Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/407 E. 2026/686 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/407
Karar No
2026/686
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/407 Esas

KARAR NO: 2026/686

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/12/2023

NUMARASI: 2022/563 E. - 2023/1005 K.

DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde, .... Noterliği'nin... yevmiye numaralı, 09.04.2018 imza tarihli, 10.04.2018 tescil tarihli ve ... tescil numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını ve işbu sözleşme gereğince sözleşmeye ekli proforma faturalarda dökümü bulunan taşınmazların mülkiyeti müvekkili şirkete ait olmak üzere kiracı/davalı şirkete kiralandığını, bu sözleşmenin teminatını teşkil etmek üzere mülkiyeti kiracı/davalı şirkete ait olan 3 adet taşınmazın müvekkili lehine ipotek verildiğini ve sözleşmenin diğer davalılar tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, ancak borçlu tarafından sözleşmede belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ve bu sebeple borçluya 24.09.2020 tarihinde .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamede, ödenmeyen taksitlerin temerrüt faizi ve ferileriyle birlikte 60 gün içinde ödenmesi gerektiği, bu süre zarfında borcun ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceği, sözleşmede yazılı olan ekipmanların 60 günlük yasal sürenin sonundan itibaren 3 gün zarfında müvekkili şirkete teslim edilmesi gerektiği, aksi takdirde alacağın tahsili için yasal yollara müracaat edileceği, teminatların nakde çevrileceği, emniyeti suistimal suçu nedeniyle cezai kovuşturma talep edileceği ve diğer hukuki ve cezai yollara müracaat edileceğinin ihtar edildiğini, söz konusu ihtarnamenin, asıl borçluya davalıların sözleşme adreslerine gönderildiğini ve 28.09.2020 tarihinde davalı ile aynı adreste çalışan ...'e, davalı kefil ...'a yapılan tebligatın 29.09.2020 tarihinde bizzat kendisine, davalı kefil ...'a yapılan tebligatın 28.09.2020 tarihinde ablası ...'e tebliğ edildiğini, davalı kefil ... ve ...'a yapılan tebligatların ise iade olduğunu, ihtarnameye konu gecikmiş borcun müvekkili şirkete ödenmediği gibi, söz konusu taşınmazların da müvekkili şirkete iade edilmediği nedenle finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, akabinde ipotekli taşınmazların satıldığını, ancak taşınmazların satışından yapılan tahsilatla borcun kapanmadığını, bunun üzerine taraflarınca davalı kiracı ve müteselsil kefiller aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini, ancak davalı borçlu ve müteselsil kefillerin bu takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiklerini, bunun üzerine taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu ve sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalıların yetki itirazının reddinin gerektiğini ve müvekkili şirkete bu miktarda borçları bulunmadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmamakta olduğunu, tüm bu nedenlerle davalıların .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptali ile takibin devamını ve davalılar aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri hakkında açılan bu davanın ve haklarında yapılan icra takibinin tamamen haksız ve kötüniyetli olarak ikame edildiğini, taraflara arasında akdedilen 10/04/2018 tarihli sat ve kirala şeklindeki finansal kiralama sözleşmesi ile davalıya ait taşınmazların davacıya satılarak geri kiralandığını, sözleşmenin akdedilmesinin akabinde taşınmazların tapu kaydına finansal kiralama şerhinin konulduğunu ve ayrıca davacıya 3 adet taşınmazın ipotek olarak verildiğini, davacı şirketin 24/09/2020 tarihli ihtarnamesi ile ödenmeyen taksitlerin ödenmesini, muacceliyet nedeniyle de davalıların tüm borçlarının 60 gün içinde kapatılmasını ihtar ettiğini, bu ihtarname ile davacı tarafından verilen ödeme süresi içerisinde davacı ile görüşüldüğünü, görüşmelerin neticesinde davacının, borcu kapatmak için taşınmazlar üzerindeki geri kiralama şerhinin kaldırılmasını davalıdan istediğini, çünkü geri kiralama şerhi kaldırılmadan davacının taşınmazları satmasının mümkün olmadığını, geri kiralama sözleşmesine konu olan taşınmazlardaki şerhin kaldırılması ile taşınmazların üçüncü kişiye satılması ve alacağın bu yolla tahsil edilebileceği hususunda tarafların anlaştığını ve bu anlaşma kapsamında da müvekkilinin 28/10/2020 tarihinde; yani 60 günlük ödeme süresi içinde şerhi kaldırdığını, dairelerin satış bedelini belirlemenin tamamen davacının inisiyatifinde olduğunu, yine borcun ödenmesi kapsamında davacının ipotek olarak aldığı taşınmazları da sattığını, iki tane ipotekli taşınmaz satıldıktan sonra davacının, ...İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile takibe geçtiğini ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı talimat dosyası ile ipotekli taşınmazı sattığını, en son bu satış ile borcun tamamen kapandığının davacı tarafından söylendiğini, taşınmaz satışları ile defterleri incelendiğinde davacıya borçlarının kalmadığının görüleceğini, davalıların, geri kiralama sözleşmesine konu taşınmazların satılması ile ilgili ve ipotekli taşınmazların satılması ile borcun tamamen kapatıldığını bilmekte olduklarını, davada ve icra takibinde zamanaşımınında söz konusu olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini ve davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; ... Davalılar vekili tarafından her ne kadar icra müdürlüğünün ve mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de, finansal kiralama sözleşmesinin 61. maddesi ile İstanbul mahkeme ve icra müdürlüklerinin, uyuşmazlıkların çözümü hususunda yetkili oldukları kararlaştırıldığından, davalılar vekilinin icra müdürlüğünün ve mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itiraza itibar edilmemiştir. Yine davalılar vekili tarafından zamanaşımı def'i öne sürülmüş ise de, finansal kiralama sözleşmesinin 10/04/2018 tarihli olması, 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi dikkate alınarak, davalı tarafın zamanaşımı def'ine de itibar edilmemiştir. Davalı kefillerin, finansal kiralama ve finansal kiralama tadil sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olması, borç miktarının kefalet limiti olan 15.711.581,00-TL'nin altında kalması ve kefaletin türü dikkate alındığında, alacaklı tarafından müteselsil kefillerden de borcun ödenmesinin talep edilebilmesinin mümkün bulunması, sözleşmelerin şekli bakımdan usulüne uygun olup, herhangi bir eksiklik içermemesi dikkate alındığında, davalı kefillerin de ödenmeyen borçtan kefalet limitleri oranında sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı borçlular tarafından borçları bulunmadığı gerekçesiyle icra takibine itiraz edilmişse de, mahkememiz dosyası kapsamında finansal kiralama uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ile davalıların, davacı finansal kiralama şirketine borçlu bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı borçlular tarafından söz konusu borcun ödendiği veya başka bir nedenle sona erdiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu hususlar dikkate alınarak, temin edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı finansal kiralama şirketi tarafından, davalı asıl borçlu şirketle arasındaki arasındaki finansal kiralama sözleşmelerine dayalı alacak isteminde bulunulmuş, aynı zamanda borcun ödenmesi için davalılara noter aracılığıyla ihtarname de gönderilmiştir. Bu durumda davalı/borçlular alacağın miktarını bilmektedirler, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermeleri gerektiğini bilmektedirler. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulü gerekçeleriyle;

1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davalı borçluların .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın; 906.155,18-TL asıl alacak, 1.715.310,43-TL işlemiş faiz, 3.820,53-TL masraf, 187.471,18-TL masraf temerrüt alacağı, 892,76-TL sigorta temerrüt alacağı olmak üzere toplam 2.813.650,08-TL alacak talebi bakımından İPTALİNE, takibin, 906.155,18-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 50 oranında(bu oranın artması halinde artan oranlarda) temerrüt faizi uygulanmak suretiyle kaldığı yerden DEVAMINA, fazlaya ilişkin alacak talebinin REDDİNE,

2-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 562.730,01-TL icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin yetki ve zamanaşımı gibi çok önemli itirazlarını hiçbir mantıklı sebep sunmadan reddettiğini, kefil olan Şener ve Mehmet Ziya beylere usulüne uygun bir ihtarname bile gönderilmediğini, mahkemenin kendi sundukları delillere hiç bakmayıp sadece bilirkişi raporuna göre borçlu olduklarına karar verdiğini, bankaya olan borçlarını taşınmazlar üzerindeki şerhleri kaldırıp evlerin satılmasına izin vererek aslında aynen ödediklerini, bankanın bu taşınmazları kendi istediği düşük fiyattan satıp sonra da borç bitmedi demesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemenin tapu kayıtlarını getirtmediği ve keşif yapmadığı için evlerin gerçek değerinin ortaya çıkmadığını, ipotekli yerlerin satışı ile borcun tamamen kapandığının kendilerine bizzat söylendiğini, ortada kesin ve net bir borç rakamı olmadığı halde ve banka kendisi kusurlu davranıp malları ucuza satmışken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu, bankanın aradan bir sene geçtikten sonra kötü niyetli şekilde takip başlattığını, müvekkillerinin aynı borcu ikinci kez ödemek zorunda bırakılarak büyük mağduriyet yaşadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin verdiği kararın reddedilen kısımlar yönünden tamamen usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin talep edilen faiz miktarını yanlış hesapladığını, toplamda 2.024.066,31 TL faiz istediklerini ve mahkemece reddedilen 308.755,88 TL tutarındaki KDV miktarının zaten bu ana faiz rakamının içinde yer aldığını, mahkemenin ise sanki bu bedel hiç talep edilmemiş gibi davranarak hata yaptığını, 1.715.310,43 TL ile bu reddedilen rakam toplandığında tam olarak tutara ulaşıldığının açıkça görüldüğünü, bu hesap hatası yüzünden incelemenin baştan aşağı yanlış yapıldığını belirterek, mahkemenin hatalı kararının kaldırılarak istinaf başvurularının kabul edilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 14.12.2023 tarihinde verdiği kararda karşı tarafın bütün iddialarına zaten tek tek ve mantıklı gerekçelerle cevap verildiğini, yapılan tüm işlemlerin kanuna ve usule tam uygun olduğunun mahkemece açıkça yazıldığını, karşı tarafın ortaya attığı şeylerin sadece davayı uzatmak için uydurulmuş asılsız iddialar olduğunu, dairelerin fiyatlarını kendilerinin belirlediği gibi bir durumun asla söz konusu olamayacağını, zaten dosyanın bir itirazın iptali davası olması sebebiyle gerekli tüm incelemelerin bilirkişiler tarafından eksiksiz yapıldığını, icra inkar tazminatı almak için gereken bütün şartların oluştuğunu ve borcun ikinci kez ödenmesi gibi bir durumun kesinlikle bulunmadığını belirterek karşı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davacı finansal kiralama şirketi ile davalılardan ... Limited Şirketi arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesi ve finansal kiralama tadil sözleşmelerine dayalı kira bedellerinin, asıl borçlu şirket ve sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan diğer davalılar tarafından ödenmediği ve ipteklerin alacağı karşılamadığından bahisle, davacı tarafça başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.

İstanbul Gayrimenkul İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında; alacaklı/davacı ...Anonim Şirketi tarafından 30/07/2021 tarihinde borçlu/davalı ... Limited Şirketi aleyhine 24/07/2017 tarihli ve ... tescil numaralı finansal kiralama sözleşmesi, 06/04/2017 tarihli ve ...tescil numaralı finansal kiralama sözleşmesi, .... Noterliği'nin 16/03/2020 tarihli ve ... yevmiye ve... yevmiye numaralı ihtarnameleri ve ayrıca ... Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 25/04/2017 tarihli ve ...yevmiye numaralı ipotek belgesine dayalı 2.965.300,67-TL kira alacağı, 1.877.935,59-TL kira temerrüt alacağı, 296.681,31-TL masraf alacağı, 145.577,47-TL masraf temerrüt alacağı ve 3.109.177,46-TL fesihle muaccel hale gelen kira alacağı olmak üzere toplam 8.394.672,50-TL alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, dosya kapsamında Bursa ili, ... ilçesi, ... Mh., .. ada, . parsel, .. blok, .. bodrum kat ... numaralı bağımsız bölüme ilişkin olarak .... İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla taşınmaza ilişkin bilirkişi raporu temin ettirildiği ve gayrimenkulün 1.300.100,00-TL bedelle satışının gerçekleştirildiği ve giderler düşüldüğünde satış bedelinden 1.261.096,00-TL kaldığı, bu bakiyenin dosya kapsamındaki 13.652.935,28-TL yekün alacaktan mahsup edilmesi neticesinde 08/03/2022 hesap tarihi itibariyle 12.391.839,28-TL bakiye borç miktarının kaldığı tespit edilmiştir.

.... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında; alacaklı/davacı ...Anonim Şirketi tarafından 25/05/2022 tarihinde borçlu/davalılar ... Limited Şirketi, ..., ..., ... ve ... aleyhine kredi ve teminat sözleşmesi, ihtarname ve hesap özetine dayalı 906.155,18-TL kira alacağı, 2.024.066,31-TL kira temerrütü, 3.820,53-TL masraf, 187.471,18-TL masraf temerrütü ve 892.,76-TL sigorta temerrütü olmak üzere toplam 3.122.405,96-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Finansal kiralama uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03/11/2023 havale tarihli ek raporda özetle;" taraflar arasında .... Noterliği'nin... yevmiye numaralı, 09.04.2018 imza tarihli, 10.04.2018 tescil tarihli ve ... tescil numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi ile, .... Noterliği'nin 21/05/2019 tarihli ve ...yevmiye numaralı finansal kiralama 1 nolu tadil sözleşmesi, .... Noterliği'nin 08/10/2019 tarihli ve ...yevmiye numaralı finansal kiralama ..nolu tadil sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeler çerçevesinde davacının davalıya finansal kiraladığı iş makinelerini teslim etmekle taraflar arasında borç ilişkisinin doğmuş olduğu, finansal kiralama taksitlerinin ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalıya .... Noterliği'nin 24/09/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek borcun ödenmesi için 60 günlük süre verildiği ve aksi halde ikinci bir ihtara gerek kalmaksızın sözleşmenin feshedilmiş olacağı, ihtarname ile verilen süre içerisinde talep edilen borcun ödenmemesi ile temerrüt tarihi 27/11/2020 itibariyle finansal kiralama sözleşmesinin feshedilmiş olduğu, bu nedenle finansal kiralamaya konu malların iade koşullarının oluştuğu ve temerrüt tarihi itibariyle finansal kiralamaya konu malların davacıya iadesinin gerektiği, davacının davalıdan 906.155,18-TL kira alacağı, 1.715.310,43-TL kira temerrüt faizi, 0,00-TL kira temerrüt KDV'si, 3.820,53-TL masraf, 187.471,18-TL masraf temerrüt ve 892,76-TL sigorta temerrütü olmak üzere toplam 2.813.650,08-TL alacaklı olduğu, davacının finansal kiralama sözleşmesi borcundan kaynaklanan toplam 906.155,18-TL olan asıl alacağına takip tarihinden itibaren davacının %50 oranında temerrüt faizi talep edebileceği, davalının ipotekli malların yüksek bedelle satmadığı, bu nedenle borcun kapanmadığı ile ilgili itirazları uzmanlık alanında olmadığından değerlendirilmediğini ve mahkememizin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.

Davalılar istinafında davalılardan ... ve ...’a temerrüt ihtarının tebliğ edilmediğini ileri sürdüğü, 6361 sayılı F.K.K 33/4 maddesi gereğince kiralayan tarafından kiracıya gönderilen fesih ihtarnameleri hakkında 2004 sayılı kanunun 68/b maddesi hükümleri uygulanır. Yasanın bu hükmü ile kiracının noter aracılığıyla adresinin değiştiğini bildirmemesi ve yeni adres belirtmemesi halinde kiracının sözleşme adresine ihtarnamenin ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılacağı, kiracı ve kefiller tarafından davacı şirkete bildirilen bir adres değişikliği olmadığı bu nedenle, davalı kefil ...'a 29.09.2020 ve ...'a 28.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı anlaşılmıştır.

Davalılar vekili istinafında, .... Noterliği'nin 24.09.2020 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi üzerine tarafların görüştüğünü, davacı kurumun, borcu kapatmak için taşınmazlar üzerindeki geri kiralama şerhinin kaldırmasını davalılardan istediğini ve davalılar tarafından kabul edilerek taşınmazlar üzerindeki şerhlerin ihtarnamede belirtilen 60 günlük süre içinde 28/10/2020 tarihinde kaldırıldığını ve davacının taşınmazı kendi belirlediği bedel üzerinden düşük bedelle sattığını, mahkemece tapu kayıtlarının getirtilmediğini,mahkemece taşınmazlarda keşif yapılsa idi, borcun tamamen kapandığının ispat edileceğini ileri sürmektedirler.

Somut olayda davacı tarafından, ihtarnameye konu gecikmiş borcun müvekkili şirkete ödenmediğini, söz konusu taşınmazların da müvekkili şirkete iade edilmediğini bu nedenle finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, akabinde ipotekli taşınmazların satıldığını, ancak taşınmazların satışından yapılan tahsilatla borcun kapanmadığını, bunun üzerine taraflarınca davalı kiracı ve müteselsil kefiller aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini, davalıların icra dosyasına yaptıkları itirazın haksız olduğunu ileri sürmüştür.

Davacı vekilinin de dava dilekçesinde, davalılar tarafından bu sözleşmenin teminatını teşkil etmek üzere, 3 adet taşınmazın müvekkili lehine ipoteği verildiğini kabul ettiği ancak dosya kapsamında sadece ...Esas sayılı icra dosyasına konu ipotekli taşınmazın satış bedeline ilişkin kayıtların bulunduğu, diğer taşınmaz satışlarına ilişkin kayıtların bulunmadığı, taşınmazların tapu kayıt bilgilerinin de taraflarca bildirilmediği, davalı tarafça ihtarnamenin 24/09/2020 tarihli olup, taşınmazlardaki şerhin 28/10/2020 tarihinde kaldırıldığı, 20/04/2021 tarihinde satıldığının beyan edildiği, bu durumda taşınmaz satışı yapıldığı her iki tarafın kabulünde olmakla, satılan taşınmazların tapu kayıtlarının celbi ile satış bedellerinin belirlenerek davalı itirazı ile davacı kayıtları bu yönüyle incelenerek, satış bedellerinin kayıtlarda yer alıp yer almadığının incelenmesi, mahkemece gerekli görülürse diğer iki taşınmaz satış bedeline yönelik itirazın değerlendirilmesi ve dava tarihi itibarıyla davalıların borç miktarının hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Mahkemenin kabulüne göre de; davacı vekilinin istinaf başvurusunda, talep ettikleri faiz miktarının 2.024.066,31 TL'nın içinde faizin KDV'sinin 308.755,88 TL olarak bulunduğunu, bilirkişinin talep edilmesi gereken faizi 1.715.310,43 TL olarak hesapladığını, bu miktara KDV eklendiğinde 2.024.066,31 TL bulunacağını ileri sürdüğü, yargılama sırasında mahkemece alınan kök rapora bu yönde itiraz ettiği, ek raporda masraf temerrüt faiz hesabı değişmişse de, davacı itirazının incelenmediği anlaşılmakla, mahkemece davacı itirazının karşılanmadan karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.

Tüm bu nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Taraf vekillerinin istinaf istemlerinin KABULÜ ile;

2- İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../12/2023 tarih, 2022/.... E. 2023/.... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendilerine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/407, K. 2026/686, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-407-e-2026-686-k-b699eb92d94d