Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1096 E. 2026/1207 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1096
Karar No
2026/1207
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1096 - 2026/1207 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1096 KARAR NO : 2026/1207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2022/417 E. - 2023/183 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/11/2023 Tarih ve 2022/417 Esas - 2023/183 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2021/061387 sayılı "..." ibareli markanın 43. sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait 2017/60689 sayılı ... ve 2017/67916 sayılı "... ..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının müvekkiline ait "http:/....com.tr" ibareli internet alan adını içerdiğini ve davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-11043 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, 6/6. maddesi anlamında davacının marka tescil başvurusunun, davalıya ait internet alan adını içerdiği, ancak başvurunun kötü niyetle yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne 2022-M-11403 sayılı YİDK kararın iptaline ve 2021/061387 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadığını, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markanın tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurları bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve davaya konu markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi davacıya ait "http://....com.tr" alan adında yer almadığından 6/6 hükmünün koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesinin kararının yeterli ve ilgili gerekçe içermediğini, bilirkişi raporunda markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı detaylı bir şekilde açıklanmışken, bu raporun yalnızca mal ve hizmet sınıflarının karşılaştırılması ile ilgili teknik kısımlarına itibar edildiğini, marka işaretlerinin benzerliği yönünden bilirkişi raporundan hangi nedenle uzaklaşıldığının açıklanmadığını, kısa ibarlerden oluşan markalar arasındaki harf farkı ve şekil unsurunun markaların ayrılması için yeterli olduğunu, dolayısı ile markalar arasında 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında iltibas oluşturacak derece benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasında ilk göze çarpan hususun masayı sembolize eden sarı renkli çember unsuru olduğunu, davacının birbiri ile karıştırılacağını iddia ettiği markalarda sarı renk dahil olmak üzere herhangi bir şekil unsuru bulunmadığını, harf sayısı, renk ve font farklılığı bir arada değerlendirildiğinde ortalama bir tüketicinin bu markaları karıştırması mümkün olmadığını, çözümü teknik bilgiyi gerektiren somut olayda bilirkişi raporunun değerlendirmeye alınmamasının kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira "..." ve "..." esas unsurlu taraf markaları arasında "O" harfinden kaynaklanan bir farklılık söz konusu ise de, markaların aynı harf ile başlayıp aynı harf ile sona erdiği, davaya konu markanın telaffuzu ile davacının itiraza dayanak markalarının telaffuzunun aynı olduğu, sesçil olarak ortaya çıkan aynıyet derecesindeki benzerlik nazara alındığında markaların ortalama tüketiciler tarafından karıştırılmasının ihtimal dahilinde bulunduğu, davaya konu markadaki geri planda kalan şekil unsuru, yazım şekli ve fontun markaları yeterince birbirinden ayırt etmediği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu anlaşılmakla, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili ile davalı gerçek kişi vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden ayrı ayrı reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 21/11/2023 gün ve 2022/417 Esas - 2023/183 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; 26/08/2022 tarihli ve 2022-M-11403 sayılı kararının YİDK kararın İPTALİNE, 3-2021/061387 sayılı “...” marka başvurusunun HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İLE SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin harç olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 308,50-TL tebligat ve posta masrafı, 3.750,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 4.108,50-TL yargılama giderine 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvuru harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.269,90-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1096, K. 2026/1207, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1096-e-2026-1207-k-5b51d80f94b5