Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1137 E. 2026/942 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1137
- Karar No
- 2026/942
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1137
KARAR NO: 2026/942
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2024
NUMARASI: 2021/187 Esas, 2024/489 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 08/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında 01.03.2020 tarihli “... Kurulumu ve ... Kurulumu Hizmet Alımına Ait Sözleşme” imzalandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında Samsun ve Denizli’de yapılması kararlaştırılan inşaat işlerini eksiksiz yerine getirerek gerekli ruhsat ve izinleri aldığını, davalı şirketin yaklaşık sekiz aydır bu tesisleri kullanmasına rağmen sözleşme bedelini ödemediğini ileri sürmüştür. Yapılan işlerin metraj ve bedellerine ilişkin hesaplamalara göre 2019 yılı Bayındırlık birim fiyatları esas alındığında iş bedelinin 5.208.962,81 TL olduğunu, taraflar arasında 5.100.000 TL bedelli sözleşme imzalanmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, yapılan imalatlara ilişkin fotoğraf, video, ruhsat ve izin belgelerini dosyaya sunduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL alacağın yapım tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 31.01.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini artırarak, 5.577.644,60 TL’nin ıslah tarihinden, dava konusu edilen 10.000 TL’nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte toplam 5.587.644,60 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacı tarafından dayanak gösterilen 01.03.2020 tarihli sözleşmenin müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, ayrıca söz konusu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler tarafından imzalanmadığından hukuken geçerli olmadığını, davaya konu işlerin yapıldığı iddia edilen taşınmazın müvekkili şirkete değil ...A.Ş.’ye ait olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kendisine ait olmayan bir taşınmazda tadilat yaptırmasının mümkün bulunmadığını, şirket iç yönergesi gereğince 1.000.000 TL’yi aşan işlemler için yönetim kurulu kararı ile bu kararda yetkilendirilen en az iki temsilcinin imzasının zorunlu olduğunu, dava konusu 5.100.000 TL bedelli iş bakımından böyle bir yönetim kurulu kararı ve usulüne uygun imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının, geçerli bir sözleşme veya yetkili kişilerin talimatı doğrultusunda hareket etmiş olsaydı daha önce aldığı 1.000.000 TL avansı iade etmeyeceğini, geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak alacak talep edilemeyeceğini, gönderilen ihtarnameye de bu nedenle olumsuz cevap verildiğini, davacının yetkisiz kişilerle yaptığı e-posta yazışmalarına dayanarak hareket ettiğini, basiretli tacir gibi davranmadığını, varsayım olarak davacının bir takım işler yaptığı kabul edilse dahi ancak zorunlu ve faydalı masraflarını talep edebileceğini, bunun muhatabının ise müvekkili değil taşınmazın maliki olan ...A.Ş. olduğunu, müvekkili şirketin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olması nedeniyle ihale yapılmaksızın bu nitelikte bir hizmet alımının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle davacının iyi niyet iddiasının da dinlenemeyeceğini, ortada geçerli bir sözleşme bulunmadığından ticari faiz talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında 01.03.2020 tarihli eser sözleşmesi bulunduğu, davacı yüklenicinin ... Kurumu ile ... işlerini sözleşme kapsamında tamamlayarak iş sahibi tarafından kullanılmaya başlanmasına rağmen hakediş bedellerinin ödenmediği, talimat mahkemeleri aracılığıyla mahallinde yapılan keşifler ve bilirkişi incelemeleri sonucunda Samsun’daki iş bedelinin 2.478.825,97 TL, Denizli’deki iş bedelinin ise 3.108.818,63 TL olarak belirlendiği, Kamu İhale Kurumu istatistiklerine göre %24 indirim uygulanmasını gerektiren bir durum bulunmadığı, tarafların ticari defterleri birbirini teyit etmemekle birlikte eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta teknik bilirkişi raporlarıyla belirlenen fiilen gerçekleştirilen iş kalemlerinin esas alınması gerektiği, bu kapsamda davacı yüklenicinin toplam 5.587.644,60 TL tutarında iş bedeline hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 342/2-e maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçelerinin gösterilmesi zorunlu olup, aynı Kanun'un 355. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak inceleme, kamu düzenine ilişkin hususlar dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlıdır.
Somut olayda, davalı vekili süresi içerisinde sunduğu kanun yolu başvuru dilekçesinde gerekçeli kararın tebliğinden sonra istinaf sebeplerini ayrıca bildireceğini belirtmiş ise de, gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen istinaf sebeplerini içeren ek bir dilekçe sunmadığı anlaşılmıştır. UYAP kayıtlarının incelenmesinde de ilk derece mahkemesine verilmiş gerekçeli bir istinaf dilekçesine rastlanılmamıştır.
Bu durumda, davalı vekilinin istinaf başvurusunda 6100 sayılı HMK'nın 342/2-e maddesinde öngörülen şekilde istinaf sebepleri ve gerekçelerine yer verilmediği, dosya kapsamında da HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin re'sen gözetilmesi gereken herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesine olanak bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 342/2-e bendi gereğince istinaf sebep ve gerekçeleri gösterilmediğinden ve kamu düzenine ilişkin bir istinaf sebebi de bulunmadığından davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 352/1-d bendi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde başvuru sebeplerini ve gerekçesini göstermemiş olduğu, HMK m. 355 gereğince kamu düzenine aykırı bir husus da saptanmadığı anlaşılmakla usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararına karşı talep olunan istinaf dilekçesinin HMK'nın 352/1-d bendi gereğince REDDİNE,
2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.