Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/532 E. 2025/1012 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/532
- Karar No
- 2025/1012
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/532
KARAR NO: 2025/1012
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/03/2024
NUMARASI: 2016/1197 Esas - 2024/276 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların işleteni, sürücüsü ve ZMM sigortacısı bulunduğu ... plaka sayılı aracın, vekil edeni ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde meydana gelen, 11/04/2011 günlü trafik kazasında, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın ağır bir biçimde yaralandığını, ayrıca söz bu araçta yolculuk etmekte bulunan diğer davacılar ... ve ...'ın da çeşitli biçimlerde yaralandıklarını, ayrıca ...'a ait ... plaka sayılı araç da hasarlanarak değer kaybına uğradığını, söz konusu kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in tam kusurlu olduğunun, olayla ilgili olarak Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 2011/394 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasıyla tespit edildiğini beyanla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 5.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi, ... için 1.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi, ... için 1.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi ve ... ile ...'nin çocukları olan davacılar ... için 10.000,00-TL manevi ve ... için 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan (Sigorta şirketinin sorumluluğu, poliçenin manevi tazminatı kapsamaması halinde taktirde poliçe limitleri dahilinde ve sadece maddi tazminat bakımından; poliçenin manevi tazminatı kapsaması halinde ise; hem de manevi tazminat yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla) tahsiline karar verilmesini istemiş; 12/04/2021 günlü ıslah dilekçesi ile de davacı ... bakımından talep ettikleri maddi tazminat miktarını 250.000,00-TL'ye çıkardıklarını açıklamış; müteakip sunduğu 26/07/2022 günlü dilekçe ile de 250.000,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin istek miktarının 244.700,00-TL'sinin çalışma gücünün yitirilmesinden doğan maddi kayba, 4.500,00-TL'sinin geçici iş göremezlik nedeniyle uğranılan kazanç kaybına, 500,00-TL'sinin tedavi gideri, 200,00-TL'sinin bakım gideri ve 100,00-TL'sinin de yol masrafı ve diğer maddi zararlara karşılık olduğunu beyan etmiştir. Yargılamanın devamı sırasında da mahkemece davacı ... dışında kalan diğer davacılar tarafından açılan davaların eldeki davadan tefrikine karar verildiği ve tefrik edilen davanın mahkemenin 2022/127 Esasına kayıtlandığı anlaşılmıştır. Davalılar ise vekilleri aracılığıyla ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 2011/394 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve tüm dosya kapsamı gözetilerek; Talep konusu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'in tam kusurlu olduğu, karşı araç sürücüsü davacı ...'a yükletilecek bir kusur bulunmadığı, davacı ...'ın kaza neticesinde 9 ayda iyileşebilecek şekilde yaralanarak, %43 oranında iş göremezliğe uğradığının ATK raporuyla belirlendiği, dava dilekçesindeki açıklamalara göre eldeki davanın kısmi dava değil, belirsiz alacak niteliğinde olduğu, bu nedenle davacı vekili tarafından sunulan 12/04/2021 günlü ıslah başlıklı dilekçenin bedel arttırım dilekçesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda davacı ...'ın maddi tazminata ilişkin talebinin aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda ve taleple bağlı kalınmak suretiyle kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği ayrıca, davacının manevi tazminata ilişkin talebininde kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesinin somut olayın özelliklerine ve manevi tazminata ilişkin ilkelere uygun olacağı şeklindeki özet gerekçeyle; -Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; davacının maddi tazminat talebi yönünden; 244.700,00TL sürekli iş göremezlik talebi (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti olan 200.000,00TL ile sınırlı olmak üzere) ile 4.500,00TL geçici iş göremezlik talebi, 200,00TL bakım gideri ve 100,00TL yol masrafı toplam 249.500,00TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 08/09/2014 ve diğer davalılar yönünden olay tarihi olan 11/04/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının tedavi giderlerine yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davacının manevi tazminat talebinin 30.000,00TL üzerinden kabulü ile davalılardan ... ve ... Tic. Ltd. Şti'den müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; daha sonra dosyaya sunulan 04/12/2024 günlü dilekçe gözetilerek verilen 04/01/2025 günlü ek kararla da; "-Mahkememizin 18/03/2024 tarih, 2016/1197 Esas, 2024/276 Karar Sayılı gerekçeli kararın hüküm kısmının 2. maddesinde yer alan hükmün "Davacının manevi tazminat talebinin 30.000,00 TL üzerinden kabulü ile davalılardan ... ve ... Turizm Tic. Ltd. Şti'den kaza tarihi olan 11/04/2011 itibaren işleyecek yasal faizi ile bu davalılardan tahsiline" şeklinde TAMAMLANMASINA, -Gerekçeli kararın başlık kısmında davalı olarak gösterilen ... Sigorta A.Ş. Acentası ... ibaresinin sehven yazıldığı anlaşıldığından, bu ibarenin çıkartılarak yerine, karar başlığındaki davalı bölümüne ... Sigorta A.Ş. ve vekili olarak Av. ... - Av. ... ibarelerinin eklenmesine, Maddi hatanın bu şekilde düzeltilmesine," karar verilmek suretiyle, asıl kararın tashih edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince verilen asıl karara karşı davalı ... Turizm Tic. Ltd. Şti vekili ile davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Tic. Ltd. Şti vekili istinaf nedenleri; görülmekte olan dava bakımından zaman aşımı süresi geçirilmiş olduğu halde bu konudaki itirazlar üzerinde durulmaksızın yazılı biçim ve şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz bulunduğu, ayrıca kusur oranı belirlenirken yol ve hava şartlarının göz önüne alınmamasının hatalı olduğu ve kazaya sebebiyet verdiği kabul edilen müvekkil aracı diğer davalı ... Sigorta Şirketi nezdinde Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Mali Sorumluluk ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi ile paket sigortalı olduğu halde, poliçelerin tamamı getirilmeden ve ... Sigorta'nın tüm bu poliçeler kapsamında oluşan zararın tamamından sorumlu olduğu gözetilmeden düzenlenen 29/01/2024 tanzim tarihli yetersiz aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda sigorta şirketinin sorumluluğu kısıtlanarak karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Davacı ... vekilinin istinaf nedenleri ise; kaza neticesinde %43 maluliyete uğrayan ve kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkili için takdir edilen manavi tazminat miktarının yetersiz olduğu, manevi tazminat talebiyle ilgili olarak hangi tarihten itibaren faiz işletileceğinin gerekçeli kararda belirtilmemiş olmasının hukuka aykırı bulunduğu, ayrıca karar başlığında davalı sigorta şirketi yerine acenta adının yazılması doğru olmadığından bu yöndeki maddi hatanın da düzeltilmesi gerektiği ve müvekkilinin uğradığı maluliyet oranı esasen daha fazla bulunduğu halde %43 olarak kabul edilmiş olmasının da hukuka aykırı bulunduğu hususlarına yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, bedensel zarara dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. 1-Dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle kazaya karışan ... plaka sayılı aracın maliki olan davalı ...Şirketi'nin 2918 sayılı KTK'nun 3 üncü maddesi gereğince işleten sıfatıyla zarardan sorumlu olmasına, her nekadar ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde trafik sigortalı olmaktan başka Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi ile paket sigortalı olduğu ileri sürülerek, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamının buna göre belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, sigortalı araçta yolculuk etmekte olan kişiler yönünden teminat sağladığı dikkate alındığında, sigortalı araçta yolculuk etmeyen aksine kazaya karışan karşı araç sürücüsü olduğu anlaşılan davacı ... tarafından açılan bir davada davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamının sadece trafik sigorta poliçesi ele sınırlı tutulmasında bir yanılgı bulunmamasına, ayrıca davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranını, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik ve ekindeki cetvellere uygun biçimde belirleyen ve ATK Adli Tıp İkinci İhtisas Üst Kurulunca düzenlenen 09/07/2020 günlü heyet raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına ve talep konusu kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu davacı karşı araç sürücüsüne atfedilebilecek kusur bulunmadığı yolunda görüş bildiren 21/09/2022 günlü kusur bilirkişi raporunun dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve dahi ceza yargılaması sırasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden temin edilen 12/03/2012 tarihli raporla uyumlu olması karşısında karara esas alınmasında da yanılgı olmamasına göre; taraf vekillerinin açıklanan hususları amaçlayan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davalı ...Şirketi vekilinin zaman aşımına ilişkin istinaf itirazına gelince; Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nin Belirsiz Alacak ve Tespit davası başlığı altındaki 107/1.maddesinde ''(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir'' hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava açılmakla, belirsiz alacak davasında, alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi dava açılmakla kesilmekte iken, kısmi davada, talep edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder. Somut olayda; davacı ..., 11/04/2011 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle uğradığı bedensel zararın tazmini için 08/09/2014 tarihinde belirsiz alacak ya da 6100 sayılı HMK'nın 107.maddesinden bahsetmeksizin fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak suretiyle huzurdaki davayı açmıştır. Bu durumda mahkemece davanın HMK'nın 109.maddesinde düzenlenen "kısmi dava" olduğunun kabulü gerekirken, belirsiz alacak olarak değerlendirilmesi isabetsiz olup; davacı ... tarafından kısmi dava olarak açılan davanın yargılaması sırasında sunulan 12/04/2021 günlü ıslah dilekçesinin davalı ... Tic. Ltd. Şti vekiline 18/04/2021 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve davalı ... Tic. Ltd. Şti vekili tarafından UYAP aracılığıyla dosyaya sunulan 10/05/2021 işlem günlü dilekçe ile ıslah dilekçesine itiraz edilerek arttırılan bölüme ilişkin olarak zaman aşımı definde bulunulduğu görülmüştür.Bilindiği üzere; 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Yine maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir. 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı). TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Dava konusu olayda, trafik kazası 11/04/2011 tarihinde meydana gelmiş, görülmekte olan dava ise 08/09/2014 tarihinde açılmış olup, ıslah dilekçesi 12/04/2021 tarihlidir. Davaya konu trafik kazasında birden kişi yaralandığından, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89. ve 66. madde hükümlerine göre, ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, dava tarihi itibariyle uzamış (ceza) zamanaşımı süresinin dolmadığı belirgin ise de, ıslah tarihi itibariyle bu sürenin geçirilmiş olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ne var ki; ıslah dilekçesi ile arttırılan bölüme ilişkin olarak davalı ... Turizm Tic. Ltd. Şti vekili tarafından yapılan zaman aşımı definin, süresi içerisinde yapılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazının açıklanan bu nedenle yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 3-Davacı vekilinin takdir olunan manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. maddesine göre (benzer düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1maddesinde de mevcuttur.) hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Bu durumda; kazanın meydana gelmesinde davacı kusursuz, davalı araç sürücüsü ise tam kusurlu olmakla birlikte, kazanın meydana geldiği tarih (11/04/2011), oluş şekli, sonuçları, davacının yaralanmasının niteliği ve kaza tarihindeki yaşı (davacı kaza neticesinde vücudunda çoklu kırık oluşacak ve 9 ayda iyileşebilecek biçimde yaralanarak %43 maluliyete uğramış olup, kaza tarihinde 64 yaşındadır), kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyo ekonomik durumları ile manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması, manevi huzuru sağlayabilecek kadar olması gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde, yaralanma ile de sonuçlanan taksirli bir eylem nedeniyle, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kurala göre; yetersiz olmadığı, isabetli bulunduğu sonucuna varıldığından, davacı vekilinin manevi tazminat miktarının hatalı belirlendiğine yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı ... Turizm Tic. Ltd. Şti vekili ile davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının yukarıda bentler halinde açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harç peşin olarak alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, -İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... Turizm Tic. Ltd. Şti'nden alınması gereken 17.043,34-TL harçtan, peşin yatırılan 4.260,83-TL harcın düşümü ile kalan 12.782,51-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Tic. Ltd. Şti'nden tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin ise yapan taraf üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Yasanın 20.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek-1 maddesi ikinci fıkrasında yapılan değişiklik nedeniyle, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/06/2025