Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/1835 E. 2024/1907 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1835
- Karar No
- 2024/1907
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1835 Esas
KARAR NO:2024/1907 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2024/1474 D.İş - 2024/1471 Karar
TARİH:26/09/2024
TALEP:İhtiyati haciz kararına itiraz
KARAR TARİHİ:28/11/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlulardan ibraz edilen genel kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı olduğunu belirtilerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 09/08/2024 tarihli kararı ile; "Talebin İ.İ.K'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince yerinde olduğu anlaşılmakla TALEBİN KABULÜ İLE, Alacaklının iddia ettiği yukarıda belirtilen alacak miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, Alacaklı banka teminattan muaf olduğundan teminatsız olarak kararın süresinde infazı için İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı'nın 20/06/2017 tarih ve ... muh sayılı yazısı gereğince ... sayılı dosyasına gönderilmesine," karar verilmiş ve verilen karara karşı aleyhine ihtiyati haciz talep edilenler vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Aleyhine ihtiyati haciz talep edilenler vekili 26/08/2024 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, ihtiyati haciz zorunluluğunun doğmadığını, davacı tarafından gönderilmesi gereken ve bankacılık uygulamasında yer alan hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun düzenlenmediğini, kat ihtarnamesi neticesinde müvekkilleri aleyhine takip yapılamayacakken verilen haciz kararının haksız olduğunu, kredi sözleşmesi kaynaklı kefalet sorumluluğu doğmadığı için diğer müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir talep ileri süremeyeceği ve ihtiyati haciz talebinin de reddi gerektiğini, TBK'nun 586 maddesine göre kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade yükümlülüğü altında girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluya takip etmeden veya taşınmaz rehni paraya çevirmeden kefili takip edebileceğini, ancak bunun için borçlunun ifa gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğünde olması gerektiğini, alacaklı banka tarafından talebe konu alacakla ilgili sunulan genel kredi sözleşmesinin tamamının getirtilerek, muacceliyet ve tebligat adresine ilişkin hükümlerin incelenmesi, asıl borçluya gönderilen ihtarın tebliği hususunun bu sözleşme maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kesin kabul anlamına gelmeksizin kredi sözleşmesinden kaynaklı bir borç doğduğu varsayımında dahi diğer davalının kefalet sözleşmesi uyarınca sorumluluklarının doğmasının sözkonusu olmayacağını, sözleşmede davacı tarafça kanunun aradığı şekilde işlemlerin gerçekleştirilmediği gibi sözleşme içeriğindeki kefalet beyanının el yazısıyla yazılmadığının görüleceğini belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 26/09/2024 tarih ve 2024/1474 D.İş - 2024/1471 Karar Ek sayılı kararı ile: "Dava İİK.nın 265. maddesi gereğince ihtiyati haciz kararına itirazdır.Mahkememizin 09/08/2024 tarih ve 2024/1474 D.İş ve 2024/1471 K. sayılı kararının incelenmesinde; ... Bankası ... tarafından borçlu ... ve ... A.Ş. aleyhine 4.259.212,91-TL alacak için ihtiyati haciz talep edildiği, Mahkememizce teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verildiği, ihtiyati haciz kararının İstanbul .... sayılı dosyası ile takibe konulduğu görülmüştür. İİK.nın 257/1. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İİK.nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup, borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararının dayandığı sebeplere, Mahkemenin yetkisine ve teminata karşı huzuruyla yapılan hacizlerde, haczin tatbiki aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Mahkemesine müracaat ile itiraz edebilir.İhtiyati haciz kararına itiraz edenler ihtiyati haczin dayandığı sebeplere itiraz etmiştir.İhtiyati haciz kararına itiraz edenler, kendilerine gönderilen hesap kat ihtarlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bunlara itiraz edildiğinden muaccel hale gelmiş bir alacağın bulunmadığını, kefalet sorumluluğunun doğmadığı, sözleşmelerin kanun koyucunun aradığı şartları taşımadığını belirterek itiraz etmişler ise de; İhtiyati haciz kararına itirazda gösterilen sebeplerin İİK'nın 265. maddesinde gösterilen ihtiyati haciz kararına itiraz sebeplerinden olmadığı, başka davaların konusunu oluşturabileceği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli şartların bulunduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile, ihtiyati haciz kararına itirazın reddine, karar verilmiş ve karara karşı itiraz edenler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İtiraz edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1474 D. İş dosyasında ihtiyati haciz kararı verilmiş ise de ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını; ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek hukuki delillerin dosyada mübrez olmadığını; bu kapsamda detaylı, kapsamlı araştırma ve inceleme yapılmaksızın hukuka ve usule aykırı karar verildiğini,2004 Sayılı İcra Iflas Kanunu'nun 257. Maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemesi, kaçırmaya yada kaçmaya hazırlanması yada hileli işlemlerde bulunması gerektiğini, yine İİK'nun 281/2 maddesinde de hakimin iptale konu tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklıların talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebileceginin, teminat gerekip gerekmedigi ve miktarını hakimin taktir edeceginin düzenlendiğini, vadesi gelmeyen borçlarda ise borçlunun muayyen ikametgahı olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadile mallarını gizlemeğe,kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanması yahut kaçması ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gerektiğini, Bu kapsamda, kanun metninde açıkça belirtilen şartların hiç birinin huzurda bulunan dosyada mevcut olmadığını; hal böyle olmasına rağmen müvekkillerin ticaretini durduracak ve onu haciz tehdidi altına sokacak ihtiyati haciz kararını anlamlandırmanın mümkün olmadığını, Genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz talebinde alacaklının doğrudan müteselsil kefili takip edebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerektiğini, davacı tarafından gönderilmesi gereken ve bankacılık uygulamasında yer alan hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun düzenlenmediği, ayrıca usulüne uygun da müvekkillerine tebliğ edilmediğinin aşikar olduğunu, hesap kat ihtarının muhatabına tebliğ edilmesi konusunda Yargıtay’ın yerinde ve istikrarlı bir şekilde vurguladığı üzere; tebligat usulüne dikkat edilmesi gerektiğini, detaylı bir şekilde irdelenmesi gerektiğini; aksi halde yapılan ihtarın hukuki sonuç doğurmayacağını,Davacının başlatmış olduğu huzurdaki değişik iş dosyasının ekinde hiçbir bilgi ve belge olmadığı gibi zaten müvekkillerine de usule uygun tebligat yapılmadığını; ayrıca, kat ihtarnamesi göndermeyerek ve öncelikle asıl borçluya karşı takip yapmayarak kefile karşı da takip başlatması hukuka aykırı olduğu gibi ayrıca kat ihtarnamesi gönderilmeyerek davacı banka tarafından usule aykırı hareket edilmiş ve yükümlülüklerini çiğnediğini (Yargıtay 11. HD., E. 2020/4459 K. 2021/5808 T. 29.9.2021 kararı), davacının, gerekli yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dolayısıyla müvekkili davalı ... A.Ş. 'den temerrüt iddiasıyla bir talepte bulunamayacağı, akdedilmiş kredi sözleşmesi kaynaklı kefalet sorumluluğu doğmadığı için diğer müvekkil davalıya karşı da herhangi bir talep ileri süremeyeceği ve ihtiyati haczi talebinin de bu gerekçelerle reddedilmesi gerektiğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.12.2016 tarihli 2016 / 13122 Esas 2016/9374 Karar sayılı ilamı), bu kapsamda, mahkemece alacaklı banka tarafından talebe konu alacakla ilgili sunulan genel kredi sözleşmesinin tamamı getirtilerek, muacceliyet ve tebligat adresine ilişkin hükümlerinin incelenmesi, asıl borçluya gönderilen ihtarın tebliği hususunun bu sözleşme maddeleri kapsamında değerlendirilmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 586. maddesine göre müteselsil kefile başvurulabilmesi için borçlunun, ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması koşulunun oluşup oluşmadığının tespiti gerektiğini, Davacının icra takibine ve davaya konu ettiği sözleşmelerin, kanun koyucu tarafından aranan şartları taşımamakta olduğunu; kesinlikle kabul anlamına gelmeksizin, kredi sözleşmesinden kaynaklı bir borç doğduğu varsayımında dahi diğer davalının kefalet sözleşmesi uyarınca sorumluluklarının doğmasının söz konusu olmayacağını, kefilin, asıl borcun ifa edilmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmelerin kefalet sözleşmeleri olarak adlandırılmakta olduğunu; 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 581. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen kefalet sözleşmesi kurumu, bünyesinde şahsi teminat unsurunu barındırdığı ve kural olarak taahhüt edilen miktara kadar hacze kabil bütün malvarlığı ile kefilin sorumluluğunu doğurduğu için ilgili sözleşme türü sıkı geçerlilik kurallarına tabi kılındığını, TBK m.583/f.1 hükmü uyarınca bir kişinin müteselsil kefil olması durumunda, o kişinin bu hususu kendi el yazısıyla açıkça ifade etmesi gerektiğini ancak dosyaya sunulan sözleşmeler incelendiğinde davacı tarafça kanunun aradığı şekilde işlemlerin gerçekleştirilmediği gibi sözleşme içeriğindeki kefalet beyanının el yazısıyla yazılmadığının görülmekte olduğunu; bu yönüyle işbu sözleşmeden kaynaklı müvekkillerin sorumlu olmadığı sonucuna ulaşılması gerektiğini, bu durum göz önünde bulundurulduğunda, müvekkili ...'ın kefalet sorumluluğunun hiçbir zaman doğmadığı kanaatine varılması gerektiğini, Somut uyuşmazlık kapsamında, TBK m.586/f.1 hükmünde öngörülen müteselsil kefalet durumunda alacaklının hangi şartlarda kefile karşı takip başlatılabileceği hususları irdelenmelidir. Kefalet sözleşmesinin hiçbir şekilde geçerli olmadığını belirterek; davacı alacaklının, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç için kefile başvurmasının hiçbir halde mümkün olmadığını; bu kapsamda ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, Davacının ihtiyati haciz talebine ve icra takibine konu edilen borcun ve faizin doğmadığı, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluşmadığı, hesap kat ihtarnamelerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği, davalı müvekkilin kefalet sorumluluğunun oluşmadığı açıkça ortada olduğundan ihtiyati haciz kararının ve İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.09.2024 tarih, 2024/1474 D. İŞ 2024/1471 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına itirazın reddi kararının kaldırılmasını talep ettiklerini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile sayın mahkemenizce re'sen nazara alınacak hususlar doğrultusunda, istinaf başvurularının kabulüyle, usul ve esas bakımından hukuka aykırı ihtiyati haciz kararının ve İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.09.2024 tarih, 2024/1474 D. İŞ 2024/1471 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına itirazın reddi kararının kaldırılmasına, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının tüm talepleri bakımından reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi lehdarına kullandırılan kredilere ilişkin alacağın tahsilini teminen kredi lehdarı ve kefil aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle talebin kefil ... yönünden reddine karar verilmiş, bu red kararına karşı talepte bulunan vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 68/b maddesinin birinci fıkrası uyarınca; borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır. TBK'nun 586/2 fıkrası uyarınca; kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Dosyaya mübrez deliller, genel kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhi içeriklerinden; kat ihtarının kredi lehdarı ... Şirketi'nin biri sözleşmedeki adresi olmak üzere iki ayrı adresine tebliğe çıkarıldığı, ihtarın sözleşmedeki adresten 06/06/2024 tarihinde bila tebliğ döndüğü, diğer adrese ise 06/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen kefile de kat ihtarının 06/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, ihtiyati haciz talep eden bankanın 07/08/2024 ihtiyati haciz talep tarihi itibariyle aleyhine ihtiyati haciz istenen kredi lehdarı ve kefilden muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının varlığını yaklaşık düzeyde ispat ettiği, ileri sürülen diğer itirazların, İİK'nun 265 maddesinde düzenlenen tahdidi itiraz sebepleri arasında yer almadığı, ilk derece mahkemesince itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşılmış olup, itiraz edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati hacze itiraz edenlerin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.