticaret Ltd.Şti.'ne ihbar edilmesini, davacı tarafın davasının reddini ve yargılama gideri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ........ vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; Müvekkil Muhammed Karakaya, 1 Temmuz 2021'de traktörle Kale köyü yönünde giderken trafik işaretine uyarak durduğu, yolda yalnızca bir aracın uzakta olduğunu görerek dönmek istediği sırada, ........'ın kullandığı başka bir aracın hız sınırını aşarak ........'ın aracını sollayıp müvekkilin traktörüne çarptığını, çarpışma sonrasında, başka bir araçtaki sürücü de havaya uçan samanların etkisiyle müvekkilin traktörüne bağlı saman balyası arabasına çarptığı kaza sonucunda birçok kişinin yaralandığını, davacı tarafın müvekkilinin ceza almasını gerekçe gösterse de, mahkemedeki bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve bu raporda tanık beyanlarının göz önünde bulundurulmadığını, ayrıca, davanın dayandığı bilirkişi raporunun eksik incelemelere dayandığını, müvekkilin hatalı biçimde yargılandığını, müvekkilinin çocuklarının da kazada yaralandığını, oğlu ........'nın bir tanık olarak kaza anını anlattığını, davacının yaralanmalarının abartılı olarak sunulduğunu ve gerçek dışı beyanlar verdiğini, yaralanmaların hastane kayıtlarıyla doğrulanması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılacak ödemelerin sorumlulara rücu edileceği ve müvekkilin bu nedenle maddi zarar görmemesi gerektiğini, ayrıca, müvekkilinin ceza almasının kendisine mağduriyet yarattığını ve kusur durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından istenen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu ve manevi zararların ispat edilmesi gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı ve tazminatın adaletin gerektirdiği ölçüde belirlenmesini, faiz talebinin de hukuka uygun olmadığını, faizin yalnızca dava tarihinden itibaren talep edilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Davaya konu 01/07/2021 tarihli trafik kazasının, ........'nın kullandığı ........ plakalı araç ile ........ plakalı araç sürücüsü ........'ya çarpması sonucu gerçekleştiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağı ile kazanın oluşmasında sürücü ........'nın KTK 57/1-A maddesi uyarınca tam kusurlu, davacının kusuru olmadığı belirtilmiştir. Mahkememizce alınan 24/07/2024 tarihli bilirkişi raporu ile ........ plaka sayılı araç sürücüsü ........ %100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağı birbiri ile uyumlu olduğundan mahkememizce alınan kusur raporu hükme esas alınmıştır. NEÜ Meram Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından tanzim edilen 20/09/2024 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranın olmadığı, geçici iş göremezlik zararının 1,5 ay olduğu, bu sürenin 2 haftasında bakıcıya muhtaç olacağı , tedavi giderinin ise 1.500,00 TL olacağı belirtilmiştir. Davaya konu trafik kazası 01/07/2021 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının yerleşmiş yargıtay kararları doğrultusunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamına ve yerleşmiş yargıtay kararlarına uygun olduğundan hükme esas alınan 12/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, geçici iş göremezlik zararının 4.319,36 TL, bakıcı gideri zararının 1.788,75 TL ve tedavi gideri zararının 1.500,00 TL olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takıp takmadığı konusunda ispata yarar bir belge olmadığı kaza tespit tutanağında da bu hususun belirsiz olduğu belirtildiği anlaşıldığından hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları dikkate alınarak, davacının geçici iş göremezliği, iyileşme süresinde bakıcı gideri, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararları yönünden, talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. Davacının manevi tazminat talebine yönelik yapılan incelemede; "6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 56.maddesi gereğince ; cismani zarara uğrayana, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hakkaniyete uygun bir miktar paraya hükmetmesi gerekir. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir." 17.HD.kararları Somut olayımızda dosya kapsamında alınan kusur raporuna göre davacının kusursuz olduğu, olay nedeni ile davacının sürekli maluliyetinin olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının yaralanması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılmış, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." Yargıtay 4. HD’nin 29/09/2021 gün ve 2021/14429 E. 2021/5729 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması, davalı sürücünün ise zorunlu arabuluculuk uygulamasına tabi olmaması nedeniyle, 13/06/2023 tarihli arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde davanın kısmen kabulü ile; 4.319,36 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 1.788,75 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 1.500,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 7.608,11TL maddi tazminatın davalı ........ 24.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ........'dan kaza tarihi olan 01.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000 TL’nin davalı davalı ........'dan kaza tarihi olan 01.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, kararda tazminat hakkında hüküm kurulurken bakıcı gideri hususunda hata yapıldığını, bakıcı ücretinin brüt ücret yerine asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, bakıcı gideri noktasında tesis edilen hükme esas alınan raporda davacının hastanede kaldığı günlerin hesaplanmaması nedeniyle verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili aleyhine davacının hastanede kaldığı süre için hem tedavi gideri hem de bakıcı gideri olarak tazminata hükmedildiğini, aynı zarardan dolayı iki tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın da müvekkilinin kazaya kusuru ile sebebiyet vermediğinden hukuka aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Maddi tazminata yönelik istinaf Davacı vekili tarafından açılan davada MAHKEMECE -Davanın KISMEN KABULÜ ile; - 4.319,36 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 1.788,75 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 1.500,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 7.608,11 TL maddi tazminata karar verilmiş, davalının kabul edilen ( 7.608,11 TL ) alacak yönünden istinaf başvurusunun olduğu anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. (2) Miktar veya değeri 28.250,00 TL'yi (mahkeme karar tarihi itibariyle) geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 28.250,00 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz" denilmektedir. İstinaf konusu alacak ,kabul olunan bakımından (7.608,11 TL) kesinlik sınırı (28.250,00 TL) altına kaldığından, miktar açısından her iki taraf yönünden de karar kesin olduğundan, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminatın çok taktir edildiği istinafı yönünden; Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle iyileşmesinin 1,5 ay olduğu gözetilip, davalının kusur durumu (tam kusur) ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Hükmedilen maddi tazminat miktarı açısından karar kesin olduğundan HMK'nın 352.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davalı ........ vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin USULDEN REDDİNE, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.366,20 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 750,80 TL harcın davalı ........'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ........ tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 22/05/2025
... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.