Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/936 E. 2025/1564 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/936
- Karar No
- 2025/1564
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO : 2023/936 Esas
KARAR NO : 2025/1564
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/10/2022
NUMARASI : 2021/535 E. - 2022/198 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı adına 2015/11979 tescil numaralı "... tv" ibareli markanın, tescilli bulunduğu 38. sınıfta tüm emtialar bakımından SMK'nun 9.maddesi uyarınca kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesini, müvekkilince yapılan araştırmalar neticesinde görülen hususun, davalının bu markayı Türkiye'de kullanmadığını, davalı tarafın, yargılama safahatı içerisinde dava konusu markanın üçüncü kişilere devretmek suretiyle davanın konusuz kalmasını ve kendilerine husumet yöneltilmesini önleme imkanı bulunduğunu, işbu davanın etkinliğini sağlamak adına dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrini önlemek için ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 12/02/2015 tarihinde 2015/11979 numarası ile yapılan başvuruya istinaden 12/05/2015 tarihinde marka ilan bülteninde yayın yapıldığını ve bu süreçte davacı tarafından herhangi bir itiraz yapılmadığını, bu nedenle markanın 18/11/2015 tarihinde tescil edilerek 30/01/2016 tarihinde ...Gazetesi'nde yayımlandığını, müvekkilinin markasını kullanmakta olup, kullanmama dolayısıyla açılan iptal davasına konu olabilecek nitelikte ciddi bir kullanmama, tescil edilen marka sınıfına uygun kullanmama veyahut amacına uygun olacak şekilde kullanmama gibi ölçütlere aykırı bir durumun mevcut olmadığını, müvekkilinin markasını kullanmakta olduğunu, müvekkili şirketin unvanından anlaşılacağı üzere medya sektöründe faaliyet göstermekte olup bu alanda pek çok tescilli markası ve hali hazırda tescil süreçleri devam eden başvuruları bulunduğunu, bunlardan biri olan "... tv" markası ise müvekkili firmanın kullanımında olup buna ilişkin dosyaya ibraz edilen ve edilecek olan delillerin davacının davasının haksızlığını ortaya koyacağını, davacının davasının haksız ve hukuk aykırı olması ve keza TPMK nezdinde 2020/64531 sayılı başvurunun reddedilmesi nedeniyle kötü niyetli açılan bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "dosyada toplanan tüm deliller ve bilimsel gerekçeye sahip ayrıntılı bilirkişi raporu karşısında davalının kullanıma ilişkin yeterli delil dosyaya ibraz etmediği, davalı marka sahibinin söz konusu markasını tescilli olduğu sınıflarda ciddi bir şekilde herhangi bir kullanımının bulunmadığı, mücbir sebep savunmasının, mücbir sebep olarak sunulan pandemi halinin somut olayda davalı markası yönünden haklı bir neden olarak kabul edilmemesi, bu hali ile markanın sicilden iptal sebebinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle; -Davacının davasının kabulüne,Davacı vekili 23/11/2022 tarihli dilekçesi ile, gerekçeli karar içerisinde 2. sayfada karşı tarafın davaya konu markasının logosuna yer verildiğini, gerekçeli kararda şekil unsuruna yer verilmesinin, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüde neden olunmasına yol açabileceğini, bu hususta Yargıtay içtihadı olduğunu, bu sebeple gerekçeli kararda yer alan şekil unsurunun çıkarılarak yerine ilgili şekil unsurunun yazılı ifadesinin getirilmesi şeklinde KARARIN TASHİHİNİ talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi 02/12/2022 tarihli Ek kararıyla; Davacı vekilinin talebinin tavzih ya da tashih yoluyla düzeltilemeyeceği, söz konusu düzeltmenin yalnızca istinaf ya da temyiz yoluyla düzeltilebileceği anlaşılmakla, tashih talebinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekilinin ek karara ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; dosyada davalı adına kayıtlı 2015/11979 tescil numaralı markanın kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edildiğini ve bilirkişiler 05/07/2022 havale tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporlarında; Davalı tarafın dava konusu 2015/11979 tescil numaralı ve görseline haiz "... TV” ibareli markasını, 38.sınıf fan kullanmadığı, kullanmamasına neden olacak haklı bir sebebin bulunmadığının tespit ve kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluşmadığı konusunda rapor düzenlendiğini, Yargıtay kararlarında da bahsedildiği üzere markaların renkli kompozisyonlarının eksik bir şekilde alınması olasılığı bulunduğunu, markanın yazılı ibaresi yerine şekil unsurunun gerekçeli karara eklenmesinin maddi hata olduğunu beyan ederek, istinaf başvurusunun kabulü ile kararda yer alan görseli kaldırılarak “... tv şekil” ibaresinin yazılı olarak eklenmesine, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02.12.2022 tarih 2021/535 Esas ve 2021/198 Karar sayılı ek kararın kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin asıl karara ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin markanın ciddi şekilde kullanılmadığı ve mücbir sebep (pandemi) savunmasının kabul edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne hükmettiğini, bunun üzerine müvekkilin markasının 18.11.2015 tarihinde tescil edildiğini ve davacının bu süreçte itiraz etmediğini, müvekkilinin markasını kullanmakta olduğunu ve ciddi bir kullanmama durumunun olmadığını savunarak, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve reddi gerektiğini ileri sürdüğünü, davacının daha önce 17.06.2020 tarihli "..." marka başvurusunun karıştırılma ihtimali nedeniyle TPMK tarafından reddedildiğini, bu red kararına karşı Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davadan feragat ettiğini, davacının bu yolla talebine ulaşamayınca salt ispat yükünü müvekkiline yükletmek amacıyla işbu iptal davasını açmasının kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, müvekkili şirketin medya sektöründe faaliyet gösterdiğini, '... tv' markasını kullandığını ve buna dair delilleri dosyaya sunduğunu, davacının ispat yükünün davalıda olduğu ve ciddi kullanımın ispatı gerektiği yönündeki iddialarına karşılık, marka tescili ile mülkiyet hakkı kazanan müvekkilinin dilediği zaman markasını kullanma hakkına sahip olduğunu ve beş yıllık hoşgörü süresinin amacının marka sahibine inisiyatif tanımak olduğunu, mahkemenin bu talebi kabul etmeyerek hukuka aykırı davrandığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, raporda davacının hukuki menfaatinin bulunduğunun iddia edilmesinin hatalı olduğunu, markanın tescilli olması nedeniyle keyfi eylemlere karşı koruma sağladığını ve ispat yükünün artırılmasının kanun koyucunun amacına aykırı olduğunu, bilirkişinin 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait evrakların temin edilemediği gerekçesiyle inceleme yapamamasının BA ve BS formları aracılığıyla inceleme yapılabileceği gerçeği karşısında eksik inceleme anlamına geldiğini ileri sürerek, ayrıca pandeminin etkilerinin müvekkili firma yönünden ayrıca bir bilirkişi raporuyla incelenmesi talebinin dikkate alınmamasını da bozma nedeni yaptığını, ihtiyati tedbir kararına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, davanın kullanmama nedeniyle açılmış olduğunu ve müvekkilin markasını kullanması nedeniyle tedbir verilmesini gerektirir durumun olmadığını, hükmedilen 20.000,00 TL teminatın cüzi olduğunu ve müvekkilin muhtemel zararlarını karşılamayacağını belirterek, öncelikle tedbir kararının kaldırılmasını, aksi takdirde teminat miktarının yükseltilmesini, istinaf incelemesiyle kararın kaldırılarak davanın reddine yahut dosyanın mahkemesine iade edilerek müvekkilin beyanları doğrultusunda yeni rapor tanzimi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 2020/64531 no'lu marka başvurusuna ilişkin verilen YİDK kararına ilişkin Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen 2021/266 E. sayılı dosyadan bahsedildiğini, davalı taraf ihtiyati tedbire ilişkin itirazını süresi içerisinde yapmadığını, üstelik ihtiyati tedbir kararı yalnızca markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair olduğu halde genel uygulamanın aksine 20.000 TL teminat tutarı ile verildiğini, sicilde üçüncü kişilere devrin önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararları genel uygulama olarak teminatsız verildiğini, buna rağmen 20.000 TL gibi yüksek bir teminat tutarı ile ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve davalı yanın bu yöndeki itirazlarını da haksız çıkardığını, davalı firma tarafından yapılan istinaf başvurusunun REDDİNE karar verilmesini, talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından yalnızca Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02.12.2022 tarih ve 2021/535 E. sayılı ek kararına karşı yapılan istinaf talebinin tashih HMK m. 304 hükmündeki şartlarını sağlamayan tashih talebine ilişkin verilen red kararının hukuka uygun olduğunun kabulü ile yerel mahkemenin 02.12.2022 tarihli ek kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalı adına tescilli 2015/11979 tescil numaralı "... tv" ibareli markanın tescilli bulunduğu 38.sınıfta tüm emtialar bakımından SMK'nun 9.maddesi uyarınca kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesi davasıdır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin medya sektöründe faaliyet gösterdiğini, markasını kullandığını, bu alanda pek çok tescilli markası ve hali hazırda tescil süreçleri devam eden başvuruları bulunduğunu,davacının TPMK nezdinde 2020/64531 sayılı başvurunun reddedilmesi nedeniyle kötü niyetli açılan davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 05/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalı tarafın dava konusu 2015/11979 tescil numaralı ve ... TV Şekil görseline haiz "... TV" ibareli markasını, 38.sınıf bakımından kullanmadığı, kullanmamasına neden olacak haklı bir sebebin bulunmadığının tespit edildiğini ve kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluştuğu" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalı adına tescilli 2015/11979 tescil numaralı "... tv" ibareli markanın tescilli bulunduğu 38.sınıf yönünden, SMK'nun 9.maddesi uyarınca kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği, bilirkişi heyet raporunda dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde markanın kullanıldığının davalı tarafından ispat edilemediği, davalı her ne kadar covid 19 döneminin mücbir sebep sayılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, Covid-19 salgınının tüm dünyayı etkilediği ve uzun süre etkisinin devam ettiği, Televizyon ve radyo sektörünün hiç etkilenmediğini iddia etmek mümkün olmamakla birlikte, çalışmalarını tamamen durduracak ya da çalışmaya başlamalarını engelleyecek düzeyde etkilenmedikleri ve somut olayda da, salgının Davalının markasını kullanmasını engellediği konusunda şüpheye yer bırakmayacak herhangi bir bulguya rastlanmadığı anlaşılmakla davalının bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunda; mahkemenin 13.08.2021 tarihli ara kararı ile 20.000,00 TL teminat karşılığında markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacı ile tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin markasını kullandığını, tedbir verilmesini gerektirir bir durum bulunmadığını, tedbir nedeni ile müvekkilinin markasına yönelik mülkiyet hakkının kısıtlanması sonucu oluşabilecek zararların önüne geçilebilmesi için davacının talebinin reddi gerektiğini, ayrıca hükmedilen teminat miktarının cüzi bir miktar olması ve müvekkilinin ileride muhtemel doğacak zararlarını karşılamasının imkansız olduğu da gözetilerek teminat miktarının yükseltilmesini talep etmiş ise de talep dosya kapsamında, tüm deliler birlikte gözetildiğinde hükmedilen tedbir kararı ve teminat miktarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin gerekçeli kararda marka görseline yer verilmiş olması nedeniyle, hükmün tavzih ve tashihini talep ettiği, mahkemece talebin reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda marka görselinin karardan çıkarılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.Benzer bir uyuşmazlıkta verilen ve emsal teşkil eden, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 2023/4968 E.-2024/6956 K. Sayılı,01.10.2024 tarihli ilamında; "...mahkemece kararının hüküm fıkrasında taraf markalarının şekli görünümlerine yer verilmiştir. Mahkemece, gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verebilir ise de; hüküm kısmında, yukarıda anılan yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüde neden olunmasına yol açabilecektir. Örneğin; marka kompozisyonlarının önem taşıdığı davalarda, renk ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların gerekçeli karara eksik yansıtılmalarının yanıltıcı sonuçlara neden olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır (HGK'nun 2.11.2011 gün ve 2011/11-567, 2011/676 ve 14.11.2012 gün ve 2012/11-417, 2012/791 sayılı kararları da aynı yöndedir). Bu itibarla, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektidiği açıklanmıştır.Davacı vekilinin istinaf sebebi incelendiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu
hususlarını ihtiva etmesi gerektiği, bu itibarla gerekçeli kararda marka görseline yer verilmesinin yasa hükmüne uygun olmadığı gibi infazda da sorunlara yol açabileceği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,
mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun6100
sayılıHMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile aynı hükmün kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,3-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 07/10/2022 tarih, 2021/535 E. 2022/198 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
-Davacının davasının düzeltilmiş gerekçe ile, KABULÜNE,-Davalıya ait 2015/11979 tescil numaralı markanın kullanılmama nedeniyle iptaline, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 556,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 130,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 3.248,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 169,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 661,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025