Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/57 E. 2024/302 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/57
- Karar No
- 2024/302
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 13/04/2021 DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 18/11/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacı aleyhine davalı tarafından Denizli 3.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında .... tanzim, .... vade tarihli 10.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 10 örnek icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiğini ancak takibin kambiyo takibi olması sebebiyle yalnız borçlunun itirazı üzerine durmaması sebebiyle, davacı tarafından takibin durdurulamadığını ve kesinleştiğini, bunun üzerine davalı tarafından davacının o zaman için çalıştığı ..... Şti. Den aldığı maaşının üzerine haciz konulduğunu, bu bağlamda .... Şti tarafından icra dosyasına davacının maaş, prim ve hak ettiği kıdem tazminatından kesinti yapılarak icra dosyasına toplam 18.821,56 TL para yatırılarak dosya borcunun ödendiğini ve dosyanın infazen kapatıldığını, ancak takibe konu senet üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığını, davacının davalı ile arasında hiçbir hukuki-ticari ilişki bulunmadığını, davacının davalıya herhangi bir bono keşide etmediğini, adı geçen bonodan dolayı hiçbir borcunun bulunmadığını belirterek, üzerindeki imza davacıya ait olmayan senetten dolayı Denizli 3.İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasına ödenen toplam 18.821,56 TL nin iadesine, davalının davacı aleyhine icra takibi başlatmasında haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalının icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, dava konusu senet üzerinde esasen davacı ...'a ait bir imzanın bulunup bulunmadığını bilmemekle birlikte, senet üzerinde gözle yapılan incelemede dahi bahse konu senedin vekaleten imzalandığının görüldüğünü, bu nedenle davacının senette yer alan imzanın kendisine ait olmadığından bahisle yapılan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğuna yönelik iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığını, yaptıkları harici araştırma ile davacı ...'ın Denizli 4. Noterliğinin 09/01/2015 tarih ve .... yevmiye nolu vekaletnamesi ile .... ve ....'a kendisine ait şahıs firması olan catering işletmesine yönelik olarak her türlü işlem yapmaya, borçlandırmaya ve çek, senet düzenlemeye yönelik olarak vekaletname verdiğinin tespit edildiğini, bu çerçevede davalıya verilen dava konusu bonoya bakıldığında davacı ...'a ait .... adına vekaleten imza atıldığı, atılan imzanın vekalet verdiği .... veya ...'a ait olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, senet üzerinde yer alan imza mümzilerinin davacıyı temsile ve borçlandırmaya yetkili olduğu Denizli 4. Noterliğinin 09/01/2015 tarih ve .... yevmiye nolu vekaletnamesi ile sabit olup, davacının iş bu imzalar ile bağlı olduğu, buna bağlı olarak davacı ile davalı arasında hukuki ilişkinin doğmuş olduğu ve de davacının söz konusu borcun ödenmesinden sorumlu olduğunu belirterek ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dosyamız arasında bulunan Denizli 4. Noterliği'nin 09/01/2015 tarih ... yevmiye numaralı vekaletnamesinde davacının .... ve .... adlı kişilere çek, kıymetli evrak tanzim ve imzalamaya, ciro etmeye yetkili kıldığı, davaya konu senedin .... tanzim tarihli olup iş bu vekaletnameden sonra tanzim edildiği, senet üzerinde vekaleten ibaresinin bulunmasının da senedin vekaletnameye istinaden düzenlendiğinin ispatı olduğu, buna göre davacının davaya konu senet nedeniyle davalıya sorumlu olduğu, yapılan ödemenin yerinde olduğu, davacının davasını ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK'nun 72/5. Maddesinde; " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " şeklinde tazminat düzenlenmiş olup, davalı cevap dilekçesi ile talepte bulunmuş ise de; dosyamızda tedbir kararı verilmediği, dolayısıyla şartları oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu senet üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davalıya her hangi bir borcunun bulunmadığını, ödemenin cebri icra tehditi altında yapıldığını, 09/01/2015 tarihli .... yevmiye nolu vekaletnamenin müvekkilinin banka ve finans kurumları arasındaki işlemler ile sınırlı olmak üzere yetki devrini içerdiğini, bu vekaletnamede kambiyo senedi düzenleme yetkisi verilmediğini, vekaletnamede sadece hamili ve alacaklısı olduğu senetlerin cirosuna izin verildiğini, bonodaki imzanın ...'a ait olmasının mümkün olmadığını, diğer Denizli 4. Noterliğinin 30/01/2015 tarihli ... nolu vekaletnamesinin ise bononun tanzim tarihi olan 15/01/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olması nedeni ile bu vekaletnamenin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, davalı tarafın bononun lehtarı olduğunu ve senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını bilebilecek durumda olduğunu, buna rağmen senedi icra takibine konu ettiğini, takibin haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, haciz baskısı altında ödenen bedelin imza inkarına dayalı istirdatı talebinden ibarettir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında takibe konu senedin düzenlenmesi hususunda davacının dava dışı ...'a ve ....'e vekalet verip vermediği ihtilaflıdır. Davacının dava dışı .... ve ....'e verdiği vekaletnamelerin incelenmesinde ise; Denizli 4. Noterliğinin 09.01.2015 tarihli .... yevmiye vekaletnamesinin düzenlendiği ve bu vekaletnamede; dava dışı şahıslara açıkça kambiyo senedi tanzim etme yetkisi verilmediği, çek taahhütname imzalama yetkisi verildiği, ayrıca davacının dava dışı şahıslara hamili olduğu senetleri ciro etme yetkisi verdiği anlaşılmıştır. Denizli 4. Noterliğinin 30.01.2015 tarihli .... nolu vekaletnamesinin incelenmesinde ise; faktoring işlemleri ile sınırlı olmak üzere davacının çek ve benzeri evrakları düzenleme konusunda ....'e yetki verdiği anlaşılmıştır. İstirdat istemine konu senedin tanzimi ise 15.01.2015 tarihlidir. Bu durumda senet tanzim tarihinden sonra düzenlenen 30.01.2015 tarihli .... yevmiye nolu vekaletname değil senet tanzim tarihinden önce düzenlenen Denizli 4. Noterliğinin 09.01.2015 tarihli .... yevmiye nolu vekaletnamesi ile dava dışı ....'a ve ....'e kambiyo senedi düzenleme yetkisi verilip verilmediği irdelenmelidir. Davacı vekili 16.02.2021 tarihli celse de herhangi bir imza incelemesi talebinin bulunmadığını beyan etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK 450; TBK 548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. 449/2; TBK. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir. Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Somut olayda, takibe konu bonodaki imzanın davacıya vekaleten atıldığı bu hususta davacının imza incelemesi talebinin olmadığı, Denizli 4. Noterliğinin 09.01.2025 tarihli .... nolu vekaletname ile davacının dava dışı şahıslara catering işletmesi işlemleri için yetki verdiği ( davacı vekilinin 16.11.2019 tarihli beyan dilekçesine bknz) ve bu kapsamda çek taahhütname düzenleme yetkisi de verdiği, bu yetkinin aynı zamanda çek keşide etme yetkisini de kapsadığı ( emsal karar için bknz. Yargıtay 12. HD 2021/2720E 2021/7093 K ) anlaşılmıştır. Denizli 4. Noterliğinin 09.01.2025 tarihli ... nolu vekaletnamesinde;“ TC bankaları merkez ve şubelerinde her türlü hesaplardan dilediği zaman dilediği miktarlarda paralar çekmeye, ahzu kabza, sulh ve ibraya, vadeli ve vadesiz olarak hesaplar açtırmaya, açılmış ve açılacak hesaplardan para çekmeye, ve yatırmaya, ilgili banka şubelerince bilcümle evrak ve vesaiki tanzim ve imzalamaya,, hesaplardan dilediği zaman çekmeye, ahzu kabza, sulh ve ibraya, düzenlenecek tüm evrak ve belgeleri adına imzalamaya, ....kargo ve ....kolileri almaya ....” şeklinde dava dışı şahıslara geniş yetkiler verildiği de görülmüştür. Dolayısı ile vekaletname kapsamından dava dışı şahısların yukarıda açıklanan ticari mümessil olduğu kabul edilmelidir. Ticari mümessil ise kambiyo taahhüdünde bulunabileceğinden davanın reddi gerekmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince " vekaletnamede, davacının .... ve .... adlı kişileri çek, kıymetli evrak tanzim ve imzalamaya, ciro etmeye yetkili kıldığı " gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK 'nın 353/1-b-2 maddesine göre; davanın esası ile ilgili olarak "yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzeltilerek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilir hükmü mevcuttur. İlk derece mahkemesince ulaştığı sonuç olan hüküm her ne kadar doğru olsa da kararın gerekçesi hatalıdır. Bu nedenle, dairemizce yukarıda izah olunan gerekçe ve nedenlerle ve dairemiz kararında belirtilen gerekçelere dayanılarak ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi re'sen düzeltilerek yeniden esas hakkında 6100 Sayılı HMK 'nun 355 ve 353/1-b-2 maddesi gereğince karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak; İlk derece mahkemesi kararının gerekçenin düzeltilmesi amacıyla kaldırılması ve sadece gerekçenin değiştirilerek aynı hükmün verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/04/2021 tarih ve .... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Yasal koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine, 4-Alınması gerekli 59,30 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 321,43 TL harcın mahsubu ile arta kalan 262,13 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra istek halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına 6-Davacı vekilince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra istek halinde iadesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince ret edilen kısım üzerinden hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Bakanlık suçüstü ödeneğinden ödemesi yapılacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, b-İstinaf yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.