İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/26 E. 2025/82 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/26
- Karar No
- 2025/82
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/26 Esas - 2025/82
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2025/26 Esas KARAR NO : 2025/82
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLLERİ: : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/06/2023 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 K. YAZIM TARİHİ : 17/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... Bölgesinde yakın zamana kadar faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, şirketin muhasebe ve finans işlemlerinin 06/06/2017 tarihinde işe başlayan ... tarafından 2022 yılı sonlarına kadar yürütüldüğünü, davacı şirket yetkilisi...'un ise yapılan işlerin fiilen takip edilmesi amacıyla genellikle şantiyede bulunduğunu ve ofise fazla uğramadığını, davacı şirket yetkilisi ....'un bir takım sağlık sorunları nedeniyle uzun süre şirketin başında bulunamadığını, bu dönemi fırsat bilen muhasebeci....'ın, dava dışı bir sürü kimse ile ilişkiye girerek şirketi piyasaya ciddi şekilde borçlandırdığını, ...'ın bankadan aldığı çek defteri ile piyasaya sahte imza ile yüzlerce çek keşide ettiğini, bunlar nedeniyle şirket hakkında bir çok çek şikayeti yapıldığını, iki yüz kadar icra ceza dosyası açıldığını, iş bu davaya konu çekin .... Şubesinin ... seri numaralı 10/08/2022 keşide tarihli, 250.000,00 TL bedelli çek olduğunu, iş bu çek altındaki imzanın davacı şirket yetkilisi....'a ait olmadığını, müvekkili şirketin yetkilisi...'un bir anda bir sürü icra dosyası ile karşı karşıya kaldığını ve itiraz edememesi nedeniyle takiplerin kesinleştiğini, davalı tarafından müvekkili şirket yetkilisi... aleyhine İstanbul Anadolu 11. İcra Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile çek şikayetinden yargılama yapıldığını ve düşme kararı verildiğini, İcra Ceza dosyasına sunulan 13/02/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu çekteki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisi ... eli ürünü olmadığının kesinlik kazandığını, kaldı ki davacı şirket ile ne davalı şirketin, ne de lehdar şirketin her hangi bir ticari ilişkisi de olmadığını, bu nedenle davalılara herhangi bir borcu bulunmadığını beyan ederek, Ankara Batı İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında, .... Şubesinin ... seri numaralı 10/08/2022 keşide tarihli, 250.000,00 TL bedelli çek yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti tespitine, haksız ve kötüniyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin itirazlarını bildirdikten sonra esasa ilişkin olarak; ..AŞ. tarafından keşide edilen ... A.Ş. Şubesi'nin ... çek seri numaralı, 250.000,00.-TL tutarlı ve 10/08/2022 keşide tarihli çekin, ... Şirketi'ne verildiğini, işbu çekin ... Şirketi'nden, ... San. ve Tic. A.Ş.'ye, sonrasında ...'ye geçtiğini en son da müvekkili... Şirketi ciro edildiğini, anılan çekin süresinde bankaya ibraz edildiğini ancak karşılıksız çıktığını, Davacının bu şekilde birçok karşılıksız çek düzenlediğini, anılan çeklerin ciro silsilesiyle hem davalı müvekkiline hem de bir kısım dava dışı müvekkillere hamil sıfatıyla geldiğini, bu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle davalar açıldığını ve bu davaların bir kısmında çekler üzerindeki imzaların davacı şirket yetkilisi...'a ait olmadığına yönelik bilirkişi raporları düzenlendiğini, davacının da anılan bilirkişi raporlarını gerekçe göstererek ve tamamen borçtan kurtulmak amacıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, ayrıca dava dışı müvekkilleri adına taraflarınca açılan davalarda, davacı şirket temsilcisi ... "Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçundan dolayı 3 adet dosyadan ceza aldığını, davacının müvekkili şirket yetkilisinin sağlık sorunları nedeniyle şirketin başında bulunamadığı ve bu dönemde muhasebeci tarafından şirketin çek defterleri alınarak şirketin borçlandırıldığı ve bundan şirket yetkilisinin haberinin olmadığı yönündeki iddiaların gerçek dışı olup hiçbir hukuki dayanağı da bulunmadığını, müvekkilinin ve dava dışı müvekkillerinin alacaklı, davacının borçlu olduğu bir kısım icra dosyalarında, davacıya ait Balıkesir ilçesinde bulunan bir taşınmaza ihtiyati hacizler konulmak istendiğini ancak mülkiyeti davacıya ait olmasına rağmen taşınmaza tapu kayıtlarında ulaşılamadığını ve haciz işlemi gerçekleştirilemediğini, yaptıkları araştırma sonucunda anılan taşınmazın muvazaalı olarak müvekkilden ve diğer alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla 01/08/2022 tarihininde davacı tarafından dava dışı .... Limited Şirketi'ne devredildiğinin tespit edildiğini ve davacı taraf ile taşınmazı devralan şirket arasında organik bağ bulunduğunu, davacı tarafın sırf piyasaya olan borçlarını ödememek ve müvekkillerinden mal kaçırmak amacıyla her türlü muvazaalı ve hukuk dışı işleme başvurarak açıkça müvekkillerini dolandırdığını ve borçtan kurtulmaya çalıştığını, makamları hukuk dışı iddia ve beyanlarla yanıltmaya çalışarak müvekkilini telafisi güç ve imkansız zararlara sürüklediğini beyan ederek, davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası, İstanbul Anadolu 11. İcra Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı dava dosyası, Ankara CBS'nin.... sayılı soruşturma dosyası, ticaret sicil kayıtları, davacı şirket yetkilisi....'a ait imza örnekleri, kurumlardan celp edilen ıslak imzalı belge asılları, dava konusu çek, imza incelemesine esas olmak üzere İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinden alınan 21/05/2025 tarihli rapor ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına konu çek nedeniyle başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit talebine ilişkindir. Davalı (alacaklı) şirket tarafından, davacı (borçlu) şirket aleyhine 22/08/2022 tarihli ödeme emri ile Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası üzerinden 246.400,00 TL karşılıksız çıkan çek bedeli ve 24.640,00 TL çek tazminatı olmak üzere toplam 271.040,00 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Davacı taraf kendi adına keşide edilen dava konusu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekte, davalı ise davacının kötüniyetli olduğunu, çekin ticari vekili tarafından keşide edildiğini, çekte ciranta olduğunu ve kendisini bağlamayacağını savunmaktadır. Davacı şirket yetkilisi ....'a ait imza örnekleri talimat yoluyla alınarak, dosyaya eklenmiş, davacı vekili tarafından bildirilen kurum ve kuruluşlardan, davacı şirket yetkilisi ...'un ıslak imzalarının bulunduğu belge asılları celp edilmiştir. İlgili icra müdürlüğünden dava konusu çek aslı celp edilmiştir. Çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının tespiti bakımından dosya İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiş, düzenlenen 21/05/2025 tarihli raporda; çekte atılı keşideci imzası ile ....un mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğit, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla...'un eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği ve davalının da kabulünde olduğu üzere, dava konusu çekin davacının çalışanı .... tarafından keşide edildiği sabittir. Nitekim alınan ATK raporunda da davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, davacı şirket yetkilisi tarafından dava dışı... lehine çıkarılan ve dosya arasında bulunan...Noterliğinin 17/07/2020 tarih ve .... yevmiye sayılı vekaletname incelendiğinde; davacının vekaletname ile yetkilendirdiği ve firmanın bir çok işini takip ettirdiği ...'a geniş kapsamlı temsil yetkisi verdiği görülmektedir. Ticari mümessillikte ve ticari vekillikte temsil yetkisi işletme sahibinin tek taraflı bir hukuki işlemine dayalıdır. Temsil yetkisi verme herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Dolayısıyla dışa karşı iş ve işlemler gerçekleştiren şirket nam ve hesabına hareket eden...'ın davacının temsilcisi olduğu sonucuna varılmıştır. Yargıtay HGK'nın 20/12/2017 tarih 2017/12-1149 Esas 2017/2029 Karar sayılı ilamında " .... Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449. maddesinin birinci fıkrasında ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekâle imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547. maddesinin birinci fıkrasında ise ticari mümessil; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Ticari mümessillik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir. Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu hâliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK m.450; TBK m.548). Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. m. 449/2; TBK. m. 542/2). Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK m. 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır. Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 539/II. (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür. İşletme sahibinin ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir. Ticari mümessillik gibi ticari vekâlet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekâlet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir. Borçlar Kanunu madde 453/ I ve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir. Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” hükmünü içermektedir. Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekâlet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir. Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir. Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez (BK. m. 453/2; TBK m. 551/2). Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK m. 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez..." hususunun belirtildiği, Dosya içinde bulunan vekaletnamedeki dava dışı ...'a verilen yetkilerin kapsamından (her ne kadar çek keşide yetkisi verilmemiş olsa da) dava dışı....'ın davacının mümessili olduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 10/04/2017 tarih 2016/974 Esas 2017/1983 Karar sayılı ilamı), TBK'nın 549.maddesi gereğince temsil yetkisine ilişkin diğer sınırlamaların tescil edilmiş olsa bile iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği anlaşılmıştır. Açıklandığı şekilde her ne kadar yetkisiz imzanın çekin cirantalarına karşı da ileri sürülebileceği düşünülse de; yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere davacı şirketin temsilcisi olarak hareket eden ...'ın faaliyetleri, yetkilerinin genişliği ve dosya kapsamına alınan bilgiler nazara alındığından çeke esas borçtan davacının sorumlu tutulması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Aksinin kabulü başka bir anlatımla davacının bir ödeme aracı olan çek nedeniyle borçlu olduğunu bilmesi, temsilcisi vasıtasıyla şirket işlerini yürütmesi ve yine bu vasıta ile piyasaya çek keşide etmesi çeke bağlanan borçtan davacının sorumlu tutulmaması bir hakkın açıkça kötüye kullanılması sonucunu doğuracaktır. Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK m.2), zira; taşınmaz alım satımı, araç alım satımı, banka işlemleri, imza işlemleri, kambiyo taahhüdü, ciro etme yetkisi gibi geniş yetki ve temsil yetkisine itirazı bulunmayan davacının temeldeki borç ilişkisini bertaraf etmek maksatlı olduğu değerlendirilen imza inkar iddiası samimi görülmemiş ve bu nedenle ATK'dan her ne kadar imzanın davacının eli imzası olmadığına yönelik rapor gelmişse de açıklanan gerekçeler ve Yargıtay kararı doğrultusunda bu hususun ileri sürülemeyeceği gözetilerek menfi tespit istemli davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 4.628,69 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.013,29 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 43.366,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.09/10/2025
Katip ..... e-imza Hakim .... e-imza