Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/924 E. 2025/1541 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/924
Karar No
2025/1541
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/924

KARAR NO : 2025/1541

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/04/2023

NUMARASI : 2021/124 E. - 2023/260 K.

DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına 30/12/2020 tarihinde, haciz tehdidi ve baskısı altında ihtirazi kayıt ile haksız yere ödenmek zorunda kalınan 22.987,16 TL'nin ödeme tarihi olan 30/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile terditli olarak İcra ve İflas Kanunu'nun 72/7 maddesi uyarınca istirdatına veya Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri verilmesini, ... T.A.Ş'ye ait keşide yeri Alanya olan 20/12/2020 tarihli 16.000,00 TL bedelli çek müvekkili şirkte adına sahte bir şekilde ciro edildiğini, zira çekin arka yüzünde müvekkili şirket adına yapılan ciroda yer alan kaşe müvekkili şirkete ait olmadığı gibi üzerindeki imza da müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkili şirketin İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/508 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararı ve haksız icra takibi nedeniyle uğramış olduğu zararlara karşılık şimdilik 100.00 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu anılan çekin müvekkili şirket ile dava dışı müşterisi ... ... Turizm Yapı Organizasyon San. ve Tic. A.Ş arasında münakit ... sözleşmesine istinaden 21/05/2020 tarihli ... işlemi ile müvekkili şirkete devredildiğini, ibrazını müteakip hakkında ödemeden men kararı olduğu anlaşılan çekin tahsili için yasal takip başlatıldığını, İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasına konu borç, çekin cirantalarından olan davacı şirket tarafından ödendiğini ve çek aslı da davacıya iade edildiğini, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının borç bedelini icra dosyasına yatırdığını gösterir tahsilat makbuzunun açıklama kısmında herhangi bir ihtirazi kayıt belirtmediği de açık olduğunu, takibe konu çek aslını elinde bulunduran davacının, aynı çekten kaynaklanan borca istinaden ödediği bedelin istirdatını talep etmekte hukuki yararı bulunmadığını, iddia edilen zararın belirsiz alacak olarak talep edilmesinin mümkün olmadığını, çek üzerindeki kaşe ve imzaya itiraz edilmiş ise de imzaya yönelik itirazı huzurdaki dava yönünden sonuca etkili olmadığını, müvekkili alacaklı şirketin bahse konu çeki son ciranta olan müşterisinden fatura ile tevsik edilmiş alacağına istinaden usulüne uygun olarak devraldığını, ayrıca davacının ihtiyati haciz ve takip dosyası nedeniyle zarar uğradığından bahisle tazminat talebi de hukuka aykırı olduğunu, davacının haksız, hukuki mesnetten yoksun ve kötüniyetli davasının öncelikle hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştirİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ... Alanya Şubesi'ne ait, keşidecisi ... olan 20/12/2020 keşide tarihli, ... çek numaralı 16.000,00 TL bedelli çekte ciranta olarak davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacı şirketin yetkilisinin eli ürünü olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 03/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda cirodaki imzanın o tarihte davacı şirket yetkilileri olan ... ve ...'in eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarına dosya kapsamı ile de örtüşmemesi HMK'nun 30. Maddesi ve bilirkişi raporunun denetime açık olması da dikkate alınarak itibar edilmemiştir. Dava konusu edilen kambiyo senedi niteliğindeki çekin arka sayfasındaki ciro niteliğindeki imzanın davacı şirketin yetkili temsilcilerinin eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacının davalının başlattığı İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasına 30/12/2020 tarihinde yapmış olduğu 22.987,16 TL ödemeyi ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadını isteyebileceği kanaatine varılarak bu yönde hüküm tesis edilmiştir. Davacının ayrıca ihtiyati haciz kararı ve bu kapsamdaki icra takip dosyasına yaptığı yaptığı ödeme nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebi bulunmakta ise de İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/508 D.İş esas sayılı dosyasında hükmedilen vekalet ücreti ve ihtiyati haciz gideri gibi kalemlerinde istirdatına karar verilen 22.987,16 TL içinde bulunması nedeniyle talebinin bu yönden reddi gerektiği ve ayrıca davacının da yapılan ödeme nedeniyle zararı olduğuna dair dosya kapsamına sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından," -Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 22.987,16TL'nin 30/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin tazminat talebinin ise reddine" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-davacı tarafın ödeme emrine karşı itiraz yoluna başvurarak takibe konu çekte yer alan imzasının sıhhatine ilişkin olarak İcra Hukuk Mahkemesi'nde daha kısa vadede, üstelik aleyhine başlatılan takibi de durdurarak çözüme ulaşabilme olanağı varken herhangi bir itirazda bulunmayarak ödemeyi yaptığını ve fakat akabinde huzurdaki istirdat talepli davayı açtığını, bu nedenle hiçbir hukuki yararı olmadığını, Davacı tarafa ödeme emrinin 08/01/2021 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davacı ödeme emrine itiraz süresi içerisinde olmasına rağmen ödemeyi gerçekleştirdiğini, cebri icra tehdidi altında borcu ödediği iddiasına itibar edilemeyeceğini, tahsilat makbuzunun açıklama kısmında herhangi bir ihtirazi kayıt belirtmediğini,-Davacı tarafça takibe konu borç miktarının ödenmesi üzerine, çek aslının davacıya iade edildiğini, davacının, ödemeyi yapmakla çeki iade aldığından artık elinde bulundurduğu çek sebebiyle diğer çek borçlularına başvuru hakkı elde ettiğini, ancak davacının, bu çekin halihazırda elinde bulunması sebebiyle başvuru hakkı elde etmesine rağmen işbu dava ile aynı çeke ilişkin olarak haksız şekilde ve sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek şekilde çek bedeline ilişkin ödediği bedelin istirdadını talep ettiğini, davacının hem çeke ilişkin ödediği bedeli iade alacak hem de aynı çeki elinde bulundurmaya devam edecek olduğunu, bu halde sebepsiz zenginleşecek olan tarafın davacı taraf olacağı açık olup aynı zamanda çeki elinde bulundurması sebebiyle de ödediği bedelin istirdadını talep etmekte haksız olduğunu, -ödeme yapılmadan önce müvekkili şirketin bahse konu çekin iyi niyetli meşru hamili olduğunu, ciro silsilesinin düzgün olabilmesi için şekli olarak imzaların varlığının yeterli olacağını, çekteki ciro silsilesi düzgün olup, müvekkilinin iyiniyetli meşru hamil konumunda olduğunu, -çek üzerindeki imzalardan birinin sahte olması halinde dahi bu durumun ciro silsilesinde kopukluk yaratmayacağını ve çeki iyiniyetle devralan meşru hamilin iyiniyetinin korunacağını, delil olarak sundukları ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da açıkça ifade edildiği üzere, çek cirantası olan davacının imzasının şirket yetkililerinin eli ürünü olup olmadığının çek istirdatı yönünden önemli olmadığını, davacının, müvekkilinin kötüniyetli veya çekin iktisabında ağır kusurlu olduğunu da ispat edemediğini,-Dava konusu edilen 20.12.2020 tarihli, 16.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çekin, müvekkili şirket ile ... ... Turizm Yapı Organizasyon San. Ve Tic. Anonim Şirketi arasında yapılan 21.05.2020 tarihli ... işlemine istinaden müvekkili şirkete devredildiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 686. Maddesine göre; müvekkillinin takip konusu çeki, geçerli bir hukuki ilişkiye istinaden, çekin cirantalarından olan müşterisinden, ciro yolu ile ve fatura karşılığında devraldığını, davacının cirosundan sonra ciro silsilesine bir ciranta daha dâhil olduğunu, müvekkilinin çeki, son cirantadan aldığını, TTK'nın 790. Maddesi uyarınca, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı taktirde yetkili hamil sayılacağını, Müvekkili şirketin, kanuni yükümlülüklerine uygun hareket ettiğini ve üzerine düşen özen sorumluluğunu yerine getirdiğini -Türk Ticaret Kanunu’nun 792. Maddesine göre; dava konusu çek, geçerli bir hukuki ilişkiye istinaden devralmış olup müvekkilinin çekin iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediğini, Davacı her ne kadar çekin kendisi adına sahte imza ile ciro edildiğini iddia etse de imzasının sahteliğinin denetime elverişsiz Bilirkişi Raporu ile ispatlandığının söylenemeyeceğini, davacı tarafın çekteki cironun sahteliği iddiasını müvekkiline karşı ileri sürebilme imkanı olmadığını, davacı tarafın müvekkiline karşı olan borcuna ilişkin ödediği bedelin istirdatını talep etme imkanı bulunmadığını, çekin iktisabında kötüniyetli olduğunu ispat külfeti davacıya ait olduğunu,-davacının cirosunun sahte olduğunu bilmeyen iyi niyetli müvekkiline karşı sahte ciro iddiasının ileri sürülemeyeceği açık olsa da Yerel Mahkeme tarafından imzanın sahteliği hakkında hiçbir şekilde araştırma yapılmadığını, davacının, takip konusu çeki kasten farklı bir imza kullanarak ciro etmiş veya üçüncü kişilere ciro ettirmiş olması ihtimaline yönelik olarak araştırma yapılması gerektiğini,-alacaklı son hamil olan müvekkili şirketin, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olup, davacının imzası huzurda atılmadığı için imzanın davacıya ait olup olmadığını bilemeyeceğinden; somut olayda, Yasadan doğan yükümlülüklerini harfiyen yerine getirmiş olan müvekkili şirketin çeki takibe koymada kötüniyetinden,kusurundan yahut ağır ihmalinden bahsedilemeyeceğinden, davanın kabulü halinde dahi müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından dosyaya ihtirazi kayıt sunularak ödeme yapılmış olduğunu, icra dosyasına 30.12.2020 tarihinde UYAP üzerinden sunulan dilekçede dosya borcunun haciz tehdidi ve baskısı altında ödenmek zorunda kalındığı, bu nedenle ödemenin ihtirazi kayıtla yapıldığının ifade edildiğini kaldı ki müvekkili şirketin böyle bir ihtirazi kayıt sunma mecburiyeti de bulunmadığını, müvekkili şirketin araçlarının trafikten men edilme tehlikesinin olduğu ve banka hesaplarına haciz konulması nedeniyle hesaplarındaki bakiyeleri kullanamama ihtimalinin mevcut olduğu bir ortamda İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak çözüme ulaşabilme olanağının oldukça güç olduğunu, dava konusu takibe karşı itirazın İcra Mahkemesi'nde açılacak dava ile yapılabileceği, sadece davanın açılmasının takip işlemlerini durdurmayacağı, Mahkeme tarafından takibin geçici olarak durdurulması için tedbir kararı verilmesi gerektiği, ödeme yapılmadan İcra Mahkemesi'ne itiraz edilerek tedbir talebinde bulunulsaydı, tedbir kararı verilinceye dek geçecek süreçte müvekkili şirket hesaplarına haciz konulması, müvekkili şirketin banka hesaplarındaki bakiyeyi kullanamaması ve müvekkili şirkete ait araçların trafikten men edilmesi muhtemel olacağını, İcra Hukuk Mahkemesi'nden alınacak tedbir kararının da mevcut hacizlerin fekkini sağlamayacağını, müvekkili şirketin haksız bir şekilde cebri icra tehdidi altında ödeme yaparak, sadece üzerinde kendi imzası olmadığını ve sahte bir şekilde müvekkili şirket adına imzalandığını bildiği bir çeki teslim alma imkanını elde ettiğini, Müvekkili şirketin, üzerinde kendi imzası bulunmayan ve sahte olarak düzenlendiğini bildiği çeke dayanarak diğer cirantalara karşı işlem başlatamayacağını, müvekkili şirketin bu cirantaları tanımamakta ve bu kişi ve kurumlarla herhangi bir ticari ilişkisi bulunmamakta olduğunu, Müvekkili şirketin, sadece haksız olarak ödeme yapmak zorunda kaldığı davalı aleyhine istirdat davası açabileceğini, sadece bu sebeple (imza incelemesi yaptırabilmek için) çek aslını icra dosyasından teslim aldığını ve bunu yapabilmek için yasal olarak cirantaların sorumlu olmadığı çek tazminatını bile icra dosyasına ödemek zorunda kaldığını, sahtelik iddiasının kamu düzenini ilgilendirdiğini, işbu davanın konusu davalının bu çeki iktisabında iyi niyetli olup olmadığı değil, alacağa konu evrakın sahte olup olmadığı olduğunu, iyi niyet iddiasının muhatabının müvekkili şirket olmadığını, sahte bir evraka dayandırılan alacak iddiası söz konusu iken, davalının iyi niyetli olup olmamasının da hukuken hiçbir önemi olmadığını, Müvekkili şirketin sahte bir evraka dayandırılarak başlatılan haksız bir icra takibine ilişkin olarak yaptığı ödemenin istirdadını talep edebileceğini ve davalının iyiniyetli olup olmadığı hususunun bu sonucu değiştirmediğini, takibe konu çek üzerinde Mahkemece verilmiş bir ödeme yasağı bulunduğunu, Davalı tarafın Mahkemece verilmiş ödeme yasağı bulunan bir çek hakkında ihtiyati haciz işlemine başladığını, davalı tarafın da çek hakkında yasal olmayan/şüpheli işlemlerin varlığını bilmesine rağmen (bilmesi gerekmekte) bunun içeriğini incelemek yerine doğrudan ihtiyati hacze başvurduğunu, Dava konusu çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı teknik bir inceleme içeren bilirkişi raporu ile ispatlandığını, davalının iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğu ve bu nedenle aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu iddiaları geçersiz olduğunu, davalı tarafın, Mahkemece verilmiş ödeme yasağı bulunan bir çeki takibe koyması, hatta takibe bile koymadan doğrudan ihtiyati hacze konu etmesi karşısında iyiniyetli olduğunun iddia edilemeyeceğini, ayrıca çek üzerindeki ödeme yasağının haricinde, taraflarınca icra dosyasına çek üzerindeki imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığı yönünde de beyan sunulduğunu, Davalı taraf bu hususları bilmesine rağmen herhangi bir geri adım atmayarak işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini ve sahte imza/kaşe ile ciro edilen bir çeki dayanak göstererek müvekkili şirketi borç altına soktuğunu, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İİK'nın 72/7. maddesi gereğince takip sırasında ödenen paranın istirdatı ve ödeme nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısının ... ... A.Ş., takip borçlularının ise ..., ..., ... İnşaat ve Sıhhi Tesisat Malzemeleri Taahhüt Turizm Ticaret Ltd. Şti., ... Mühendislik ... Elektrik Ltd. Şti. Ve ... ... Turizm Yapı Organizasyon Sanayi Ve Ticaret A. Ş. olduğu, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 29/12/2020 tarihinde başlatılan icra takibinde, toplam alacak tutarının 18.759,52 TL olduğu ve takip dayanağının İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/508 D.İş sayılı ihtiyati haciz olduğu, iş bu dava davacısı şirket tarafından 30/12/2020 tarihinde 22.987,16 TL icra takip dosyasına ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu çekin, ... Alanya Şubesi'ne ait, keşidecisi ... olan 20/12/2020 keşide tarihli, ... çek numaralı 16.000,00 TL bedelli çek olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. ... tarafından hazırlan 03/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu çekteki üçünü ciranta imza ile ...’e ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu çekteki üçünü ciranta imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...’ün eli ürünü olmadığı, inceleme konusu çekteki üçünü ciranta imza ile ...’e ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu çekteki üçünü ciranta imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...’in eli ürünü olmadığı, görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İİK Madde 72/7 bendine göre; Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir, düzenlemesi yer almaktadır.İİK 72/7 bendine göre kısmi ödemede istirdat davasındaki 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlamaz.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davacının cebri icra tehdidi altında ödeme yaparak ödeme tarihinden itibaren süresi içerisinde işbu davayı açmasında hukuki yararınını bulunduğu, icra hukuk mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi nedeniyle genel Mahkemede dava açmayı tercih edene davacının hukuki yararının bulunmadığından söz edilemeyeceği, imzaya itiraz def'inin mutlak bir def'i olup, herkese karşı ileri sürülebileceği gözetildiğinde senet hamilinin iyi niyetli olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, sahtecilik mutlak def'inin davalı hamile karşı ileri sürülebileceği, davanın çekin istirdatına ilişkin dava olmadığı, çek bedelinin istirdatının talep edildiği, bu durumda davalı hamilin ağır kusurlu veya kötüniyetli olmasının aranmadığı, ayrıca çekin davacıya dava tarihinden önce iade edilmiş olması nedeniyle bu konuda Mahkemece yapılacak bir hukuki işlem bulunmadığı, yapılan inceleme ile takibe konu çekteki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, çekteki imzanın davacıya ait olmadığı bu nedenle davacının takip konusu çek nedeniyle iyiniyetli olsa dahi çek hamillerine karşı sorumlu tutulamayacağı, davacının ödediği bedelin iadesi gerektiği mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2023 tarih ve 2021/124 E., 2023/260 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.570,25 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 392,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.177,68 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/924, K. 2025/1541, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-924-e-2025-1541-k-8fd250864fb2