Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/380 E. 2026/1097 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/380
Karar No
2026/1097
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/380 Esas

KARAR NO:2026/1097 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:09/01/2025

NUMARASI:2022/117 E. - 2025/3 K.

DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli) Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)

KARAR TARİHİ:02/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; 2021 yılının başında ... kanalında ilk kez gösterilmeye başlanan "..." adlı dizinin davalı ... tarafından yapımcılığının üstlenildiğini ve dizinin ...’de yayınlandığını, senaristinin ... olarak belirtildiğini, "..." isimli dizinin senaryosunda yer alan olaylarda davacının "..." isimli eserinden yararlanıldığını ve intihal yapıldığını, müvekkilinin senaryosunu pek çok kişiyle paylaştığını, bunlardan birisinin de .... A.Ş.'nin sahibi ... olduğunu, eserinden izinsiz olarak dizinin işlendiğini iddia ederek, FSEK'in 15. maddesindeki adın belirtilmesi salahiyetine aykırı davranılması nedeniyle, esere tecavüzün tespitine ve FSEK'in 66. maddesi uyarınca tecavüzün ref’ine, FSEK'in 69. maddesi kapsamında tecavüzün men’ine, FSEK'in 70/1. maddesi uyarınca 500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, FSEK'in 21. maddesindeki işleme hakkının ihlali nedeniyle, esere tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine, FSEK'in 68. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla rayiç bedelin üç katı kadar şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, eserine tecavüz edilmeseydi yapımcılığını da müvekkilinin üsteleneceğini belirterek, FSEK'in 80/2. maddesindeki maddi ve manevi yapımcı haklarının ihlali nedeniyle FSEK'in 70. maddesi uyarınca 50.000,00 TL; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla rayiç bedelin üç katı kadar FSEK'in 68. maddesi uyarınca 50.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, hükmün gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAPLAR:Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; yetki itirazında , arabuluculuk dava şartı itirazında bulundukları, esas yönünden ise davacının öncelikle senaristler ..., ... ... ve ...'a karşı dava açması, eser sahipliğini kanıtlaması gerekirken, davalı yayıncı kuruma dava açmasının yerinde olmadığını, sözleşmeye dayalı yayın yapıldığını, ...'ye husumet düşmediğini, davacının sessiz kaldığını savunarak, öncelikle davanın usulden reddine, davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; adli yardım isteminin reddine, ortada bir dizi ve bu dizinin eser sahipleri ile icracı sanatçılarından mali hakları kullanma yetkisinin devralınmış olması gibi bir keyfiyet bulunmadığından yapımcı ve yapımcı haklarının da söz konusu olamayacağından, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, dosyada "..." adlı dizinin senaristleri ..., ... ve ... ...'in eserlerini Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne isteğe bağlı kayıt-tescil yolu ile tescil ettirdiklerini, davacıya ait böyle bir başvurunun olmadığının T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı cevabi yazıları ile sabit olduğunu, davacının FSEK'in öngördüğü şekilde umuma arz edilmediğini beyan ve ikrar ettiği senaryosu bir tarafa, böyle bir senaryonun varlığından davalının haberinin bulunmadığını, davacının, ... olarak sadece ...'ı taraf göstererek dava açtığını, diğer senaristlerin ... ve ... ... olup, FSEK'in 10/2. maddesi uyarınca; "..Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır..." hükmü gözetildiğinde davanın da bu şahıslara yönelik açılmadığı gözetilerek usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacının 2015 yılı başında "..." adlı bir öykü ve senaryo kaleme aldığını, bu ürünü daha sonra geliştirip "..." adını verdiğini, takip eden süreçte ise: ürünün "..." ismini aldığını beyan ettikten sonra, "..." adlı televizyon dizisi formatındaki özgün sinematografik eserlerinin bazen kendi yapıtının izinsiz işlenmesi suretiyle, bazen ise intihal yolu ile vücuda getirildiğini iddia ettiğini, davacının iddiasını hasretmesinin yasal zorunluluk olduğunu ve savunma sunabilmeleri için öncelikle iddianın müşahhas olmasının şart olduğunu, sözünü ettikleri yasal lazıme yerine getirilene değin her türlü beyan ve kanıt sunma haklarının saklı tutulduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından defaatle bir senaryodan bahsedildiğini, 05.01.2016 tarihli mailinde de kendisi tarafından açıkça beyan edildiği üzere; "... Genel Hikaye Yazısı"nın -davacının kendi ifadesiyle- toplamda 3 sayfa olup , 3 sayfadan ibaret bir word dosyanın sadece bir fikir olduğu, senaryo niteliğini haiz bir eser olamayacağını, 04.12.2015 tarihli mailde de görüleceği üzere "..." pozisyonu için "..." isimli kişi ile anlaşıldığının iddia edildiğini, sonraki 09.12.2016 tarihli maillerde ... isimli kişinin vekili ile yapılan ... sözleşmesine ilişkin görüşmelerin mevcut olduğunu, 23.03.2016 tarihli mailde ise aynı konuda ve aynı isimde başka bir senaryonun yer aldığı ve bu senaryonun ise "..." ... isimli kişi tarafından yazıldığı ve sonrasında da devam ettiğinin görüldüğünü, davacının yazmış olduğu bir senaryonun (eser) bulunmadığını, fikrini senaryolaştırmak için birkaç ... ile görüşmüş olsa dahi bizatihi kendisinin hak sahibi olduğu bir eserinin bulunmadığını, 21.12.2015 tarihli "..." konulu mailde de kullanılan davacının bizzat kendi ifadesinin "ELİMİZDEKİ FİKİR TASLAĞI EKTEDİR" şeklinde olduğunu, davacının ise kendisinin yazmış olduğu bir senaryo / eser olmamasına rağmen hak sahipliği iddiasının, "istihbarat konulu hikayeler", "ajanlık kurumu" ve "..." ile ilgili konularının kendi tekelinde olduğu iddiasının - kabul edilemez olduğunu, davacının eser olmaktan uzak birkaç sayfadan ibaret yazılarının özel istihbarat faaliyetine ilişkin olması nedeniyle yine özel istihbarata ilişkin bambaşka bir eserde kendi hakkı olduğu iddiasında bulunması ve işbu davayı ikame etmesinin kötü niyetli olduğunu ve sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığını, davacı tarafın ele aldığını iddia ettiği senaryoya ilişkin 2 ayrı metin sunulduğunu, ancak bu metinlerin ne zaman oluşturulduğu ve davacı tarafça hazırlanıp hazırlanmadığı bilinmemesine rağmen yine de bu metinler ile müvekkilinin eseri karşılaştırıldığında, birbirlerine ilişkin hiçbir benzerlik bulunmadığını ve istihbarat faaliyeti konulu farklı hikaye gelişimi, detaylar, işlenme ve uzatılma olduğunun aşikar olduğunu, davacı tarafça sunulan senaryo ile müvekkilince kaleme alınan senaryo mukayese edildiğinde, aralarında hiçbir benzerlik bulunmadığı ve intihal iddiasının mesnetsiz olduğunu, (Davacı senaryosu A müvekkiline ait senaryo B olarak ele alınarak karşılaştırıldığında), Türk Sineması, Türk Dizileri ve hatta Dünya sinemasında istihbarat temasının defalarca işlenmiş olduğunu, senaryoların salt istihbarat konusunu ele alınması ile intihalin gündeme gelmeyeceğini, A'da çocukluktan, küçük yaştan itibaren seçilen ve yetiştirilen ajanların ileride kurulacak gizli yapı için seçilip yetiştirildiklerini, A'daki karakterlerin özel olarak seçilen çocuklar olduklarını, B'de ise dizinin kahramanlarının ve yardımcı karakterlerinin ...'nın içerisinden seçildiklerini, böyle bir gizli yapının kurulacağının sonradan kararlaştırıldığını, A'da çok sığ ve dar oyuncu kadrosu bulunduğunu, B'de ise işlenen konuların ve oyuncu kadrosunun oldukça geniş olduklarını, A'da II. ... figürüne yer verilip, ...'nın temellerini buraya dayandırdığını, davacının fikrine ilişkin verdiği "..." başlığının da II. ... motifinden geldiğini, B'de bu tarz tarihsel motiflere yer verilmediğini, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1965 yılında kurulmuş istihbarat teşkilatının ele alındığını, A'da içerik hikaye gibi verilmiş olup, gerçek hayattan kopukken, B'de kontrespiyonaj faaliyetleri gibi gerçekte olan ve halen ülkeler arasında süregelen karşı istihbarat faaliyetlerine yer verildiğini, A'nın anlatımının tarihsel, yavaş ve sıkıcı iken, B'nin anlatımının sürükleyici, akıcı ve aksiyon dolu olduğunu, A isim olarak önce "...", sonrasında ise "..."na çevrildiğini, B'nin isminin de A'nın isminden intihal edildiğinin iddia edildiğini, fakat B'nin isminin, konu aldığı resmi kurum olan ...'ndan geldiğini, A'da olay yeri İstanbul şehri iken, B'de Ankara olduğunu, öte yandan mahkemenin takdirine sunulması gereken en önemli hususlardan birinin ise, 1995 yılında yayınlanmış olan Türk edebiyatının güzide örneklerinden yazar ..." isimli edebi eserinden davacının alıntı yapmış olduğu hususunun dikkate alınması gerektiğini, ... isimli eser incelendiğinde; II. ... adına istihbarat alanında çalışan ...'nin, küçük ve kimsesiz çocukları kullanmak suretiyle bir ajanlık faaliyetinde bulunduğunu, davacının fikrinin ise tamamen birebir bu eserden alıntı olup, yetim, şehit çocuğu, ıslah evindeki çocuk vb. küçük ve kimsesiz çocukların toplanarak istihbarat faaliyetleri için yetiştirilmesini konu aldığını, davacının intihal yaptığı bir başka eser ise ... Vadisi isimli dizide ... karakterinin oğlu olan ... adlı karakterin ... karakteri tarafından çocukluktan alınıp yetiştirilerek istihbari faaliyetlerde bulunması olduğunu, bu durumda davacının kendisi intihal yaparak ve fikri olarak dahi kendisine ait olamayacak bir konu üzerinden müvekkiline kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşme amaçlı davayı ikame ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 09/01/2025 tarihli 2022/117E. - 2025/3 K. sayılı kararıyla; "...Davacının, bilirkişilerden ... yönünden, bilirkişinin Youtube üzerinden gençlere yönelik katkısı olmayan içerikler ürettiği ve bu dosya yönünden görev yapmaya ehil olmadığı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı ve bu itirazının dava ile ilgisi olmadığı gibi bilirkişinin iş bu dava dosyasında görev yapmaya muktedir olmadığını göstermek için haklı bir sebep teşkil etmediği ve yine bilirkişilerden ... yönünden ise her ne kadar bilirkişinin ...'nın ortağı olduğu dava dışı bir şirketin filminde rol oynadığını iddia etmiş ise de, davacının bahsini geçtiği şirketin ayrı bir tüzel kişiliği var olup dosyanın tarafı olmadığı gibi dava dışı şirketin davalı şirket ile bağlantılı olduğu varsayımında dahi bilirkişinin tarafsızlığını yitirmesine sebebiyet verecek mahiyette bir duruma rastlanılmadığı ve yine bilirkişinin dosyanın tarafı olan kişilerin bulunduğu başka bir dava dosyasında bilirkişi olarak görev yapmasının da bilirkişinin reddi için kanunda geçen sebeplere uymadığı anlaşılmış, davacı yanın itirazları uygun bulunmamıştır.Davacı yen her ne kadar dosya kapsamına uzman raporları sunarak uzman raporlarının dikkate alınması gerektiğini talep etmiş ise de, 2. Kez bilirkişi raporu alınma sebebi davacı yanın sunduğu uzman raporları ile ilk alınan bilirkişi raporu arasında çelişkilerin var olması olup, dosya kapsamına alınan 2. Bilirkişi raporu ile de davacı yanın iddialarının ve iddialarını tevsiki amacı ile sunduğu uzman raporlarının yerinde olmadığı anlaşılmış, sunulu uzman raporlarında FSEK konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişilerin bulunmadığı, sunulu uzman raporlarının intihalin varlığının bilimsel olarak tespitine hizmet eder mahiyet taşımadığı, mahkememizin gerekçesine konu olan “...”, “...” ve “...” temalarının anonim temalar olduğu gerçeklerini göz ardı ettiği anlaşılmış olup uzman raporları neticesinde varılan sonuçlar yerinde bulunmamış, anılı sebeplerle sabit olmayan davanın tüm istemler yönünden reddine..." karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF İSTEMİ: Davacı asil süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını ve beyanlarını tekrarla, Mahkeme kararının hatalı olduğunu, dava konusu diziyi yapmak için sektörden pek çok kişiyle görüştüğünün dosya kapsamı ile sabit olduğunu,Eserin tüm haklarının kendisine ait olduğunu, dizinin yapılması için bir televizyon kanalı ile anlaşma sağlanması halinde, sözlü anlaşmaların yazılı hale getirileceğinin de iş planında açıklandığını,Mahkemenin müvekkilinin film yapımcısı olarak talepte bulunamayacağına dair gerekçesinin de yerinde olmadığını, müvekkilinin yapımcı olarak da hak sahibi olduğunu,İlk bilirkişi raporunda eserinin açık bir şekilde eser niteliğinde olduğu tespit edildiği halde, ikinci bilirkişi raporunda aksi görüş bildirildiğini, Mahkeme gerekçesinde bilirkişi raporlarının değerlendirilmesine yanılgıya düşülerek, her iki raporun da varılan sonuç itibarı ile yerinde olduğunun belirtildiğini, Mahkemenin kararının akademisyen iki uzmandan aldığı uzman görüşleri ile çelişkili olduğunu, Mahkemenin uzman görüşleriyle ilgili gerekçesinin de yerinde olmadığını,Mahkemenin tanık dinlenemeyeceğine dair kararının ve gerekçesinin de yerinde olmadığını, ön inceleme duruşmasında hazır olan tanıklarının duruşma salonundan dışarıya çıkartılarak, bu davada tanıklık yapamayacaklarına karar verildiğini,Mahkemece seçilen bilirkişilere yönelik itirazlarının haklı olduğunu, buna rağmen Mahkemece itirazlarının kabul edilmediğini, ...'ın yalnızca öğretim elemanı ve sosyal medya için çekim yapan bir kameraman olduğunu,Bilirkişi ...'in ise davalılardan ... A.Ş.'nin sahibi olan ...'nın, aynı adreste faaliyet gösteren ve sahibi olduğu ... (... Fabrikası) isimli şirkette bir süre çalıştığını, çıkar ilişkileri olduğunun kanıtlandığını belirterek, açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 09/01/2025 tarihli, 2022/117 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı asil tarafından istinaf aşamasında dosyaya beyanlarını içeren birden fazla dilekçe ve ekleri de sunulmuştur.

DELİLLER:İlk derece mahkemesince ... sektöründen ..., ... ve FSEK uzmanı ...’dan alınan 03/07/2023 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "…a) Davacının hak sahipliğini iddia ettiği ... isimli senaryonun FSEK m.2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu,

b)Davalıların hak sahibi olduğu ... isimli dizi filmin FSEK m.5 kapsamında sinema eseri niteliğinde olduğu,

c)... isimli dizi film ile ... isimli senaryonun karşılaştırılmasında her iki senaryoda da bulunan “...”, “...” ve “...” temalarının anonim temalar olduğu ve bu tür eserlerde sıklıkla kullanılan ve kimsenin tekelinde bulunmayan yaygın evrensel temalar olduğu,

d)Her iki senaryonun dramatik yapı, tema, ana karakterler, yan karakterler, iç çatışma ve dış çatışma unsurları açısından sahibinin hususiyetini taşıyan benzerlik unsurlarının bulunmadığı,

e)Davacı yanın mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil eden bir eylemin tespit edilemediği…" yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince ... sektöründen ..., ... ve FSEK uzmanı ...’ten alınan 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde;

"…1- Anılan tüm nedenlerle, tüm dosya kapsamında davacının sunmuş olduğu senaryoların davacının iradesi ile kişisel alanından çıkarak alenileşmiş olduğunu ispata elverişli sorgulamaya ve denetleme esas herhangi bir ispat vasıtası dosyaya sunulmamış olduğundan alenileşme iddiasının geçersiz olduğu ve soyut iddia düzeyinde kaldığı ve ortada alenileşmiş ve FSEK kapsamında eser niteliğini haiz bir ürün olmaksızın iktibas ve intihal yapılması mümkün olamayacağından davacının intihal ve usulsüz iktibas iddialarının geçersiz olduğu,

2- Yapılan incelemede esinlenme ötesinde intihale neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, İntihal iddiasına gerekçe olarak sunulan benzerliklerin benzer pek çok eserlerde kullanılabilen genel ve harcıalem kurgusal özellikler olduğu, şikayete konu senaryo ile dizi film arasında esinlenme sınırını aşarak intihale neden olabilecek bir durumun olmadığı, benzer konuların işlemesi nedeniyle oluşan olağan ve makul bir benzerlik olduğu, davacının ve ibraz ettiği uzman görüşündeki iddialara gerekçe olarak sunulan benzerliklerin benzer diğer eserlerde de kullanılabilen genel kurgusal özellikler olduğu ve şikayete konu senaryo ile TV dizisi arasında intihali oluşturacak herhangi bir benzerlik ilişkisinin bulunmadığı ve davacı tarafın hak ihlali iddiasının geçersiz olduğu,

3- FSEK md. 80/li ile film yapımcıları yönünden kanunda tanımlı hakların kullanılabilmesinin icracı sanatçılardan ve sinema eseri sahiplerinden mali hakları kullanma yetkisinin FSEK md. 52 hükmüne uygun olarak yazılı şekilde devralınması koşuluna bağlandığı, yazılı izin olmaksızın yapımcıların bağlantılı hak sahibi olamayacakları, bu nedenle, eser sahibi: senaryo ve diyalog yazarı, yönetmen, özgün müzik bestecisi yanı sıra icracı sanatçılardan mali haklar devir belgeleri alarak dosyaya sunmayan davacının film yapımcısı sıfatıyla talepte bulunamayacağı ve yine Kanunda filmlerin ilk tespitini yapan film yapımcılarının bağlantılı hak sahibi olacağının düzenlendiği, davaya konu filmin henüz tasarım aşamasında bir taslak olduğu ve ortada tespit edilmiş bir filmin henüz bulunmadığı görüldüğünden davacının yapımcı olarak bağlantılı hak sahipliğinin söz konusu olmadığı,

4- FSEK bağlantılı hak sahiplerinden yalnız icracı sanatçılar için mali haklara ek olarak birtakım manevi haklar tanınmış iken fonogram yapımcısı, film yapımcısı ve radyo televizyon yayıncıları için yalnız mali hak tanınmış herhangi bir manevi hak tanınmamış olduğundan, davacının yapımcı sıfatıyla manevi tazminat talebinde bulunamayacağı…" yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.

G E R E K Ç E:Dava, davacının kendisinin yazdığını iddia ettiği "..." isimli dizi film senaryosundan davalılar tarafından intihal yapıldığı iddiasıyla açılan senaryo yazarı ve yapımcı olarak FSEK’ten kaynaklanan haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı asil tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacının davaya konu ettiği "..." isimli senaryonun yazarı olduğunu kanıtlayamadığı, henüz çekimlerine başlanmayan dizi filmle ilgili eser sahibinden ve icracı sanatçılardan mali haklarını kullanma yetkisini devralmamış olması nedeniyle, FSEK’in 80/2. maddesindeki film yapımcısının haklarına da sahip olmadığı, kaldı ki, uzman bilirkişilerden alınan her iki bilirkişi raporunda da, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği "..." dizi senaryosu ile davalı ...’ın senaryo yazarı olduğu "..." isimli diz senaryosunun benzer olmadıkları, istihbarat örgütlerinin faaliyetlerini konu alan her filmde yer alan klişeler dışında dizi senaryoları arasında benzerlik bulunmadığına dair görüş bildirildiği, bilirkişilerin reddi için kanunda sayılan koşulların mevcut olmadığı, Mahkeme kararının gerekçesinin dosya kapsamına uygun ve yerinde olduğu anlaşılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur.Tüm bu nedenlerle; davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:

1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı adli yardımdan yararlandığından peşin yatırılmayan 2.002,00 TL istinaf kanun yolu harcı ile 732,00 TL maktu istinaf harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/380, K. 2026/1097, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-380-e-2026-1097-k-3511f4650305