Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1352 E. 2024/1352 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1352
- Karar No
- 2024/1352
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1352 - 2026/1635 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1352 KARAR NO : 2026/1635 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/11/2023 NUMARASI : 2022/326 E. - 2023/424 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/11/2023 Tarih ve 2022/326 Esas - 2023/424 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin tescilli ..., ... ve ... markalarının bulunduğunu, başta enerji içecekleri olmak üzere tüm "..." markalı ürünlerinin 173 ülkede satıldığını, markalarının tanınmışlık kazandığını, anılan tanınmış markalarına dayalı olarak davalının "..." ibareli markalarına karşı ... nezdinde gerçekleştirdikileri itirazın dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu markanın 6769 sayılı SMK'nın 6/1.maddesi anlamında müvekkili markaları ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, kapsam benzerliği şartının da gerçekleştiğini, "..." kelimesinin müvekkilin "...- ..." markasını çağrıştırdığını, dava konusu markanın bir bütün olarak müvekkilinin ... konseptine yaklaştığını, ... ve ... benzer hayvanlar olduğunu, tanınmışlığın da markaların karıştırılması ihtimalini arttırdığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, dava konusu 2022-M-8587 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili, markalar arasında karıştırılma olasılığının bulunmadığını, davacının zorlama benzerlik yaratmaya çalıştığını, davacının daha önce "..." markasının görsel ve işitsel olarak davacı tarafın markaları ile karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle açtığı davanın reddedildiğini, müvekkiline ait "..." markası ile davacının sahip olduğu| "...", "..." markaları arasında hiçbir benzerliğin söz konusu olmadığını, dava konusu markada herhangi bir hayvan şeklinin kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın oluşmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da gerçekleşmediği, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." ibareli markaların çok tanınmış olduğunu, "..." ibaresi ve konseptinin dahi müvekkili ile ilgili tüketici kesimi tarafından müvekkili ile ilişkilendirildiğini, dava konusu "..." ibareli başvurunun, müvekkilinin tanınmış ... konsepti markaları ile kavramsal açıdan karıştırılacak düzeyde benzer bulunduğunu, bunun yanında başvuru markasının kapsamındaki malların da müvekkilinin en tanınmış olduğu mallar olduğunu, başvurunun SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimaline neden olduğunu, SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların gerçekleştiğini, mahkemece anlam ve konsept benzerliği iddialarının üzerinde durulmadığını, davalının müvekkilinin markalarından haberdar olduğu ve "..." ibareli başvurularına karşı dava açıldığını bildiği halde dava konusu başvuruda bulunmasının müvekkilinin markalarına yaklaşma çabasını ve kötüniyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ve "... " asıl unsurlu markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden benzerlik bulunmadığından, emtia benzerliğine rağmen, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının da dava konusu markanın tesciline engel oluşturmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, dava dilekçesinde diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere dava konusu marka ile davacı adına tescilli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı mahkemece isabetli şekilde belirlenmiş olup davacı markası ile benzerlik taşımayan dava konusu markanın, kötü niyetli olarak başvuru konusu edildiğinden söz edilemeyecektir. Kaldı ki, benzer marka başvurusunda bulunmak dahi tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli bulunmamaktadır. Bunun dışında, davalı markasının tescil başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair başkaca bir husus da iddia ve ispat edilemediğinden, davacının kötüniyet iddiası yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 06/11/2023 gün ve 2022/326 Esas - 2023/424 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 269,85-TL harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen davacı aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.