Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/534 E. 2025/936 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/534
- Karar No
- 2025/936
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/534 KARAR NO : 2025/936
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/01/2025 NUMARASI : 2024/769 Esas - 2025/55 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 18/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/01/2025 tarih 2024/769 Esas 2025/55 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, müvekkili idarenin taşra teşkilatı birimi ... tarafından davalı kooperatif hakkında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 15.04.2024 tarihli ve 2024/02 sayılı inceleme raporunda, davalı kooperatifin ... (...) kapsamında "..." adlı projesi ile engelli kadınların ürettikleri ürünlerin basılması ve sergilenmesi proje konulu 2022/35/9/2019549-İZMİR-M/S proje koduyla toplam proje bedeli KDV ve diğer vergiler hariç 147.051,00-TL olan makine ve/veya ekipman alımı için ...ne başvuruda bulunduğunu, yapılan inceleme sonucu merkez ve il proje komisyonlarınca uygun görülen projeye ilişkin proje bedelinin %50'si olan 73.638,36-TL'nin ödenmesine karar verilerek davacı Bakanlık ile davalı kooperatif arasında 20.07.2022 tarihli hibe sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme kapsamında makine ve ekipmanların satın alındığının ...ne bildirilmesi üzerine il proje yürütme birimince adreste yapılan denetimde makine ve ekipmanların yerinde görülerek hibe tutarının davalı kooperatife ödendiğini, Kooperatifçilik Proje Destek Yönetmeliğinin 30. maddesi kapsamında projenin amacına uygun olup olmadığı, hibe sözleşmesi kapsamında alınan malların mülkiyetinin ve amacının alım tarihinden sonraki beş yıl içerisinde değiştirilip değiştirilmediğinin takibi için 26.10.2023 tarihinde yapılan denetimde makinelerin yerinde olmadığının tespit edildiğini, Kooperatifçilik Proje Destek Yönetmeliğinin 29. maddesi ve 20.07.2022 tarihli Mal Alımlarına Yönelik Hibe Sözleşmesinin 8/1.2 maddesinde düzenlenen "hibe sözleşmesi kapsamında edinilen malların mülkiyeti proje bitiminden itibaren 5 yıl süreyle devredilemez ve amacı değiştirilemez" hükmü gereğince ...nün 04.06.2024 tarihli, 97544541 sayılı yazısı ile davalı kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, ...nün 03.11.2023 tarihli, 90779214 sayılı yazısı ile 20.07.2022 tarihli sözleşmenin feshedildiği ve yapılan 73.638,36 TL hibe desteği ödemenin iadesinin istendiğini, ilgili yazının davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı ...'a 09.11.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak ödemenin yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 73.638,36 TL hibe desteğinin ödeme tarihi olan 27.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hibe sözleşmesinden kaynaklandığı, davada herhangi idari bir işlem ve tasarruf bulunmadığı, adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu; ancak tarafların tacir olmadığı, taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi sözleşme ilişkisi kurulduğu, davacı Bakanlığın özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek talepte bulunduğu, davalı kooperatif ise de uyuşmazlığın Kooperatifler Kanunu'nda düzenlenen hususlardan doğmadığı, uyuşmazlığın mutlak ve ticari dava niteliğinde olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda; ...nın Görev ve Yetkileri başlıklı 86/5. maddesinde ...nın kooperatifleri ilgilendiren başlıca görev ve yetkileri arasında "kooperatifler mevzuatının uygulanmasında ve kooperatiflerle üst kuruluşlara yapılacak desteklemelerle ilgili kamu ve sosyal güvenlik fonları konusunda düzenleyici tasarruflarda bulunmak" hükmünün düzenlendiğini, bu maddeye dayanılarak hazırlanan Kooperatifçilik Proje Destek Yönetmeliğinde hibe sözleşmelerine ilişkin hükümlerin bulunduğunu, sözleşme içeriği ve formatının Bakanlık tarafından hazırlandığını, sözleşmenin devamı sırasında idarenin denetim yetkisinin bulunduğunu, hibe sözleşmesinin koşullarına uyulmadığı takdirde sözleşmenin tek taraflı fesih hakkının bulunduğunu, bu nedenlerle hibe sözleşmesinin diğer özel hukuk sözleşmelerinden farlılık arzettiğini, Yargıtay HGK kararlarında kooperatiflerin ticari şirket ve tacir olarak kabul edildiğini, Kooperatifler Kanunu'nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayıldığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, mal alımlarına yönelik hibe sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi gereğince bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. Ticari davalar ise TTK'nın 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı kooperatifin ... tarafından hazırlanan ... kapsamında mal alımlarına yönelik hibe sözleşmesine aykırılık nedeniyle, daha önce sözleşme kapsamında hibe edilen tutarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusu alacak mal alımlarına yönelik hibe sözleşmesine dayanmakla 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmış olmakla, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/06/2025