Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/68 E. 2024/226 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/68
Karar No
2024/226
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/505 Esas KARAR NO: 2025/825 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 26/09/2024 NUMARASI: 2024/68 E. - 2024/226 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin "..." markasını tanınır ve bilinir hale getirerek tescil ettirdiğini, taraflar arasında imzalanan 04/02/2005 ve 25/06/2004 tarihli sözleşmelere göre markaların bedelsiz olarak davalılardan ... SANAYİ VE TİCARET PAZARLAMA LTD. ŞİRKETİ'ne devredildiğini, buna mukabil markaların bedelsiz devrine karşılık olarak bir edim mahiyetinde karşı tarafın iki yıl süreyle alınacak isim hakkı gelirlerini müvekkiline vereceğinin ve protokolün imzalandığı tarihten önce açılmış marka hakkının ihlalinden kaynaklanan tazminat davalarından elde edilecek gelirlerin de müvekkillerine ait olacağının kararlaştırıldığını, bu sözleşmeler doğrultusunda müvekkillerinin herhangi bir bedel almaksızın markaları davalılara devrettiğini, böylece müvekkillerinin sözleşmeden kaynaklanan edimleri ifa ederek yerine getirdiklerini, ancak karşı tarafın müvekkillerine karşı yüklendiği edimlerini yerine getirmediği gibi, devraldığı markaların bedelini de ödemediğini, kötü niyetli tutum ve davranışlar içerisine girerek sözleşmeye aykırı davrandığını, bu meyanda; sözleşme imzalanmadan önce açılmış, "marka hakkı ihlaline ilişkin tazminat" talebini içeren İstanbul 4. FSHM'nin 2012/9 Esas sayılı davasından elde edilecek ve sözleşme gereği müvekkillerine ait olacak hasılatı müvekkillerine vermemek için mahkeme kararının icraya konulmasının hemen ardından, sözleşmeye aykırı davranarak Av. ...'ı azlettiğini, aynı şekilde müvekkillerinden ...'nun, 5 adet dükkanda süresiz ve bedelsiz olarak markayı kullanma yahut 3. kişilere kullandırma hakkını, fiilen ve hukuken işlevsiz hale getirmek için, markaları kayden danışıklı olarak, ... isimli firmaya devrettiklerini, böylece, müvekkillerinin bu hakkının da hukuken yok edildiğini, sonuç olarak davalıların markaları bedelsiz olarak müvekkillerinden uhdelerine geçirmiş olmalarına rağmen, müvekkillerine bu güne kadar, bir kuruş dahi ödemediklerini, 04/02/2005 tarihli sözleşmede maddi hata sonucu sehven iki adet 3.madde düzenlendiğini ve ikinci 3.maddeden kaynaklanan talep haklarına ilişkin olarak İstanbul 1.FSHHM'nin 2009/116 Esas sayılı davası ile alacak talebinde bulunulduğunu, anılan davanın derdest olduğunu ve İstanbul 4.FSHHM'nin 2012/9 Esas sayılı davasının sonucunu beklediğini, bu defa İstanbul 1.FSHHM'nin 2009/116 Esas sayılı davası ile birleştirilmek üzere iş bu ek davayı açarak anılan sözleşmenin 4.maddesinden kaynaklanan, sözleşme tarihinden itibaren 2 yıllık dönemi kapsayan ve marka-isim hakkı gelirlerine ilişkin haklarının verilmesini talep etmek gerektiğini, "..." markalarını ve logolarını franchıse bedeli ödeyerek, franchising sözleşmelerine dayalı olarak kullanan firma ve şahısların listesini sunduklarını, İstanbul 1. FSHHM'nin 2009/116 Esas sayılı davasında; netice-i taleplerin sehven karışması sonucu, ilgili bayilere beyan davetiyesi gönderildiğini, her ne kadar davalı tarafı korumak maksadıyla bir kısım bayilerin, markayı bila bedel kullandıklarını beyan ederek, üzerinde her hangi bir bedel yazmayan franchıse sözleşmelerini ibraz etmiş iseler de, bu sözleşmelerin muvazaalı olarak davalı tarafı korumaya matuf bir biçimde düzmece olarak hazırlandığının ve bu şekliyle ibraz edildiğinin açık olduğunu, İstanbul 1. FSHHM'nin 2009/116 Esas ve İstanbul 4. FSHHM'nin 20012/9 Esas sayılı dosyalarına da delil olarak sundukları franchıse sözleşmesinde de açıkça yazılı olduğu üzere, franchıse bedeli olarak dükkan başına 30.000,00 Euro alındığını, kaldı ki Bostancı Şubesini temsil eden ... İşl. Paz. Tic. Ltd. Şti'nin de, İstanbul 1. FSHHM'nin 2009/116 ESAS sayılı ana davasına göndermiş olduğu beyanında; “...” isim ve logosunu, davalılardan ... Tic. Paz. Ltd. Şirketi'ne tek dükkan için 24.534,00 TL + KDV bedel ödemek suretiyle kullandığını beyan ederek, fatura örneğini de dosyaya gönderdiğini, marka ve isim haklarının bedelsiz kullanılması olağan olmadığından, öncelikle davalı tarafın ve bayilerinin muhasebe kayıtları incelenerek, daha yüksek bir bedel tespit edilmesi halinde, tespit edilecek bu yüksek bedelden hesaplama yapılması, aksi takdirde delil olarak sundukları franchıse sözleşmesinde yazılı 30.000,00 Euro'luk bedel emsal kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, yahut en azından Bostancı şubesinin beyan ettiği 24.534.00 TL + KDV'lik bedel emsal kabul edilerek, bütün bayilerin bu bedel üzerinden isim hakkını kullandıkları sonucuna varılarak, hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 71.000,00 TL'nin 04/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu mümkün olmazsa, yahut davalı taraf bu talebe karşı çıkarak yerine getirmekten kaçınırsa, bedelsiz olarak uhdelerine geçirdikleri markaların bedelinin, teknik bilirkişiler marifetiyle tespiti ile faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, davacıların zararlarının tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul 4. FSHHM'nce davanın İstanbul 1. FSHHM'nin 2009/116 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiş, İstanbul 1. FSHHM'nce dava 2009/116 Esas sayılı davadan tefrik edilmiş, yetkisizlik kararı verilerek mahkememize gönderilmiştir.Davacı vekili 28.02.2023 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; dava konusu taleplerini 2.437.386,12 TL'ye arttırdıklarını beyan etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalılar ... Tic. Paz. Ltd. Şirketi ile ... vekili İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2013/74 Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesi ile; davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, yetkili Mahkemenin İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, aktif taraf ehliyetlerinin bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, marka devri ile davacının "..." markasıyla şube açmasına engel olunmadığını, taraflar arasında imzalanan 25/06/2004 tarihli sözleşmenin 19. maddesi uyarınca ... Ltd. şirketi çalışanlarının, ... A.Ş. döneminde olan hak ve alacaklarından ... A.Ş. ve ...'na ait olduğunu, Üsküdar ... Noterliği'nin 06/05/2008 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu husus ihtar edildiği halde ödeme yapılmadığını, davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkillerinin Kadıköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ...'e 50.000,00 TL; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ...'e 74.000,00 TL ödeme yaptığını, bazı çalışanların açtıkları davaların ise devam ettiğini, İstanbul 1. FSHHM'nin 2009/116 Esas sayılı davasının, İstanbul 4. FSHHM'nin 2012/9 Esas sayılı davasının ve İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/28 Esas sayılı davalarının halen derdest olduğunu, konularının bu dava ile farklı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar cevap dilekçesi ibraz etmemiş olup, yargılama sırasında beyanda bulunan davalı ... vekili; davanın dayanağı olduğu çekilen ihtarname ve dava dilekçesinde belirtilen 04/02/2005 tarihli protokolde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bilirkişi raporları ile de bu durumun tespit edildiğini, bu nedenlerle müvekkili hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.Mahkemece verilen 02/05/2023 tarihli karar ile; Davalı ... hakkında açılan davanın HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca husumet nedeniyle usulden reddine, davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 137.817,00 TL'nin 71.000,00 TL'si için dava tarihi olan 25.03.2013 tarihinden, 66.817,00 TL'si için ıslah tarihi olan 28.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve Davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 07/03/2024 tarih 2023/1902 Esas, 2024/483 Karar sayılı ilamı ile;" ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince re'sen yapılan inceleme sonucunda kararın kaldırılmasına " dair karar verilerek dosya mahkemesine gönderilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde; davalı şirket, davalı şirket yetkilisi ve ortağı ..., dava dışı ... Tic. Ltd. Şti ve davacı şirket, dava dışı ... Ltd. Şti. ve ... arasında imzalanan 04/02/2005 tarihli protokolde "..." markasıyla ilgili isim hakkı için açılan davalardan elde edilecek gelirlerin ...’na ait olacağı, bu tarihten itibaren 2 yıl süre ile verilecek bayiliklerde isim hakkı alınacak olursa bu gelirin de ...’na ait olacağının kararlaştırıldığı, davalı şirket tarafından protokolün imzalandığı 04/02/2005 tarihinden iki yıllık sürenin sona erdiği 04/02/2007 tarihine kadar ... Şirketi ile yapılan sözleşmede frarnchise bedelinin 24.534,00 TL olduğunun tespit edildiği, 01/07/2005 tarihinde ... Tic. Ltd. Şirketi ile, 03/04/2006 tarihinde ... San ve Tic. Ltd. Şirketi ile ve 01/04/2006 tarihinde ... San. Tic. Ltd. Şirketi ile iki adet franchising sözleşmesi yapıldığı, davalı şirket ticari defter ve belgelerini kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için Mahkemeye sunmadığından bu franchising sözleşmelerinden ne kadar gelir elde ettiklerinin tespit edilemediği, ancak İTO'dan yıllık franchise bedelinin 100.000,00 TL olarak bildirildiği, ayrıca İstanbul 4. FSHHM’nin 2012/9 Esas sayılı dosyasına davalı şirket tarafından sunulan franchise sözleşmelerinde 5 yıl için 30.000,00 Euro ücret belirlendiğinin tespit edildiği, bu tutar üzerinden incelenen dönemde yapılan ve bedeli tespit edilemeyen dört franchising sözleşmesi için 2 yıllık bedelin hesaplanması gerektiği, 5 yıl için 30.000,00 Euro bedel belirlendiğinden her bir sözleşme için iki yıllık franchise bedelinin 12.000,00 Euro olacağı, dava tarihi olan 25/03/2013 tarihinde TCMB'nın 1 Euro için efektif satış bedelinin 2,36 TL olduğu, buna göre 30.000,00 Euro franchise bedeli üzerinden hesaplama yapıldığında 4 adet franchise bedelinin iki yıl için 113.280,00 TL olduğu, franchise bedeli tespit edilen ... Şirketi'nin ödediği 24.534,00 TL ile birlikte davacıya toplam, 137.814,00 TL. ödenmesi gerektiği açıktır. Her ne kadar davacı taraf bedel artırım dilekçesi ile 60.000 euronun bedel artırım dilekçesi tarihi itibariyle katrşılığı olan 2.437.386,12 TL'nin tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiş ise de dava ikame ederken dava tarihi itibariyle güncel kurun karşılığı olan Türk Lirası karşılığını seçimlik olarak talep etmiş olduğu, ıslah ile de döviz alacakları yönünden ödeme günündeki kur karşılığı yönünden usulüne uygun ıslah talebi olmadığı gözetildiğinde talebin Türk Lirası karşılı olan alacak talebi olduğu kabul edilerek talep değerlendirilmiştir. Bu tespit sonrasında davacı tarafça 25.03.2013 tarihli dava dilekçesi ile davalılar aleyhine 71.000,00-TL bedel yönünden dava ikame edildiği, daha sonra davacı tarafça 28.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebin 2.437.386,12-TL'ye artırıldığı, davalı ...'un ıslaha karşı istinaf dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunduğu, diğer davalı ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ'nin zamanaşımı yönünden bir itirazının bulunmadığı, dava dilekçesinde talep edilen 71.000,00-TL yönünden her iki davalı yönünden de zamanaşımının kesileceği ancak bu miktarı aşan kısım yönünden zamanaşımının işlemeye devam edeceği kabul edilmiş ve ıslah tarihi olan 28.02.2023 tarihi itibariyle 71.000,00-TL'yi aşan kısım için davalı ... yönünden zamanaşımı dolayısıyla davacının talep hakkı bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu açıklamadan sonra davacı tarafın davalılar ... ve ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ'nden toplam 137.814,00-TL tutarında talep hakkı bulunduğu, bu miktarı aşan ve ıslah ile talep edilen miktar yönünden talep hakkının bulunmadığı, bu tutarın 71.000,00 TL'si için dava tarihi olan 25/03/2013 tarihinden, itibaren her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen davacının talep hakkı bulunduğu, bakiye 66.817,00 TL'si için davalı ...'un zamanaşımı defi nazara alınarak bu davalı taraftan talep hakkının sona erdiği, diğer davalı ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ yönünden talep hakkı bulunduğu kabul edilerek ıslah tarihi olan 28/02/2023 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiği, davalıların bu süre içinde isim hakkının kullanılmasından dolayı açılan davalar sonucunda bir hak elde ettiklerinin tespit edilemediği, her ne kadar davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde davacı şirkete ait çalışanlara ödenmesi gereken borçları kendilerinin ödediklerini savunmuşsa da, bu ödemelere ilişkin bir belge sunmadıkları," şeklindeki gerekçeleriyle -Davalı ... hakkında açılan davanın HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca HUSUMET NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, -Davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ... hakkında açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 137.817,00 TL' alacağın 71.000,00 TL'sinin davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ...'tan dava tarihi olan 25.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, Bakiye 66.817,00 TL'si için ıslah tarihi olan 28.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ'nden alınarak davacılara ödenmesine, Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın önceki kararı Dairemiz 2023/1902 E, 2024/483 K sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma kararında sadece zamanaşımına yönelik istinaf sebeplerinin değerlendirildiğini, esasa dair başka inceleme yapılmadığını, davada kısmi kabul kısmi red kararı verilse de istinaf sebeplerinin incelendiğinde davanın tamamının reddi gerekeceğini, dosya kapsamında markanın sahibinin ... San ve Tic. Ltd. Şti olması sebebiyle müvekkili ...’a husumet yöneltilemeyeceğini, aynı şekilde ... A.Ş.nin de aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkili aleyhine davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların iddia edilen hakka mesnet gösterdiği sözleşmelerin tarihleri nazara alındığından talep ettikleri hakkın tamamı da zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacıların iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, marka devri yapılırken markayı devralan dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. firması da bu husustan haberdar edildiğini, davacılardan ...’nun sözleşmede bahsi geçen bu hakkını ortadan kaldırıcı herhangi bir işlem yapılmadığını, 04.02.2005 tarihinde taraflar arasında yapılmış olan protokolün 4. maddesinde, "bu tarihten itibaren 2 yıl süre ile verilecek bayiliklerden isim hakkı alınacak olur ise bu gelir de ...'na ait olacaktır." şeklinde yazılı düzenleme olduğunu, dava 25.03.2013 tarihinde ikame edildiğini, davadaki talep 71.000 TL'nin 04.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsili talebi olduğunu, davacı tarafça ispat edilmesi gereken hususun o dönem bir bayilik verilip verilmediğinin tespiti olduğunu, varsa bu bayilerin franchising bedeli olarak bir ödeme yapıp yapmadığını ispat etmesi gerektiğini, dosya kapsamında buna ilişkin bir bilgi veya delil olmadığını, alınan raporlarda da bu konuda bir tespit olmadığını, mahkemece somut bir delil olmadan davacının lehine hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Dava 2 yıllık süre içerisinde verilecek franhisinglerin bedelinin aidiyeti davası olmadığını, bedel mukabili verilecek franhisnglerin bedelinin ...na ait olacağına ilişkin bir dava olduğunu, taraflarca sözleşmede zaten bedelsiz franchise verilebileceği de öngörüldüğünden protokole özellikle " bedel alınırsa" şeklinde bir ibare özellikle eklendiğini, çok iyi bir müşteri çevresi, lokasyonu iyi olan, müvekkili ürünlerinin yüksek miktarda satan bir işletmeyle yapılacak franchise sözlemesinde zaten bedele ihtiyaç olmadığına, bedel alınmaksızın verilen bayilikler mevcut olduğunu bilirkişi raporuna yazdığını, ama inandırıcı bulmadığını eklediğini, mahkemece bu kanaat kabul edildiğini, zamanaşımı, aktif ve pasif husumet itirazlarının ve esasa dair aşamalardaki tüm dilekçelerindeki itirazlarazlarının nazara alınarak, davacıların asılsız tüm istinaf taleplerinin reddi ile verilen kararın kaldırılmasını ve müvekkil bakımından davanın reddini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın aleyhlerine olan kısımlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava HMK'nın 107. Maddesi doğrultusunda belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını, davalı ... hakkında açılan davanın husumetten reddine, diğer davalılar ... ve ... Pazarlama Limited Şirketi hakkında açılan davanın ise kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verildiğini, dava konusu uyuşmazlıkta ...'nun da içinde bulunduğu davalıların hukuki sorumluluğunun yalnızca 04.02.2005 tarihli sözleşmeden kaynaklanmadığını, davalı ...'nun taraflar arasında imzalanan daha önceki sözleşmelerde imzasının bulunduğunu, mahkeme bozma sonrası yeniden inceleme ile davalılar yönünden istinafta belirtilen doğrultuda inceleme ve tahkikat yapmasına rağmen müvekkili yönünden eksik delilleri toplayıp eksik kalan hususları tespit edip hükme esas alınabilecek nitelikte yeni bir bilirkişi raporu almadan sadece davalılar lehine bir kısım değişiklikler yaparak müvekkilinin esaslı istinaf değerlendirmelerine konu olan eksiklikler üzerinde durmadan karar verdiğini, davalı yanların 32 adet bayi ile franchıse sözleşmesi imzalamış olmasına rağmen yalnızca 4 adet franchıse bedelinin dikkate alınması, cevap vermeyen bayiler bakımından inceleme yapılmaması müvekkilin oldukça büyük bir haksızlığa maruz kalmasına sebep olacağını, bayilik ve franchıse ilişkisi bulunduğu bilinen firmalar bakımından müvekkili tazminatının hesaplanmaması hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın daha önce, müvekkilden devraldığı markaları, sırf taraflar arasında vaki sözleşmenin hükümlerini bertaraf etmek amacı ile muvazaalı bir şekilde devrettiğini, mahkemenizin 2016/55 esas sayılı davası ile karşı yanın muvazaalı devir işleminin iptal ettiğinin sabit olduğunu, davalı yana ödenecek bedele ilişkin sözlü veya yazılı ayrı bir sözleşme söz konusu olduğu gibi, bu bayiiler davalı yana franchise bedeli de ödediğini, davalı yan kayıtlarını ve defterlerini dosyaya kasten sunmayarak, bu firmalar tarafından kendisine yapılmış ödemeleri gizli tuttuğunu, bayiler ile yapılmış sözleşmelerin ilgili tarihlerin dışında kaldığı yahut hangi tutar üzerinden yapıldığı yönünde ispat yükü davalı yanın üzerinde olduğunu, davalı yan ile üçüncü kişiler arasında toplam 32 bayilik ilişkisi tespit edildiğini, taraflar arasında akdedilmiş sözleşme uyarınca, davalı yanın bayilik verdiği firmalara ilişkin olarak müvekkiline gerekli ödemeleri yapması gerektiğini, mahkemece beyanda bulunmayan bayiler bakımından en azından hakkaniyete uygun bir sözleşme bedeli belirlenebilecekken, hiçbir bedelin belirlenmemesi hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararı hükme yeterli derecede elverişli olmayan Bilirkişi Raporuna dayandırıldığından tesis edilen hüküm, eksik inceleme ve yetersiz tahkikata yaslandığını, İstanbul 4. FSHHM’nin 2012/9 esas sayılı dosyasında yer alan emsal franchise sözleşmeleri dikkate alındığında ... markası için bir yıllık franchise bedelinin 30.000,00 EURO olarak tespit edildiğini, davalı yan ticari defterlerini sunmaktan kaçındığını, bilirkişilerin 4 firma bakımından hesaplama yapmasının hatalı olduğunu, raporda sunulan bazı sözleşmelerin bedelsiz olarak imzalandığını, bir diğer sözleşmede isim hakkının ... ibareli ürünlerin satışı karşılığında verildiği değerlendirmesi yapılmışsa da bu durum iki yıllık dönem için bedelsiz franchise sözleşmeleri yapılmış olması nedeniyle bedelsiz sözleşme yapılan bayilerden gelir elde edilmediğinden hesaplamaya dahil edilmediği gerekçesiyle hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, ... markalı ürünlerin satışından elde edilen gelirler veya ciro primi gibi diğer isim hakkı gelirlerinin de hesaplanması gerektiğini, raporda isim hakkı gelirleri göz ardı edildiğini, karşı tarafın bir tacir olduğu ve ... ibareli markaların oldukça tanınmış markalar oluşu nazara alındığında ticari hayatın olağan seyrinde, bu tür bir franchise veya lisans sözleşmesinin bedelsiz bir şekilde düzenlenmesinin mümkün olmadığını, herhangi bir tacirin, bu denli değerli ve bilinen bir markanın kullanımına ilişkin olarak bedelsiz bir şekilde kullanmaya müsaade etmesi kabul edilebilir bir yanı olmadığını, davalı yanın daha önce de müvekkilinin sözleşmeden doğan haklarını devre dışı bırakmak amaçlı eylemleri mahkeme kararı ile tespit edildiğini, sözleşmelerin bedelsiz olarak düzenlenmesi gibi muvazaalı ve kötüniyetli eylemlerde bulunan davalı yanın bu eylemlerinin korunması, üstüne üstlük ticari defterlerini de sunmaktan kaçınmasının davalı lehine yorumlanması mümkün olmadığına, Hukukumuzun temel ilkelerinden olan dürüst davranma kuralı ile birlikte, HMK’nın ticari defterlerin delil olmasına ilişkin hükümleri, hakimin takdir yetkisine ilişkin hükümler ve özellikle TBK madde 50 Hükmü ve Yargıtay kararları bütün olarak değerlendirildiğinde her hal ve şartta, somut olayda haklılığı sabit olan müvekkilin taleplerinin karşılıksız kalmaması bakımından yerel mahkemece en azından hakkaniyete uygun bir emsal bedelin tüm bu sözleşmeler bakımından belirlenmesi ve karşı yanın bu bedeli ödemesine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde değerlendirme yapılması hukuka aykırı olduğunu, franchıse bedeli sözleşmelerde yıllık olarak değil sözleşme başına belirlendiğini, mahkemece franchıse bedelinin sözleşme süresince yıllara bölünerek hesaplanması hatalı olduğunu, ilgili bedel giriş ücreti olup bu şekilde inceleme yapılması gerektiğini, mahkeme franchise bedeli olan 30.000,00 EURO'nun 5 yıllık bir bedel olarak dikkate almasının hatalı olduğunu, franchıse bedeli 30.000,00 euronun karşılığının dava tarihindeki kur üzerinden belirlenmesi hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca karar tarihindeki kur üzerinden ödeme talep edildiğini, kur farkından dolayı müvekkili ticari mahvına neden olacak derecede hukuki zarara uğradığını, davalı ...'un bedel artırım/ıslah dilekçesine karşı zaman aşımı definde bulunduğundan davalı ...'un yalnızca 71.000 TLden sorumlu tutulması da hatalı ve isabetsiz olduğunu, zamanaşımına ilişkin mezkur değerlendirmenin son derece hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalılardan ... ve ... Pazarlama Limited Şirketi vekilleri yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı ve isabetsiz olduğunu, bu konuda davacı lehine de bir usulü kazanılmış hak oluştuğunu beyanla aleyhlerine olan kısım yönünden mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın tümden kabulünü talep etmiştir. Davalı ... Pazarlama Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhindeki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, markanın sahibinin ... San ve Tic. Ltd. Şti olması sebebiyle müvekkili ... Pazarlama Ltd. Şti' ne husumet yöneltilemeyeceğini, davanın tamamının zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, davacıların iddia edilen hakka mesnet gösterdiği sözleşmelerin tarihleri nazara alındığında talep ettikleri hakkın tamamı da zamanaşımına uğradığını, 24.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından markanın bedeli olarak, 1 yıllık 100.000 TL bedel belirlendiğini, aynı bilirkişilerce dosyaya sunulan 16.01.2023 tarihli ek raporda İstanbul 4. FSHHM' nin 2012/9 E., sayılı dosyasında delil olarak sunulan sözleşmede dükkan başına yıllık franchise bedelinin 30.000 Euro olarak belirtildiğini, 04.02.2005 tarihiden itibaren iki yıllık sürede 4 adet firma ile franchise sözleşmesi düzenlendiği, bunlardan prestij firması için 24.534 TL+KDV ödeme yapıldığını diğer üçü için ayrı ayrı İstanbul 4. FSHHM nin 2012/9 sayılı dosyasında delil olarak sunulan sözleşmede emsal kabul edilecek olursa 30.000 Euro (bir yıllık sözleşme bedeli) olacağı belirtildiğini, davacı tarafça öncelikle ispat edilmesi gereken husus o dönem bayilik verilip verilmediği, akabinde bu bayilerin franchising bedeli olarak bir ödeme yapıp yapmadığını ortaya koymak olduğunu, mahkemenin somut olarak bu tespite ulaşması gerekirken farazi, hiç bir somut delile dayanmadan hüküm kurması hukuka aykırı olduğunu, Taraflar arasındaki sözleşmede, iki yıllık süre içerisinde ... markasının kullanılması/kullandırılmasından elde edilecek her türlü gelirin davacıya ödeneceği yönünde bir anlaşma bulunmadığını, 04.02.2005 tarihli sözleşmede yazılan "2 yıllık sürede bayilik Verilir İse Ve Bayiden Ücret Alınır ise ...na verileceği" şeklinde ibare yer aldığını, dosyada alınan bilirkişi raporunun hükme yeterli derecede elverişli olmadığından tesis edilen hüküm, eksik inceleme ve yetersiz tahkikata dayandığından kararının kaldırılmasını, davacıların istinaf taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacılar vekilinin istinaf yoluna başvurma dilekçesinini müvekkili davalı ... bakımından istinaf başvurusunun usul ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK 29.maddesi gereği ''Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne tüm taraf vekillerinin dahil olduğunu, dava müvekkili ...'nun imzasının bulunmadığı 04.02.2005 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde yer alan düzenlemeden hareketle açıldığını, bu tarihten itibaren verilecek bayiliklerde isim hakkı gelirlerinin davacılara ait olacağına ilişkin herhangi bir hüküm ve düzenleme bulunmadığını, mahkeme bütün delilleri inceleyerek ve müvekkilinin imzasının bulunduğu 17.04.2003 tarihli ve 27.02.2004 tarihli sözleşmelerde, 04.02.2005 tarihinden itibaren verilecek bayiliklerde gelecek gelirlerin 2 yıl süre ile davacılara ait olacağına ilişkin herhangi bir hüküm veya onu çağrıştıracak bir düzenleme bulunmadığı için müvekkili aleyhine açılan davayı reddetmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davacıların istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstanbul 4. FSHHM'nce davanın İstanbul 1. FSHHM'nin 2009/116 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiş, İstanbul 1. FSHHM'nce dava 2009/116 Esas sayılı davadan tefrik edilmiş, yetkisizlik kararı verilmiştir.Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacıya ödenmesi gereken franchise bedellerinin tahsiline ilişkindir. Dairemizin iade kararında;" Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürdüğü, davalı ... vekilinin ise istinaf dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin karar gerekçesinde, zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede; davanın sözleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğundan zamanaşımı süresinin TBK’nun 146/1. maddesi uyarınca 10 yıl olduğu, dava tarihi olan 25/03/2013 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı, dava açılmakla zamanaşımı süresi kesilip yeniden işlemeye başladığından, ıslah tarihi olan 28/02/2023 tarihinde de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş ise de, eldeki davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacılar vekilinin sunmuş olduğu 28.02.2023 tarihli dilekçesinde; 71.000 TL olan dava değerini 2.437.386,12 TL'ye artırdığı, ancak bu miktara göre yatırılması gereken nisbi harç miktarının yatırılmadığı anlaşılmakla, 492 sayılı Harçlar Kanununun 30.maddesi uyarınca, bakiye harç miktarı tamamlattırılarak dava değeri belirlendikten sonra, kısmi davada dava edilen kısım için zamanaşımının kesildiği ancak ıslah ile arttırılan kısım için ıslah tarihine kadar zamanaşımının işlemeye devam edeceği göz önünde bulundurulmak suretiyle, istinafa gelen davalılar yönünden zamanaşımının ayrı ayrı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir." denilmektedir. Mahkemece iade kararımız üzerine, davacı tarafa bakiye 20.210,96-TL harcı ikmal etmek üzere kesin süre verilmiş, kesin süre içinde harç ikmal edildiğinden yargılamaya devam edilmiştir. Dosya kapsamına sunulan davanın dayanağı olan 04/02/2005 tarihli protokolün bir tarafta ... Ltd. Şti., ... San Tic. Ltd. Şti ve ..., diğer tarafta ... A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ... arasında imzalandığı, ...’na veya uygun göreceği 3. şahıslara ömür boyu kullanması için 5 adet "..." ismini taşıyacak bayi açma ve işletme yetkisi verildiği, bayilik şartlarını yerine getirme dışında bir şey istenmeyeceği, bu protokolün imzalanmasından önce isim hakkı için açılan davalardan elde edilecek gelirlerin ...’na ait olacağı, bu tarihten itibaren 2 yıl süre ile verilecek bayiliklerde isim hakkı alınacak olursa bu gelirin de ...’na ait olacağı, ... numaralı “...” markası, ... nolu “...” markası, 2002 ... nolu “...” markası ... ve temsil ettiği şirketler tarafından yalnızca ... San. Tic. Ltd. Şti.’ne satılacağı, başka bir firmaya veya şahsa devrinin yapılamayacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı ... Sanayi şirketinin yargılamada ve istinaf dilekçesinde husumet itirazında bulunduğu anlaşılmış, davanın dayanağı olan sözleşmenin 04/02/2005 tarihli protokol olup, ... San. Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şirketi ve ..., diğer tarafta ... Mam. A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ... arasında imzalandığı, davalı ...'nun bu sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle, sözleşmeden kaynaklanan alacak davasında kendisine husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla, davalı ... hakkındaki davanın bu nedenle usulden reddine karar verilmesi yerinde olup, diğer davalılar ... ve ... Ticaret pazarlama Limited Şirketi ( eski ünvan ... San. Tic. Ltd. Şirketi) protokolün tarafı olmakla davalı şirketin husumet itirazının ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davanın 18/03/2016 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde; " İstanbul 1. FSHM nin 2009/116 E sayılı davasıyla birleştirilmek üzere, iş bu ek davanın açıldığı, sözleşmenin 4. Maddesinden kaynaklanan, sözleşme tarihinden itibaren iki yıllık dönemi kapsayan ve marka-isim hakkı gelirlerine ilişkin haklarının verilmesini talep ettiklerini, ancak : Bu suretle oluşmuş olan alacak ve zararlarının miktarını, şu anda tam ve kesin olarak belirlemenin teknik olarak tarafımızdan beklenemeyeceğinden, davayı yeni HMK. nun 107. maddesi gereğince, “kısmi eda ve belirsiz alacağın tespiti davası” şeklinde açtıklarını" beyan ettiği ve dilekçenin sonuç kısmında, şimdilik kaydıyla 71.000,00 TL'nın 04/02/2007 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek temerrüt faizleriyle birlikte tahsilini talep ettiği, Davacı vekilinin 28.02.2023 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; dava konusu taleplerini 2.437.386,12 TL'ye arttırdıklarını beyan ettiği, davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde de HMK 107. Maddeye göre belirsiz alacak davası açtıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır.Bedel arttırım dilekçesinin davalılar vekillerine tebliği üzerine davalı ... Sanayi şirket vekilinin beyanda bulunmadığı, davalı ... vekilinin bedel arttırımına itiraz ettiği, itiraz dilekçesinde, zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır.Bu durumda öncelikle davanın kısmi dava mı, yoksa belirsiz alacak davası olarak mı açıldığının tespiti gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde” (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Belirsiz alacak davasının, bu davaya ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak belirlenmesi gerekir. Madde gerekçesinde; "Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesinin mümkün olmaması ya da bunun objektif olarak imkansız olması gerekir. Açılacak davanın miktarının biliniyor yada tespit edilebiliyor olması halinde böyle bir davanın açılamayacağı, alacaklının bu durumda belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı" açıklanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasından alacağın karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu belirlenebileceği hallerde de, belirsiz alacak davası açılabileceği sonucuna ulaşılabilecektir. Somut olayda da, davacının davanın dayanağı olan 04/02/2005 tarihli protokoldeki; "protokol tarihinden itibaren 2 yıl süre ile verilecek bayiliklerde isim hakkı alınacak olursa bu gelirin de ...’na ait olacağı" hükmüne göre, davalı tarafça verilen bayiliklerdeki isim hakkı gelirinin talep edildiği, verilen isim hakkı sayısı ve alınan isim hakkı bedelinin davacı tarafça dava açılırken belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalı taraf belgeleri ve yargılama ile ortaya çıkacağı gözetilerek, davanın HMK 107. Madde de düzenlenen belirsiz alacak davası olarak kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar Dairemizin 07/03/2024 tarihli, 2023/1902 esas, 2024/483 karar sayılı kaldırma kararının gerekçesinde; ilk derece mahkemesinin kararında davanın kısmi dava olarak değerlendirilerek, zamanaşımına ilişkin gerekçede; " davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve davanın açılması ile zamanaşımının kesilerek tekrar başlayacağı" açıklanmakla, mahkeme gerekçesi eleştirilirken, davanın kısmi dava olarak açıldığı ve zamanaşımı itirazı yönünden dava tarihinde zamanaşımının kesildiği, ancak ıslah ile arttırılan kısım için ıslah tarihine kadar zamanaşımının işlemeye devam edeceği, davalılar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği açıklanmışsa da, Dairemizce tekrar yapılan incelemede davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, dava tarihi olan 25/03/2013 tarihi itibarıyla zamanaşımının dolmadığı ve davacı tarafça talebin zamanaşımı süresine tabi olmaksızın arttırılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında bulunan, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, alınan bilirkişi raporları, İstanbul 4. FSHHM'nin 2012/9 Esas sayılı dosyasının kapsamı ve bu dosyaya taraflarca sunulan franchise sözleşmeleri ile; davalı şirket, davalı şirket yetkilisi ve ortağı ..., dava dışı ... San Tic. Ltd. Şti ve davacı şirket, dava dışı ... Mam. Ltd. Şti. ve ... arasında imzalanan 04/02/2005 tarihli protokolde "..." markasıyla ilgili isim hakkı için açılan davalardan elde edilecek gelirlerin ...’na ait olacağı, bu tarihten itibaren 2 yıl süre ile verilecek bayiliklerde isim hakkı alınacak olursa bu gelirin de ...’na ait olacağının kararlaştırıldığı, davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği anlaşılıyorsa da, davalı şirket tarafından protokolün imzalandığı 04/02/2005 tarihinden iki yıllık sürenin sona erdiği 04/02/2007 tarihine kadar ... Şirketi ile yapılan sözleşmede franchise bedelinin 24.534,00 TL olduğunun tespit edildiği, 01/07/2005 tarihinde ... San. ve Tic. Ltd. Şirketi ile, 03/04/2006 tarihinde ... San ve Tic. Ltd. Şirketi ile ve 01/04/2006 tarihinde ... Tur. San. Tic. Ltd. Şirketi ile iki adet franchising sözleşmesi yapıldığı, davalı şirket ticari defter ve belgelerini kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için Mahkemeye sunmadığından bu franchising sözleşmelerinden ne kadar gelir elde ettiklerinin tespit edilemediği, ancak İTO'dan yıllık franchise bedelinin 100.000,00 TL olarak bildirildiği, ayrıca İstanbul 4. FSHHM’nin 2012/9 Esas sayılı dosyasına davalı şirket tarafından sunulan franchise sözleşmelerinde 5 yıl için 30.000,00 Euro ücret belirlendiğinin tespit edildiği anlaşılmakla tespit edilen bu bedeller üzerinden hesaplama yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Sözleşmelerin bir kısmının bedelsiz olarak yapıldığı yazılı ise de, ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı tarafça ticari defter sunulmadığından emsallere göre hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davanın dayanağı 04/02/2005 tarihli protokol 4. Madde de; "Bu tarihten itibaren 2 yıl süre ile verilecek bayiliklerden, isim hakkı alınacak olur ise bu gelirde ...'na ait olacaktır." hükmü düzenlenmiştir. Davalı tarafın iki yıllık süre içerisinde dört işyeri için 30.000 Eurox4= 120.000 Euro ve ... Mam. Şti İçin 24.534,00 TL+KDV isim hakkı almış olacağı hesaplanmakla, mahkemece isim hakkı bedelinin tümüyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, protokolün 4. Maddesinin hatalı yorumlanarak, isim hakkının iki yıl süreye isabet edecek kısmına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Davacı tarafça dava dilekçesinde; şimdilik 71.000 TL'nın faiziyle tahsilini talep ettiği, 28/02/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesinde, 30.000 Euro x 4 x 20,0703 (28/02/2023 tarihi itibarıyla 1 euro karşılığı TL) = 2.408.436 TL ile ... firması tarafından ödenen 24.534 TL+ KDV=28.950,12 TL toplamı 2.437.386,12 TL'nın 04/02/2007 tarihinden itibaren işlemiş temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince, davacı tarafın bedel artırım dilekçesi ile 60.000 euronun bedel artırım dilekçesi tarihi itibariyle karşıtlığı olan 2.437.386,12 TL'nin tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiş ise de dava ikame ederken dava tarihi itibariyle güncel kurun karşılığı olan Türk Lirası karşılığını seçimlik olarak talep etmiş olduğu, ıslah ile de döviz alacakları yönünden ödeme günündeki kur karşılığı yönünden usulüne uygun ıslah talebi olmadığı, talebin Türk Lirası karşılı olan alacak talebi olduğu kabul edilerek, dava tarihi itibarıyla 1 Euro'nun efektif satış bedeli 2,36 TL üzerinden hesaplama yapılarak iki yıl için 113.280,00 TL ve 24.534,00 TL'nın eklenmesiyle toplam 137.814,00 TL ödemesi gerektiğine karar verilmiştir.Davacı vekilinin talep arttırım dilekçesinde döviz cinsi isim hakkı bedeline, dilekçe tarihi olan 28/02/2023 tarihteki kur üzerinden hesaplama yapılarak iki yıllık sürenin dolduğu tarih olan 04/02/2007 tarihinden itibaren hesaplama yapılmasını talep ettiği, taraflar arasındaki protokolde isim hakkı bedellerinin ödeneceği tarih yönünden kesin vade bulunmadığı, mahkemece dava tarihi itibarıyla kur üzerinden hesaplama yapılması ve faiz işletilmesinin yerinde olduğu ancak isim hakkı bedellerinin iki yıllık süreye isabet eden kısmının talep edileceğine karar verilmesinin ve davanın kısmi dava olarak değerlendirilerek zamanaşımı nedeniyle davalı ... hakkında zamanaşımından red kararı verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı ... vekili ile davalı ... Şirket vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 4 işyeri için isim hakkı bedeli toplamı 120.000 Euro x 2,36 = 283.200 TL ile, ... Şirketi ile yapılan sözleşmedeki 24.534,00 TL isim hakkı bedeli toplamı 307.734,00 TL'nın dava tarihi olan 25/03/2013 tarihinden itibaren davalılardan işleyecek ticari faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istenen 2.129.652,12 TL'nın reddine, davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekili ile davalı ... Şirket vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,3- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarihli 2024/68 Esas-2024/226 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Davalı ...hakkında açılan davanın HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca HUSUMET NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, -Davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ... hakkında açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, - 307.734,00 TL'nın dava tarihi olan 25/03/2013 tarihinden itibaren davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ...'tan işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, -Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, 5- İlk derece yargılaması yönünden; 5/a-Alınması gereken 21.021,31 TL harcın, alınan toplam 40.416,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 19,395,65 TL harcın isteği halinde ve karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, 5/b-Davacılar tarafından yatırılan ve iadesine karar verilen tutar dışında kalan 9.414,30 TL peşin harç giderinin davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,5/c-Davacılar vekiline davanın kabul edilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 49.237,44TL vekalet ücretinin davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,5/ç-Davalı ... vekiline husumet nedeniyle reddedilen dava üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalı ...'na ödenmesine, 5/d-Davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ... vekillerine davanın reddedilen kısmı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3. maddesi gereğince takdir olunan 294.261,73 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ...'a ödenmesine, 5/e-Davacılar tarafından yapılan 678,50 TL tebligat ve müzekkere masrafları ile 3.900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.291,50 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre, (%13) 557,90- TL'nin davalılar ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ ile ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, bakiye (%87) 3.733,61 TL'nin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5/f-Davalı ... tarafından yapılan 330,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile anılan davaya verilmesine, 5/g-Davalı ... tarafından yapılan 465,50 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre, 404,99 TL'nin davacılardan tahsili ile davalı ...'a ödenmesine, kalanın anılan davalı ... üzerinde bırakılmasına, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafında yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 1.683,50 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 790,5‬0 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.474,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine, 6/c- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.414,30 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.353,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.060,72‬ TL harcın davalı ...'tan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/ç- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.414,30 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.354,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.060,30 TL harcın davalı ... Limited Şirketi'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/d-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/68, K. 2024/226, T. 28.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-68-e-2024-226-k-f2ee68a3b714