Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/198 E. 2026/1066 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/198
- Karar No
- 2026/1066
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/198 - 2026/1066 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/198 KARAR NO : 2026/1066
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.12.2024 NUMARASI : 2024/383 Esas 2024/964 Karar
DAVACI : VEKİLİ :
DAVALI : VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 12.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19.06.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ...vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.04.2023 tarihinde,... sevk ve idaresindeki, davalı şirkete İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı... plakalı aracın, yaya konumundaki davacı ...'e çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu belirterek 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olmadığını, asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, her halükarda hak kaybı olmaması açısından usulen zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafça davalı şirkete dava açılmadan önce usule uygun şekilde müracaat edilmemiş olması sebebiyle, huzurdaki davanın esasa girilmeksizin usulden reddi gerektiğini, davalının temerrüde düşürülmediğini, manevi tazminat miktarının davacının haksız yere zenginleşmesine sebebiyet vermemesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, ...Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü tarafından tanzim edilen raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %8, tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olduğunun belirlendiği, TBK’nın 56. maddesi gereğince davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 100.000,00-TL manevi tazminatın 25.03.2024 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş; davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde yaya davacının da kusurlu olduğunu, davacının da yaya olarak sorumluluklarının olduğunu, bunun dikkate alınmadığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davalı şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Dava konusu olayda, kazanın meydana geliş şekli, davacının yaralanmasının niteliği (pelvis fraktürü ve vertebra fraktürü), kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2023 yılı) paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL istinaf karar harcından, davalıdan peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile kalan 5.123,25 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.