Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1344 E. 2025/1698 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1344
- Karar No
- 2025/1698
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1344 Esas
KARAR NO : 2025/1698
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/09/2025
NUMARASI : 2024/444 Esas, 2025/578 Karar
TALEP: Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
KARAR TARİHİ: 18/12/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, hakkında konkordato talep edilen borçlu ... Gayrimenkul A.Ş.'den alacaklı olduğunu, müvekkil şirketin alacağı daha yüksek olmasına rağmen ... Gayrimenkul A.Ş.'nin daha önceki konkordato projesinde alacak miktarının 19.723.160,34 TL olarak gösterildiğini, müvekkili şirkete ... Gayrimenkul A.Ş. tarafından bu zamana dek herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, İcra ve İflâs Kanunu m. 285/II uyarınca borçlu şirket hakkında iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklının, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebileceğini, borçlu ... Gayrimenkul A.Ş. tarafından sunulacak belgeler ve Mahkeme tarafından atanacak komiser ve bilirkişi değerlendirmesiyle konkordato yargılamasında imtiyazlı ve adi alacaklıların alacak miktarlarının tespit edilebileceğini, alacaklılar arasındaki eşitliğin sağlanarak müvekkili şirketin de alacağını tahsil edebileceğini, aksi durumda borçlu şirket ... Gayrimenkul A.Ş. aleyhine alacaklılar tarafından iflâs talep edilmesi ve şirketin iflâs etmesinin yüksek bir ihtimal olduğunu, şirketin iflâs etmesi durumunda ise, oluşacak iflâs masasından büyük çoğunlukla sadece rehinli alacaklıların tatmin edilebileceğini ve sadece rehinli alacaklıların alacaklarına kavuşabileceğini, zira ... Bankası A.Ş. ile ... Gayrimenkul A.Ş. arasında 01.11.2010 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi çerçevesinde, ... Bankası A.Ş. tarafından ... Gayrimenkul A.Ş.'ye 270.000.000 Euro limitli bir kredi açıldığını, ... Gayrimenkul A.Ş'ye ait iki adet taşınmaz üzerinde ... Gayrimenkul A.Ş.'nin bankaya olan borçlarının teminatı olarak ... Bankası A.Ş. lehine 675.000.000 Euro bedelli 1. Derece ve 1. Sırada toplu ipotek tesis edildiğini, şirketin iflâs etmesi durumunda müvekkili şirketin alacağını ancak rehinli alacaklılar, eşya ve taşınmazın aynından doğan kamu alacakları, işçilik alacakları, eşya ile taşınmazın aynından doğmayan kamu alacakları için ödeme yapıldıktan sonra alacağını, iflâs tasfiyesinin çok uzun zaman alması ve bu alacaklara işleyecek faizler de dikkate alındığında, müvekkilinin alacağını olağanüstü uzun bir zamanda ve kuvvetle muhtemel hiç tahsil edememe tehlikesi altında olduğunu belirterek borçlu şirket hakkında geçici mühlet sonrasında kesin mühlet kararı verilmesine, sonrasında da konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı alacaklının, konkordato talebinde bulunduğu borçlu şirket Ora Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş için daha önce bizzat borçlu şirketin kendisinin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/490 Esas 2024/560 Karar sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunduğu, ancak borçlunun konkordato başvurusunun İİK 305/b maddesi gereğince reddedildiği, red gerekçesinin borçlunun teklifinin kaynaklarıyla orantılı olmadığı olduğu, bu red kararı verildikten sonra bu sefer davalı borçlu yerine davacı alacaklının mahkemeye başvurarak konkordato talebinde bulunduğu, ancak İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin karar tarihinin 18/07/2024 tarihi olduğu, mahkemeye açılan iş davanın dava tarihinin ise 22/07/2024 tarihi olduğu, Yargıtay içtihatlarında geçtiği üzere konkordato talebinde bulunan kişilerin dürüstlük ilkesine riayet etmesi ve kötüniyetli olmaması gerektiği, müdahale talebinde bulunan alacaklıların alacaklarını uzun yıllardır alamadıkları, sırf konkordato talepleri yüzünden makul süreyi gereğinden fazla aşan sürelerin geçtiği, bu hali ile konkordato müessesinin amacına aykırı durumların oluştuğu, borçlu ve alacaklılar arasında konkordatonun amacı olan alacaklılar aleyhine dengenin bozulduğu, davacı ve davalı borçlu tarafın karar aşamasına gelen dosyada yeni revize projelerini sunmalarının davayı ve tedbirleri uzatmaya yönelik davranışlar olduğu, bu nedenle yeni revize projeler için komiser görüşü veya bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği, dosyada birden fazla komiser görüşü, bilirkişi raporu, revize projenin olduğu, bu aşamadan sonra sunulan yeni revize projelerin tamamen konkordato sürecini uzatmak amacıyla yapılmış işlemler olduğu, bunun kabulünün mümkün olmadığı, sunulan konkordato görüşüne ilişkin beyanlar ve bunu teyit eden bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacı ve davalı borçlunun talep ettikleri konkordato projesinin başarısız olduğu, konkordato heyeti ve bilirkişi raporlarına göre söz konusu şirket borca batık olmadığından davalı şirketin iflasına karar verilmediği gerekçesiyle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı borçlu ... Gayrimenkul Yatırım Ve Geliştirme Anonim Şirketi'nin konkordato talebinin reddine, adı geçen borçlu şirket hakkında mahkemece verilen tüm mühletlerin ve tedbirlerin 12/09/2025 günü saat: 15:43'den itibaren kaldırılmasına, konkordato komiserlerinin görevlerine 12/09/2025 günü saat 15:43 itibariyle son verilmesine, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı ... Gayrimenkul Yatırım Ve Geliştirme Anonim Şirketi hakkında iflas kararı verilmesi şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı ve borçlu vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; alacaklı olarak açılan davada borçlunun kötü niyetinden söz edilerek davanın reddedilmesinin tamamen dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, borçlunun kötü niyetinden söz edilmesinin tek koşulunun borçlunun mühlet süresince alacaklıların zararına olacak veya onları ya da konkordato komiserleri ile mahkemeyi yanıltmaya yönelik davranışlarının varlığı durumu olduğunu, ancak iş bu davada böyle bir durumun olmadığını, birden fazla konkordato başvurusunun varlığının da tek başına dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilemeyeceğini, mahkemece borçlunun sunduğu revize proje incelenmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İİK m. 305 uyarınca tasdik aşamasında dahi revize projenin sunulabileceğini, bu sebeple mühletin etkilerinin 6 ay daha uzaması kararının verilebileceğini, Mahkemece incelenmeden reddedilen revize projenin, konkordato kesin mühletinin bitiminden aylar önce verilmesi nedeniyle "davayı ve tedbirleri uzatmaya yönelik davranışlar" olarak kabul edilemeyeceğini, dosyadaki tutanak ve belgeler ile sunulan bilirkişi raporuna bakıldığında dosyanın tüm bilirkişiler tarafından müzakere edilmediğini, birlikte rapor hazırlamadıklarının açıkça kanıtlı olduğunu, dolayısıyla bu rapora dayanılarak hüküm verilmesinin tamamen hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan uzman görüşleri arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, bilirkişi kurulunun konkordatonun alacaklıların yararına olmadığına ilişkin görüş ve düşüncesinin konkordato kurumunun amacına ve yasal düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu, borçlu şirketin revize proje ile tasdik kararından sonra altı ay içinde borçlarını yıllık %40 faizi ile birlikte ödemeyi teklif ettiğini, revize proje hiç incelenmeden, bu projenin başarıya ulaşmayacağının veya teklifin kaynaklarla orantılı olmadığının kabulünün verilen kararın hukuki dayanağının olmadığını kanıtladığını, konkordato komiser heyeti raporuna ve bilirkişi raporuna yapılan itirazlar yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmamasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile açıkça hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve karar verilinceye kadar borçlu hakkında konkordato koruma tedbirleri ile kesin mühlet kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Borçlu vekili istinaf nedenleri olarak; alacaklının konkordato talep etmesi halinde borçlunun konkordato talebinde dürüst olup olmamasının bir önemi bulunmadığını, zira İİK.'nun 292/1,c ve 308/f maddelerindeki düzenlemenin odağında borçlunun yer aldığını, alacaklının konkordato talep etmesi halinde alacaklının konkordato talebinde hile yaptığının kabul edilemeyeceğini, alacaklının alacağını hiç alma imkanı yokken alacağını alma imkanını sağlayan konkordato talebinde bulunmasında hukuki yararının bulunduğunu, müvekkilinin mühlet içinde dürüstlük kuralına aykırı bir talebi veya işlemi olduğunu gösteren hiçbir davranışının olmadığını, İİK hükümlerine göre borçlunun birden fazla konkordato başvurusu yapmasına yasal hiç bir engelin bulunmadığını, dolayısıyla yeni bir konkordato başvurusunun kendiliğinden dürüstlük kuralına aykırı olduğunun kabul edilemeyeceğini, kaldı ki kararın gerekçesinde de müvekkilinin mahkemeyi veya komiserleri yanıltıcı veya alacaklıları kasten zarara uğratıcı somut hiçbir dürüstlüğe aykırı davranışından söz edilmediğini, alacaklıların alacaklarını uzun süre alamamasının da dürüstlüğe aykırı bir başvuru olduğu anlamına gelmediğini, kaldı ki bu hususun alacaklılar tarafından değerlendirilebileceğini, alacaklıların isterlerse projeye ret oyu verebileceklerini, dolayısıyla alacaklıların yapacakları oylamada değerlendireceği bir hususun dürüstlük kuralına aykırılık sayılmasının mümkün olmadığını, karardan önce müvekkili tarafından alacaklıların daha lehine olan bir revize projenin hazırlandığını, ayrıca müvekkili şirket tarafından yeni bir revize proje sunulmasının komiser heyeti tarafından mahkemeye verilen raporda özellikle önerilen ve vurgulanan bir husus olduğunu, mahkeme tarafından müvekkili tarafından sunulan bu revize projenin hiç incelenmediğini, sadece soyut olarak revize proje sunulmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesine dayanıldığını, ancak İİK m. 305 uyarınca tasdik aşamasında dahi revize proje sunulabileceğini ve bu sebeple mühletin etkilerinin 6 ay daha uzamasına karar verilebileceğini, bizzat Kanun tarafından karar aşamasında bile projenin revize edilmesine imkân verilmişken, müvekkilinin alacaklıların daha lehine olacak bir teklif sunabilmek için çaba göstererek karardan önce projeyi revize etmesinin hiç bir şekilde dürüstlük kuralına aykırı olamayacağını ve bu şekilde değerlendirilemeyeceğini, 04.07.2025 tarihli duruşmada verilen ara karar gereğince 24.07.2025 tarihinden itibaren 6 ay uzatılan konkordato kesin mühletinin, istinaf edilen konkordato talebinin reddine dair kararın verildiği 12.09.2025 tarihli duruşmada da devam ettiğini ve henüz kesin mühletin sona ermediğini, komiser heyeti raporlarında çeşitli kereler açıkça vurgulanan "revize proje sunulması gerektiği" yönündeki görüşleri ve revize projeye ilişkin İİK m. 305/son amir hükmünü dikkate almayan mahkemenin, müvekkilinin ve alacaklıların haklarını ihlal eder tarzda çok açık, ciddi ve ağır bir çelişkiye ve tutarsızlığa düştüğünü, 09.09.2025 tarihli yeni revize konkordato projesi, kesin mühlet süresi içinde sunulmasına rağmen mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, İİK.'nun 305. maddesinde, konkordatonun tasdiki yargılaması sırasında bile mahkemenin projeyi yetersiz bulması halinde kendiliğinden veya talep üzerine gerekli düzeltmenin yapılmasını isteyebileceği açık olarak hükme bağlanmışken mahkemenin kesin mühlet aşamasında borçlunun sunduğu yeni revize projeyi, geç verildiği gerekçesiyle incelemeden reddedemeyeceğini, İİK'nun hiçbir maddesinde revize projenin sunulması gereken son bir tarih gösterilmediğini, konkordato komiser heyetinin 27.03.2025 tarihli ve 31.08.2025 tarihli raporlarında revize proje verilmesi gerektiğine açıkça işaret edildiğini, müvekkili şirketin konkordatoya tabi borçlarını %40 faiz ile 6 ay içinde ödemeyi teklif eden ve alacaklıların daha fazla yararına olan yeni bir revize proje sunduğunu, bu durumda Mahkemenin revize projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı konusunda konkordato komiser heyetinin görüşünü sorarak gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptıktan sonra bir karar vermesi gerekirken İİK.'nun 287/3 ve 289/1. maddelerine göre konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı konusunda yeni revize proje incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, konkordato komiser heyetinin revize proje ile ilgili görüşü alınmadan tahkikatın sonlandırılmasının ve sözlü yargılamaya geçilmesinin HMK.'nun 27. maddesi kapsamında müvekkili şirketin hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının çok açık olarak ihlali olduğunu, dosyayı 13.08.2025 ve 15.08.2025 tarihinde teslim alan bilirkişilerin bir araya gelerek istişare ve müzakere yapmaları mümkün olmadığından, tek bir bilirkişinin hazırladığı ve diğerlerinin istişare ve müzakereye katılmadığı bilirkişi raporunun yok hükmünde sayılması gerektiğini, böyle bir raporun itirazlarına rağmen karara esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile uzman görüşleri arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, bilirkişi kurulunun görev sınırları dışında yaptıkları açıklamalar ile hukuki konulardaki görüş ve değerlendirmelerinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi kurulunun konkordatonun iflasa nazaran alacaklıların lehine olmadığına ilişkin görüş ve açıklamasının tamamen gerçek dışı olduğunu, yeni revize projenin konkordato komiser heyeti ve bilirkişi kurulu tarafından hiç incelenmeden projenin başarıya ulaşmayacağı kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, 31.08.2025 tarihli Komiser Raporu ve 13.08.2025 tarihli Bilirkişi Raporunun 09.09.2025 tarihli Revize Projenin incelenmesini içermediğini ve kapsamadığını, bu eksikliğin esasen son revize projeye göre yapılması gereken İİK m. 305/1-b kapsamında “borçlunun kaynakları ile orantılı teklif” kriterinin sağlanıp sağlanmadığına dair değerlendirmeyi geçersiz kıldığını, teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olmasının konkordatonun tasdik şartları arasında sayıldığını, kesin mühlet verilmesinin şartı olmadığını, kaldı ki bilirkişi kuruluna teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olup olmadığı konusunda bir görev verilmediğini, müvekkili şirketin revize proje ile tasdik kararından sonra altı ay içinde borçlarını yıllık %40 faizi ile birlikte ödemeyi teklif ettiğini, revize proje hiç incelenmeden, bu projenin başarıya ulaşmayacağının veya teklifin kaynaklarla orantılı olmadığının kabulünün verilen kararın hukuki dayanağının olmadığını ve tamamen keyfi karar verildiğini açıkça ortaya koyduğunu, iflasın konkordatoya göre alacaklılar lehine olduğuna ilişkin görüş ve düşüncenin dosya kapsamına, Harçlar Kanunu Eki Yargı Harçları Tarifesine ve somut Adalet Bakanlığı tespitlerine açıkça aykırı olduğunu, iflas tasfiyesinin uzun sürmesi halinde, rehinli alacaklı ipotek limiti dahilinde tüm alacağını sözleşme faizi ile birlikte alacağından, diğer alacaklıların alacaklarına hiç kavuşamama ihtimali de bulunduğunu, Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı ülkemizdeki iflas tasfiyesinin süresine ilişkin resmi istatistiklerin ve tespitlerin hiç dikkate alınmadığını, iflas yolu ile tasfiyenin, konkordato projesinde öngördükleri borç ödeme sürelerinden çok daha fazla ve çok uzun yıllara sari olacağını, alacaklıların alacaklarına ancak bu sürelerin geçmesiyle iflas tasfiyesinin sonunda para dağıtımına geçilmesiyle ve çok daha uzun yıllarda kavuşabileceğini, alacaklıların iflas tasfiyesinde uzun yıllar boyunca alacaklarını elde edemeyeceklerini, iflas tasfiyesinde çok yüksek iflas harçlarının ve masrafların bulunduğunu ve bunun alacaklılar bakımından çok büyük dezavantajlar taşıdığının da gözetilmediğini, rehinli alacaklı ... Bankası A.Ş. sözleşme faizi oranının % 50 fazlasını talep ettiğinden, iflas tasfiyesinin en az 5-6 yıl sürmesi halinde, ki Adalet Bakanlığı istatistiki tespit çalışmasına göre 10 yıla kadar süren bir iflas tasfiyesi süresi olduğu ve ... Bankası A.Ş. lehine tesis edilen 675.000.000 Euro bedelli limit ipoteği de gözetildiğinde diğer alacaklıların alacağına hiç kavuşamaması ihtimalini gözetmeyen bilirkişi kurulu raporu ile komiser heyeti raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan Uzman Görüşünde, iflas halinde alacaklıların alacaklarını tam olarak tahsil etmeleri imkanının olmadığının gerekçeleriyle birlikte açıklandığını, konkordato komiser heyeti raporuna ve bilirkişi raporuna itirazları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda ve son duruşma tutanağında, Kanuna aykırı olarak yeni revize projenin sunulduğu zamanın verilen red kararında gözetildiği belirtilmişse de esasen revize proje sunma konusunda müvekkili şirketin alacaklılar toplantısı gerçekleşene kadar açıkça var olan yeniden projeyi revize edebilmek hakkının da açıkça elinden alındığını, müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının bu şekilde ağır biçimde ihlale uğradığını, diğer yandan bu ret kararı ile birlikte müvekkili şirketten alacağı olan ve imtiyazlı hiçbir statüde olmayan, teminatları da bulunmayan adi alacaklıların büyük zarara uğradıklarını belirterek istinaf talebi karara bağlanıncaya kadar borçlunun malvarlığının korunması için gerekli konkordato koruma tedbirlerine karar verilmesini ve istinaf taleplerinin kabulü ile konkordato talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkili şirket lehine konkordato kesin mühlet kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, borçlu şirketlerin muamele merkezi Asliye Ticaret Mahkemesinde konkordato talebinde bulunulduğu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde alacaklı şirket vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacı lehine 05/09/2024 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, geçici komiser heyeti atandığı, daha sonra geçici mühlet kararının 28/11/2024 tarihinden itibaren 2 ay daha uzatılmasına karar verildiği, 24/01/2025 tarihinden itibaren başlamak üzere 6 ay kesin mühlet verildiği, son olarak 24/07/2025 tarihinden itibaren 6 ay süre ile kesin mühletin uzatılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş olup karar davacı alacaklı ve borçlu vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf konusu uyuşmazlık, davacı şirketin konkordato talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.14.08.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; şayet alacaklılar, borçlunun iflası halinde alacaklarına büyük oranda ya da tamamen ulaşabiliyorlarsa, bu durumun borçlunun konkordatoya ihtiyacı olmadığını, başka bir ifadeyle konkordatonun iflastan daha iyi bir seçenek olmadığını gösterdiği, nitekim İİK'nın 305/1-b maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki koşullarından birinin de teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması olduğu, Yargıtay'ın da bu kabulde olduğu ve bu kabulün konkordatonun ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmaması kanaatinin bir sonucu olduğu, Heyetimize tevdi edilen dosya münderecatı kapsamında yapılan incelemeler ve Komiser Heyetince de gerçekleştirilen değerlendirmelerde borçlu şirketin TTK. m. 376'ya göre çıkarılan 31.10.2024 tarihli rayiç bilançodaki varlıklarının değerinin 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, borçlu şirketin revize projesinde faizler dahil ödemeyi teklif ettiği toplam tutarın ise 5.003.317.702,85 TL olduğu, somut olayda borçlu şirketin iflası halinde dahi borçlunun aktiflerinin toplamının 8.121.848.988,46 TL olduğu, bu yönü ile borçlu şirketin varlıklarının doğrudan satış veya iflas sürecinde satılması halinde alacaklıların alacağına erişmesinin vade olmaksızın tek seferde olacağı nazara alındığında mühletin devamına kıyasla elverişli koşullar içermeyen konkordato teklifinin gerek borçlu şirketin gerekse de alacaklıların menfaatine uygun olmadığının düşünüldüğü, öte yandan borçlunun ilk olarak 2012 yılında iflas erteleme talebinde bulunduğu, borçlu şirketin iflas erteleme talebinin üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtiği, geçen sürede alacaklıların alacaklarının enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybına uğradığının sarih olduğu, Mahkemece konkordatonun tasdikine karar verilmesi halinde (ki bu en erken 2026 yılında olacaktır) alacaklıların alacaklarına kavuşması için 4 yıl daha geçeceği (1 yıllık kesin mühlet ile 3 yıllık ödeme takvimi) dikkate alındığında konkordatoya bağlı olarak alacaklıların enflasyon karşısındaki kayıpların artmasının muhakkak olacağı, hal böyle olunca takdiri Mahkemeye ait olmak üzere kesin mühlet ve buna bağlı olarak tasdikin gerek borçlu şirketin gerekse de alacaklıların menfaatine olmadığı, bu yönü ile heyetimizce komiser heyeti raporunda oluşan görüşe aynen iştirak edildiği yönünde görüş bildirilmiştir.
31.08.2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda; Konkordato geçici komiser heyeti olarak konkordato talep eden borçlunun 31.12.2024 ve 30.06.2025 tarihli mali verilerinin ve faaliyetlerinin değerlendirilmesi neticesinde, borçlu şirketin faaliyet kodunun 68.20.02 olduğu ve faaliyet konusunun “kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi veya leasing işlemlerinin yapılması" olduğu, borçlunun mevcut makine tesisat ve demirbaşları ile kıst çalışma düzeninin mevcut olduğu, Haziran/2025 dönemi itibariyle şirkette 74 kişinin istihdam edildiği, 31.12.2024 tarihi itibariyle 55.050.189,69 TL net satış, buna mukabil (-)173.743.994,10 TL faaliyet zararı, enflasyon düzeltme zararları dahil (-) 524.148.167,07 TL dönem sonu zararı olduğu, şirketin 30.06.2025 tarihi itibariyle net satış gelirinin 27.898.347.13 TL olduğu, (-)5.503.841.56TL Net Dönem zararı kayıtlandığı, borçlu şirketin 30.06.2025 tarihi itibariyle kaydi özvarlıklarının (+) 2.526.834.722.39 TL olarak hesaplandığı, diğer bir anlatımla, şirketin kaydi değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlu şirketin bilirkişilerin 31.10.2024 tarihi itibariyle yapmış oldukları rayiç belirlemeler kapsamında 31.10.2024 tarihi itibariyle rayiç değerlere göre özvarlıklarının (+) 15.441.412.338.75 TL olarak hesaplandığı, şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlunun projede yer verilen satış ve kârlılık hedeflerine ilişkin gelir tablolarında satış ve karlılık hedeflerinin uzağında kaldığı, borçlunun hedeflerine ulaşmasının, borçlunun gelir tablosu projeksiyonlarında yer alan tutarın Alışveriş Merkezi, Arena, Temalı Park, Sinema, Ardiye İşletmesi gelirleri olarak projeksiyonu yapılan Çalışma Modeli ve Gelir Paylaşım Oranları bölümünde yer alan tutarlardan oluşturulduğu, söz konusu çalışma modellerinin kademeli olarak elde edilecek gelirlere dayandığı, söz konusu kaynağın oluşturulabilmesi için faaliyete geçirilecek bölümlere yapılması gereken masraflara ilişkin “Bu çalışma modelinin dışında ayrıca işletmecilerin hakları da gözetilerek alternatif model ve düşünceler aşağıdadır: şirketin, varlık satışından veya konkordato dışı şirket ortaklarının mevcut hisselerinin/yeni çıkarılacak hisselerinin bir kısmının yurt içi veya yurtdışı yatırımcılara 2025 yılında satışından elde edilecek gelirin sermayeye eklenerek borç kapatmada kullanılacağı, şirketin kar dağıtımı yapmayacağı ve yöneticilere de zorunlu harcamalar haricinde “Huzur Hakkı” ödemesi yapılmayacağı, oluşacak fonların şirket kaynağına dönüşeceği, dolayısıyla esas faaliyet sonucu elde edilecek ticari kar ve yaratılan nakitler ile faaliyette olmayan bölümlerin açılarak tam kapasite ile hizmet verilmeye başlanmasının sağlanacağı” şeklinde bildirilen hususların öncelikli olarak gerçekleşmesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu bildirdiğimiz hususta, şirketin 2025 yılı ilk 6 aylık döneminde hedeflenen satış gelirinin %11 seviyesinde gerçekleştiğinin belirlenmesi karşısında şirketin projede yer verilen hedeflerinin uzağında olduğunun belirlendiği, gayrimenkul satışı ile elde edilecek kaynak tutarının bilirkişi raporu ile belirlendiği, ancak bu kaynağın oluşturulabilmesi için şirketin azami gayret göstermesi gerektiği ve söz konusu satışların belirtilen sürelerde gerçekleşmesinin mümkün olacağına ilişkin somut aksiyon sunulması gerektiği, şirket yetkilileri ile yapılan toplantılarda süreçlerin devam ettirildiğine dair beyanların olduğu, icra edilebilir şekle ulaştığında bu hususun mahkemenin takdirlerine arz edileceği, Heyetimizce hazırlanan “Alacaklıları Alacaklarını Bildirmeye Davet İlan Metni” kapsamında alınan beyanlar ve ek beyanlar doğrultusunda borçlunun konkordato talebinin çekişmeli alacak raporu ile birlikte kaynaklar ile borcun orantılılığın tekrar değerlendirileceği, revize konkordato projesinin her halükarda revize edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Prof. Dr. ...'ye ait Uzman Görüşü; "Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporun, dosyanın teslim süresi ve rapor tarihi dikkate alındığında usule aykırı olduğu, bilirkişi kurulu tarafından raporda yer verilen tespitlerin hukuki değerlendirme niteliğinde olduğu, kurula tevdi edilen görev dışında tespit ve değerlendirmelere raporda yer verildiği, bilirkişi kurulunun teklifin kaynaklarla orantılı olup olmadığı bakımından bir değerlendirme yapmasının hukuka uygun olmadığı, bu hususun mahkemenin görevi olduğu, iflas durumunda alacaklılara vade olmaksızın ödeme yapılacağı yönündeki tespitin ülkemizdeki iflas tasfiyelerinin süresi ve tasfiye sonucunda alacaklıların tatmin oranları dikkate alındığında yerinde ve gerçekçi olmadığı, konkordato başvurusu yapabilecek kişilerin 7101 sayılı Kanun ile genişletildiği ve borca batık olmayan şirketlerin de konkordato başvurusu yapabileceği, bu itibarla da konkordato yerine borçlunun malvarlıklarını bizzat satarak alacaklarını ödemesi gibi bir değerlendirmenin konkordatonun amacına aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklindedir. Prof. Dr. ..e ait Uzman Görüşü; "Konkordato komiser heyeti ve bilirkişi heyeti raporlarında yer alan şirketin alacaklılarının şirketin iflası halinde konkordatonun tasdikine kıyasla daha yüksek oranda ve daha kısa sürede alacaklarını tahsil edebilecekleri yönündeki görüş somut, eksiksiz ve denetlenebilir verilere dayanmamaktadır. Bunun ilk nedeni, şirketin borca batık durumda olmaması ve mevcut aşamada konkordato talebinin muhtemel reddi sonucunda ortaya çıkmayacak bir durum ile ilgili varsayımsal bir hesaplama yapıp bu varsayımsal hesaplama sonucunu verilecek karara esas almanın işletme bilimine uygun olmamasıdır. İkinci neden, konkordato komiser heyeti raporunda açık bir şekilde iflas halinde yasal süreçlerin ne kadar süreceğinin komiser heyeti tarafından tahmin edilemediği yazılmış olsa da konkordato komiser heyetinin iflas halinde alacaklıların alacaklarına konkordatonun tasdikine kıyasla daha kısa sürede kavuşacağı ve iflas durumunun alacaklılarının lehine olduğu yönünde görüş bildirmesidir. İflas halinde yasal sürecin ne kadar süreceği tahmin edilemiyorsa iflas halinin konkordatonun tasdikine kıyasla vade bakımından alacaklıların lehine olduğu sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Üçüncü neden, şirket bugün iflas etse bile iflas sürecinin tamamlanmasının şirketin konkordato talebinin tasdiki durumunda tüm ödemeleri tamamlamayı taahhüt ettiği vadeden çok daha süre sonra tamamlanacak olmasıdır. Şirket konkordato projesinde ödemelerini en geç 2027 yılı sonunda tamamlamayı teklif etmektedir. Bugün iflas süreci başlasa dahi süreci tamamlanıp alacaklıların alacaklarına kavuşması konkordato projesinde yer alan ödeme vadesinin tamamlanmasından yıllar sonra ancak gerçekleşebilecektir. Bu bakımdan, konkordato tasdiki durumunda alacaklıların alacaklarını iflas durumuna göre çok daha erken tahsil edeceği açıktır. Dördüncü ve son neden, iflas halinde alacaklıların tahsil etmesi muhtemel tutar hesaplanırken iflasın tamamlanması süresince işleyecek faizlerin ve doğacak masrafların dikkate alınmamasıdır. İflas bir günde tamamlanacakmış gibi şirket varlıklarının rayiç değerlerinin %50’sinin alınarak bunun şirket kayıtlarındaki mevcut borçla karşılaştırılması hatalıdır. Böyle bir hesaplama için öncelikle iflas sürecinin ne kadar sürece tamamlanacağı yaklaşık olarak tahmin edilmeli, bu süreçte alacaklara işleyecek faizler ve harçlar ödenecek borç tutarına ilave edilmeli ve şirket varlıklarının (gayrimenkul, tesis, makine ve cihazlar ve demirbaşlar) işler durumda tutulabilmesi için yapılması zorunlu harcamalar ile varlıklar rayiç değerinden düşülmelidir. Bu şekilde bir hesaplama yapıldığında, iflas durumunda alacaklıların alacaklarını tam olarak tahsil etme imkanlarının bulunmadığı anlaşılacaktır. Bu değişkenler dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar eksik ve hatalı olacaktır. Sonuç olarak, konkordatonun tasdiki durumunda alacaklıların alacaklarına iflas haline kıyasla çok daha kısa sürede ve daha yüksek oranda kavuşabilecekleri kanaatindeyim." şeklindedir. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.07.2024 tarihli, 2022/490 E., 2024/560 K. Sayılı ilamında: "teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartının gerçekleşmediği, İİK'nın 305. maddesinde yer alan koşulların tamamının bir arada bulunması halinde konkordatonun tasdikine karar verilebileceği, İİK 305/1-b maddesi kapsamında "teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleşmediği, İİK 308. maddesinde belirtildiği üzere tasdik talebinin reddi ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin varlığı halinde iflasa tabi şahısların iflasına karar verilebileceği, borçlu şirketin borca batık durumda olmadığı, konkordatonun tasdiki talebinin kanunda doğrudan iflas sebebi olarak düzenlenmediği, İİK 177. maddesinde sayılan doğrudan doğruya iflas sebeplerinin borçlu şirket yönünden mevcut olmadığı gerekçesiyle konkordato tasdiki talebinin reddine karar verilmiştir.İİK'nın 292. maddesi; "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir."Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet için de uygulanacak İİK'nun 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir.İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapı Hukuku, Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).Yargıtay 6. HD. 14.12.2021 tarihli 2021/4653 E. 2021/2252 K. Sayılı ilamı; "...Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılmsı vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir." şeklindedir."...Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen durumların da nazara alınması gerektiği gözetilerek, borçlu şirketlerin güncel durumları itibariyle, dosyaya sunulan konkordato projesinin, revize bir proje sunulması halinde sunulan revize projenin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı konusunda, geçici komiser kurulundan yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre karar vermekten ibarettir." (Y. 23. HD. 20.01.2021 tarihli 2020/1165 E. 2021/123 K. Sayılı ilamı)09.09.2025 tarihli borçlu şirket revize projesi özetle; "Şirketimiz, ticari faaliyetini engellemeyecek, satış geliri/borç dengesi sağlandığı noktada konkordato ile kanunların ön gördüğü şartlarının gerektirdiği tüm onayları alarak, Nakit Akış Tablosundaki tutarlarda ve tarihlerde revize konkordato projesindeki gayrimenkul satışı yolu ile alacaklılar arasındaki eşitliği gözeterek, borcu tamamen kapatarak, konkordato içinde, mevzuata uygun işlemleri yapacaktır. Revize Konkordato teklifimize göre şirketimiz, borçlarının imtiyazlı alacaklı kamu, teminatlı alacaklı banka hariç tamamını, herhangi bir indirim talep edilmeden ana paraya %40 faizi ile birlikte ödemeyi, imtiyazlı alacaklı kamuya olan borcunu ise herhangi bir indirim talep etmeden, ana paraya tecil faizi olan %48 faizi ile birlikte ödemeyi, teminatlı alacaklı bankaya ana paradan herhangi bir indirim talep etmeden talep faizi olan yıllık %22.1 faizi ile birlikte ödemeyi teklif etmektedir. Bu durum yukarıda da izah edildiği gibi iflasa nazaran tüm alacaklıların menfaatinedir. Uygulamaya geçtiğimiz revize konkordato projesi çerçevesinde sağlanan yeni yapılanmamız ile söz konusu borçların revize konkordato teklifine uygun olarak bir plan ve disiplin içerisinde yapılandırılmak suretiyle ödenmesi mümkündür. Ayrıca revize konkordato projesinin hayata geçmesi İle atıl durumdaki sermaye ekonomiye kazandırılacak ve yaklaşık 2500-3000 kişiye istihdam yaratılarak, kamu menfaati de gerçekleşmiş olacaktır. Bu nedenle oldukça gerçekçi verileri ve öngörüleri ihtiva eden, mikro ve makro açıdan mali, hukuki ve ekonomik faydası kaçınılmaz olan unsurlar dikkate alınarak konkordato revize projemizde belirtilen teklifimizin kabulünü arz ve talep ederiz." şeklindedir. Alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet ilan metni kapsamında alınan beyanlar ve ek beyanlar doğrultusunda borçlunun konkordato talebinin çekişmeli alacak raporu ile birlikte kaynaklar ile borcun orantılılığının tekrar değerlendirileceği, revize konkordato projesinin her halükarda revize edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilen 31.08.2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporu doğrultusunda borçlu şirket tarafından dosyaya 09.09.2025 tarihli Revize Projenin sunulduğu, 12/09/2025 tarihli karar duruşmasında da davacı alacaklı ve borçlu vekili tarafından yeni revize projenin sunulduğu, bu projenin uygulanabilir bir proje olduğu belirtilerek bu revize proje ile ilgili konkordato komiser heyetinden görüş alınarak kesin mühlet süresinin dolmasının beklenilmesinin talep edildiği gözetildiğinde mahkemece hukuki dinlenilme hakkı kapsamında sunulan revize projenin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı konusunda komiser kurulundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacı alacaklı ve borçlu vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekili ve borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas, 2025/578 Karar sayılı ve 12/09/2025 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları davacı ve borçlu tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Tarafların yapmış oldukları istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/12/2025