Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/6 E. 2024/6 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/6
Karar No
2024/6
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/6 - 2025/1475 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/6 KARAR NO : 2025/1475

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.10.2023 NUMARASI : 2022/540 Esas 2023/579 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.12.2025

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 06.05.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacının idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, davacı hakkında KTÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.05.2022 tarihli raporda maluliyetinin belirlendiğini, kaza nedeniyle davacının maluliyeti oluştuğu ve bakıma ihtiyaç duyduğunu, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek talep artırım hakları saklı kalmak kaydıyla davacının ağır şekilde yaralanması nedeniyle 5.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 125.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 429.154,55 TL, bakıcı gideri talebini 1.788,50 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davacının maddi tazminata ilişkin talebini açık bir şekilde belirtmesi gerektiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan maluliyet raporundaki maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi için başvuru üzerine medikal firma tarafından değerlendirme yapıldığını, dosyaya eklenen raporda hesaplama hatası yapıldığının belirtildiğini, Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, medikal firma tarafından düzenlenen rapor ile davacı tarafça ibraz edilen rapor arasında çelişki bulunduğunu, tazminat tutarının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplanması gerektiğini, davacının SGK’dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının kesin ve net olarak tespit edilmesi, ödeme alınması durumunda mükerrer ödemeye mahal vermemek için davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının müterafik kusuru dikkate alınarak kask ve koruyucu tertibat kullanılmaması nedeniyle tazminat tutarında indirim yapılmasını, olayın bir trafik-iş kazası olması nedeniyle başvuru bulunup bulunmadığının, başvuru yapılmış ve tazminat ödenmiş ise yapılan ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısımlarının SGK Sigortalı Emeklilik Daire Başkanlığı’ndan sorulmasını, başvuru yapılmamış ise hak sahibi başvurucunun gelir bağlanması için Kuruma müracaatlarının sağlanması için davacıya süre verilmesini, sigortalı aracın özel araç olması durumunda yasal faizle sorumlu olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 16.01.2023 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün % 50 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davacı hakkında KTÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.05.2022 tarihli raporda davacının engel oranının % 29 olduğu, iyileşme süresinin 4 ay olduğu ve 30 gün süreyle bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, davacının ve koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının belirsiz olup yaralanmasının niteliğine göre müterafik kusur indirimi yapılmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ile sigorta poliçe limiti kapsamında belirlenen 429.154,55 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı ile 1.788,50 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 430.943,05 TL maddi tazminat ile birlikte yine davacı tarafın geçici iş görmezlik zararı tazminatı 845,45 TL maddi tazminatı olmak üzere açılan maddi tazminat davası kısmen kabulü gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının sürekli iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri tazminatlarının kabulü ile 429.154,55 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı ile 1.788,50 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 430.943,05 TL tazminatın, kendi klozları içinde poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 03.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı tarafın geçici iş göremezlik zararı tazminatının kısmen kabulü ile 845,45 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatın, poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 03.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda davacının % 50 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de bu durumun hukuka aykırı olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin kavşak olup davacının geçiş üstünlüğü bulunduğunu, davalının tam kusurlu olduğunu, raporda davacıya kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olup itirazları tam olarak değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının tazminat tutarlarının eksik hesaplandığını, tanzim edilen hesap raporu hukuka aykırı olup hükme esas alınmaması gerektiğini, davacının gelir araştırması deliline dayanıldığını, davacının motokurye olduğu ve gelirlerinin belirtildiğini, davacının gelirinin asgari ücretten fazla olduğu halde bu belgeler dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, raporda davacının gelirinin asgari ücret olarak kabulünün hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, davalının tazminat sorumluluğunu belirlenmesi için maluliyet oranına ilişkin uyuşmazlığın kesin ve net olarak giderilmesi gerektiğini, dosyaya ibraz edilen raporda hesaplama hatası yapıldığını, maluliyet oranının hatalı olup davacı tarafça tek taraflı alınan maluliyet raporunun içeriği teyit edilmeden hesaplama yapılmaması gerektiğini ve itirazları Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, davacının taleplerinin tek teminat limiti olan sürekli sakatlık teminat limiti kapsamına girdiğini, tazminat tutarının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanmadığını, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, davacının geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespiti halinde talebin reddi gerektiğini, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, somut olayda dava konusu kaza iş kazası olduğundan davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tazminattan tenzili gerektiğini, davacıya SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlandığının sabit olduğunu, kaza nedeniyle davacının yaralandığı bölgeler dikkate alındığında kaza esnasında koruyucu tertibat, kask gibi tertibatın kullanılmamasının sonuca etkisi tartışılmadan karar verilemeyeceğini ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin karıştığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Dosya içeriğinden 06.05.2021 tarihinde kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki araç ile seyir halinde iken kendisine yanan kırmızı ışığı görmeyip seyrine düz devam ettiği esnada karşı yönden yine kendisine hitap eden kırmızı ışığı görmeyerek seyreden davacı idaresindeki araç ile çarpışması sonucunda kaza meydana geldiği, sürücü ... ve davacının 2918 sayılı Kanun'un 47/1-b maddesi kuralını ihlal ettiklerinin belirtildiği, kazaya ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 16.01.2023 tarihli raporda, olayın bölümmüş iki şeritli yolda meskun mahal içinde meydana geldiği ve her iki sürücünün de kırmızı ışık ihlali yaptığı belirtildikten sonra davalı sürücünün idaresindeki otomobil ile olay mahalli kavşağa yaklaştığı sırada istikametine hitaben yanan kırmızı ışık nedeniyle durması, akabinde yeşil ışık yandıktan sonra kontrollü bir şekilde kavşağa girmesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, ışık ihlali yapıp seyrine devam ederek kırmızı ışıkta kavşağa girdiği ve kazanın oluşumunu önlemek için etkin fren tedbiri almadığı gerekçesiyle % 50 oranında, davacı sürücünün de kırmızı ışık ihlali yaparak kavşağa girdiği ve kazanın oluşumunu önlemek için etkin tedbir almadığı gerekçesiyle % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece bu kusur raporu hükme esas alınmış ise de davacı tarafça rapora itiraz edildiği, raporda ceza dosyası, kamera kaydı izleme tutanağı ve ifade tutanaklarının değerlendirilmediği, kusur durumuna ilişkin yapılan incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda öncelikle kazaya ilişkin ceza dosyasının getirtilmesi, ceza soruşturmasında düzenlenen 14.08.2021 tarihli kamera kaydı izleme tutanağına ilişkin kayıtlar ile varsa diğer görüntü kayıtlarının temini, ışık kontrollü kavşakta meydana geldiği anlaşılan kazaya ilişkin olarak gerektiğinde sinyalizasyon kayıtlarının getirtilmesi, daha sonra kaza tespit tutanağı, ceza dosyası içeriği, kaza ile ilgili düzenlenmiş tutanaklar, görüntü kayıtları ile tüm deliller değerlendirilerek Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden emekli iki makine mühendisi ve CD çözümü konusunda bir uzmandan oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulundan tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilerek kusur durumuna ilişkin gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. 2-Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, mahkemece dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davacı hakkında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.05.2022 tarihli raporda ayak bileği eklemi hareket kısıtlılığına bağlı engellilik (tablo3.10 - 3.1) plantar fleksiyon alt ekstremite engellilik oranı %15, dorsal fleksiyon alt ekstremite engellilik oranı %7, inversiyon alt ekstremite engellilik oranı %5, eversiyon alt ekstremite engellilik oranı %2, balthazard formulü uygulandığında %26,4, engel oranı, (tablo3.2) % 13 olduğu, alt ekstremitede periferik sinir yaralanmasına bağlı engellilik (tablo 3.35) peroneal sinir, motor kayıpa bağlı engellilik; %42, duyusal kayıpa bağlı engellilik; %5, balthazard formulü uygulandığında %44,9, engel oranı (tablo 3.2): %23, şahsın kliniği dikkate alınarak oran takdiren 1/2 oranında azaltıldı; %12 olduğu, kas iskelet sistemi alt ekstremite uzunluk farkından kaynaklanan engellilik (tablo 3.3) engel oranı; %5, cilt (lezyonların özellikleri, boyutu, kişi üzerindeki anatomik, kozmetik ve psikolojik etkileri dikkate alınarak takdiren en yakın arıza seçilmiştir.) hipertrofik skar (hafif, vücut yüzeyinin %1-9 kaplayan), engel oranı; %5, oran takdiren 1/2 azaltıldı; %3, birden çok arıza için Balthazard formulü uygulandığında toplam engellilik oranının %29 olduğunun belirtildiği ve mahkemece bu rapor hükme esas alınmış ise de davalı tarafça rapora tıbbi mütalaa raporu sunularak itiraz edildiği, ayrıca raporda hesaplama hatası bulunduğunun belirtildiği ve yargılama sırasında maluliyete ilişkin rapor alınmadığı anlaşıldığından davadan önce davacı tarafın müracaatı üzerine düzenlenen rapora dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması ile ilgili tüm tedavi evrakları getirtilip son durumu da değerlendirilerek Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi olan 06.05.2021 tarihi itibariyle geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hükümlerine göre davacının daha önce geçirmiş olduğu kaza sonucu yaralanmasına bağlı maluliyetinde bulunduğu da nazara alınarak dava konusu 06.05.2021 tarihindeki kazada yaralanması sonucu meydana gelen daimi maluliyet oranının belirlenmesi için heyete davacının yaralanmasına göre uzman hekim bilirkişide dahil edilerek Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden rapor alınması, taraflara denetim imkanı sağlanması ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir. 3-Dosya içeriğinden dava dilekçesinde davacının SGK tescil ve hizmet dökümünün ekli olduğu ve tazminat hesaplamalarında davacının gelir durumunun dikkate alınmasının talep edildiği, davacı hakkında düzenlenen sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağında motokurye olarak çalıştığı, 5.500,00 TL geliri bulunduğu ve ayrıca kurye olarak 2.250,00 TL geliri bulunduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 24.03.2023 tarihli raporda davacının motokurye olarak çalıştığı ve aylık gelirinin 5.500,00 TL (asgari ücret düzeyinde) olduğunun belirtildiği, ayrıca davacının aylık kazancının asgari ücretin üzerinde olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından tazminat hesabına esas kazancın yasal asgari ücret olduğu varsayılarak hesaplama yapıldığı belirtilmiş ise de davacı hakkında düzenlenen sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağından 5.500,00 TL geliri yanında kurye olarak 2.500,00 TL ek geliri bulunduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporunda bu tespitin değerlendirilmediği, davacının gelirine yönelik yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, davacının gelirinin daha net ve ispata yarar somut delilerle ortaya konulması gerekmektedir. Bu durumda davacı hakkında düzenlenen sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağından 5.500,00 TL geliri yanında kurye olarak 2.500,00 TL ek geliri bulunduğunun belirtildiği, davacıya ait SGK kayıtları da değerlendirilerek davacının çalıştığı işyerlerinden gelirine ilişkin belgelerin getirilmesi davacıya asgari ücretin üzerinde geliri olup olmadığını kanıtlaması hususunda imkan tanınması, ek geliri bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve gerçek gelirinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru değildir. 4-Trafik kazasında yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleriyle açılan davada yargılama sırasında SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 09.08.2023 tarihli cevabi yazısında, davacının 28.11.2019 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezlik oranının % 17,20 olduğuna karar verildiğinden 01.06.2020 tarihinden geçerli olmak üzere sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, 06.05.2021 tarihli iş kazasındaki sürekli iş göremezlik oranının % 5 olarak belirlenmesi ve birleştirilmiş sürekli iş göremezlik oranının % 21,34 olduğuna, yardıma muhtaç olmadığına ve 12.09.2023 tarihinde kontrol muayenesi gerektiğine karar verildiğinden sürekli iş göremezlik geliri 26.09.2021 tarihinden itibaren % 21,34 SİD oranı üzerinden ödenmeye devam edildiği, itiraz üzerine dosyasının Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği ve 01.10.2021 tarihinden itibaren % 29,29 SİD oranı üzerinden ödenmeye devam ettiğinin belirtildiği, bağlanan gelirin Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2018/38 sayılı genelgesine istinaden teftiş/inceleme raporu sonuçlanmadan bağlandığından meslek hastalığı hakkında teftiş/inceleme raporu geldikten sonra kusur oranına göre gelir değişebileceğinden ilk peşin sermaye değerinin de değişiklik olabileceğinin bildirildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 07.09.2023 tarihli ek raporda SGK tarafından rücu edilebilecek kısmın indirimine ilişkin değerlendirme yapılmış ise de yapılan hesaplamanın denetimi kabil olmadığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK 55.maddesinde; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” düzenlemesi mevcuttur. Buna göre rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri yahut ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilememekte, ifa amacı taşıyan ödemeler bulunması halinde davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için, davadan önce yapılan bu neviden ödemelerin güncellenmiş karşılığının hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekmekte, rücu edilebilir sosyal güvenlik ödemeleri bulunması halinde ise sadece ödemeler toplamının hesaplanan zarar tutarından mahsup edilmesi gerekmektedir. Zira, sigortalıya veya hak sahiplerine Kurum tarafından 5510 sayılı yasa gereği yapılmış veya ileride yapılacak olan sosyal güvenlik ödemeleri (geçici iş göremezlik ödeneği, cenaze masrafları ve kız çocuklarına verilen evlenme ödeneği) ilgililere rücu edilmekte, sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik geliri, sigortalının ölümü sebebiyle hak sahiplerine iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kolundan bağlanan ölüm geliri bulunması halinde de bu gelirlerin ilk peşin sermaye değeri ilgililere rücu edilmektedir. Nitekim davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Kurum tarafından yapılmış rücu edilebilir ödemeler, ifa amacı taşıyan ödeme niteliğinde olmayıp; bu ödemeler zarar sorumlularını sadece toplam zarar miktarından, zarar görene veya hak sahibine kurumun yaptığı ödemeler kadar sorumluluktan kurtarmaktadır. Bu yönüyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, zararın tazmininden sorumlu olanların mükerrer ödeme yapmasının önüne geçilmesi ve zarar görenlerin gerçek zararlarının üzerinde sebepsiz zenginleşmemesi bakımından önem arz etmektedir. SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılmış ise ödeme kadar zararın karşılandığı, davaya konu edilen zarara ilişkin olarak davacıların SGK'dan tahsil ettiği bedel için davalının sorumluluğunun bulunmayacağı, zarar görenin aynı zarar nedeniyle iki kez ödeme alarak sebepsiz zenginleşmesinin önlenmesi gerektiğinden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, rücuya tabi bir ödeme var ise ödemenin ilk peşin sermaye değerinin sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 09.08.2023 tarihli cevabi yazısı nazara alınarak öncelikle başka kaza nedeniyle de gelir bağlandığı anlaşılan davacıya dava konusu 06.05.2021 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle gelir bağlama işlemlerinin sonuçlanıp sonuçlanmadığının belirlenmesi, 06.05.2021 tarihli kaza nedeniyle davacıya bağlandığı belirtilen gelirin tutarının, rücuya tabi olup olmadığı ve rücuya tabi ise ne kadarının rücuya tabi olduğunun tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklığı kavuşturulması, rücuya tabi olduğunun tespiti halinde dava konusu kaza nedeniyle yapılan ödemelerin ilk peşin sermaye değeri ve rücu edilecek miktarın belirtilmesi için yazı yazılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/220261 esasına yatırılan 688.171,31 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/6, K. 2024/6, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-6-e-2024-6-k-a118998ad4bb