Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/124 E. 2026/743 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/124
Karar No
2026/743
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/124

KARAR NO: 2026/743

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/11/2024

NUMARASI: 2023/786 Esas, 2024/939 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 21/05/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ile dava dışı takip borçlusu ...AŞ arasında 21.04.2015 tarihli ...Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile üstlenilen işlerden kalıp ve beton işlerinin yapılması bakımından davalı şirketle müvekkilinin 04.02.2016 tarihinde ... Şantiyesine ekip arkadaşları ile birlikte çalışmak üzere gittiklerini, ancak devam eden süreçte ana firma ile davalı arasında sıkıntılar yaşandığını ve müvekkili ile tüm ekibin mağdur edildiğini, müvekkilinin ilk hakedişini 21.4.2016 tarihinde yaptığını ancak davalı firma tarafından 05.05.2016 tarihinde kesinti yapılarak ödeme yapıldığını, bakiye ödemenin yapılacağı ve işin devam edeceği bildirilerek müvekkilinden beklemesinin istendiğini, müvekkilinin kendisine ödenen eksik hakediş ile yanındaki elemanların yevmiyelerini ödediğini, kalan para ile de müvekkilinin çalışan ... ve ...'ın bilet ücretlerini ödeyerek 09/10 Mayıs 2016 tarihinde Türkiye'ye gönderdiğini, hakedişin yapıldığı tarihten itibaren yaklaşık 2 ay boyunca hakedişlerin tamamı ödenmediği gibi işe de devam edilmediğini, davalı tarafından müvekkili ile ekibinin terkedildiğini ve mağduriyetlerine sebep olduğunu, müvekkilinin işe devam ettirilmediği gibi hakedişlerinin de ödenmediğini ve sözleşmenin davalı firma tarafından fesih edildiğini, müvekkilinin bu haksız fesih nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davalının 100.000 USD cezai şartı işleyecek faizi ile birlikte ödemesi gerektiğini, bu cezai şart ile bakiye hakediş alacağının tahsili amacıyla müvekkili tarafından davalı aleyhine İstanbul ....icra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını ancak davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek davalının haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına ayrıca % 20 icra inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, icra dosyasında borçlu olan ve takibe itiraz etmemiş olan diğer borçlu .... A.Ş.'ne davanın ihbarını talep ettiklerini, müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi halinde müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcu olmadığının anlaşılacağını, davacı tarafça dosyaya sunulan hakediş raporlarının hiçbir şekilde kabul edilmediğini, dava konusu inşaatın tamamlanmamasında müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, davacının dosyaya sunduğu hakediş evraklarını kesinlikle kabul etmediklerini, davacının gerçekten bu hakediş miktarına hak kazandığı kabul edilse bile sözleşmenin sona ermesinde müvekkili şirketin kesinlikle bir kusuru ve ihmali bulunmadığını, bu sebeple de sözleşmede mevcut cezai şart miktarından sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini belirterek davanın dava dışı ...AŞ ye ihbarına ve davacının hukuki ve fiili gerçeklere aykırı davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, davacı yüklenicinin bilirkişi raporunda hesaplanan imalat bedeli 56.636,50USD’yi davalıdan talep edebileceği, davalının da davacıya ödediği 40.000,00USD’nın yapılan işten mahsubunu isteyebileceği, ödenmiş bedellerin mahsubu ile davacının 16.636,50USD’lik talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin feshinde davalının herhangi bir haklı nedeninin tespit edilemediği, davalının eksik ödeme yaparak sözleşmeyi kusuruyla ihlal ettiğinin kabul edilebileceği, davacının sözleşmede dönme cezası talep edebileceği, sözleşme ile öngörülen cezai şartın fahiş olup olmadığının da ayrıca takdiri gerektiği, TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabileceği, 100.000 USD cezai şart oranı esas alınarak, cezai şartın yüksekliği ve doların dava tarihine göre artış oranı dikkate alınarak yarı oranında tenkis yapılmak suretiyle cezai şart 50.000 USD olarak kabul edildiği, yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplamanın hükümde dikkate alındığı, raporun olaya uygun ve kanaat verici bulunduğu, sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, davalının takip dosyasına yaptığı itirazın 66.636,50 USD asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %7,25 oranını aşmamak kaydı ile kamu bankalarınca USD cinsinden açılacak bir yıllık döviz mevduat hesabına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına fazla istemlerin reddine, icra inkar tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının kendi kusur ile, hiç bir haklı sebep olmadan sözleşmenin feshine sebep olduğu, bu sebeple BAM ilk bozma ilamı ve bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde hak edişler yönünden ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının cezai şart tutarı olan 100.000 USD'nin tamamından sorumlu olduğu, ilk derece mahkemesi tarafından davalının sözleşmeyi kusuru ile ihlal ettiği, haklı nedenin olmadığı ve cezai şart talebinin yerinde olduğuna karar verilmiş olsa da kanuna aykırı olarak cezai şartın yarı oranında tenkisine karar verildiği, davalı tarafın tacir ve sözleşme kapsamındaki güçlü taraf olduğu, sözleşmenin tarihinin 21.05.20215, dava tarihi ise 29.11.2016 olduğu, yargılamanın 8 sene sürmesi, dolar kurunun artışı vs. hususların müvekkilin sorumluluğunda olmadığı gibi onun zararına olacak şekilde yorumlanması kabul edilebilir olmadığı ve denkleştirici adalet ilkesine de aykırı olduğu, bunların da dışında iş bu konuda uygulanacak olan özel kanunun TTK olduğu, TTK'nın 22. maddesinin çok açık olduğu, dolayısıyla mahkeme tarafından kanuna aykırı olarak cezai şart tutarının tenkisine karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından müvekkilin hak ediş tutarının 66.631,17 USD olduğu, kendisinden 26.631,17 USD kesinti yapılarak 40.000.00 USD teslim edildiği, ancak ödemenin 38.938,33 USD olarak yapıldığı, buna göre davacının hak edişten 1.061,37 USD alacağının kaldığının tespit edildiği, bu tespitten de görüldüğü üzere müvekkile ödenen tutar 40.000,00 USD olmayıp 38.938,33 USD olduğu, yani toplam müvekkiline ödenmemiş alacak tutarının 26.631,17 USD + 1.061,37 USD =27.692,54 USD olduğu, ancak akabinde bilirkişiler tarafından 1.061,37 USD bakiye bedel eklenmeden eksik tutar olarak 26.631,17 USD üzerinden işlem tesis edildiği, böylece bundan sonra yapılan işlem ve hesaplamalar da doğal olarak hatalı olduğu, bunun dışında bilirkişiler tarafından hakedişin, bayındırlık işleri genel teknik şartnamesinde taşeron kar marjı %15 olarak takdir edildiğinden denilerek farazi bir tutar ve yüzde üzerinden hesaplama yapıldığı, tespiti yapılmış hak ediş tutarlarının tamamı işi bitmiş, teslimi yapılmış ve tamamlanmış işler olduğu, dolayısıyla bu hak edişler yönünden tüm imalat ve teslim işleri tamamlandığı için müvekkilinin tam hak ediş bedeline hak kazandığı, dolayısıyla müvekkiline hak ediş tutarının tamamının verilmesi gerektiği, ancak mahkeme tarafından eksik hak ediş bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olmasının müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğu, davalının icra inkar tazminatından sorumlu olması da gerektiği, ancak ilk derece mahkemesi tarafından kanuna ve usule aykırı olarak icra inkar tazminatının reddine karar verildiği, gerekçeli kararda mahkemenin vekalet ücretini eksik ve hatalı tespit ettiği, vekalet ücreti hesaplanırken karar tarihindeki (20/11/2024 ) TCMB efektif satış kuru 34.5510-TL kullanılması gerektiği, ancak mahkeme tarafından dava tarihindeki kur kullanıldığı ve hatalı karar verildiği, iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, reddedilen taleplerin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda 09.05.2016 tarihli belgeye dayanılarak hesaplama gerçekleştirildiği, söz konusu belgenin müvekkili şirket tarafından düzenlenmediği, dolayısıyla ilgili belgenin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu bu bağlamda davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği,

söz konusu evrak üzerinde yer alan imzalar ile müvekkil şirket arasında hiçbir bağ bulunmadığı, yine evrak üzerinde ismi bulunan ... ile ... isimli şahısların müvekkili şirketi bağlayacı herhangi bir imza ya da temsil yetkisi bulunmadığı, sonuç olarak davacının müvekkil şirketten hiçbir alacağı bulunmadığı, davacının her şeyden önce dava konusu inşaat projesinde gerçekleştirmiş olduğu imalatların kapsamını usulüne uygun şekilde düzenlenmiş evrak vasıtasıyla ispatlaması gerektiği, kaynağı belli olmayan ve üçüncü kişiler ile imza altına alınmış ve huzurdaki uyuşmazlık bakımından hiçbir hukuki anlam ifade etmeyen evrak üzerinden yapılan imalatın ispatlanmasının mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinde müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığı, ceza koşuluna ilişkin sözleşmede ve kanunda düzenlenen koşulların yerine gelmediği, buna rağmen davacı lehine ceza koşuluna hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, her ne kadar ortada bir ifa imkansızlığı bulunduğu ve her şeyden önemlisi davacının da tüm süreci başından sona bildiği hususları sabit olsa da sözleşmenin feshi noktasında müvekkiline bir kusur atfedilemeyeceği ortada olduğu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an olsun müvekkili şirketin cezai şart ödemesine yönelik hüküm kurulacağı kabul edilse dahi söz konusu ceza koşulunun hakkaniyete uygun olması gerektiği, yerel mahkemece hükmedilen 50.000,00USD'nin çok yüksek bir meblağ olduğu ve hakkaniyete aykırı olduğu, mahkemece hükmedilen cezai şart bedeli fahiş olduğu, bu bağlamda davanın tümden reddine karar verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise hükmedilen cezai şart bedelinde hakkaniyete uygun bir indirim yapılmasını talep ettikleri iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.

Davacı tarafın, davalıyla olan anlaşmaya istinaden dava dışı şirkete ait iş yerinde kalıp ve beton işlerini yaptığı ancak davalı tarafça hak edişlerinin tamamının ödenmediği ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasıyla, bakiye hak edişin ve dönme cezasının tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattığını ve davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu iddia ederek itiraın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesinin 2016/1270 E., 2019/1156 K. Sayılı, 27/11/2019 tarihli davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, dairemizin 2022/355 E., 2023/843 K. sayılı 04/10/2023 tarihli kararıyla; "Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde, davacı taşeron sözleşmenin feshedilmiş olması sebebiyle davaya konu takiple sözleşmenin 7. Maddesi uyarınca 100.000 USD cezai şart ile bakiye hak ediş bedelinin tahsilini istemiş, mahkemece dava dışı asıl iş sahibi ile yine dava dışı takip borçlusu MAC şirketi arasında imzalanan sözleşmede devir yasağı bulunduğu ve davacı tarafından bilinmesi gerektiği gerekçesiyle davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmiş olduğu görülmüştür. Takip dayanağı sözleşmenin 7/2 cümlesinde talep edilen cezai şartın dönme cezası olduğu, sözleşmede kusurlu olan tarafın ödemek zorunda kaldığı cezalardan olduğu ,öncelikle sözleşmenin feshinde kimin kusurlu olduğu tespit edilmesi gerektiği, ayrıca dönme cezasının kararlaştırılmış olması halinde sözleşme geriye dönük olarak feshedilmiş olduğundan taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ancak verdiklerini geri isteyebileceğinden davacı yüklenici imalat bedeli hariç bakiye bedel talebinde bulunamayacak olması hususları mahkemece dikkate alınmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur. O halde mahkemece yukarıdaki nitelemeye uygun şekilde inceleme ve araştırma yapılarak sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği belirlendikten sonra haksız fesih halinde sözleşmenin 7. Maddesi kapsamında değerlendirme yapılması aksi halde talebin reddine karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin sair itiraz sebepleri incelenmeksizin bu yönüyle istinaf taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

İlk derece mahkemesinde kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda verilen hükme karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf nedenleri değerlendirildiğinde, her ne kadar takibe konu cezai şart miktarı belirli ise de, kaldırma kararı sonrası diğer talep kalemi olan imalat bedeli yargılamayla belirlendiğinden ve bir bütün olarak alacak likit olmadığından, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakta olup davacı tarafın bu husustaki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesinde kararlaştırılan ceza, dönme cezası olup, sözleşmenin niteliğine göre her bir davalı yönünden 100.000,00-USD olarak maktu şekilde belirlenmiştir. Belirlenen bu maktu bedel herhangi bir tenkise tabi tutulmaksızın hüküm altına alınması gerekmekte olup ilk derece mahkemesinin kararında bu yönüyle isabet bulunmamaktadır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/1639 E., 2019/511 K. Sayılı kararı)

Diğer talep kalemi imalat bedeli alacağı olup raporla belirlenmiş olduğundan, davalı tarafından yapılan 38.938,33-USD mahsup edilerek 17.698,17-USD üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken 40.000-USD mahsup edilerek hüküm kurulmasında da isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir eksiklik bulunmadığından, dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak, davanın kısmen kabulüne, 100.000-USD dönme cezası, 17.698,17-USD alacak olmak üzere toplam 117.698,17-USD asıl alacak yönünden itirazın iptaliyle takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair talebin reddine, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, davalı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE,

2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2024 tarih ve 2023/.... Esas, 2024/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-6100 Sayılı Yasanın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmekle;

3.1 Davanın KISMEN KABULÜNE, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile; davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 117.698,17 USD asıl alacak yönünden İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %7,25 oranını aşmamak kaydı ile kamu bankalarınca USD cinsinden açılacak bir yıllık döviz mevduat hesabına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına,

3.2 Fazlaya dair talebin reddine,

3.3 Şartları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine,

B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN

1-Alınması gereken 23.637,59 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.501,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.135,68 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

2-Davacı tarafından yatırılan 4.501,91 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından yapılan 495,00 TL tebligat ve posta gideri, 11.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.495,00 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 10.671,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Davalı tarafından yapılan 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 128,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 4.628,25 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 331,73 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 55.365,12 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 26.539,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,

C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN

1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,

2-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,

3-Alınması gereken 23.637,59 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 3.904,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.733,59 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerine BIRAKILMASINA,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/124, K. 2026/743, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-124-e-2026-743-k-400621fd54f6