Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/935 E. 2025/1359 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/935
Karar No
2025/1359
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/935

KARAR NO : 2025/1359

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/03/2024

NUMARASI: 2020/524 Esas, 2024/188 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 28/11/2025

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Dava; taraflar arasındaki davacı yan tarafından varlığı iddia olunan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; davalıya ait arazide, davalının vermiş olduğu talimatlar neticesinde, yüklenici sıfatı ile 31/05/2016 tarihinde inşaat faaliyetlerine başladığını, bu faaliyetler sırasında davacının çalışmış olduğu taşeronlar ile sözleşmeler ve bu taşeronlara iş gereği kesmiş olduğu faturalar ve bu faturalara karşılık yapmış olduğu ödemeler bulunduğunu, davalının taşeronlara kesilen bu faturalardan ve yapılan ödemelerden haberi bulunduğunu, bahsi geçen alacağın tamamının davacı yüklenicinin yapmış olduğu masraflar olduğunu, emeğinin yani davacı tarafından gerçekleştirilen yüklenici ücretinin karşılığı olmadığını, yapılan görüşmelerden de olumlu bir sonuç alınmadığını,davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmaması nedeniyle kendisine, 25.05.2018 tarihli iadeli taahhütlü mektup ve 07.06.2018 tarihli noter kanalıyla ihtarname gönderdiklerini, ödeme taleplerine cevap alınamadığını, belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 73.000,00.-TL tüm harcama alacağının ve şimdilik 5.000,00.-TL müteahhitlik/yüklenici alacağının en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının tacir olmadığını, bu nedenle görevli ve yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında dava konusu işlerin ifası hususunda yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ayrıca belirli bir hizmetin sunulduğuna ve herhangi bir edimin yerine getirildiğine ilişkin bir durumun da mevcut olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan üçüncü şahıslarla yapılmış taşeron sözleşmelerinin hiçbir şekilde davalıyı bağlamayacağını, davacı tarafından her an düzenlenme ihtimali mevcut üçüncü şahıslar ile yapılmış taşeron sözleşmelerinde davalının herhangi bir imzasını taşımadığından ve ayrıca davalının böyle bir hizmeti almadığından muvazaalı olarak düzenlendiğini düşündükleri taşeronluk sözleşmelerinin davalıyı hiçbir şekilde bağlamayacağını, davacı tarafından kurulduğu iddia edilen temel hukuksal ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu, kural olarak, eser sözleşmesinin, zorunlu şekil koşuluna bağlı olmadığını, ancak sözlü yapılan sözleşme inkâr edildiği takdirde, sözleşmenin yapıldığı zamandaki miktar veya değeri HMK'nın 200. maddesindeki miktardan fazla ise akdî ilişkinin anılan Yasa hükmü gereğince davacı tarafından yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu olduğunu, HMK’nın 202. maddesindeki yazılı delil başlangıcı bulunmaması ve 203. maddesindeki tanıkla ispatı mümkün olan hallerin varlığının da ileri sürülüp kanıtlanmaması halinde tanık beyanı ile akdi ilişkinin varlığının ispatının mümkün olmadığını, davacı tarafça akdi ilişkinin varlığının yasal deliller ile kanıtlamasının zorunlu olduğunu, davacının verdiğini iddia ettiği hizmetlerin hiçbirini kabul etmediklerini, Yargıtay'ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmesinin varlığı halinde taşeronların gerçekleşip, teslim ettiği işlerin, her türlü delille ve bu arada tanık beyanıyla ispatlanabileceğini, burada dikkat edilmesi gereken hususun ortada hiçbir şekilde varlığı olmayan bir eser sözleşmesinden söz edildiğini, dolayısıyla olmayan bir eser sözleşmesinin tanıkla ispatının sözkonusu olamayacağını, belirterek; öncelikle dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; 03/02/2020 tarih, 2020/55 esas, 2020/85 sayılı karar ile; davalının tacir sıfatını taşımadığı, davanın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, uyuşmazlığın da ticari nitelikte olmadığı, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı, davaya bakmanın genel mahkemelerin görevinde olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi sonucu Dairemizce; 2020/1276 E., 2020/960 K. 29.09.2020 tarihli karar ile; Dairemiz'ce verilen 13/07/2020 tarih ve 2020/898 esas, 2020/707 karar sayılı geri çevirme kararı sonrasında yerel mahkemece yazılan müzekkereye cevaben düzenlenen İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 30/07/2020 tarih ve 128870 sayılı yazısında, davalı ...'ın gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret ünvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristinde kaydının bulunduğunun belirtildiği, davacı tarafça eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için açılan davada, davalı gerçek kişi tacir olup, yerel mahkemece işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği, gerekçesi ile yerel mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucu, Mahkemece 07/03/2024 tarihli karar ile; davacının ticari defter ve kayıtlarının mali müşavir bilirkişi tarafından tetkikinde, davacı şirket nezdindeki, davalı ...'ın cari hesap hareketlerinin 120 Alıcılar hesabında 120.01.161 müşteri cari kartında takip edildiği ve bu hesapta alacaklı veya borçlu olmadığının, davalı ...' ın nezdindeki ticari defterlerde, davacı şirketi takip etmediği ve bu şirkette borçlu veya olmadığının görüldüğü, davacının; alacak talebine konu ve PTT aracılığı ile 25.05.2018 tarihinde davalıya tebliğ ettiği gider faturaları, kök bilirkişi raporunda tabloda detaylandırılmış olup toplam tutarlarının 548.276,90 TL olduğu, bu faturaların davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların dip not kısımlarında “Şişhane Şantiyesi”, “Taksim Şantiyesi” açıklamalarının mevcut olduğu, davacı ... ... San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti'nin davaya konu gider faturalarının kayıtlı olduğu ..., ... Hırd. İnş. Gıd. Eml. Ltd. Şti., ... Beton San.Tic. A.ş., ... Demir Çelik San. Tic. A.ş. ve ... Grup İnş. San. Tic. A.Ş. ile olan cari hesap ekstreleri kök bilirkişi raporu ekinde sunulduğu, davacı vekilinin dosya kapsamına sunmuş olduğu evraklardan; alacak talebine konu tedarikçi şirketlerle Tedarikçi sözleşmesi akdettiği ve bu sözleşme suretlerinde sözleşme konusunun; “Jurnal Sokak No 2 Taksim Asmalımescit adresindeki bina” olarak tanımlandığı ve sözleşme suretlerinde tedarikçi şirketlerin kaşe/imzalarının mevcut olduğu, Teknik bilirkişi görüşüne göre de; bina inşaatının yapılması için kullanılan beton ve çelik miktar ve işçiliklerinin, sunulan fatura içerikleri ile uyumlu olduğu ve serbest piyasa rayicine uygun kadri marufunda olduğunun bildirildiği, taraflar arasında mezkur eserin (binanın) yapılması için yazılı bir sözleşmesi bulunmadığı, herhangi bir hakedişin de yapılmadığı, ayrıca taraf ticari defterlerinde de bir ticari ilişki kurulmadığı, Beyoğlu Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü' nün Ruhsat ve Tabela bilgilerinde Mütahhit olarak davalı ...'ın göründüğü, ancak mahkememizce de itibar olunan kök bilirkişi raporundaki kanaate göre de, binanın yapım süreçleri, proje ve ruhsatlar, inşaat sürecinde davacı tarafından çekilen resimler, temel ve tabliye resimleri, davacının tedarikçileri tarafından kendisine kesilen beton ve çelik faturaları ve içerikleri, tanık beyanları, ihtarnameler ve davalının işi davacı şirket haricinde 3. kişiye yaptırdığına dair bir delilin dosyaya ibraz edilmemesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının işin yapımını yüklendiği ve sürdürdüğünün anlaşıldığı, mahkemece ulaşılan nihai kanaat ve bilirkişi heyeti kök - ek raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının hak edişinin yapım masraflarının 584.276,90TL + 87.641,53TL (%15 yüklenici karı) = 671.918,43 TL olabileceği kanaatine varılıp; taleple bağlı kalındığı gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile; 548.276,90 TL hak ediş yapım masrafı ile taleple bağlı kalınarak 5.000 TL müteahhitlik ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; mahkeme gerekçesinde, taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesinin bulunmadığı, tarafların ticari defterlerinde herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığı, yine tarafların ticari defterlerinde herhangi bir alacak/borç kaydının bulunmadığı, davaya konu edilen şantiyeye ilişkin Beyoğlu Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün cevabi yazısında müteaahhidin müvekkil ... olarak görüldüğü tespit edilmiş olmasına rağmen; ispata ilişkin emredici nitelikte bulunan HMK hükümleri hiçe sayılarak davalı ile hiçbir ilgisi olmayan davacı ... ile dava dışı 3.kişilerden alınan fatura kayıtlarına, niteliği gereği tanıkla ispatı mümkün olmayan davada davacı ...'un yanlı tanık beyanlarına, nasıl elde edildiği bilinmeyen davacı tarafından çekildiği iddia olunan fotoğraf kayıtlarına itibar edildiğini, davacı tarafça ispat edilemeyen ,davanın haksız bir şekilde kabulüne karar verildiğini, eser sözleşmesi ilişkisinin ispat yükünün davacıda olmasına rağmen davacı tarafça eser sözleşmesinin yazılı delille ispatlanmamış olması, taraflar arasında yazılı-sözlü eser sözleşmesi ilişkisinin bulunmaması, bu hususlar dosya kapsamında açık bir şekilde ortada olmasına rağmen mahkemece hiçbir hukuki dayanak ve gerekçe belirtilmeden ispat edilemeyen davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan dava dışı üçüncü kişilerden alınan ve davalıyı bağlayıcılığı bulunmayan fatura ve sözleşme kayıtlarının, fotoğrafların ve diğer kayıtların yazılı delil olmaması yahut bu kayıtlar davalıdan sadır olmadığından; HMK 202 uyarınca bunların yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilemeyeceği, HMK 200 gereği yazılı delille ispatı mümkün olan dava konusunda yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir kayıt dahi bulunmamasına ve tanık dinlenilmesine açıkça muvafakat edilmemesine rağmen mahkemece davacı tanıklarının dinlenilerek ve davacı şirket çalışanı olan tanıkların beyanlarının dikkate alınarak karar verildiğini, davacının 2016 yılında başladığını iddia ettiği iş için 2020 yılında dava açmasının dikkat çekici olduğunu, tarafların başkaca ceza ve hukuk davalarında husumetli olduklarını, davacı tarafın bu husumet hisleriyle eskiden yapılan işlerdeki ilişki ve bilgilerini kullanarak aslında hiç yapmadıkları ve hak etmedikleri bedeli talep ettiklerini, davaya konu işin hiçbir avans alınmadan ve üç yıl boyunca hiçbir ödeme alınmadan yapılmasının ve tamamlanmasının ekonomik realitelere ve hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafın, eser sözleşmesi ilişkisini ispat edemediğini, sözleşme ilişkisinin mevcut olduğuna dair delil başlangıcı mahiyetinde hiçbir kayıt sunmadığını, tanıkların davacı şirket çalışanları olduğunu ve tanık dinlenmesine de açıkça muvafakat edilmemiş olduğunu, HMK 222/5.maddesi hükmü gereği ve taraflarınca delillerini davacı tarafın ticari defterlerine hasredilmiş bulunduğundan, başkaca hiçbir inceleme yapılmaksızın davacının ticari defterlerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı şirketin ticari defterlerini ibraz ettiği ve defterlerde davalıdan alacağı olduğuna ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı dikkate alındığında, davacı şirketin davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığı hususunun sübut etmiş kabul edilerek; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, fotoğrafları nasıl elde ettiğinin belli olmadığını, dosyaya davalıdan sadır olmuş herhangi belge sunulamadığını, bilirkişi raporunda da davacı tarafından davaya konu inşaatta, davacı şirkete ait işçi çalıştığına dair dosyada belgeye rastlanmadığı..." nın belirtildiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davaya konu eser ilişkisini reddetmektedir.Taraflar arasında; akdedilmiş yazılı bir eser sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı yan eser sözleşmesi ilişkisini ve işin yapıldığı iddiasını reddetmektedir.Davacı vekili; davalının arazisinde, davacıya vermiş olduğu talimatlar neticesinde, yüklenici sıfatı ile 31/05/2016 tarihinde inşaat faaliyetlerine başladığını, bu faaliyetler sırasında davacının çalışmış olduğu taşeronlar ile sözleşmeler ve bu taşeronlara iş gereği kesmiş olduğu faturalar ve bu faturalara karşılık yapmış olduğu ödemeler bulunduğunu, ayrıca emeğinin bulunduğunu, davalı yandan buna ilişkin ödemeleri yapması için 25.05.2018 tarihli iadeli taahhütlü mektup ve 07.06.2018 tarihli noter kanalıyla ihtarname gönderdiklerini, cevap alınamadığını, belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 73.000,00.-TL tüm harcama alacağının ve şimdilik 5.000,00.-TL müteahhitlik/yüklenici alacağının en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Davalı vekili; görevli ve yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında dava konusu işlerin ifası hususunda yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ayrıca belirli bir hizmetin sunulduğuna ve herhangi bir edimin yerine getirildiğine ilişkin bir durumun olmadığını, davalının böyle bir hizmeti almadığından muvazaalı olarak düzenlendiğini düşündükleri taşeronluk sözleşmelerinin davalıyı hiçbir şekilde bağlamayacağını, olmayan bir eser sözleşmesinin tanıkla ispatının sözkonusu olamayacağını, belirterek; öncelikle dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece; taraf defterlerinde alacak ve borç bulunmadığı, davacının defterlerinde taşeron faturalarının işli olduğu, davacını alacak talebine konu tedarikçi şirketlerle Tedarikçi sözleşmesi akdettiği ve bu sözleşme suretlerinde sözleşme konusunun; “Jurnal Sokak No 2 Taksim Asmalımescit adresindeki bina” olarak tanımlandığı, Beyoğlu Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü' nün Ruhsat ve Tabela bilgilerinde Mütahhit olarak davalı ...'ın göründüğü, ancak mahkemece de itibar olunan kök bilirkişi raporundaki kanaate göre de, binanın yapım süreçleri, proje ve ruhsatlar, inşaat sürecinde davacı tarafından çekilen resimler, temel ve tabliye resimleri, davacının tedarikçileri tarafından kendisine kesilen beton ve çelik faturaları ve içerikleri, tanık beyanları, ihtarnameler ve davalının işi davacı şirket haricinde 3. kişiye yaptırdığına dair bir delilin dosyaya ibraz edilmemesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının işin yapımını yüklendiği ve sürdürdüğünün anlaşıldığı, gerekçesi ile; taleple bağlı kalınarak; davacının davasının kabulü ile; 548.276,90 TL hak ediş yapım masrafı ile taleple bağlı kalınarak 5.000 TL müteahhitlik ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, davalı yanın eser sözleşmesinin tarafı olduğu yönündeki iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Aynı maddede(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır.HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. (bkz. Yargıtay 6.HD'nin 26.04.2022 gün, 2021/3822 E, 2022/2442 K. Sayılı kararı)Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/15-3098 E. 2021/546K. 29/04/2021T.)Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Davacı tarafça dosyaya bu iddiayı ispatlayacak yazılı bir belge ya da tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir evrak ibraz edilmemiş, sunulan evraklar üzerinde davalının imzasıda bulunmamakta ve yargılamanın tüm aşamalarında sözleşme ilişkisini kabul etmeyen davalı yan , davacı tanıklarının dinlenmesine de muvafakat etmemiştir.Bu nedenle yazılı belge ile akdi ilişkinin varlığını kanıtlayamayan ve tanık beyanı için yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunamayan davacı, dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayandığından; Mahkemece davacı tarafa yemin delilini hatırlatmadan yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/03/2024 tarih, 2020/524 Esas, 2024/188 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/935, K. 2025/1359, T. 28.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-935-e-2025-1359-k-882cbea20fec