Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/744 E. 2026/1103 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/744
- Karar No
- 2026/1103
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2024/744
KARAR NO : 2026/1103
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10/7/2023
NUMARASI : 2022/612 (E) - 2023/574 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 9/7/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122'nci maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, iddia olunan zararı doğuran somut vakıanın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği, davalının ödemeyi kötüniyetli olarak geçirdirdiğinin kanıtlanmadığı, ilama konu alacağın ödenmesinin yönteminin de yasada düzenlendiğini, tahkim yargılaması ve hükmün infazı aşamasında kaynaklandığı ileri sürülen aşkın zarardan davalının sorumlu tutulması olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu; aşkın zararın giderilmesi koşullarının oluştuğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98'inci maddesi uyarınca hak sahibinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) kapsamındaki zararların giderilesi başvurusu üzerine 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu altında olan sigorta şirketlerinin tazminat edimlerinin ifasında kasıtlı ve kusurlu davranarak ödemeyi geciktirdiğini, yüksek enflasyonun uzun yargılama süreleriyle birleşince, ödeme tarihindeki tazminatın miktarının gerçek zararın karşılamakta çok uzak kaldığını, sigorta şirketlerinin kanunda öngörülen zamanda ödeme yapmaktan çekinmesinin tek nedeninin ödemediği parayı uhdesinde tutarak kendisine gelir sağlamak olduğunu, açıklanan biçimde davranan sigorta şirketlerinin temerrüt nedeni ile ödeyeceği faizden daha yüksek kazanç sağladığını, TBK'nin 122'nci maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen "kusursuzluk" ögesinin, borçlunun temerrüde düşmekteki kusursuzluğu olduğunu, bu bakımdan davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmekte kusurunun bulunduğunu; her zaman kullanılması mümkün ve temettü getiren bir meta olan paranın geç ödenmesi durumunda, zararın doğmasının kesin olduğunu, paranın değerinin düşmesinin ve alım gücünün azalması biçiminde ortaya çıkan zarar istemlerinin aşkın zarar kapsamında değerlendirilmesi olanağı bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin Sigorta Hukukunda geçerli olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1427'nci maddesi uyarınca "aynen tazmin" ilkesi uyarınca zararı aynen gidermekle yükümlü olduğu, somut olayda aşkın zararın koşullarından olan "zarar şartının" somut olayda ortaya konulduğunu, enflasyonist ortamda bireyin parasını sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimde bulunmasının, en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesinin olayların normal akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşen karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, zararın yalnızca pasiflerdeki artma ile değil aktiflerdeki erimeyle de gerçekleştiğini; 2023 yılı açısından Ekim ayı itibarıyla bir önceki yılın Aralık ayına göre 10 aylık sürede gerçekleşen Tüketici Fiyat Endeksindeki (TÜFE) değişimin %55, yıllık enflasyonda ise artış oranının %61,36 olduğunun belirlendiğini, yıllara göre verilen enflasyon oranlarının tüm iddiaları doğruladığını, 7/1/2021 günü yapılan başvuru üzerine tazminatı ödemeyen davalı şirketin temerrüde düştüğünü alacağın tahkimde de karar altına alınmasına karşın, ödeme yapmamakta ısrar eden sigorta şirketinden alacağın ancak icra yoluyla 18/1/2022, 16/3/2022 ve 8/4/2022 tarihlerinde tahsil edilebildiğini, paranın yıllık alım gücündeki düşüşün yeniden değerlenme oranıyla da sabit olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddelerinde düzenlenen Sigorta Hukukundan kaynaklanan eldeki davaya bakma görevinin, aynı Kanun'un 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "a" bendi uyarıca asliye ticaret mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında, bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Bilindiği gibi, TBK'nin 121'inci maddesi uyarınca alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.
Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2023/1888 (E) - 2023/6062 (K) sayılı kararında belirtildiği üzere, aşkın zarar, alacağını zamanında borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Aşkın zararın tazmini için aşkın zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun nedensellik bağının bulunması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle aşkın zarara uğranıldığı iddiası aşkın zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına aşkın zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının aşkın zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut olgulara ispatlaması gerekir.
Dosyaya eklenen Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 24/9/2021 gün ve 2021/99168 (E) - 2021/137949 (K) sayılı kararıyla davacıya ait ... plakalı aracın uğradığı değer kaybı nedeniyle 12.600 TL maddi tazminatın 10/5/2021 gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... AŞ'den tahsil edilerek başvurana ödenmesine; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 22/12/2021 gün ve 2021/İ.37083 (E) - 2021/İHK-44664 (K) sayılı kararıyla Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 24/9/2021 gün ve 2021/137949 (K) sayılı kararına yönelik itirazının reddine karar verilmiş; anılan hakem kararına dayanılarak başlatılan İstanbul Anadolu 14'üncü İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibinde, davalı ... AŞ tarafından 7/4/2022 günü 160 TL, 15/3/2022 günü 143,21 TL, 17/1/2022 günü 20.600,62 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacının ögeleri yukarıda açıklanan aşkın zararını ispat edemediği dikkate alındığında, aşkın zarara ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen 427,60 TL mahsup edilerek, bakiye 304,40 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 9/7/2026