Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/974 E. 2026/1518 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/974
- Karar No
- 2026/1518
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/974 KARAR NO : 2026/1518
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2026 NUMARASI : 2025/243 Esas 2026/279 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İzmir 24. İcra Dairesinin 2024/915 Esas sayılı dosyası ile alakalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak olarak 07.09.2023 tarihli faturanın gösterildiğini, ancak Araçları Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmeliğinin 18.maddesi gereği araç alım satımının ancak noterde yapılacağının belirtildiğini, 07.09.2023 noter belgesinden de anlaşılacağı üzere aracın devir ve tescil işlemlerinin yapılmış olup müvekkili tarafından araç için ödemenin peşin olarak gerçekleştirildiğini, noter belgesinde araç bedelinin peşin olarak alındığının açıkça ortada olduğunu, resmi belge statüsünde olan bu belgenin aksini kanıtlar bir durum olmadan haksız yere müvekkili aleyhine takip başlatıldığını ve müvekkilinin 3 adet aracına haciz konduğunu, sadece bir faturaya dayanılarak hakkaniyete ve hayatın olağan akışına aykırı olarak gerçekleştirilen bu eylemin açıkça davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, bu sebeple davalı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin İzmir 24. İcra Dairesi'nin 2024/915 Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen faturadan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacı şirkete 07/09/2023 tarihinde .... plakalı aracı sattığını, tarafların tacir olup he iki şirketin de araç alım satımı yaptığını, bu şirketlerin araç alım satımını aralarında her zaman nakit para karşılığında yapmadığını, davaya konu araç satışında da müvekkilinin davacıdan nakit bir para almadığını, davacı şirket adına araç satışı gerçekleştirilerek araç bedeline karşılık olarak davacı şirket yetkilisi ..... tarafından müvekkiline 1.750.000 TL bedelli 16/02/2024 vade tarihli senedin düzenlenerek verildiğini, araç bedeli karşılığı senet alan müvekkilinin karşılıklı iyi niyet ve güven ilkesi sebebiyle ve noterde satış devrinin gerçekleşmesi adına araç bedelini peşin aldığını beyan ettiğini, senet günü geldiğinde .... tarafından senet bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2024/915 E.sayılı dosyası ile davacı şirket adına araç faturasına dayalı olarak 7 örnek icra takibi açıldığını, davacı şirketin dosya borcuna itiraz etmediğini, davacı şirketin borcunu ödememe niyetini ortaya koyması üzerine 18/03/2024 tarihinde şirket yetkilisi.... tarafından verilen senet İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2024/2963 E.sayılı dosyası ile icra takibine koyulduğunu, dosyanın derdest olup dosyada herhangi bir ödeme bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline ödenen bir para olmadığını, davacı şirketin ne alım sırasında ne de sonrasında müvekkiline nakit ödeme yapmadığını belirterek müvekkili aleyhine haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 07/09/2023 tarih ve GIB2023000000005 numaralı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla İzmir 24. İcra Dairesinin 2024/915 Esas sayılı dosyasından davacı aleyhinde başlatılan icra takibinden ve faturadan dolayı davalı şirkete borçlu olup olmadığının tespiti ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin dava açılmış ise de davalı vekili 16/09/2024 tarihli dilekçesi ile dava konusu takipten takip konusu borcun araç devri şeklinde ödendiğinden bahisle feragat edildiğini beyan etmiş olup davacı tarafça ikame edilen dava kapsamında borçlu olunmadığının tespiti talep edilen icra dosyasından dava açıldıktan bonra davalı tarafından feragat edildiği dikkate alındığında, hukuk yargılamasının genel ilkelerinden olan ''Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır.'' ilkesi gereğince haksız olduğunu kabul etmiş olan davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı izahtan vareste olduğu yapılan yargılama neticesinde davalı davacının inkarı karşısında takipte tahsili talep edilen borcun ödenmesi nedeni ile takipten feragat edildiği yönündeki iddiasını ispat edemediği dolayısıyla yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılarak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HMK'nun 304. maddesinde hükmün tashihi 305. maddesinde ise hükmün tavzihi düzenlemelerine yer verilmiş, 28 Temmuz 2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunla hükmün tamamlanması başlıklı 305/a maddesi HMK'ya eklenmiş bunun yanında tavzih ve tamamlama talebi ile usulü başlıklı 306. maddede eklemeler yapılmıştır. Hükmün tamamlanması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305/A maddesinde, taraflardan her birinin nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamında değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yapılan yargılama sonucunda; konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacı vekilinin, dava dilekçesinde lehlerine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, fakat mahkememizce verilen 26/03/2026 tarihli hükümde kötü niyet tazminatına ilişkin sehven hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı Kanunun 305/a maddesi ve 306./3. maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında her ne kadar davacı vekili tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davalının takip başlatıldığında kötü niyetli olduğunun somut delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla reddine karar vermek gerekmiş ve hükmün 2 numaralı maddesi olarak "2-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine" ibaresinin eklenmek suretiyle tamamlanmasına dair karar vermek gerekmiş ve gerekçeli kararın hüküm kısmına bahsi geçen husus eklenmiştir," gerekçesi ile; "Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında ilk karara kadar yapılan yargılamada mahkemece eksik inceleme yaptığını ve taraflar arasında yapılan sulh neticesinde davacı hakkında müvekkilince açılan icra takibinin sonlandırılması olayının mahkemece hatalı değerlendirildiğini ve davanın konusuz kalması sebebiyle reddine karar verildiğini, davanın konusuz kalması sebebiyle reddi halinde haklı çıkması muhtemel taraf hakkında vekalet ücretine takdir edilmesi mümkün ise de, mahkemece dosyanın haklı tarafını belirlemede eksik inceleme yaptığını, yanlış değerlendirdiğini ve lehlerine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerekir iken, davacı lehine vekalet ücretine takdir ettiğini, bu kararın taraflarınca istinaf edildiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi 2025/117 E. ve 2025/369 K. Sayılı ilamında " Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması, davacının dava dilekçesinde talep ettiği kötü niyet tazminatı yönünden ve davalı kötü niyet tazminatı talebi yönünden inceleme yapılarak olumlu veya olumsuz hüküm kurulması gerekmesi, kararın gerekçesi ile hüküm fıkraları arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi gerekmesi nedeniyle HMK'nın 297, 355 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına " karar verdiğini, mahkemenin istinaf mahkemesinin ortadan kaldırma kararı neticesinde bu sefer gerçekten bir borç - alacak ilişkisi olup olmadığını tespit etmek ve bozma ilamında geçen ve en büyük eksiklik olarak göze çarpan hususu aydınlatmak için taraf şirket defterlerinin incelenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdiğini, davacı bir tacir olup, ticari defter tutmakla yükümlüdür, satışa konu aracın muhasebe kaydı vadeli satış şeklinde yapılmıştır. Peşin ödeme yapıldığı belirtildiği halde yevmiye defterine bu ödeme kaydedilmemiştir. daha sonra ödeme yapıldığına dair bir muhasebe kaydı oluşturulmuştur; ancak bu kayda dayanak teşkil edecek herhangi bir belge (banka dekontu, makbuz vb.) sunulmamıştır tespitinde bulunduğunu, yine aynı raporda "Davacı tacir olmasına rağmen peşin ödeme, yevmiye defterine kaydedilmemiş ve fatura vadeli satış olarak işlenmiştir. bu durum, defter kayıtlarının resmi belge niteliğindeki noter satış sözleşmesindeki beyan ile uyumsuz olduğunu göstermektedir. dolayısıyla, defter kayıtları tek taraflı ve dayanağı belge ile desteklenmediği için ödeme yapıldığına dair kesin kanaat oluşturacak nitelikte bulunmamıştır denilerek sonuç kısmında; dosya kapsamının incelenmesinde, haricen veya icra takibine konu edilen işleme ilişkin herhangi bir ödemenin yapıldığına dair bir tespit yapılamamıştır." denildiğini, raporun bu haliyle davacının dava dilekçesindeki ödeme iddiasının kötü niyetli, müvekkille geçmiş ticaretlerini suistimal ederek sadece noter satış sözleşmesindeki beyanı esas alarak yapılan bir itiraz olduğunu gösterdiğini, davacı tarafça menfi tespit davası açıldıktan sonra dahi, müvekkili şirketle ve borçlu şirket arasında irtibatın hiç kesilmediğini, borçlu şirket yetkilisinin her fırsatta "borcunun borç olduğunu , borcunu ödeyeceğini" müvekkili şirket yetkilisine beyan ettiğini, bilirkişi raporu ile davacı şirketin müvekkiline borçlu olduğunun taraflarınca ispatlandığını, müvekkilinin bu davanın açılmasına sebebiyet veren taraf olmadığını, ya da bu dava açıldığı için borcun ödenmediğini, tam aksine davalı şirketin celse arasında bu borcu kabul edip, borcu karşılığı araç vererek borcunu kapattığını, taraflarınca icra takiplerinden feragat edildiğini, alacaktan feragat edilmediğini, bu arada delilleri içerisinde yemin deliline dayandıklarının da mahkemece atlandığını, borçlu davacı şirket yetkilisine yemin tekliflerinin bulunduğunu, davacı tarafından müvekkiline ödenen bir paranın bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak borcunu ödemekten kaçınmak için işbu davayı açtığını, yerel mahkemenin davayı konusuz kalması nedeniyle değil, davacı şirketin borçlu olmasına rağmen menfi tespit davası açması nedeniyle "davanın reddine" karar verip lehlerine vekalet ücreti ve masraflara hükmetmesi gerekirken ikinci kez aksi yönde hüküm tesis etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davalı vekilinin istinaf talepli dilekçesine davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesi verdiği anlaşılmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilinin, davalı tarafın istinaf dilekçesine verdiği cevap dilekçesinde; kararın kaldırılmasına ilişkin talepleri bulunduğu, ancak davacı tarafın istinaf karar harcı ile başvuru harcını yatırmadığı görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın 344.maddesine göre istinaf dilekçesi verilirken istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği ya da eksik ödendiği sonradan anlaşılırsa, karar veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde Mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurması halinde HMK 346. maddenin 2. fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır. Bu açıklamalara göre davacı tarafa "kararı katılma yoluyla veya katılma yoluyla olmaksızın istinaf edip etmedikleri" açıklatılarak, katılma yoluyla veya katılma yoluyla olmaksızın istinaf talebinde bulunduklarını beyan etmeleri halinde; istinaf harcının yatırılması için 6100 sayılı HMK'nın 344.maddesi gereğince işlem yapılarak dairemize gönderilmesi için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmektedir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Yukarıda açıklanan eksiklikler giderildikten sonra dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalli mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE; yapılan inceleme neticesinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 18/06/2026