Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2338 E. 2026/1721 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2338
Karar No
2026/1721
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2338 - 2026/1721 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2338 KARAR NO : 2026/1721

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

Başkan : Üye : Üye : Katip :

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 29.03.2024 NUMARASI : 2017/... Esas, 2024/... Karar

DAVACI : ... (T.C. .. VEKİLİ : Av. . DAVALI : 1- ... .. VEKİLİ : Av. .. DAVALI : 2- ... Hesabı VEKİLİ : Av. .. DAVALI : 3- ... .. DAVA : Maddi ve manevi tazminat KARAR TARİHİ : 02.06.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02.06.2026

Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2024 tarih ve 2017/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/02/2016 günü meydana gelen trafik kazasında, ... plakalı otobüs sürücüsü ...'in seyir halindeyken ışığın kırmızı yanması sebebi ile durduğu sırada dolmuştan inmek isteyen yolcuları indirmek için kontrolsüz şekilde kapıyı açınca ve de davacının indiği sırada, ... plakalı motosiklet sürücüsü diğer davalı ...'ın davacıya çarparak 3. dereceden etkileyecek ve vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde davacının yaralanmasına neden olduğunu, söz konusu olay nedeniyle davalıların Mersin 6. Ceza Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyası ile yargılanıp cezalandırıldıklarını, Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/... Esas sayılı dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Raporu'na göre, olayın oluşumunda otobüs sürücüsü ... ve motosiklet sürücüsü ...'ın asli kusurlu oldukları sonucuna varıldığını, müvekkilinin beden gücü kayıp oranının ATK raporunda %8 olarak belirlendiğini, davalılardan ...'a ait ve ...'ın kullandığı ... plâkalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli bir trafik poliçesi bulunmaması sebebi ile davalı ... Hesabına başvuru yapılarak maddi tazminat istediklerini, her ne kadar davalı ... Hesabı, davacıya 7.729,00 TL ödemiş ise de, davacının beden gücü kayıp oranına, aktif ve pasif dönem zarar sürelerine ve davalıların kusur durumuna göre ödenen miktarın yetersiz olduğunu, ayrıca davacı kusursuz olduğu halde %50 kusurlu gibi eksik ödeme yapıldığını beyanla dava değeri arttırımı yapılana kadar şimdilik 1.000,00 TL'nin; davalı ... Hesabı Şirketi yönünden; yetersiz ödemeye ilişkin ibranamenin iptali ile bakiye maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle, diğer davalılar yönünden; belirlenecek maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek faiziyle, ortaklaşa ve zincirleme sorumlulukla tahsili ile davacıya verilmesine, trafik kazasındaki bedensel zarar nedeniyle, 15.000,00 TL manevi tazminatın ve olay tarihinden işletilecek yasal faizi ile araç sahipleri ve sürücülerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 03.01.2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat yönünden 69.054,02 TL'ye ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma dava öncesinde gerekli belgelerle başvuru yapılmadığını, müracaat şartı yerine getirilmediğinden müvekkilinin yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumlu tutulamayacağını, HMK uyarınca dava dilekçesi ekinde davaya ilişkin belgelerin davalılara tebliğ edilmesi gerektiğini, davalı ... Hesabına herhangi bir delil tebliğ edilmediğini, bu eksikliğin giderilmesini ve giderilmezse dava şartı yoksunluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarınca davacıya yapılan ödeme ile davalı ... Hesabının borçtan ve yükümlülükten kurtulduğunu, davacı tarafından imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu, davacının dava konusu kazadan kaynaklanan zararlarının, kamu kurumu niteliğinde olan davalı ... Hesabı tarafından işin uzmanı olan sorumlu aktüer bilirkişilere usul ve yasalara uygun olarak tespit ettirildiğini, 10.08.2017 tarihinde davacıya yapılan 7.729,00 TL tazminat ödemesi kapsamında davacı tarafından imzalanan ibraname ile kurumun sorumluluğunun ortadan kalktığını, müvekkili kurumun sorumluluğunun kanuna dayandığını, davanın temelinin de haksız fiil olduğunu, bu nedenle, her koşulda, alacağa yasal faiz işletilmesinin hukuka uygun olacağını savunarak; davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya tahmil edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının açtığı maddi tazminat davasının kabulüne, 69.054,02-TL tazminatın davalı ... ve ... için olay tarihi olan 11.02.2016 tarihinden, diğer davalı ... Hesabı için 10.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Hesabı ve ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, 12.000,00 TL Manevi Tazminatın olay tarihi olan 11.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... Hesabı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hasar aşamasında yapılan ödemenin yeterliliğinin ödeme tarihindeki verilere göre ölçülmemiş olduğunu, dosyadan aldırılan aktüer raporunun hatalı olduğunu davacının dava konusu kazadan kaynaklanan zararları, kamu kurumu niteliğinde olan müvekkili kurumca işin uzmanı olan sorumlu aktüer bilirkişilere usul ve yasalara uygun olarak tespit ettirildiğini ve davacıya yapılan 10.08.2017 tarihinde 7.729,00 TL tazminatın ödenmiş olduğunu, bakiye tazminata ilişkin müvekkili kuruma tekrar hasar başvurusu yapılması gerektiği halde yapılmadığını, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumlulukları bulunmadığını ayrıca davacının pasif döneminde olduğu için de geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, karara esas ATK raporunun elverişsiz olduğunu, sigortasız aracın ZMMS yaptırma zorunluluğu olup olmadığının araştırılmadığını, müvekkil kurumun ... plakalı aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, KTT'de bu araç sürücüsüne kusur atfedilmediğinin görülmekte olup müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla KTT ile mahkemece alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesinden sonra hüküm kurulmasının gerektiğini, hükmün harçlara ilişkin kısmında da hata bulunduğunu, harçlara ilişkin kısmın hazineye ödenmesi yerine davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ..., 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davalı ... Hesabı vekili istinaf etmiştir. Davalı ... Hesabı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacıların dava dilekçesinin dilekçesi ekinde 02.05.2017 gününde kaza tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik Numarası ve Kimlik fotokopisi, kaza yapan araca ait ekspertiz raporu, araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde, nüfus kayıt örnekleri muayene tutunakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı ... Hesabı tarafından 7.729,00 TL bir yetersiz ödeme yapıldığı da görülmüştür. Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir. Davalı ... Hesabının hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesinde hükme esas alınan 23.06.2023 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 11.02.2016 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %6 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı ... Hesabının oluşan zarardan sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Somut olayda, 11.02.2016 günü saat 14:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki seyretmekte iken otobüsten inen yolcu ...'e sağ arkadan gelen otobüsün sağından geçmekte olan sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpması neticesi dava konusu kaza meydana gelmiştir. Dosya kapsamından, ... plaka sayılı motosikletin ZMMS poliçesi bulunmadığı ve yine plaka takılı bir araç olduğundan 50 CC üzerinde olduğu bu bakımdan ZMMS poliçesi düzenlemesinin zorunlu olduğu anlaşılmıştır. Bu bakımda sigortacılık Kanunun 14. md.si gereği oluşan zarardan davalının sorumlu anlaşılmıştır. Davalı ... Hesabının hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Somut olayda, 11.02.2016 günü saat 14:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ..." plaka sayılı otobüs ile ...caddesini takiben Güney istikametinden Kuzey istikametine doğru seyretmekte iken olay yeri ... Konutları önüne gelip yolcu indirdiği sırada, otobüsten inen yolcu ...'e sağ arkadan gelen otobüsün sağından geçmekte olan sürücü ... yönetimindeki "... plaka sayılı motosikletin çarpması neticesi dava konusu kaza meydana gelmiştir. Mevcut verilere göre davalı sürücü ... yönetimindeki otobüs ile yolun sağına mümkün olduğunca yaklaşıp güvenli şekilde aracında bulunan davacı yolcuyu indireceği yerde, sağ şerit içerisinde durup "sağ arkadan yaklaşan davalı sürücü ... yönetimindeki motosiklete rağmen" aracında bulunan yolcuyu sağ taraftan indirmiş bu tavrı ile kaplamaya inen yolcuya arkadan gelen motosikletin çarpmasına sebebiyet verdiği kazada dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareket etmiş olmakla %25 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalline geldiğinde, önünde aynı yönde seyreden ve yolcu indirmek adına yol içerisinde duraklayan otobüsün sağından geçmek istediği sırada, otobüsten inen yolcu davacı ...'e tedbirsizce çarpması ile neden olduğu kazada %75 oranında kusurlu olduğu, davacı yolcu ... yolcu olarak bulunduğu ve yolda duraklayan davalı sürücü ... yönetimindeki araçtan, kurallara uygun şekilde indiği sırada, sağ arkadan gelen davalı sürücü yönetimindeki motosikletin sadmesine maruz kalması ile neden olduğu kazanın meydana gelmesinde etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından atfı kabil kusuru bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı ... Hesabının yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığına, hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/... Esas, 2021/... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/...Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ ... esas ve 2021 / ...karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/... karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 01.01.2024 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “… TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir. Öte yandan, davalı ... Hesabı tarafından 10.08.2017 tarihinde 7.729,00 TL ödeme yapıldığı, hükme esas alınan 01.01.2024 tarihi hesap bilirkişi raporunda iş bu ödeme tarihinde asgari ücret verileri kullanılmak sureti ile davacının toplam zararının 13.266,63 TL olduğu, bu bakımdan ödemenen zararın ancak %50'sini karşıladığı, neticeden yapılan ödeme ve alınan ibranamenin ödeme yetersizliği nedeniyle KTK 111/1 md.si gereği geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Bu bakımdan davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı ... Hesabı vekilinin geçici işgöremezlik talebine yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği, zararın teminat kapmasında olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/... esas ve 2020/... karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... Hesabı vekilinin harca ilişkin yargılama giderine yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde; İlk derece mahkemesince maddi tazminat hükmünün hükmün harçlara ilişkin kısmında da Maliye Hazinesine ödenmesi gereken kısmı, davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulduğunu bu nedenle kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2024 tarih ve 2017/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 2-Davacının açtığı maddi tazminat davasının KABULÜ ile; 69.054,02-TL tazminatın davalı ... ve ... için olay tarihi olan 11.02.2016 tarihinden, diğer davalı ... Hesabı için 10.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Hesabı ve ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacının açtığı manevi tazminat davasının kısmen KABUL kısmen REDD ile; 12.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Harç yönünden: 4-a-)Maddi tazminat davası yönünden; Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 4.702,57 TL ilam ve karar harcından peşin yatırılan 1.225,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.476,57 TL harcın davalılar ... Hesabı ve ... ve ...'dan müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 29.03.2024 günlü karar ile davalı taraftan tahsiline karar verilen harcın tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise tahsil edilecek harç miktarının dairemizce kurulan hükümde değişmediği anlaşıldığından harç hususunda işlem yapılmasına yer olmadığına, 5-a-)Manevi tazminat davası yönünden; Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 819,72 TL ilam ve karar harcının davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 29.03.2024 günlü karar ile davalı taraftan tahsiline karar verilen harcın tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise tahsil edilecek harç miktarının dairemizce kurulan hükümde değişmediği anlaşıldığından harç hususunda işlem yapılmasına yer olmadığına, Yargılama giderleri yönünden: 6-Davacı tarafından yatırılan, 31,40 TL peşin harç, 31,40 TL başvurma harcı ve 1.163,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.225,80 TL harcın davalılar ... Hesabı ve ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Maddi tazminat davası yönünden; davacı tarafından yatırılan 6.708,40 TL yargılama giderinden oranlanarak maddi tazminat davası yönünden yapıldığı tespit edilen, 5.500,88 TL yargılama giderinin davalılar ... Hesabı ve ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Manevi tazminat davası yönünden; davacı tarafından yatırılan ve oranlanarak manevi tazminat davası yönünden yapıldığı tespit edilen 1.207,52 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ve takdir edilen 966,02 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

10-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, Vekalet ücreti yönünden: 11-Maddi tazminat davası yönünden; -Kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre kademeli olarak hesaplanan ve takdir edilen 10.888,64 TL vekalet ücreti maktu vekalet ücretinden az olamayacağından 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... Hesabı ve ... ve ...'dan müteselsilen alınarak kendisini bir vekil ile temsil ettiren davacı tarafa verilmesine, 12-Manevi tazminat davası yönünden; -Kabul edilen dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 12.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak kendisini bir vekil ile temsil ettiren davacı tarafa verilmesine, -Reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. Maddesi uyarınca 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini bir vekil ile temsil ettiren davalı ...' a verilmesine,

İstinaf giderleri açısından; 13-Davalı ... Hesabı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 14-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 15-Davalı ... Hesabı tarafından yapılan 458,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 16-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi ve Anayasa Mahkemesinin 2026/... esas ve 2026/... karar sayılı ilamı gereği; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 02.06.2026

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ..., 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. Dairemizce ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 01.01.2024 havale tarihli hesap bilirkişi raporunun yerinde olduğu görüşüne katılmıyorum. Gerçek anlamda ödemeden (zararın tam olarak giderilmesinden) söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında fark bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında fark bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında fark bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında fark bulunup bulunmadığını denetlemek, fark bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir. Başka bir anlatımla, davacıya banka aracılığıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak, davacının yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı tarafınca ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/... esas ve 2015/... karar, 21. Hukuk Dairesi 2019/... esas ve 2020/... karar, 21. Hukuk Dairesi 2014/... karar) Somut olayda, İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 01.01.2024 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Yine aynı raporda davalı tarafından 2017 tarihinde 7.729,00 TL ödemede bulunduğu görülmüştür. Ancak söz konusu ödemenin 2017 yılı itibariyle davacının tüm zararının yaklaşık olarak %.50 oranında karşıladığı görülmüştür. Bu durumda davacının tüm zararının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda yapılması gereken hükme esas alınan 01.01.2024 havale tarihli hesap bilirkişi raporda olduğu gibi hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek, davacının belirlenen 13.266,63 TL toplam zararından %.50 oranında indirim yapılarak daha sonra kalan miktar, bakiye poliçe limiti üzerinden garame hesabı yapılarak davacının talebi gözetilip maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. Yine belirtmek gerek ki, tazminat hesaplanırken TRH 2010 mortalite tablosu kullanılması yerindedir. Ancak bu tablodaki verilerin kullanıma tarihleri zararın kapsamını belirlenmesi açısandan önem arz etmektedir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirlemiş olduğu kural "bilinen bir gerçeklik varsa farazi bir hesaplama yapılamayacağı" kuralıdır. Bu durumda davacıların zararının belirlenirken alınan aktüerya bilirkişi raporunun hazınlandığı tarihte davacıların yaşı bilindiğine göre, başka bir anlatımla gerçekleşmiş bir vaka mevcut iken, davacıların bakiye yaşam sürelerinin kaza tarihi baz alınarak hesaplanması da, hatalı bir uygulama olduğu görüşündeyim. Bu yönler ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum.

Üye (Muhalif Üye) e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2338, K. 2026/1721, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2338-e-2026-1721-k-809a721b90ea