Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1469 E. 2025/1727 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1469
- Karar No
- 2025/1727
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1469
KARAR NO : 2025/1727
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/06/2025
NUMARASI : 2022/448 E. - 2025/460 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklı olarak davacının davalıdan alacağını tahsil edemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; 30 Haziran 2007 tarihinde yayınlanan Resmi Gazetede belirtildiği gibi, döviz cinsinden bir işletme bir hizmet ya da mal sattıysa ve faturanın düzenlendiği tarih ve KDV'nin beyan edildiği tarih arasında işletmenin lehine kur farkı var ise kur farkı faturası düzenlemesinin zorunlu olduğunu, yine 26.04.2014 tarihli KDV Uygulama Genel Tebliğinde, kur değerlemesi nedeni ile ortaya çıkan ve gerçekleşmiş kur farkları için KDV dahil fatura kesilmesi konusunda açıklamalar yapıldığını, davacı tarafından düzenlenerek davalıya tebliğ edilen bir kur farkı faturasının bulunmadığını, davacı tarafın dava konusu talebi ile ilgili dahi davalıya herhangi bir ihtar ve bildirimde dahi bulunmadığını, faturalarda belirtilen Türk Lirası karşılığının tamamının davalı tarafından ödendiğini, yine çek ile yapılan ödemelerde de kur farkının istenemeyeceğini, istikrar kazanmış Yargıtay kararları gereğince, çek ve bono ile yapılan ödemeler bakımından kur farkı istenemeyeceği konusunda ihtilaf bulunmadığını, kur farkı istenebileceğine ilişkin taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını, çek ile yapılan ödemelerde ödeme tarihinin çekin davacı şirkete ibraz edildiği gün olduğunu savunarak, davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yabancı para birimi üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde fatura düzenlendiği tarih ile ödeme tarihleri arasındaki değer değişimi nedeniyle oluşan kur farkının talep edilebileceği, işbu dava ve takip dosyası dayanağı alacağının kur farkından kaynaklandığı,
Kur farkı alacağının yabancı para alacağı ( döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlendiği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacak olduğu, kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarının döviz olarak aynı kaldığı, kur farkı alacağının ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacak olduğu, Türk Kanunları'na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacı alacaklının kur farkından kaynaklanan alacağını ancak ödeme tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak TL olarak isteyebileceği (Yargıtay 11. HD'nin 26.05.2022 tarih, 2020-6941 esas ve 2022-4076 karar sayılı ilamı) TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün olmadığından davacı tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunmadığı, usulüne uygun şekilde takip yapılmış olmasının itirazın iptali davası yönünden özel dava şartı olduğu belirlenmekle; HMK 115 madde hükmü gereğince; "mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir" hükmü nazara alınarak davanın HMK'nun 114 ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak..." gerekçesiyle, HMK'nın 114/1 ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı kur farkı alacağı olan 11.425,95 EURO tutarın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali davasında verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili ile davalı arasındaki satım ile ilgili ticari ilişkinin yabancı para birimi EURO esas alınarak gerçekleştirildiğini, EURO para birimi üzerinden alacağın, söz konusu para birimi üzerinden düzenlediği faturalara istinaden davalıdan talep ettiğini, alacağı eksik ödemesi nedeniyle asıl alacağın ödenmeyen kısmının kur farkı alacağı olarak tahsil etmek amacı olduğunu, her ne kadar davalı kur farkı alacağının olmadığını ifade etse de müvekkili şirketin kur farkı alacağının olduğu sonucuna dosya kapsamından ulaşıldığını, mahkemece davanın hatalı olarak usulden reddedildiğini, kararda yer alan unsurların birbirleriyle çeliştiğini, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmede belirtildiği üzere ürünlerin bedelinin EURO para birimi üzerinden belirlendiğini, davalının faturada belirtilen yabancı para birimi üzerinden veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapmayıp vergi mevzuatı uyarınca zorunlu olarak belirtilen düzenleme tarihindeki TL karşılık üzerinden ödeme yapması nedeniyle asıl alacağın eksik ödendiğini, TBK 99/2.fıkrası gereğince borcun ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenebilir hükmünün mevcut olduğunu, sözleşmede borcun yabancı para birimi üzerinden ödenmesinin kararlaştırıldığını, kur farkı alacağının davalının kötü niyetli davranışı nedeniyle talep edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye dayandığını, mahkemece TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek takip/dava edilemeyeceğini ifade ettiğini, bu sonuca ulaşılmasının hatalı olduğunu, kur farkı talebinin döviz alacağı olduğunun bariz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber kur farkı alacağını faturanın düzenlendiği tarih ve tahsil edildiği tarih arasındaki farktan kaynaklandığının kabulü halinde dahi taraflar arasındaki sözleşmeden ve düzenlenen faturalardan açıkça anlaşıldığı üzere yabancı para birimi üzerinden talep edilen alacağın davalı tarafından bilerek yanlış kur üzerinden tahsil edilmesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davalının borcunun bulunmadığını ifade ettiğini, davalının daha evvelce müvekkili tarafından yabancı para birimi üzerinden düzenlediği faturalara itiraz etmemekle borcunu kabul ettiğini, müvekkili şirketin eksik ödeme konusu alacak için ayrı bir fatura düzenlemesine gerek olmadığını, davalının fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden ödeme yapması yahut döviz ile ödeme yapmasının gerektiğini, faturada TL karşılığının gösterilmesinin vergi usul kanunun 2015.maddesi gereği olduğunu, ödemelerin tamamının çek ile yapılmadığını ayrıca bu hususta davalı ticari defterlerinde bir belirlilikte olmadığını, kur farkı talep edilmesi için sözleşme olmasına gerek olmadığını, müvekkilinin kur farkı alacağının sabit olduğu konusunda bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin yabancı para birimi üzerinden kur farkını talep edebileceğinin yerleşik Yargıtay İçtihatları gereği olduğunu, sayısız örnek bulunduğunu, emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/17240 Esas, 2018/1950 Karar ve 10.04.2018 tarihli kararında akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu, davalının kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından kur farkı alacağının hesaplanması suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım kapsamında düzenlenen faturalara dayalı kur farkından kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, ... Tedarik Sözleşmesinin mevcudiyeti, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının icra takibine konu ettiği cari hesaba esas kur farkı alacak talebinin yerinde olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında bir yıl geçerli olmak üzere 01.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren ... Tedarik Sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede davalı şirketin müşteri olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun müşterinin sözleşme süresince belirtilen bütün ... gereksiniminin tümünü münhasıran davacıdan satın alımının ve davacı tarafından satımının karşılanmasının ilgili bölümlerde belirtilen şartlarda kabul edildiğini kapsar şekilde tanımlandığı, ödeme koşullarının düzenlendiği 2.maddede, fatura bedellerinin tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde ödeneceği hususuna yer verildiği, 4.maddede fiyat üst başlığı ile 4.1.bentte; ... başlangıç fiyatının teslim noktası dikkate alınarak 11,25 $ / litre + KDV olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına bu kapsamda faturalar düzenlendiği, davacının faturaların ödeme günündeki kur olarak değil, daha önceki kurun dikkate alınarak ifa edildiği ve bu şekilde borcun eksik ifa edildiği gerekçesiyle fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden talep hakkının bulunduğunu iddia ederek ,cari hesaptan kaynaklanan kur farkı alacağına dair davalı hakkında İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 01.04.2022 tarihinde 11.425,95 EURO cari hesap alacağının tahsili amacı ile icra takibi başlattığı, davalı şirket icra takibine karşı itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin dosyaya delillerini ibrazı üzerine bilirkişi raporları alınmıştır. 05.04.2023 tarihli bilirkişi raporundan; davacı ticari defterlerine göre 31.12.2020 tarihi itibariyle dava ve takibe konu olmayan USD para biriminden düzenlendiği faturalardan kaynaklı davalıdan 271.911,38 TL karşılığı 37.042,62 USD alacaklı olduğu, davaya ve takibe konu olan EURO para biriminden düzenlendiği faturalardan kaynaklı davalıdan 167.759,19 TL karşılığı 11.425,95 EURO alacaklı olduğunun görüldüğü, davalının ticari defterlerine göre 31.12.2020 tarihi itibariyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen 01.02.2025 tarihli ... ikmali sözleşmesinin ödemeler başlıklı 2.1.maddesinde fatura bedellerinin tebliğ tarihinden itibaren en geç 60 gün içinde ödeneceği, 2.2.maddede ödemelerin madde 2.1.yer alan ödeme süresini aşması halinde aşan miktar için kanun uyarınca uygulanacak miktarda vade farkı uygulanış şeklinde kararlaştırılmış olduğu, faturaların düzenlendiği tarihlere 60 gün eklenerek 6098 sayılı TBK'nın 102.maddesine göre yapılan ödemelerde ödemelerin hangi fatura borcuna istinaden yapıldığına dair açıklama bulunmadığı ve ödemelerin 60 gün sonra yapıldığı dikkate alınarak ödemeyi ilk fatura borcuna istinaden yapıldığının kabul edileceği, çek ve senetle yapılan ödemelerde çek ve senetlerin davacı tarafa verildiği, davalı tarafların ticari defterlerine kayıt ettiği tarihlerdeki Merkez Bankası döviz alış kuruna göre banka ödemelerinde ödeme tarihlerindeki Merkez Bankası döviz alış kuruna göre yapılan hesaplamada davacının takibe konu edilmeyen USD faturalarından kaynaklı kur farkı alacağının 35.554,24 USD olduğu, dava ve takibe konu edilen EURO faturalarından kaynaklı kur farkı alacağının 9.461,85 EURO olduğunun hesaplandığı belirtilmiştir. Davacı vekili rapora beyan ve itiraz dilekçesinde; raporda müvekkili şirketin EURO ve Dolar alacağı hesaplandığını ancak hesaplamada maddi hatalar yapıldığını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; raporda müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, faturalarda belirtilen alacağın tamamının müvekkili tarafından çek vasıtası ile Türk Lirası olarak ödendiğini, başından itibaren ödemelerin bu şekilde gerçekleştirildiğini, emsal yargı kararlarına göre davacının alacağını teslim tarihi itibari ile TL'ye çevirdiğini ve artık kur farkı talep edemeyeceğini, kur farkı istenebileceği dair sözleşme bulunmadığını, madde 2.1.yer alan ödeme süresini aşması halinde aşan miktar için kanun uyarınca belirlenecek miktarda vade farkının uygulanacağının çekle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceğini, bilirkişi tarafından kur farkı hesabı yapılabilmesinin mümkün olmadığını belirterek ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 27.12.2023 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasındaki sözleşmede kur farkının tatbiki açısından açık bir hükmün bulunmadığı, davacının takip dayanağı oluşturan cari hesapta yer alan 29.05.2016 tarihli faturanın EURO üzerinden kesildiği, faturada vergi mevzuatı açısından TL karşılığının gösterildiği, faturanın yabancı para cinsi üzerinden kesilmesi nedeniyle ticari teamüllere binaen fatura bedelinin ödeme tarihine kadar oluşan kur farkının talep edilebileceğini, cari hesap ilişkisine bakıldığında davalının bir kısım çekle ilgili ödemeler yapmışsa da TBK 102.madde kapsamında öncelikle muaccel olan borçlarda mahsup edildiğinde davacı tarafından daha önce kesilmiş olan fatura bedellerinden mahsup edilemeyeceği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 9.895,30 EURO alacağı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora beyan ve itiraz dilekçesinde; bilirkişi raporunda maddi hata sonucunda rapora itiraz etme gereği duyulduğunu, davalının cari hesap ekstresinde görüldüğü üzere 11.425,95 EURO borcunun olduğunu belirterek yeniden ek rapor alınmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ek rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; kök raporda açıkça müvekkilinin borcu bulunmadığının tespit edildiğini, davacının iddiasını ispat edemediğini, davacının kur farkı talep edebileceğine ilişkin sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığını, davacı tarafça düzenlenen kur farkı faturasınında olmadığını, bir teamülünde bulunmadığını, ödemeleri çek ile alan davacının ayrıca kur farkı talep etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 17.12.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda da önceki raporlara benzer açıklamalara yer verilmiştir.Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmiştir. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/449 Esas, 2024/766 Karar ve 09.10.2024 tarihli karar sayılı dosyaya ibraz edilen karar örneği incelenmiştir. Tarafların aynı olduğu, davanın konusunun ise ticari ilişkiden kaynaklanan kur farkı alacak talebine karşı takibe yapılan itirazın iptali davası olduğu, mahkemece istinaf konusu mahkemenin gerekçesiyle aynı şekilde davanın usulden reddine karar verildiği, ret kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması sonucunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2025/484 Esas, 2025/1032 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkeme ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi gerekçesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/6941 Esas, 2022/4076 Karar sayılı ilamı esas alınmıştır. İİK'nın 58. maddesinde, talepte nelerin gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan kur farkı alacağına dair EURO döviz cinsi üzerinden icra takibi başlatmıştır. TBK'nın 99.maddede; ödeme üst başlığı ile ülke parası ile ödeme düzenlenmiştir. Anılan maddede; " Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/6941 Esas, 2022/4076 Karar ve 26.05.2022 tarihli ilamında; "...Bölge Adliye Mahkemesi’nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, uyulan bozma ilamında işaret edildiği üzere davacının bilgisayar ve parçaları ithalatçısı, davalının ise davacının ithal ettiği bilgisayarları ve parçalarını satın alıp, yurt içinde yeniden satan bir şirket olduğu, davacının takip talebinde 723.338,00 USD alacağının taraflar arasındaki açık hesaptan kaynaklandığını bildirdiği, itirazın iptali davalarının, takip talebine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın, davacı tarafından davalıya satılan malların dövize endeksli olarak satılıp satılmadığı hususundan kaynaklandığı, Türkiye’de faaliyet gösteren iki Türk şirketi arasındaki davacının icra takibine ve davaya konu ettiği açık hesap alacağının kur farkından kaynaklandığı, başka bir deyişle kur farkı alacağı olduğu, kur farkı alacağının, Türk Lirası olarak talep edilebileceği. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacının kur farkından kaynaklanan Türk Lirası alacak hakkının saklı olduğu gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir..." ifadelerine yer verilmiştir. Somut olayda, mahkemece her ne kadar işin esasına dair bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de taraflar arasında takip konusu alacağın kur farkından kaynaklanan alacak olduğu tartışmasızdır. Bu durumda, emsal Yargıtay ilamında belirtildiği üzere kur farkı alacağının Türk lirası üzerinden talep edilmesi gerektiğinden, döviz üzerinden yapılan takibin geçerli bir takip olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen kararda, usule ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.