Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/23 E. 2026/988 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/23
- Karar No
- 2026/988
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/23 - 2026/988 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/23 KARAR NO : 2026/988
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.10.2024 NUMARASI : 2023/645 Esas 2024/548 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 04.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.06.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.08.2022 tarihinde davacı yönetimindeki motosiklete, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan ... plakalı aracın çarpması sonucunda davacının yaralandığını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, ileri sürerek, HMK'nın 107. Maddesi gereğince 1.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı tazminatı olmak üzere toplam 1.200,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında dava değeri arttırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 1.000.000,00 TL'ye, geçici iş göremezlik talebini 15.114,41 TL,'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davalı şirketin sigortalısının kusuru ile poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için dosyanın adli tıp kurumuna sevki gerektiğini, gerçek zararın belirlenmesinin gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazaya neden olan ... plakalı aracın 21.06.2022 - 21.06.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalandığı, sigortalının ... olduğu, kişi başına ölüm ve sakatlanma teminat tutarının 1.000.000,00-TL olduğu, kazanın 19.08.2022 tarihinde poliçe teminat dönemi içinde meydana geldiği, Süleyman Demirel Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın hükme esas alınan 28.12.2023 tarihli adli tıp raporunda davacının 19.08.2022 tarihli kazaya bağlı olarak yaralanması sonucunda iyileşme sürecinin 3 aya kadar uzayabileceği, maluliyet oranının sürekli ve %9 olduğunun bildirildiği, kusur oranlarının tespiti için kusur konusunda uzman makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 22.11.2023 tarihli raporda davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün, tali yoldan ana yola çıkarken ana yoldan gelen araca yol vermemesi nedeniyle % 75 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'nın ise kavşağa yaklaşırken dikkatsiz olması nedeniyle tali %25 oranında kusurlu bulunduğu, aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan 11.03.204 tarihli raporda davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, TRH-2010 yaşam tablosu ile yapılan hesaplamada davalı araç sürücüsünün %75 kusur oranına karşılık gelen zararın; geçici iş göremezlik tazminatının 19.485,05 TL, sürekli iş göremezlik zararının 926.581,42 TL olduğunun tespit edildiği, taraf vekillerinin aktüer bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmek üzere alınan 22.08.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacının gelirinin güncel bordrolar esas alınarak hazırlanması ve 2022 yılında yapılan değişiklik ile ücret gelirlerinin asgari ücrete kadar olan kısmının gelir ve damga vergisinden muaf tutulması yönündeki düzenleme dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacı için 15.114,41 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve davacının 2024 yılı gelirine göre (asgari ücretin 1,88 katı) ve vergi istisnası dahil asgari ücret üzerinden (17.002,12 TL) pasif dönem tazminat hesabının yapılmasının kabulü halinde, davacı lehine 1.082.936,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, 19.08.2022 kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesi teminat limitinin, 1.000.000,00 TL olduğu, davacı tarafça, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun 23.06.2023 tarihinde gönderildiğinin dava dilekçesi ekinde bulunan posta evraklarından tespit edildiği, temerrüt koşullarının gerçekleştiğinin kabulü halinde, tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü (28.06.2023 - 01.07.2023 tarihleri arası Kurban Bayramı resmi tatiline denk gelmektedir.) sonrasına gelen 11.07.2023 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düşeceğinin belirlendiği, toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde davalının kusur oranına göre hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının 15.114,41 TL, sürekli iş göremezlik zararının 1.082.936,49 TL olduğu geçici bakıcı gideri zararının oluşmadığı, ancak kaza tarihinde davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin 1.000.000,00-TL olduğu göz önüne alındığında davacının davalıdan talep edebileceği tazminat tutarının 1.000.000,00 TL geçici ve sürekli işgücü kaybı tazminatı olduğu, tazminatın davalı sigorta şirketine yapılan başvuru tarihi dikkate alınarak belirlenen 11.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, geçici işgücü kaybı tazminatı olarak talep edilen 15.114,41-TL yönünden istem limitin üzerinde kaldığından ve bakıcı gideri zararı da oluşmadığı belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 1.000.000,00 TL geçici ve sürekli işgücü kaybı tazminatının 11.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş karara karşı davacı vekilli ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazasında davacının uğradığı sürekli ve geçici işgöremezlik ile geçici bakıcı gideri zararının tazmini için dava yoluna başvurulduğunu, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararda geçici işgöremezlik zararının ölüm/sakatlanma teminatı kapsamında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, geçici işgöremezlik zararının sağlık/tedavi gideri teminatı kapsamında olduğunu, kararda, faiz başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren temerrüte düştüğünü, bu nedenle kaza tarihi olan 19.08.2022 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen faiz türü tarihi hem hatalı hem de usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama konusu kazada uygulanacak kanun hükümleri sigortacılık hukukundan ve Karayolları Trafik Kanunu’ndan kaynaklanmakta olup sigortacılık hukuku Türk Ticaret Kanununda düzenlendiğinden ve Türk Ticaret Kanununda düzenlenen her husus mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, davacıda birden çok kemik kırığı meydana geldiğini ve birden çok operasyon geçirmek zorunda kaldığını, bu dönemde kendi öz bakımını yerine getiremediğini hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacının gelir katının asgari ücretten agi indirimi ile yapılarak tespitine ve 1,67 kata göre yapılan terditli hesabın hatalı olduğunu, aktüer bilirkişi ek raporunda agi indirimi yapılmasının da hatalı olduğunu, davacı aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sakatlık raporuna yapılan itirazları gözetilmeden aleyhe hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında alınan ... Üniversitesi raporu medikal firma tarafından denetlendiğini ve raporun hatalı olduğunun tespit edildiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden aleyhe karar verilmeyeceğini, davacıda meydana gelen sakatlık oranının tespiti için adli tıp kurumu ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, dosya kapsamında alınan kusur raporu hatalı olup ceza dosyası bekletici mesele yapılmadan kesinleşmeyen kusur durumu üzerinden karar verildiğini, davacının gelirinin hatalı tespit edildiğini, gelir vergisi indiriminin hatalı uygulandığını, bilirkişi raporuna sunulunan itirazlar gözetilmeden aleyhe karar verildiğini, belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. 1. Haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik zararları ile bakıcı giderine dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun, iyileşme süresinin ve bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, maluliyet durumunun tespiti yanı sıra, kaza sonrası tedavi evraklarının da değerlendirilmesi ile maluliyetin kaza ile illiyetinin doğru bir şekilde ortaya konulması gerekir. Ayrıca, TBK'nın 54. maddesinde düzenlenen "çalışma gücü kaybı ve yitirilmesine" yönelik zararların tespitinde alınacak maluliyet/engellilik raporu Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatları ile benimsediği Yönetmelik hükümlerine göre alınmalı, geçici iş göremezlik (iyileşme) süresi, maluliyet/engellilik oranı ve dava dilekçesince bakıcı giderine yönelik talebi var ise geçici ya da sürekli bakıcı ihtiyacının olup olmadığı usulüne uygun, denetime elverişli ve gerekçeli rapor ile belirlenmelidir. Alınan rapora somut olarak itiraz edilmesi halinde de, itirazlar değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmemesi gerekir. Somut olayda, dava konusu kazada yaralanan davacının maluliyetinin belirlenmesi için ...Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda adli tıp uzmanları tarafından muayenesi yapılarak ve tedavi evrakları incelenerek Erişkinler İçin Engellilik Değerlenmesi Hakkında Yönetmeliğe göre tanzim edilen raporda davacının 19.08.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süreçleri dikkate alındığında iyileşme süresinin 19.08.2022 tarihinden itibaren 3 (üç) ay olduğu ve bu süre boyunca % 100 (yüzde yüz) oranında geçici iş görmezlik/meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılması gerektiği, iyileşme süreci ve daha sonrasında bakıcı ihtiyacının olmadığı,19.11.2022 tarihinden itibaren; sol klavikula kırığı sonucu oluşan sol omuzda eklem hareket açıklığı kısıtlılıkları arızasının üst ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranın % 7 olduğu, Sol klavikula boyunca uzanan 13x1,5 cm boyutlarında, ciltle aynı seviyede, ciltten koyu renkte, oblik yönelimli, sütür izleri de belli olan keloid skar arızasının % 2 olduğu, Balthazard hesaplama tablosu kullanılarak yapılan toplama işlemi sonucu kişinin maluliyet oranının sürekli ve % 9 (yüzde dokuz) olduğunu belirtilmiş, rapora davalı tarafından itiraz edilmiştir. Hükme esas alınan rapor adli tıp ile ortopedi ve travmatoloji uzmanlarından oluşan heyet tarafından düzenlenmiş olup rapora davalı tarafından itiraz edilmiştir. Takdire dayalı maluliyet raporu tanzim eden heyette, davacının mevcut yaralanması konusunda uzman doktor olmaksızın rapor düzenlenmiş olup, engel oranı da takdiri olarak belirlenmiş olduğu ve maluliyet oranı her ne kadar kaza tarihindeki yönetmeliğe göre belirlenmiş ise de yaralanma nedeniyle maluliyet oranı belirlenmesi için ileri derecede skar dokusu bozulması veya vücudun en az %1'ini kaplaması gerektiğine, raporda özellikle davacıdaki skarın vücudun %1-9 oranına isabet edip etmediğinin açıklanmamış olmasına, davacının yaralanması sonucu oluşan yara izinin ömür boyu maluliyete sebep olup olmayacağı hususundaki tespitlerin yeterli olmaması ve davalı tarafca da maluliyet raporuna itiraz edilmiş olması ve dava tarihinden önce davacının başvurusu üzerine aynı üniversite hastanesi tarafından düzenlenen raporda belirtilen maluliyet oranlarının çelişkili olması nedeniyle Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan heyete davacının yaralanmasının niteliği gözetilerek uzman hekimde dahil edilerek davacının mevcut yaralanmasına göre, Erişkinler İçin Engellilik Değerlenmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre rapor alınarak; davacının geçici iş göremezlik süresinin ve kaza le illiyeti bulunan yaralanmalarına göre maluliyeti/engeli meydana gelmiş ise oranının ve bakıcı ihtiyacı olmuş ise süresinin belirlendiği, rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2. Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Gerçek gelirin tespiti için, yapılan araştırma sonucu gerçek gelirin saptanamadığı takdir ise kamu düzenine ilişkin olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir. 6098 sayılı TBK m. 75. maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Davacı kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararına uğradığını ileri sürerek tazminat talep etmiştir. Sürekli veya geçici güç kaybı, kazanç kavramından ayrı, güç kaybı kuramı içerisinde değerlendirilmesi gereken bir zarar türüdür. Geçici güç kaybına uğrayan kişi, çalışmayan ve kazanç elde etmeyen birisi olsa dahi, geçici iş göremezlik süresince günlük yaşamını sürdürürken, daha fazla güç (efor) sarf edeceği için, geçici güç kaybı tazminatı isteme hakkına sahiptir. Buna ilişkin tazminat hesabı yapılırken SGK tarafından ilgilisine yapılmış bir ödeme varsa veya ilgiliye bu süre içinde çalıştığı kurum tarafından maaş ödemesi yapılmış ise bu ödemelerin tazminat hesabında dikkate alınması gerekir. Dosyada mevcut SGK hizmet döküm cetvelinden, davacının kaza tarihinde sigortalılık bildirimi olduğu anlaşılmış olup hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacının kaza tarihinden önceki aylık brüt kazancı üzerinden yasal kesintiler düştükten sonra AGİ hariç aylık net gelir belirlenerek net asgari ücretin 1,88 katı gelir elde etiğinin kabulü ile iş göremezlik zararının hesaplandığı görülmüştür. Davacının işverene bağlı olarak sigortalı çalıştığı ve belirli bir aylık gelirinin olduğu belirtildiğine göre öncelikle davacıya kaza sonucu yaralanması nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığının SGK'dan sorulması, ondan sonra bilinen dönem için farazi hesap yapılamaz. Bu nedenle, davacının çalıştığı iş yerinden kaza tarihinden hesaplama tarihine kadar tüm maaş belgeleri getirilerek bilinen dönem hesabının her ay için ayrı ayrı belirtilerek gelirine göre belirlenmesi gerekirken asgari ücrete oranlama yapılarak hesaplanmış olması da doğru değildir. 3. Asgari geçim indirimi (AGİ), ülkemizde 2008 yılından 2022 yılına kadar uygulanan vergi indirim sistemidir. AGİ asgari ücret üzerinde hesaplanan gelir vergisinden kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile içindeki fertleri için verilen bir indirimdir. AGİ, kişinin medeni haline ve ailesi içinde yer alan çocuk sayısına göre farklılık gösterir. Kişinin brüt maaşı üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimi, ancak 16 yaşından büyük işçiler için uygulanır.Asgari geçim indirimi uygulaması ile işverenler çalışanların ücretleri üzerinden vergi oranını hesaplar ve vergi dairesine asgari geçim indirimi kadar daha az vergi öder. Gelir Vergisi Kanununun 32 maddesi 7349 Sayılı Kanunun 3.maddesi ile 22.12.2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmış,böylece asgari geçim indirimi uygulamasına bu tarih itibarıyla son verilmiştir.Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 27.01.2022 Günü Resmi Gazetede yayınladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 7. maddesinde “Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 Sayılı Kanunun 32. maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulanması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır” denilerek 01.01.2022 tarihinden itibaren artık asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacağını bu nedenle de Asgari Geçim İndirimi uygulamasına da son verildiği dolasıyla 01.01.2022 tarihinden itibaren asgari ücretten gelir vergisi alınmayacağı bu tarihten sonra asgari ücretten alınan bir vergi olmadığından davacının pasif dönem gelirinin buna göre belirlenerek hesaplama yapılması gerekir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı ve oranının belirlenmesi için maluliyet raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilmesini müteakip, gelir yönünden gerekli inceleme ve araştırma da yapılarak dosyanın aktüerya hesap bilirkişine tevdi ile davacının talebine konu tazminat kalemlerine yönelik yerleşik uygulamada benimsenen ilke ve esaslar ile tazminat hesabını etkileyecek varsa bilenen gerçek durumlar da gözetilerek, TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yönteminin uygulanarak davacının tazminatını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir. Bu durumda, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/77584 esasına yatırılan 2.200.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n