Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/914 E. 2025/1363 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/914
Karar No
2025/1363
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/914

KARAR NO : 2025/1363

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/05/2023

NUMARASI: 2020/89 Esas, 2023/385 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 28/11/2025

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan, sözleşmenin feshine dayalı olarak bedel iadesi ve cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında “Yazılım ve Destek Bakım Sözleşmesi” imzalandığını, davacının tüm iyiniyeti ile yapmış olduğu ödemeler sonrasında; hizmet alamamasına rağmen davalı tarafla defalarca yazışmalar ve görüşmeler yaparak, davalı tarafın edimlerini yerine getirmesini beklediğini, hatta taraflar arasında 25.12.2018 tarihinde yapılan toplantıda, davalının vermiş olduğu taahhütte, 23.03.2018 tarihli sözleşmenin ifasındaki gecikmenin telafi edileceğini davalı şirketçe de kabul edildiği, davalıya yapılmış son ödeme sonrasında, davalının gönderdiği e-mail yazışmalarından, ... Kargo Programının teslimi ve kabul onayı aşamasına geçilmesinin teknik olarak mümkün olmadığının anlaşıldığını, 25.10.2018 tarihli Yazılım Lisans Sözleşmesi'nin 5.6 ve 5.6.2 maddelerine göre yazılımın davacı şirketin kullanımına sunulması için 3 aylık süre öngörüldüğünü, sözleşmenin 5.4. maddesi gereğince ise sözleşme yürürlük tarihinden itibaren analiz, uyarlama ve test işlemlerinin tamamlanması ve işin tesliminin en çok 4 ay sürebileceğinin belirtildiğini, buna karşın 25.12.2018 tarihli toplantı sonrasında davalının vermiş olduğunu taahhütname uyarınca; işin tesliminde ödenmesi gereken son taksitin yarısı olan 22.000-USD +KDV'nin davalı şirkete 28.12.2018 tarihinde taraflar arasındaki ek protokol gereğince sabitlenmiş kur üzerinden 122.819,36 olarak, KDV'si ile birlikte iyi niyetle ödendiğini, işbu taahhütname ile davalı taraf, Ocak 2019 tarihi sonuna kadar programın kullanılabilecek aşamaya getirileceğini, Şubat 2019- Mart 2019 aylarında davacı şirketin kargo şubelerinde saha pilot testlerinin yapılmasını ve ... -Kargo programının Kabul Onayı 'için tüm desteklerin verileceğini taahhüt ettiği, davalı tarafın işbu taahhütnamenin de gereğini yerine getirmediğini, Ocak- Şubat- Mart 2019 tarihlerinde, fonksiyon ve entegrasyon testleri sonucunda uygulamanın olması gereken seviyede tamamlanmadığını, rapor ve rapor modüllerinin büyük ölçüde eksik olduğunun tespit edildiğini, davalı şirket ile yapılmış e-mail yazışmalarında 01.04.2019 tarihinde canlı sisteme geçiş için problem olmadığı bildirilmiş ise de davacı şirketin 25-26 Mart 2019 tarihlerinde son bir kapsamlı kullanıcı testi yapılması talebinin; davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini, tüm teknik süreç değerlendirildiğinde işin 01.04.2019 tarihi itibarıyla dahi davacı şirkete teslim edilemeyeceğini, ne zaman teslim edilebileceğinin de bilinmediği ve sistemin son kullanıcı testleri için hazır bulunmadığının anlaşıldığını, davacı şirketin üzerine düşen edimlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesine rağmen; davalı tarafın sözleşme ve yasalardan doğan edimlerini yerine getirmeyerek davacı ... zarara uğrattığını, imzalanan sözleşmeler doğrultusunda davacının 198.000 USD ve KDV'si ile, 5.000 Euro ve KDV'sini davalı şirkete ödendiğini, Ek Protokolün; 06.10.2018 tarihinde 30557 sayı ile Resmi Gazetede yayınlanan, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ'e dayanarak imza edildiğini ve 1 USD karşılığı 4,7311 TL olarak mutabakata varıldığını, işbu protokol sebebi ile dolar 4,7311 TL olarak sabitlendiğinden, davalının 26.12.2018 tarihinde, KDV dahil 122.819,36 TL ödeme yaptığını, davacı tarafından 23.03.2018 tarihli "Yazılım Lisans Sözleşmesinin 7.3 maddesi uyarınca; Bakırköy 25, Noterliği 12.07.2019 tarih ve 27726 yevmiye nolu ihtarnamesi ile akdedilmiş sözleşmenin feshi ile sözleşme gereği yapılmış ödemelerin iadesi ve ceza-i şartın ödenmesi gerekliliği hususlarının; davalı şirkete bildirildiğini, bu ihtarname 16.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen 10 günlük süresi 27.07.2019 tarihinde dolduğundan; faizin de bu tarih itibari ile işletilmeye başlanması gerektiğini, Yazılım Lisans Sözleşmesi'nin 9,1.1 maddesi ile edimini yerine getirmeyen davalının sözleşme bedelinin %70' i tutarında ceza-i şart ödemesinin kararlaştırıldığını ve ödemede gecikilmesi durumda faiz ödeyeceğinin de eklendiğini, ilgili madde gereği sözleşme bedelinin %70'i karşılığı olarak 154.000 USD ceza-i şarta ödemesi gerektiğini belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik sözleşmenin 73. maddesi uyarınca ödenen 176.000 USD nin KDV'si ile birlikte davacıya iadesine, 5,000-Euro + KDV'si ile birlikte davacıya şirkete aynen iadesine, 26.12.2018 tarihinde ödenen 22.000 USD karşılığı olarak sabitlenen kur üzerinden ödenen 122.81936 TL'nin (104.084,20 TL +18735,16 TL %18 KDV) avans faizi ile birlikte ödenmesine, sözleşmenin 9/1.1. maddesi uyarınca KDV hariç 154.000 USD cezai şartın Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte, TL olarak talep etmiş oldukları alacakları için ise avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; taraflar arasında 23.03.2018 tarihli Yazılım Lisans Sözleşmesi, Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmesi ile Ek Protokol düzenlendiğini, davalı şirketin; Yazılım Lisans Sözleşmesi gereğince, davacı tarafa, sunucularında ... lojistik yazılımını, davacının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi ve kullanımına sunulması işlemlerini yapacağını taahhüt ettiğini bununda ancak müşteri-... işbirliği ile gerçekleşecek bir süreç olup, talebi ve takibinin olmadığı takdirde; ...'nın gecikmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunmadığı hususunun taraflarca kabul edildiğini, Yazılım Lisans Sözleşmesinin 14. maddesinde; taraflar arasında geçen mail yazışmalarının delil niteliğinde olduğunun kararlaştırıldığını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının sözleşme kapsamında edimlerini ifa etmediğini, bu nedenle ödemezlik definde bulunduklarını, müvekkil şirketin yazılım Sözleşmesi 4. maddesi kapsamında belirlenen hizmetlerden birçoğunu davacıya süresinde teslim ettiğini, süresinde teslim edilemeyen ve teslimde gecikmeye düşen hizmetler yönünden de; davalı ifaya yönelik tüm hususlar yönünden hazır olmasına rağmen davacı tarafın, entegre işlemleri için gerekli izinleri vermediğini, bu nedenle entegre işlemleri tamamlanamadığını, yine pazar yerlerinin entegrasyonu (hepsiburada, gittigidiyor vb. siteler) için davacının pazar yerleri ile olan bağlantısına ilişkin bilgileri vermesinin gerektiğini, mail yazışmalarından görüleceği üzere davacı tarafın bu bilgileri vermediğini, Yazılım Lisans Sözleşmesi gereğince davacının kullanmış olduğu ... yazılımın analiz edilerek ... yazılımının ihtiyaca göre uyarlanması gerektiğini, davacı tarafın bu yazılımı analiz etmeye yarar bilgileri uzun bir süre paylaşmadığını, davalı şirket tarafından 1.500 sayfa analiz çalışması yapıldığını, davacıya gönderilen işbu analiz çalışmasına istinaden yapılacak geliştirmelerle ilgili halen de bir dönüş alınamadığını, ayrıca ... yazılımı analiz edilerek ... yazılımı uyarlanacak olması nedeniyle davacının, ... yazılımında yaptığı güncelleştirmeleri geliştirmeleri paylaşması gerekirken bu bilgileri paylaşmadığını, bilgileri paylaşmaması nedeniyle tamamlanan işlerin tekrar yapılmasının gerektiğini, davacının birçok davranışıyla davalının ifasına engel olduğunu, bu nedenle davacının sözleşmenin ifa edilememesinde kusurlu olduğunu, davalı şirketin kendisine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine yani işin davacı tarafından kabulü gerekmesine rağmen davacının 44.000 USD'lik ödemeyi yapmadığını, işin tesliminin gecikmesinin kendilerinden kaynaklandığını bilen davacının 25.12.2018 tarihli toplantıda; teslimde yapılacak ödemenin yarısını yapmayı kabul ettiğini, davacı tarafın kayyum tarafından yönetildiği için sorumluluk altına girmek istemediklerinden taahhütnamede her iki şirketinde gecikmede kusuru olduğunu belirtilmesini istediğini, sadece davacı taraf ödeme yapılmasını bu şarta bağladıklarından davalı şirketin, her iki tarafın kusuru olduğuna dair beyan verdiğini, bir an için davalının gecikmede kusuru olduğu kabul edildiğinde dahi davacının seçimlik haklarından süre vererek aynen ifayı tercih ettiğini, bu doğrultuda davalı şirkete işin tesliminde yapılması gereken ödemenin yarısını yaptığını, 01.04.2019 tarihinde canlıya geçirmeyi kararlaştırılmışsa da; davacının yine entegreye ilişkin bilgileri paylaşmadığını gerekli izinleri almadığını, yine davalının yetkilisinin, davacı taraftan programın tamamlanması adına birçok bilgi talep etmesine rağmen alay edercesine sanki kendisinden hiçbir talepte bulunulmamış gibi yazılımın 01.04.2019 tarihinde canlıya geçirilmesini istediğini, yine programın canlıya geçirilmesine ilişkin gerekli düzenlemeler ve testlerin yapılmasına ilişkin davacı şirketin iş yerine gidildiğinde de davalı şirkete ait personelin giriş kartlarının iptal edildiğini ve personel içeri alınmadığını, yani davacının sözleşmenin ifasını kabulden kaçındığını, davacı taraf ile akdedilen ek protokolle 1 USD- 4,7311 TL ve EURO- 5,7016 TL olarak sabitlendiğini, işbu husus taraflar arasında görülen dava için de bağlayıcı olacağını belirterek; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 08/05/2023 tarihli karar ile; taraflar arasında yazılım ve destek bakım sözleşmesi imzalandığı, buna göre davacı tarafından davalıya ödemeler yapıldığı, alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere; sözleşme konusu yazılımın davacı şirketin sunucularında geliştirildiği ve kurulum aşamasının tamamlandığını, ancak kurulumu yapılan uygulamanın son kullanıcı testine hazır edilemediği, uygulamanın test aşamasında kaldığı, uygulama üzerinde yapılan yerinde incelemelerde bazı uygulama modüllerinin çalışmadığı ve kayıt işlemlerinin gerçekleştirilemediği, tüm fonksiyonel işlevlerini yerine getirecek ölçüde uygulamanın tam ve eksiksiz bir şekilde faaliyete alınamadığının test edildiği, 25.12.2018 tarihli taahhütname başlıklı belgede Ocak 2019’da tüm testlerin ve bu süreçte tespit edilen eksikliklerin tamamlanması ve programın kullanılacak aşamaya gelmesinin taahhüt edildiği, bu tarihten sonra gerçekleşen yazışmalarda testlerin bilgi eksikliğinden dolayı yapılamadığının bildirildiği, bu tarihin 19.03.2019 ve devamı tarihlerde olduğu, bu tarihte test yapılamadığının bildirilmesi, ifanın taahhütname başlıklı belge ile uzatılmış süre içinde dahi tamamlanmadığı anlamına geldiği, belirtilen vadenin taraflarca sözleşmede 3 ay olarak belirlendiği, ayrıca davalı tarafından sunulan bir taahhütnamenin davacı tarafından kabulü ile Ocak 2019 tarihinin programın çalışır hale getirilmesi için kesin vade olarak ortaya çıktığı, bu bağlamda davalının eseri teslimde temerrüde düştüğü, sözleşmenin 7.3 hükmü gereği fesih (dönme) şartlarının oluştuğu ve ödenen bedellerin iadesinin istenebileceği, Euro ve Usd cinsinden yapılan ödemelerin, her bir ödemenin yapıldığı tarihteki kur değerine göre belirlenen miktarlarının KDV si ile birlikte, TL olarak yapılan ödemenin ise aynen olacak şekilde davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verildiği, sözleşmenin 9. maddesinde, “Yazılımın kabul protokolüne bağlanmadan, imzalanmadan ...’nın hizmet kurusu nedeniyle kesintiye uğraması veya yazılımın analiz dokümanlarında belirtilen detayları içermemesi nedeniyle kabul protokolünün müşteri tarafından imzalanmaması durumunda; ... sözleşme bedelinin % 70’i tutarında cezai şart ödemeyi, ödemede gecikme olması halinde piyasa rayiçleri doğrultusunda gecikme faizi ödemeyi kabul etmiştir” denildiğini, bu sözleşme maddesi uyarınca iki durumda cezai şart talep ediyebilecek olup, “yazılımın kesintiye uğraması” ve “yazılımın analiz dokümanlarında belirtilen detayları içermemesi” hallerinde talep edilebileceğini, yani cezai şarta ilişkin olarak sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerin değil, bazı yükümlülüklerin ihlali hallerine göre talep edilebileceğinin düzenlendiğini, dava konusu olayda yazılımın davacı bilgisayarlarına kurulmadığı gözetildiğinde, “kesintiye uğrama” olgusunun gerçekleşmediği, ayrıca sözleşmeden dönme de “yazılım analiz dokümanlarının belirtilen detayları içermemesi” sebebine de dayanılmadığı, cezai şart talep edilebilme koşulları oluşmadığı, her ne kadar davacı vekili cezai şart talebi olarak dava dilekçesinde KDV hariç 154.000,00 USD talep etmiş olup, mahkemece istenilen açıklama üzerine sunduğu 10/04/2023 tarihli dilekçede; cezai şart olarak talep edilen 154.000,00 USDye KDV olarak 27.720,00 USD nin de dahil edilerek toplam 181.720,00 USD cezai şart talepleri olduğunu beyan etmiş ve sonrasında 17 nolu celsede cezai şarta ilişkin talep beyanının hatalı olarak yazıldığını, KDV olmaksızın 154.000,00 USD olarak talep ettiklerini beyan etmiş ise de, davacı tarafın TMSF tarafından yönetildiğinden; harç muafiyeti dolayısıyla harç ikmali yapmadıkları, 10/04/2023 tarihli dilekçede cezai şartın KDV si ile talep edildiğine dair ayrıntılı açıklamalar dikkate alındığında, bu talebin hataya dayanmadığı kanatine varıldığı, cezai şart talebi olarak; 181.720 USD'nin reddedilen kısım olarak benimsendiği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; Sözleşme bedeli olarak ödenen; a-5.000,00 EURO ve 900,00 EURO% 18 KDV olmak üzere toplam 5.900,00 ERUO'nun (kur 1 Euro = 4,9279 TL üzerinden) , b-110.000,00 USD ve 19.800,00 USD % 18 KDV olmak üzere toplam 129.800,00 USD'nin (kur 1 Usd = 4,0021 TL üzerinden) c-44.000,00 USD ve 7.920,00 USD % 18 KDV olmak üzere toplam 51.920,00 USD'nin (kur 1 Usd = 4,0405 TL üzerinden) , d-22.000,00 USD ve 3.960,00 USD % 18 KDV olmak üzere toplam 25.960,00 USD'nin (kur 1 Usd = 4,8551 TL üzerinden) dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve e-122.819,36 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve cezai şart bedeline ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; taraflar arasında 23/03/2018 tarihinde “Yazılım Lisans Sözleşmesi” ve “Yazılım Bakım ve Destek Sözleşmesi” akdedildiğini, davalının, sözleşme ile belirlenen edimini taahhüt edilen süre içerisinde tamamlamadığını; davalının edimin ifasında temerrüde düşmesi üzerine taraflarca 25/12/2018 tarihinde toplantı yapıldığını ve işin teslimi için davalı şirket yetkilisi tarafından tek taraflı irade beyanını içeren "taahhütname" başlıklı belge düzenlenerek yeni teslim süresi taahhüt edildiğini, davalının bir kere daha taahhüdünü ihlal ederek temerrüde düştüğünü, bu nedenle davacının, Bakırköy 25. Noterliği 12/07/2019 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek; Yazılım Lisans Sözleşmesinin feshedildiğini, Sözleşme bedeli olarak davacı tarafından davalıya ödenen 198.000-USD + KDV ile 5.000-Euro + KDV’nin ve Sözleşmede düzenlenen 154.000-USD cezai şartın ödemenin gerçekleştirileceği tarihteki TCMB efektif satış kurundan hesaplanacak Türk Lirası üzerinden 10 gün içerisinde ödenmesini ihtar ettiğini, yabancı para alacağının “her bir ödemenin yapıldığı tarihteki kur değerine” göre ödenmesine karar verilmesi “aynen iade” talebiyle çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, 06/10/2018 tarih, 30557 sayılı RG’de yayımlanan Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/51) ile getirilen sözleşmelerin döviz cinsinden düzenlenmesi kısıtlamasına istinaden; döviz cinsinden belirlenen sözleşme bedellerinin Türk parası olarak yeniden düzenlenmesi zorunluluğu kapsamında; taraflar arasında “Ek Protokol” düzenlendiğini, 23/03/2018 tarihli Yazılım Lisans Sözleşmesi’ne dayalı olarak Ek Protokol’ün imzalandığı tarihten sonra yapılacak ödemelerde 1-USD = 4,7311-TL olarak; USD sabit kurunun uygulanacağı, sözleşmedeki döviz tutarının sabit TL kur tutarından TL olarak hesaplanacağının düzenlendiğini, sözleşme ile belirlenen edimini taahhüt ettiği süre içerisinde tamamlamamış mütemerrit davalının 25/12/2018 tarihli toplantı sonrasında verdiği yazılı “taahhütname”ye istinaden; sözleşmenin 5.12.1 maddesinde son taksit olarak yazılımın teslim edilmesi esnasında ödeneceği şart kılınan 44.000-USD’nin yarısına tekabül eden 22.000-USD, davalının ödeme talebine istinaden davacı tarafından ödendiğini, bu suretle, davalı tarafından 22.000-USD + 3.960-USD (%18 KDV) = 25.960-USD toplam tutar için 26/12/2018 tarihli fatura düzenlendiğini, Ek Protokolde kabul edilen 1-USD=4,7311-TL sabit kur üzerinden 25.960-USD x 4,7311 = 122.819,36-TL hesabıyla düzenlenen 26/12/2018 tarihli fatura karşılığının da , davacı tarafından 28/12/2018 tarihinde davalının banka hesabına ödendiğini, TBK. m. 99/2’de “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.” denildiğini, davacının, sözleşme bedelini TBK. m. 99’a göre fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı üzerinden, davalı tarafından keşide edilen fatura bedelini ödemek suretiyle, EURO ve USD para birimi cinsinden ödediğini, bir diğer ifadeyle davacının sözleşme bedelini yabancı para ile ödediğini, mahkemenin TBK. m. 99 hükmüne aykırı olarak, “..her bir ödemenin yapıldığı tarihteki kur değerine göre belirlenen miktarların KDV si ile birlikte..” dityerek davacının yabancı para alacağını bir nev’i Türk Lirasına çevirerek; sözleşme bedelinin aynen iadesi ile tahsil edilmesini engelleyecek şekilde hüküm tesis ettiğini, hükmün aynen iade sonucunu doğurmadığını, İzmir BAM. 11. HD. 28/09/2023 tarih, 2021/9 E. 2023/1315 K. sayılı ilamında “..Davacının talebi … 7076-Euro’nun fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline ilişkin olup, TBK’nın 99. Maddesi uyarınca seçimlik hakkını, yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde kullandığı ..” kabulüne yer verildiğini, böylelikle alacaklının TBK. m. 99/3 uyarınca seçimlik hakkının kullanılması yönündeki beyanının dikkate alınacağının kabul edildiğini, davacının yabancı para borcunun fiili ödeme tarihindeki kur karşılığının ödenmesini, işbu davanın ikamesinden önce keşide ettiği ihtarname ile talep ettiğini, böylelikle davacı, sözleşme bedelinin iadesi yönündeki seçimlik hakkını “fiili ödeme tarihindeki kur” olarak kullandığını, dava dilekçesinde de “Sözleşmenin 7.3 maddesi uyarınca ödenen 176.000-USD + KDV ile 5.000-Euro + KDV’nin aynen iade edilmesi”” talep edilmiş olup; aynen iade talebinin kabulü, yabancı para cinsinden ödeme yönünde hüküm kurulmasını veya yabancı paranın yapılacak fiili ödeme tarihindeki kur karşılığından ödenmesi yönünde hüküm kurulmasını gerektiğini, Y.15.HD. 21/11/2016, 5125/4758 ilamında “…Sözleşmede iş bedeli USD cinsinden belirlenmiş, davada da 50.000 USD’nin fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının en yüksek mevduat faiziyle tahsili istenmiştir. Davalılara 50.000 USD ödeme yapıldığı 09.04.2013 tarihli makbuz içeriğiyle sabittir. O halde 50.000 USD’nin, davadaki faiz talebini aşmamak üzere 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi hükmünce, …faizinde devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden 09.08.2013 tarihinden itibaren faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki kur karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekir..” denilerek; aynen iadenin de fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı üzerinden yapılması gerektiği içtihat edildiğini, çoğun içinde az da vardır” ilkesi uyarınca cezai şarta dayalı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, karşı vekalet ücretine dair hükmün “taleple bağlılık” ilkesine ve usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinin talep sonucunda; sözleşmenin 9.1.1 maddesi uyarınca KDV hariç 154.000 USD cezai şartın” ödenmesi talep edildiğini, davacı şirketin, kayyımlık yetkisiyle TMSF tarafından yönetildiğini, Bankacılık Kanunu uyarınca TMSF tarafından kayyımlık yetkisiyle yönetilmekte olan şirketlerin açtıkları davalarda harçtan muaf olduğunu, davacı tarafından davalıya ödenen sözleşme bedeli, KDV hariç ödendiğinden; işbu davaya konu edilen sözleşme bedeline dayalı alacak talebinin de “+ KDV” olarak talep edildiğini, mahkemenin istemi üzerine sunulan 10/04/2023 tarihli dilekçe de SEHVEN cezai şart da, tazminat değil, alacak gibi hatalı değerlendirilmek suretiyle yapılan açıklamalarda “+ KDV” ibaresine yer verildiğini, nitekim 24/04/2023 tarihli duruşmada “Cezai şart yönünden talebimiz KDV olmaksızın 154.000 USD üzerindendir” şeklindeki davacı açıklaması ile dava dilekçesinde yer verilen netice-i talebe paralel olarak cezai şarta ilişkin KDV talebinin söz konusu olmadığının belirtildiğini, dava belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığından “talep artırım” yapılamayacağını, davacının “ıslah” da beyan etmediğini buna rağmen Mahkemenin 154.000-USD + KDV cezai şart talep edildiğinden bahisle, reddedilen toplam 181.720-USD üzerinden karşı vekalet ücreti takdir etmesinin “taleple bağlılık” ilkesine aykırı olduğunu, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, kural olarak karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davacının cevaba cevap ile Mart ayında sözleşme kapsamında çalışmalara başlandığını ikrar ettiğini, sözleşmenin Mart 2018'in sonunda imzalandığını, davalının hiç bekleme yapmaksızın doğrudan sözleşme kapsamındaki ifa çalışmalarına başladığını, davalının analiz çalışmalarına başladığı halde davacı şirketin hiçbir personelinin; sözleşmenin 4.2.1 maddesine aykırı olarak bu analiz çalışmalarına katılmadığını, davalının analiz çlaışmalarında elde ettiği dokümanları davacının bildirdiği sözüm ona yetkin personellere gönderdiğini ancak davacıdan olumlu veya olumsuz bir dönüş alamadıklarını, davada dinlenen tanıkların; davacı tarafın yetkin personel bulundurmadığını beyan ettiklerini, davacının, sözleşme kapsamında üzerine düşen hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, analiz çalışmalarına katılmadığı gibi, davalı tarafından hazırlanan analiz çalışmalarına da olumlu veya olumsuz yönde bir dönüş yapmadığını, işbu hususun dahi davacı tarafın ifaya hazırlık işlemlerini yapmadığının göstergesi olduğunu, maillerle haklılıklarının kanıtlandığını, davacının ...'dan (Muhasebe Uygulaması) hizmet satın alması gerekirken, kendisini ... ile davalı şirket arasında "arabulucu" olarak nitelendirdiğini, ... firmasıyla anlaşma yapacak olanın davacı olduğunu, sonrasında davalı ile entegrasyona yarar bilgileri paylaşması gerektiğini, dinlenen taraf tanıklarının ... ile anlaşma yapılmadığını belirttiğini, sözleşmenin vade tarihinin 01.04.2019 tarihine kadar uzatıldığını, davalı ısrarla test çalışması yapılacak şubeleri ve personelin listesini davacı taraftan istemesine rağmen; davacı tarafın bu listeyi 21.03.2019 tarihinde gönderdiğini, 3 ay boyunca davalı yanı sürüncemede bıraktığını, 1 haftalık süreç içerisinde test ve canlıya geçişin tamamlanmasının neredeyse imkansıza yakın olduğunu, bilirkişilerin raporlarında davalının maillerine ve taleplerine davacı taraftan "AKSİYON ALINDIĞINA" dair tespitin gerçeklere aykırı olduğunu, davacı taraf üzerine düşen yükümlülüklerini ifa etmeden davalının temerrüde düştüğünün iddia edilemeyeceğini, mahkemenin ifanın taraflarca karşılıklı olarak uzatılan vade tarihini hatalı değerlendirdiğini, davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri ifa etmemesi nedeniyle; işin tamamlanamaması üzerine 25.12.2018 tarihinde toplantı ile vade tarihi Mart 2019 ayı dahil 1 Nisan 2019' a kadar uzatıldığını, sözleşme eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan; işin tamamlanma oranının fesih için önemli olduğunu, bilirkişi raporlarında davacı tarafça beyan edilen çalışmayan ekranları test ettiklerinin beyan edildiğini, dosyaya sundukları analiz çalışmasının 965 sayfa olduğunu, analiz çalışmasından da görüleceği üzere bazı sayfalarda 1 bazı sayfalarda 2 veya 3 ekran üzerinde inceleme yapıldığını, toplamda 3.000'e yakın ekran olduğunu, Bu nedenle bilirkişilerce davacı tarafça beyan edilen 4-5 ekranüzerinden programın çalışmadığı veya tamamlanmadığına dair tespitlerinin gerçeğe aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından işin tamamlanma oranının belirtilmediğini, kök raporda ... yazılımındaki verilerin %95 oranında eksik olarak belirtildiğini, ancak verilerin programın kabulü yapıldıktan sonra davacı tarafından programa yükleneceğini, bilirkişi raporunda programa yüklendiği iddia edilen %5 lik verinin; test verisi olduğunu, yani davalının programa veri yükleme gibi bir yükümlülüğü olmayıp; yüklendiği iddia edilen %5 lik veri programı da test etmek için yüklediğini, davacının yükümlülüklerine bağlı olan hususlar dışında programın tam olduğunu, sözleşmeden dönülmesinin dürüstlük kuralı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişilerin, davacının bilgisayarlarında ve sunucularında, davacının yönlendirmesi sonucu eksik olduğu belirtilen ve çalışmadığını iddia ettikleri ekranlar üzerinden inceleme yaptığını, davalı yanın yerinde yapılan bu incelemeye katılımı olmadığını, bu hususun adil yargılanma hakkına ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, mahkemece keşif yapılmasının zaruri olduğunu, davalının da katılımıyla; davacı tarafın bilgisayar ve sunucuları üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini, mahkemenin, davacı tarafın feshini, sözleşmeden dönme olarak nitelendirerek; tarafların karşılıklı olarak verdiklerini iade etmeleri gerektiğini belirttiğini, davacının davalıya dolar veya euro olarak ödeme yapmadığını, ödemeleri TL ile yaptığını, bu nedenle davalıya davacı tarafından yapılan ödemenin aynı şekilde iadesinin gerektiğini, aksi halde ise; ek protokolle 1 USD= 4,7311 TL ve EURO= 5,7016 TL olarak sabitlendiğini, bu kurun dava için de bağlayıcı olduğunu, protokol başlıklı belgede 6 Ekim 2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parasını Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 Sayılı Karar gereği sözleşmede belirtilen EURO/USD cinsi paranın TL ile değiştirileceği ve taraflar arasındaki "bundan sonraki süreçteki tüm ödemelerin" sabitlenen kur üzerinden TL üzerinden yapılacağının belirtildiği halde; davacı tarafın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden iade talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında; 23.03.2018 tarihli "Yazılım Lisans Sözleşmesi" ve “Yazılım ve Destek Bakım Sözleşmesi” akdedilmiştir.Davacı iş sahibi vekili; taraflar arasında “Yazılım ve Destek Bakım Sözleşmesi” imzalandığını, davacının tüm iyiniyeti ile yapmış olduğu ödemeler sonrasında; hizmet alamamasına rağmen davalı tarafla defalarca yazışmalar ve görüşmeler yaparak, davalı tarafın edimlerini yerine getirmesini beklediğini, hatta taraflar arasında 25.12.2018 tarihinde yapılan toplantıda, davalının vermiş olduğu taahhütte, 23.03.2018 tarihli sözleşmenin ifasındaki gecikmenin telafi edileceğini davalı şirketçe de kabul edildiği, davalıya yapılmış son ödeme sonrasında, davalının gönderdiği e-mail yazışmalarından, ... Kargo Programının teslimi ve kabul onayı aşamasına geçilmesinin teknik olarak mümkün olmadığının anlaşıldığını, 25.10.2018 tarihli Yazılım Lisans Sözleşmesi'nin 5.6 ve 5.6.2 maddelerine göre yazılımın davacı şirketin kullanımına sunulması için 3 aylık süre öngörüldüğünü, sözleşmenin 5.4. maddesi gereğince ise sözleşme yürürlük tarihinden itibaren analiz, uyarlama ve test işlemlerinin tamamlanması ve işin tesliminin en çok 4 ay sürebileceğinin belirtildiğini, Ocak- Şubat- Mart 2019 tarihlerinde, fonksiyon ve entegrasyon testleri sonucunda uygulamanın olması gereken seviyede tamamlanmadığını, davacı şirketin 25-26 Mart 2019 tarihlerinde son bir kapsamlı kullanıcı testi yapılması talebinin; davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini, tüm teknik süreç değerlendirildiğinde işin 01.04.2019 tarihi itibarıyla dahi davacı şirkete teslim edilemeyeceğini, ne zaman teslim edilebileceğinin de bilinmediği ve sistemin son kullanıcı testleri için hazır bulunmadığının anlaşıldığını, davacı şirketin üzerine düşen edimlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesine rağmen; davalı tarafın sözleşme ve yasalardan doğan edimlerini yerine getirmeyerek; davacı ... zarara uğrattığını, davacı tarafından Bakırköy 25, Noterliği 12.07.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile akdedilmiş sözleşmenin feshi ile sözleşme gereği yapılmış ödemelerin iadesi ve ceza-i şartın ödenmesi gerekliliği hususlarının; davalı şirkete bildirildiğini, bu ihtarname 16.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen 10 günlük süresi 27.07.2019 tarihinde dolduğundan; faizin de bu tarih itibari ile işletilmeye başlanması gerektiğini, Yazılım Lisans Sözleşmesi'nin 9,1.1 maddesi ile edimini yerine getirmeyen davalının sözleşme bedelinin %70' i tutarında ceza-i şart ödemesinin kararlaştırıldığını belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik sözleşmenin 73. maddesi uyarınca ödenen 176.000 USD nin KDV'si ile birlikte davacıya iadesine, 5,000-Euro + KDV'si ile birlikte davacıya şirkete aynen iadesine, 26.12.2018 tarihinde ödenen 22.000 USD karşılığı olarak sabitlenen kur üzerinden ödenen 122.81936 TL'nin (104.084,20 TL +18735,16 TL %18 KDV) avans faizi ile birlikte ödenmesine, sözleşmenin 9/1.1. maddesi uyarınca KDV hariç 154.000 USD cezai şartın Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte, TL olarak talep etmiş oldukları alacakları için ise avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Davalı vekili; davalı şirketin; Yazılım Lisans Sözleşmesi gereğince, davacı tarafa, sunucularında ... lojistik yazılımını, davacının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi ve kullanımına sunulması işlemlerini yapacağını taahhüt ettiğini bununda ancak müşteri-... işbirliği ile gerçekleşecek bir süreç olup, talebi ve takibinin olmadığı takdirde; ...'nın gecikmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunmadığı hususunun taraflarca kabul edildiğini, Yazılım Lisans Sözleşmesinin 14. maddesinde; taraflar arasında geçen mail yazışmalarının delil niteliğinde olduğunun kararlaştırıldığını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının sözleşme kapsamında edimlerini ifa etmediğini, bu nedenle ödemezlik definde bulunduklarını, müvekkil şirketin yazılım Sözleşmesi 4. maddesi kapsamında belirlenen hizmetlerden birçoğunu davacıya süresinde teslim ettiğini, süresinde teslim edilemeyen ve teslimde gecikmeye düşen hizmetler yönünden de; davalı ifaya yönelik tüm hususlar yönünden hazır olmasına rağmen davacı tarafın, entegre işlemleri için gerekli izinleri vermediğini, davacının birçok davranışıyla davalının ifasına engel olduğunu, bu nedenle davacının sözleşmenin ifa edilememesinde kusurlu olduğunu, davalı şirketin kendisine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine yani işin davacı tarafından kabulü gerekmesine rağmen davacının 44.000 USD'lik ödemeyi yapmadığını, işin tesliminin gecikmesinin kendilerinden kaynaklandığını bilen davacının 25.12.2018 tarihli toplantıda; teslimde yapılacak ödemenin yarısını yapmayı kabul ettiğini, yine davalının yetkilisinin, davacı taraftan programın tamamlanması adına birçok bilgi talep etmesine rağmen alay edercesine sanki kendisinden hiçbir talepte bulunulmamış gibi yazılımın 01.04.2019 tarihinde canlıya geçirilmesini istediğini, yine programın canlıya geçirilmesine ilişkin gerekli düzenlemeler ve testlerin yapılmasına ilişkin davacı şirketin iş yerine gidildiğinde de davalı şirkete ait personelin giriş kartlarının iptal edildiğini ve personel içeri alınmadığını, yani davacının sözleşmenin ifasını kabulden kaçındığını, belirterek; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; taraflar arasında yazılım ve destek bakım sözleşmesi imzalandığı, buna göre davacı tarafından davalıya ödemeler yapıldığı, alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere; sözleşme konusu yazılımın davacı şirketin sunucularında geliştirildiği ve kurulum aşamasının tamamlandığını, ancak kurulumu yapılan uygulamanın son kullanıcı testine hazır edilemediği, uygulamanın test aşamasında kaldığı, uygulama üzerinde yapılan yerinde incelemelerde bazı uygulama modüllerinin çalışmadığı ve kayıt işlemlerinin gerçekleştirilemediği, tüm fonksiyonel işlevlerini yerine getirecek ölçüde uygulamanın tam ve eksiksiz bir şekilde faaliyete alınamadığının test edildiği, 25.12.2018 tarihli taahhütname başlıklı belgede Ocak 2019’da tüm testlerin ve bu süreçte tespit edilen eksikliklerin tamamlanması ve programın kullanılacak aşamaya gelmesinin taahhüt edildiği, bu tarihten sonra gerçekleşen yazışmalarda testlerin bilgi eksikliğinden dolayı yapılamadığının bildirildiği, bu tarihin 19.03.2019 ve devamı tarihlerde olduğu, bu tarihte test yapılamadığının bildirilmesi, ifanın taahhütname başlıklı belge ile uzatılmış süre içinde dahi tamamlanmadığı anlamına geldiği, belirtilen vadenin taraflarca sözleşmede 3 ay olarak belirlendiği, ayrıca davalı tarafından sunulan bir taahhütnamenin davacı tarafından kabulü ile Ocak 2019 tarihinin programın çalışır hale getirilmesi için kesin vade olarak ortaya çıktığı, bu bağlamda davalının eseri teslimde temerrüde düştüğü, sözleşmenin 7.3 hükmü gereği fesih (dönme) şartlarının oluştuğu ve ödenen bedellerin iadesinin istenebileceği, Euro ve Usd cinsinden yapılan ödemelerin, her bir ödemenin yapıldığı tarihteki kur değerine göre belirlenen miktarlarının KDV si ile birlikte, TL olarak yapılan ödemenin ise aynen olacak şekilde davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verildiği, sözleşmenin 9. maddesinde, “Yazılımın kabul protokolüne bağlanmadan, imzalanmadan ...’nın hizmet kurusu nedeniyle kesintiye uğraması veya yazılımın analiz dokümanlarında belirtilen detayları içermemesi nedeniyle kabul protokolünün müşteri tarafından imzalanmaması durumunda; ... sözleşme bedelinin % 70’i tutarında cezai şart ödemeyi, ödemede gecikme olması halinde piyasa rayiçleri doğrultusunda gecikme faizi ödemeyi kabul etmiştir” denildiğini, bu sözleşme maddesi uyarınca iki durumda cezai şart talep ediyebilecek olup, “yazılımın kesintiye uğraması” ve “yazılımın analiz dokümanlarında belirtilen detayları içermemesi” hallerinde talep edilebileceğini, yani cezai şarta ilişkin olarak sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerin değil, bazı yükümlülüklerin ihlali hallerine göre talep edilebileceğinin düzenlendiğini, dava konusu olayda yazılımın davacı bilgisayarlarına kurulmadığı gözetildiğinde, “kesintiye uğrama” olgusunun gerçekleşmediği, ayrıca sözleşmeden dönme de “yazılım analiz dokümanlarının belirtilen detayları içermemesi” sebebine de dayanılmadığı, cezai şart talep edilebilme koşulları oluşmadığı, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; Sözleşme bedeli olarak ödenen; a-5.000,00 EURO ve 900,00 EURO% 18 KDV olmak üzere toplam 5.900,00 ERUO'nun (kur 1 Euro = 4,9279 TL üzerinden) , b-110.000,00 USD ve 19.800,00 USD % 18 KDV olmak üzere toplam 129.800,00 USD'nin (kur 1 Usd = 4,0021 TL üzerinden) c-44.000,00 USD ve 7.920,00 USD % 18 KDV olmak üzere toplam 51.920,00 USD'nin (kur 1 Usd = 4,0405 TL üzerinden) , d-22.000,00 USD ve 3.960,00 USD % 18 KDV olmak üzere toplam 25.960,00 USD'nin (kur 1 Usd = 4,8551 TL üzerinden) dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve e-122.819,36 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve cezai şart bedeline ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.Somut olayda taraflar arasında imzalanan 23.03.2018 tarihli "Yazılım Lisans Sözleşmesi" ve “Yazılım ve Destek Bakım Sözleşmesi” imzalandığı, davacı iş sahibinin 12.07.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi fesih ettiği, sözleşmeye konu işin anacak taraflar arasındaki bilgi alışverişi ile davacı yanın sunucularına ilişkin izinleri davalı yana vermesine bağlı olduğu, taraflar arasındaki mail yazışmalarından her iki tarafında sürekli birbirlerinden bilgi talep ettiği, ancak davacı yanın bilgi veya yapılacak işlemler için davalı yükleniciye gerekli izinleri verip vermediğinin anlaşılmadığı, bu durumda haklı fesihten söz edilemeyecek olsa da taraflar arasında iş ilişkisinin geldiği noktada, sözleşme ilişkisinin sağlıklı şekilde yürütülemeyeceğinin anlaşıldığı, bilirkişi raporu ile davalı yüklenicinin, sözleşme konusu yazılımın davacı şirketin sunucularında geliştirildiği ve kurulum aşamasının tamamlandığını, ancak kurulumu yapılan uygulamanın son kullanıcı testine hazır edilemediği, uygulamanın test aşamasında kaldığı, uygulama üzerinde yapılan yerinde incelemelerde bazı uygulama modüllerinin çalışmadığı ve kayıt işlemlerinin gerçekleştirilemediği, tüm fonksiyonel işlevlerini yerine getirecek ölçüde uygulamanın tam ve eksiksiz bir şekilde faaliyete alınamadığının test edildiğinin tespit edildiği buna karşın davalı yükenicinin; 30.03.2018 tarihinde, 110.000 USD +KDV karşılığı, 519.472,58 TL ve aynı tarihli 5.000 EURO +KDV karşılığı, 29.074,01 TL lik fatura düzenlendiği, bu fatura bedelleri toplamı 548.547.19 TL nin davalı yana 06.04.2018 tarihinde ödendiği, yine 24.04.2018 tarihinde 44.000 USD +KDV karşılığı 209.782,76 TL lik fatura düzenlendiği, bu fatura bedelinin 03.05.2018 tarihinde ödendiği, 24.05.2018 tarihinde 22.000 USD %KDV karşılığı 126.782,40 TL lik fatura düzenlendiği, bu fatura bedelinin 08.06.2018 tarihinde ödendiği, buraya kadarki fatura bedellerinin ödeme günündeki kur üzerinden ödemesinin yapıldığı, son olarak 26.12.2018 tarihinde 22.000 USD% KDV olarak 122. 819,36 TLnin ödendiği, sadece bu faturanın dosya içerisinde bulunan bila tarihli ancak üzerine el yazısı ile 05.12.2018 tarihinde imzalandığı not düşülen ek protokolden sonra yapılmış olması sebebi ile ek protokol gereği; 1 USD= 4.7311 TL üzerinden kur sabitlenerek yapılan hesaba göre ödendiği, mahkemece; davacı iş sahibinin davalı yükleniciye ödediği bedellerin iadesi ve cezai şart istemli olarak açılan davada, bedelin iadesine yönelik talep kabul edilmiş ise de taleple bağlı kalınmadığı, davacı yan talebinde; döviz olarak talep ettiği alacak kalemleri için; Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte, TL olarak talep etmiş oldukları alacakları için ise avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği halde mahkemece döviz talebi kısmında; dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin yanlış olduğunun anlaşıldığı, cezai şart talebinin ise sözleşmenin ilgili maddesine göre ifaya ekli cezai şart olduğu bu nedenle de fesih edilmiş sözleşme söz konusu olduğundan; davacı yan tarafından talep edilemeyeceği, bilirkişi raporu ile davacının KDV yi de alacağa dahil ettiklerinin anlaşıldığı, ancak bu KDV'lerin, Maliyeye ödenip ödenmediği belli olmadan hesaba dahil edilmesi doğru olmadığı gibi, davalı yüklenicinin işi belli bir aşamaya kadar getirmiş olduğu ve harcadığı emek ve mesaisinin olduğununda dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.O halde mahkemece; yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınarak; davacı tarafından gönderilen bedellerin tarihleri ile ve ödeme tarihindeki kur ile yapılan ödeme ile KDV sinin tespiti, faturalardaki KDV'lere yönelik ödemenin yapılıp yapıldığının tespit edilmesi, akabinde bilirkişilerden davacı yanın toplamda ne kadar ödeme yaptığının belirlenmesi, KDV ler davacı yan tarafından ödenmiş ise hesaplamaya dahil edilmeleri, davalı yanın işi getirdiği aşamada dikkate alınarak emek ve mesaisinin davacı alacağından düşülerek davacı alacağının saptanması ve faiz kısmında davacı yanın talebi ile bağlı kalınması gerekirken; yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/05/2023 tarih, 2020/89 Esas, 2023/385 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/914, K. 2025/1363, T. 28.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-914-e-2025-1363-k-fb01e77a09cb